Güzin TÜMER
DOÐUYA BÝRKAÇ GÜNLÜK KAÇIÞ
Ýmrenilecek bir yerde yaþadýðýmý etrafýmdaki insanlarýn tepkisinden hemen anlarým. Bilmeyenler için söyleyelim Ege'nin incisi Foça...
Þehirden kasabaya göçenler.. Yani ben bizler küçük bir yerde yaþamanýn keyfini sürerken ilgi alanlarýmýzla hayatýmýzý büyüterek yaþamaya çalýþýrýz. Sýklýkla Foça'da yaþamanýn bize armaðan olduðunu birbirimize hatýrlatýrýz. Ama nedendir bilmem bahara çýkarken Foça’dan birkaç günlük kaçýþ ihtiyacý içindeydim. Bir arkadaþýmýn önerisi ile Malatya, Tunceli, Elazýð, Kemaliye, Sivas ve çevresini kapsayan bir geziye baþvurdum. Buradan Ayten'e selam olsun.
Batýdaki þehirleri aratmayacak kentleþme, insanlarýn sýcak tavýrlarý, gezdiðim tüm müzelerin geliþmiþliði ve tadý damaðýmda kalan yemekleri ile "iyi ki gitmiþim" dediðim bir gezi oldu.Tüm bunlarýn yaný sýra büyüleyici doðasý ile bu geziden çok güzel anýlarla geri döndüm. Benim size önerim görmek için gecikmeyin...
Yaklaþýk 22 senedir Foça’da yaþýyorum. Bu süre içinde Ege kýyýlarýný keþfetme þansým oldu. Türkiye haritasýnýn doðusu ile çok tanýþýklýðý olan biri deðilim. Beklentimle gördüðüm arasýndaki fark çok þaþýrtýcýydý. Yoðun bir programla pek çok yer gördük. Sevgili okurlarým amacým o coðrafyayý tanýtmak deðil. Sadece izlenimlerimi paylaþmak. Diðer yazýlarýmda olduðu gibi..
Ýlk olarak Malatya’nýn Darende ilçesine gittik. Bu ziyaretin nedeni Tohma Kanyonu ve Somuncu Baba Külliyesi. Yapay Zeka mucizesi bir çalýþma ile sizi bilgilendireceðim.
Yapay Zeka Mucizesi
Malatya'daki ikinci duraðýmýz Fotograf Makinasý Müzesi. Dünyanýn, üçüncü büyük Asya ve Avrupa'nýn en büyük büyük müzesi olduðu belirtiliyor. Müze ve Fotografçýlýk Kütüphanesi büyük bir alkýþý hak eden bir mekan....
Fotograf, sinema makinalarý ve onlarýn aksesuarlarý muhteþem bir düzenlemeyle izleyici ile buluþturuluyor. Fotografla ilgilenenler, fotografçýlýk okuyan öðrenciler için bir cennet. Bu müzede saatler günler geçer. Malatya Büyükþehir Belediyesi'nin katkýlarýyla açýlmýþ.
Malatya'da ziyaret ettiðimiz diðer bir yer Arslantepe Höyüðü. 8000 yýllýk yerleþim geçmiþine sahip bir höyük. Ancak kapalý olduðu için gezme þanþýmýz olmadý.
Ziyaret edemediðimiz Arslantepe Höyüðü'nün Giriþi..
Arslantepe Höyüðü'nün müzesini gezdik. Göbeklitepe mi Arslantepe Höyüðü mü eski diye düþündüm. Cevabý hemen geldi. Göbekli Tepe kompleksinin daha eski ve tarýmdan önce inþa edildiðini öðrendim.
Arslantepe Höyüðü'nün müzesinde en ilgimi çeken þeyler ise mühürler oldu. Çeþitli biçimlerde olan mühürler, mallarý kontrol etmek, depolarý korumak ve kayýt tutmak için kullanýlan araçlarmýþ... Resmi onay iþlevi görüyormuþ millattan yaklaþýk 6000 yýl önce...
O dönemde bile insanýn insana güveni yok... Mühürler, o ilkel yaþamýn içinde bile iliþkilere resmiyet veren bir sistem. Bu da bürokratik bir yapýnýn iþaretleri...
Rotamýz Elazýð'a döndü. Elazýð'ýn kentleþmesi bence Ýzmir'i aratmaz. Sadece Elazýð'da deðil gezi süresince þaþýrdým. Sokaktaki kadýn ve erkek profiline bakýnca muhafazakar bir kentte olduðumu kolaylýkla farkettim.
Evet Elazýð'dan sonra belki de bu geziye gitmemin en önemli nedeni Tunceli ve Ovacýk'ý görme isteðimdi.
Elazýð'dan yarým saat mesafede Pertek'e gittik. Oradan arabalý vapurla baraj gölünü geçerek Tunceli yollarýna düþtük.
Eski Farsça'da Horasan "güneþin doðduðu yer" anlamýna gelen zengin bir kelime...
Munzur Vadisi'nden..
Munzur Gözeleri'nden sonra Munzur Vadisi'ni takip ederek Tunceli'ye yollandýk. Yol kenarlarýnda plaj olarak bile kullanýlan çok sayýda dinlenme tesisi var. Þelale sesini dinleyerek adeta bir terapi seansýndaymýþ gibi hissedebilirsiniz.
Tunceli yolunda Munzur Vadisi'nden...
Çýrçýr Þelalesi... Munzur Vadisi üzerinde buraya benzer çok yer var. Bu bölgede en çok duyulan ses su sesi.. Plaj, kafeterya ve restoran hizmeti veren bu yerlerde uzun saatler vakit geçirmek mümkün. Doðuda batý tarzý bir yaþam biçimi...
Daha Tunceli'ye varmadan sosyal yaþamýn Elazýð'dan farklý olduðu ilk gözlemlerim arasýndaydý. Giyim kuþam rahatladý. Kafeteryalarda kadýn ve erkeklerin bir arada oturup þakalaþýp sohbet etmeleri gözüme iliþti.
Ve Tunceli...
Hep görmek istediðim yer... Neden mi? Yazmaya çalýþayým.
Dersim ya da Tuncel çevresi doðunun en özgün illerinden biri... Dersim isyanlarý, Dersim'in kayýp kýzlarý, Kürt nüfusun çokluðu, diðer doðu illerinin tersine seçmenin tercihinin sol ya da sosyal demokrat partilerden yana olmasý, geçmiþte çok daha fazla olan Ermenilerin bu coðrafyada yaþamýþ olmasý bu coðrafya hep dikkatimi çekmiþtir. Bir de olaðan üstü doðasý nedeniyle görmeyi çok istediðim bir yerdi.
Büyük acýlara tanýklýk etmiþ Tunceli.. Devlet baskýsýyla bastýrýlmýþ Kürt isyanlarý, bu isyanlarda ailesiz kalan kýz çocuklarýnýn kendi kimlikleri unutturularak bir takým ailelere evlatlýk olarak verilmeleri... Ermeni olduklarýný saklayarak Müslümanmýþ gibi yaþamaya devam eden Ermeniler... Bu konuda resmi tarih ne der bilemem... Benim kabul ettiðim gerçek bu coðrafyada büyük acýlarýn yaþanmýþ olduðu..
Bu coðrafyaya ait türkülerde hüzün çok baskýn... Nedeni geçmiþte yaþananlar olabilir mi?
Bilindiði üzere bu coðrafyada Alevi nüfusu çok.
Alevilik kültürel kodlarý aðýr basan bir Ýslam yorumu. Eline, beline, diline sahip olmak gibi ahlaki deðerlere ve 72 milleti bir görerek kapsayýcý bir inanma biçimi olduðu belirtiliyor kaynaklarda...
Alevilikte, inanç ve toplumsal kurallara aykýrý davrananlar Cem törenlerine alýnmýyormuþ. Dýþlanan kiþi, bir aklanma sürecinden sonra tekrar Cem Evi'ne kabul edilebilirmiþ. Müslümanlýðýn diðer mezheplerinde benzer süreçler çok sert cezalarla saðlanmaya çalýþýrken Alevilikte bu süreç eðitimle gerçekleþiyor.
Keban Barajý'nýn yakýnýnda bir tepede konuþlanmýþ olan Ocak Köyü arýnmanýn gerçekleþtirildiði köylerden biriymiþ.
Ýnançsýz bir insan olarak dogmatik kurallarý dayatan inanç biçimleri ile karþýlaþtýrýldýðýnda insana saygýyý merkeze almýþ olan inançlar Alevilik ve Budizm ilgimi çekmiþtir. Benim bilmediðim bu þekilde baþka inançlar da vardýr mutlaka..
Biz iki gece Elazýð'da kaldýk. Oradan Tunceli ve çevresine gittik ve Elazýð'a döndük. Elazýð'daki ikinci günümüzde Harput Kalesi'ni ziyaret ettik. Oradan þehre yüksekten baktýk.
Harput'a da þimdi moda olduðu üzere bir cam teras yapýlmýþ.
Kalenin yapýmýna iliþkin bir efsaneye göre kale yapýlýrken kuraklýk dönemine denk gelmiþ Bunun üzerine çevredeki hayvanlardan elde edilen bol miktarda süt, su yerine harçla karýþtýrýlarak kalenin inþasýnda kullanýlmýþ.Onun için halk arasýndaki adý Süt Kalesiymiþ. Olur mu demeyin!
Ýnsan zekasý bir deha.. Koskoca Mitolojik hikayeleri yaratan zeka, hemen kalenin harcýný sütle karývermiþ.
Harput Ulu Cami, eðri minaresi ile baþka bir efsaneye konu olmuþ.Bugünkü eðriliðinin Pisa Kulesi'nden fazla olduðu söylendi. Eðik minarenin ve bugün onun yanýnda yer alan 120 yaþýndaki dut aðacýnýn bir kadir gecesi secdeye gelip eðri kaldýðýnýn söylüyor efsane... Belki de bu efsaneler bu kültürel deðerlere sahip çýkmamýz açýsýndan önemlidir.
Harput Ulu Cami
Kendi uydurduðumuz hikayelere kendimiz inanarak bir efsanenin yayýlmasýnýn bir parçasý oluyoruz böylece... Ýþte size sözlü tarih...
Harput Ýlçesi'nde çok sayýda kafe ve restoran var. En önemli özelliði þehre göre daha serin olmasý. Þehir sýcaktan bunalýrken burada soluklanabilirsiniz. Kalenin içinde, orada konuþlanmýþ uygarlýklardan kalan (Roma, Bizans, Arap, Osmanlý..) çeþitli zindanlar, hastane,tahýl ambarý darphane ve türbe gibi yapýlar var. Bu Roma ve Bizans uygarlýklarýnýn da ayaðýnýn deðmediði yer yok... Bunu da bana biri çok detaya girmeden anlatsa ne güzel olur.
Sýra Kemaliye'ye eski adýyla Eðin'e geldi. Bu coðrafyanýn incisi Kemaliye... Bu küçüçük sevimli kasaba, kanyonu, taþ yolu, ahþap ve taþ karýþýmý evleri, güzel kafeleri ve Meslek Yüksek Okulu'nun bünyesindeki Doða Tarihi Müzesi ile gerçekten çok akýlda kalýcý. Bu Müze'nin kurucusu Prof.Dr. Ali Demirsoy'a da selam olsun. Buraya tekrar insanýn yolu düþmeli dedirtti bana..
Ýþte bir Kemaliye evinden kasabanýn görüntüsü...
Kemaliye evlerinin alt kýsmý taþ, üst kýsmý ahþap olan özgün bir mimariye sahip. Evlerin iç avlusu var.Kapýlar ve tokmaklarý ilginç. Dikkat edilirse kadýnlarýn ve erkeklerin çaldýklarý tokmaklar farklý. Kemaliye'de en yaygýn bitki dut.. Lökhane ise dutun cevizle ezilmesiyle elde edilen bir cins þekerleme..
Kemaliye'nin Taþ Yolu, Karanlýk Kanyon'un sarp kayalýklarýna insan emeðiyle yapýlmýþ 8.5 kilometrelik 38 tünelli bir yol. 500 metreyi bulan dik uçurumlarýyla benim adrenalim seviyemi çok yükseltti. Çýðlýk çýðlýða, büyüleyici bir manzara eþliðinde yaklaþýk yarým saatlik unutulmaz bir yolculuk yaptýk. Duyduðum heyecanýn benzerini Bolivya'daki Ölüm Yol'unda yaþamýþtým. Orada bisikletin üzerindeydim. Burada dört tekerin üstünde... Yolunu Kemaliye'ye düþürecek olanlar bu deneyimi kaçýrmasýn. Bu tünelin yer aldýðý yol Kemaliye'yi Ýç Anadolu'ya baðlýyormuþ.. Eðer yüreðiniz yeterse.. Bu yolun yapýlmasýnda Erzincan'da da valilik yapmýþ Recep Yazýcýoðlu'nun katkýsý varmýþ. Ona da gökyüzüne bir selam göndereyim.
Karanlýk Kanyon, Kemaliye'nin ayrýcalýklý bir konumda olmasýnýn en önemli nedeni. Dünya'nýn en büyük ve en derin ikinci kanyonu olduðu söyleniyor. Su kütlesini sarmalayan kayalýklarýn 1000 metreyi bulduðunu söyledi rehberimiz...Bu kanyonda yaptýðýmýz tekne turunda kendimi küçücük bir nokta gibi hissettim. Büyüleyici derinlik, insaný hayran býrakýrken ne kadar aciz olduðumu/zu düþündüm. Kanyonda duyduðum hafif ürkütücü sakinlik Ürdün'de Wadi Rum Çöl'üne gittiðimde hissettiðim duyguya çok benziyordu. Burada insan doðaya karþý hep haddimizi bilmemiz gereken bir büyüklük duygusuyla baþbaþa kalýyor. En azýndan ben böyle hissettim.
Karanlýk Kanyo'nu Fýrat Nehri'nin kolu olan Karasu ýrmaðý beslemekte. Ben de "zipline" adý verilen yöntemle ýrmaðýn karþý tarafýna geçtim. Önce ürktüm sonrasýnda çok eðlendim.
Kanyo'nun adý neden Karanlýk Kanyon.. Vadinin tam ortasýndan güneþ batarken, burasý aydýnlýk diðer taraflar karanlýk olduðu olduðu için adý Karanlýk Kanyon.
Þimdi de sýrada beni çok etkileyen Divriði 'deki Ulu Cami... Yanýnda da bir þifahane var.Caminin dýþ yüzeyindeki taþ oymacýlýðý akýllara durgunluk verecek güzellik ve zarafette...
Divriði Ulu Cami...
Yakýn zamanda Elhamra Sarayý'ný görmüþtüm. Orada da hemen hemen bütün iç duvarlara dini bir takým sözcükler hatta þiirler taþa nakþedilmiþ.. Divriði camiideki taþ oymacýlýðý bana Elhamra'dakinden daha güzel geldi.
Ayrýca caminin içinde farklý köþelerdeki akustik de farklý. Bu camide keþfedilecek çok þey var. Camiyi, ziyaretçilere esnaftan bir kiþi anlattý. Hoþ bir anlatýmdý. Kendi hayali çerçevesinde belki olmayaný olmuþ gibi aktardý.. En azýndan bana öyle geldi. Divriði cami bu konuda herkese esin kaynaðý olacak kadar büyüleyici... Ýkinci bir ziyareti hak eder.
Bu gezi sýrasýda adý "Ulu" olan birkaç cami ile karþýlaþtým. Ufak bir araþtýrma sonucunda cevabý buldum. Geçmiþte yerleþim yerlerinin en büyük ve cuma namazlarýnýn kýlýndýðý camiler "ulu cami" olarak adlandýrýlýyormuþ. Ulu cami sayýsýnýn bu denli çok olmasýnýn nedenini anlamýþ oldum.
Divriði'den sonra yolumuz Sivas'a düþtü. Kýsa bir zaman içinde tarihi meydaný gezdik. Madýmak Oteli'ne gittik. Sivas katliamýndan sonra yýllarca otel olarak kullanýlmýþ. Ýnanmasý çok zor.. Þimdilerde etüd merkezi olarak kullanýlýyormuþ. Sokak arasýnda küçük görünen bir otel. Otelin dýþýnda bu konuda hiçbir ibare yok. Ýçeride küçük bir açýklama varmýþ. Hafýzalaradan silinmek istediði besbelli. Ýçimiz ezilerek oradan ayrýldýk.
Madýmak'la ilgili Yücel Tunca ve Günseli Baki'nin önderliðinde hazýrlanan bir belgesel var. Merak ettiðiniz herþeyi bulabilirsiniz, buraya linkini býrakýyorum.
https://webbelgesel.madimak.org/
Sivasý'ýn tarihi meydaný göz alýcý. Tarihi binalarla çevrelenmiþ, ayrýca Selçuklular zamanýndan kalan medreselerin yer aldýðý oldukça büyük bir meydan.
Sivas Kongresinin yapýldýðý Sivas Erkek Lisesi, þimdi Sivas Valiliði'nin yer aldýðý bina ve diðer binalar.. Adeta tarihi binalar tarafýndan bu meydan kuþatýlmýþ. Neyse ki kentsel hafýza korunmuþ.
Çifte Minare, Buruciye ve Þifaiye medreseleri de kent meydanýnda yer almakta.
Çifte minareli medrese Sivas'ýn sembolü olmuþ.Selçuklu mimarisinin güzel örneklerinden biri daha. Medresenin taç kapýsýndaki taþ iþçiliði çok görülmeye deðer.. Ýnsanýn kaðýdýn üzerine çizerken bile zorlanabileceði iç içe geçmiþ desenlerin taþýn üzerine iþlenmiþ olmasý hayranlýk vericiydi. Çok inceltilmiþ bir zevk taþa nakþedilmiþ..
Gök Medrese Selçuklular döneminde yapýlmýþ. Ýki minareli, açýk avlulu bir medrese. Minare firuze çinilerle süslenmiþ. Medreseler, Ýslam dünyasýnýn ilim, irfan yuvalarý bildiðiniz üzere.. Bu medreselerde týp,astronomi, matematik gibi alanlarda eðitim yapýlýyormuþ. Gök Medrese'nin taç olan kapýsýnda çeþitli hayvan figürleri, yýldýz ve hayat aðacý figürleri taþa oyulmuþ.
Hayat aðacý Selçuklulardan kalan birçok yapýnýn üzerine taþ oyularak nakþedilmiþ. Neden diyerek araþtýrdýðýmda yine kolaylýkla cevabýna ulaþtým.
Hayat aðacý bence her aðaç gibi kökleriyle yerin altýný, gövdesiyle yeryüzünü, dallarýyla gökyüzünü birleþtiren bir eksen ve sonsuzluk sembolü olarak kabul ediliyormuþ.
Selçuklu mimarisinde çok yaygýn olmasýnýn temel sebebi, bu evrensel motifin Ýslam öncesi Orta Asya Türk inançlarý (Þamanizm) ile Ýslamiyet'teki (Tuba aðacý) inancýn mükemmel bir sentezini oluþturmasýymýþ. Valla beni ikna etmedi.
Sivas neredeyse son duraðýmýzdý. Keyifli ama oldukça yoðun ve yorucu bir geziydi. Turla bir yere gitmenin çok kolay olmadýðýný anladým. Tur hem kolaylýk hem de gördüðümüz yeri hazmetmeden baþka bir yere gitmek bana birazcýk fazla geldi. Döndükten sonra biraz okuma yaparak anlatýlanlarý pekiþtirmeye çalýþtým. Ýyi ki gitmiþim dediðim bir gezi oldu.
Yol arkadaþým Nükhet. Onunla bu geziye gitmek çok keyifliydi. Ona da buradan bu fotoðrafla selam göndereyim.
19 Temmuz FOÇA
Güzin TÜMER
"Güzin TÜMER" bütün yazýlarý için týklayýn...
Ýmrenilecek bir yerde yaþadýðýmý etrafýmdaki insanlarýn tepkisinden hemen anlarým. Bilmeyenler için söyleyelim Ege'nin incisi Foça...
Þehirden kasabaya göçenler.. Yani ben bizler küçük bir yerde yaþamanýn keyfini sürerken ilgi alanlarýmýzla hayatýmýzý büyüterek yaþamaya çalýþýrýz. Sýklýkla Foça'da yaþamanýn bize armaðan olduðunu birbirimize hatýrlatýrýz. Ama nedendir bilmem bahara çýkarken Foça’dan birkaç günlük kaçýþ ihtiyacý içindeydim. Bir arkadaþýmýn önerisi ile Malatya, Tunceli, Elazýð, Kemaliye, Sivas ve çevresini kapsayan bir geziye baþvurdum. Buradan Ayten'e selam olsun.
Batýdaki þehirleri aratmayacak kentleþme, insanlarýn sýcak tavýrlarý, gezdiðim tüm müzelerin geliþmiþliði ve tadý damaðýmda kalan yemekleri ile "iyi ki gitmiþim" dediðim bir gezi oldu.Tüm bunlarýn yaný sýra büyüleyici doðasý ile bu geziden çok güzel anýlarla geri döndüm. Benim size önerim görmek için gecikmeyin...
Yaklaþýk 22 senedir Foça’da yaþýyorum. Bu süre içinde Ege kýyýlarýný keþfetme þansým oldu. Türkiye haritasýnýn doðusu ile çok tanýþýklýðý olan biri deðilim. Beklentimle gördüðüm arasýndaki fark çok þaþýrtýcýydý. Yoðun bir programla pek çok yer gördük. Sevgili okurlarým amacým o coðrafyayý tanýtmak deðil. Sadece izlenimlerimi paylaþmak. Diðer yazýlarýmda olduðu gibi..
Ýlk olarak Malatya’nýn Darende ilçesine gittik. Bu ziyaretin nedeni Tohma Kanyonu ve Somuncu Baba Külliyesi. Yapay Zeka mucizesi bir çalýþma ile sizi bilgilendireceðim.
Yapay Zeka Mucizesi
Malatya'daki ikinci duraðýmýz Fotograf Makinasý Müzesi. Dünyanýn, üçüncü büyük Asya ve Avrupa'nýn en büyük büyük müzesi olduðu belirtiliyor. Müze ve Fotografçýlýk Kütüphanesi büyük bir alkýþý hak eden bir mekan....
Fotograf, sinema makinalarý ve onlarýn aksesuarlarý muhteþem bir düzenlemeyle izleyici ile buluþturuluyor. Fotografla ilgilenenler, fotografçýlýk okuyan öðrenciler için bir cennet. Bu müzede saatler günler geçer. Malatya Büyükþehir Belediyesi'nin katkýlarýyla açýlmýþ.
Malatya'da ziyaret ettiðimiz diðer bir yer Arslantepe Höyüðü. 8000 yýllýk yerleþim geçmiþine sahip bir höyük. Ancak kapalý olduðu için gezme þanþýmýz olmadý.
Ziyaret edemediðimiz Arslantepe Höyüðü'nün Giriþi..
Arslantepe Höyüðü'nün müzesini gezdik. Göbeklitepe mi Arslantepe Höyüðü mü eski diye düþündüm. Cevabý hemen geldi. Göbekli Tepe kompleksinin daha eski ve tarýmdan önce inþa edildiðini öðrendim.
Arslantepe Höyüðü'nün müzesinde en ilgimi çeken þeyler ise mühürler oldu. Çeþitli biçimlerde olan mühürler, mallarý kontrol etmek, depolarý korumak ve kayýt tutmak için kullanýlan araçlarmýþ... Resmi onay iþlevi görüyormuþ millattan yaklaþýk 6000 yýl önce...
O dönemde bile insanýn insana güveni yok... Mühürler, o ilkel yaþamýn içinde bile iliþkilere resmiyet veren bir sistem. Bu da bürokratik bir yapýnýn iþaretleri...
Rotamýz Elazýð'a döndü. Elazýð'ýn kentleþmesi bence Ýzmir'i aratmaz. Sadece Elazýð'da deðil gezi süresince þaþýrdým. Sokaktaki kadýn ve erkek profiline bakýnca muhafazakar bir kentte olduðumu kolaylýkla farkettim.
Evet Elazýð'dan sonra belki de bu geziye gitmemin en önemli nedeni Tunceli ve Ovacýk'ý görme isteðimdi.
Elazýð'dan yarým saat mesafede Pertek'e gittik. Oradan arabalý vapurla baraj gölünü geçerek Tunceli yollarýna düþtük.
Eski Farsça'da Horasan "güneþin doðduðu yer" anlamýna gelen zengin bir kelime...
Munzur Vadisi'nden..
Munzur Gözeleri'nden sonra Munzur Vadisi'ni takip ederek Tunceli'ye yollandýk. Yol kenarlarýnda plaj olarak bile kullanýlan çok sayýda dinlenme tesisi var. Þelale sesini dinleyerek adeta bir terapi seansýndaymýþ gibi hissedebilirsiniz.
Tunceli yolunda Munzur Vadisi'nden...
Çýrçýr Þelalesi... Munzur Vadisi üzerinde buraya benzer çok yer var. Bu bölgede en çok duyulan ses su sesi.. Plaj, kafeterya ve restoran hizmeti veren bu yerlerde uzun saatler vakit geçirmek mümkün. Doðuda batý tarzý bir yaþam biçimi...
Daha Tunceli'ye varmadan sosyal yaþamýn Elazýð'dan farklý olduðu ilk gözlemlerim arasýndaydý. Giyim kuþam rahatladý. Kafeteryalarda kadýn ve erkeklerin bir arada oturup þakalaþýp sohbet etmeleri gözüme iliþti.
Ve Tunceli...
Hep görmek istediðim yer... Neden mi? Yazmaya çalýþayým.
Dersim ya da Tuncel çevresi doðunun en özgün illerinden biri... Dersim isyanlarý, Dersim'in kayýp kýzlarý, Kürt nüfusun çokluðu, diðer doðu illerinin tersine seçmenin tercihinin sol ya da sosyal demokrat partilerden yana olmasý, geçmiþte çok daha fazla olan Ermenilerin bu coðrafyada yaþamýþ olmasý bu coðrafya hep dikkatimi çekmiþtir. Bir de olaðan üstü doðasý nedeniyle görmeyi çok istediðim bir yerdi.
Büyük acýlara tanýklýk etmiþ Tunceli.. Devlet baskýsýyla bastýrýlmýþ Kürt isyanlarý, bu isyanlarda ailesiz kalan kýz çocuklarýnýn kendi kimlikleri unutturularak bir takým ailelere evlatlýk olarak verilmeleri... Ermeni olduklarýný saklayarak Müslümanmýþ gibi yaþamaya devam eden Ermeniler... Bu konuda resmi tarih ne der bilemem... Benim kabul ettiðim gerçek bu coðrafyada büyük acýlarýn yaþanmýþ olduðu..
Bu coðrafyaya ait türkülerde hüzün çok baskýn... Nedeni geçmiþte yaþananlar olabilir mi?
Bilindiði üzere bu coðrafyada Alevi nüfusu çok.
Alevilik kültürel kodlarý aðýr basan bir Ýslam yorumu. Eline, beline, diline sahip olmak gibi ahlaki deðerlere ve 72 milleti bir görerek kapsayýcý bir inanma biçimi olduðu belirtiliyor kaynaklarda...
Alevilikte, inanç ve toplumsal kurallara aykýrý davrananlar Cem törenlerine alýnmýyormuþ. Dýþlanan kiþi, bir aklanma sürecinden sonra tekrar Cem Evi'ne kabul edilebilirmiþ. Müslümanlýðýn diðer mezheplerinde benzer süreçler çok sert cezalarla saðlanmaya çalýþýrken Alevilikte bu süreç eðitimle gerçekleþiyor.
Keban Barajý'nýn yakýnýnda bir tepede konuþlanmýþ olan Ocak Köyü arýnmanýn gerçekleþtirildiði köylerden biriymiþ.
Ýnançsýz bir insan olarak dogmatik kurallarý dayatan inanç biçimleri ile karþýlaþtýrýldýðýnda insana saygýyý merkeze almýþ olan inançlar Alevilik ve Budizm ilgimi çekmiþtir. Benim bilmediðim bu þekilde baþka inançlar da vardýr mutlaka..
Biz iki gece Elazýð'da kaldýk. Oradan Tunceli ve çevresine gittik ve Elazýð'a döndük. Elazýð'daki ikinci günümüzde Harput Kalesi'ni ziyaret ettik. Oradan þehre yüksekten baktýk.
Harput'a da þimdi moda olduðu üzere bir cam teras yapýlmýþ.
Kalenin yapýmýna iliþkin bir efsaneye göre kale yapýlýrken kuraklýk dönemine denk gelmiþ Bunun üzerine çevredeki hayvanlardan elde edilen bol miktarda süt, su yerine harçla karýþtýrýlarak kalenin inþasýnda kullanýlmýþ.Onun için halk arasýndaki adý Süt Kalesiymiþ. Olur mu demeyin!
Ýnsan zekasý bir deha.. Koskoca Mitolojik hikayeleri yaratan zeka, hemen kalenin harcýný sütle karývermiþ.
Harput Ulu Cami, eðri minaresi ile baþka bir efsaneye konu olmuþ.Bugünkü eðriliðinin Pisa Kulesi'nden fazla olduðu söylendi. Eðik minarenin ve bugün onun yanýnda yer alan 120 yaþýndaki dut aðacýnýn bir kadir gecesi secdeye gelip eðri kaldýðýnýn söylüyor efsane... Belki de bu efsaneler bu kültürel deðerlere sahip çýkmamýz açýsýndan önemlidir.
Harput Ulu Cami
Kendi uydurduðumuz hikayelere kendimiz inanarak bir efsanenin yayýlmasýnýn bir parçasý oluyoruz böylece... Ýþte size sözlü tarih...
Harput Ýlçesi'nde çok sayýda kafe ve restoran var. En önemli özelliði þehre göre daha serin olmasý. Þehir sýcaktan bunalýrken burada soluklanabilirsiniz. Kalenin içinde, orada konuþlanmýþ uygarlýklardan kalan (Roma, Bizans, Arap, Osmanlý..) çeþitli zindanlar, hastane,tahýl ambarý darphane ve türbe gibi yapýlar var. Bu Roma ve Bizans uygarlýklarýnýn da ayaðýnýn deðmediði yer yok... Bunu da bana biri çok detaya girmeden anlatsa ne güzel olur.
Sýra Kemaliye'ye eski adýyla Eðin'e geldi. Bu coðrafyanýn incisi Kemaliye... Bu küçüçük sevimli kasaba, kanyonu, taþ yolu, ahþap ve taþ karýþýmý evleri, güzel kafeleri ve Meslek Yüksek Okulu'nun bünyesindeki Doða Tarihi Müzesi ile gerçekten çok akýlda kalýcý. Bu Müze'nin kurucusu Prof.Dr. Ali Demirsoy'a da selam olsun. Buraya tekrar insanýn yolu düþmeli dedirtti bana..
Ýþte bir Kemaliye evinden kasabanýn görüntüsü...
Kemaliye evlerinin alt kýsmý taþ, üst kýsmý ahþap olan özgün bir mimariye sahip. Evlerin iç avlusu var.Kapýlar ve tokmaklarý ilginç. Dikkat edilirse kadýnlarýn ve erkeklerin çaldýklarý tokmaklar farklý. Kemaliye'de en yaygýn bitki dut.. Lökhane ise dutun cevizle ezilmesiyle elde edilen bir cins þekerleme..
Kemaliye'nin Taþ Yolu, Karanlýk Kanyon'un sarp kayalýklarýna insan emeðiyle yapýlmýþ 8.5 kilometrelik 38 tünelli bir yol. 500 metreyi bulan dik uçurumlarýyla benim adrenalim seviyemi çok yükseltti. Çýðlýk çýðlýða, büyüleyici bir manzara eþliðinde yaklaþýk yarým saatlik unutulmaz bir yolculuk yaptýk. Duyduðum heyecanýn benzerini Bolivya'daki Ölüm Yol'unda yaþamýþtým. Orada bisikletin üzerindeydim. Burada dört tekerin üstünde... Yolunu Kemaliye'ye düþürecek olanlar bu deneyimi kaçýrmasýn. Bu tünelin yer aldýðý yol Kemaliye'yi Ýç Anadolu'ya baðlýyormuþ.. Eðer yüreðiniz yeterse.. Bu yolun yapýlmasýnda Erzincan'da da valilik yapmýþ Recep Yazýcýoðlu'nun katkýsý varmýþ. Ona da gökyüzüne bir selam göndereyim.
Karanlýk Kanyon, Kemaliye'nin ayrýcalýklý bir konumda olmasýnýn en önemli nedeni. Dünya'nýn en büyük ve en derin ikinci kanyonu olduðu söyleniyor. Su kütlesini sarmalayan kayalýklarýn 1000 metreyi bulduðunu söyledi rehberimiz...Bu kanyonda yaptýðýmýz tekne turunda kendimi küçücük bir nokta gibi hissettim. Büyüleyici derinlik, insaný hayran býrakýrken ne kadar aciz olduðumu/zu düþündüm. Kanyonda duyduðum hafif ürkütücü sakinlik Ürdün'de Wadi Rum Çöl'üne gittiðimde hissettiðim duyguya çok benziyordu. Burada insan doðaya karþý hep haddimizi bilmemiz gereken bir büyüklük duygusuyla baþbaþa kalýyor. En azýndan ben böyle hissettim.
Karanlýk Kanyo'nu Fýrat Nehri'nin kolu olan Karasu ýrmaðý beslemekte. Ben de "zipline" adý verilen yöntemle ýrmaðýn karþý tarafýna geçtim. Önce ürktüm sonrasýnda çok eðlendim.
Kanyo'nun adý neden Karanlýk Kanyon.. Vadinin tam ortasýndan güneþ batarken, burasý aydýnlýk diðer taraflar karanlýk olduðu olduðu için adý Karanlýk Kanyon.
Þimdi de sýrada beni çok etkileyen Divriði 'deki Ulu Cami... Yanýnda da bir þifahane var.Caminin dýþ yüzeyindeki taþ oymacýlýðý akýllara durgunluk verecek güzellik ve zarafette...
Divriði Ulu Cami...
Yakýn zamanda Elhamra Sarayý'ný görmüþtüm. Orada da hemen hemen bütün iç duvarlara dini bir takým sözcükler hatta þiirler taþa nakþedilmiþ.. Divriði camiideki taþ oymacýlýðý bana Elhamra'dakinden daha güzel geldi.
Ayrýca caminin içinde farklý köþelerdeki akustik de farklý. Bu camide keþfedilecek çok þey var. Camiyi, ziyaretçilere esnaftan bir kiþi anlattý. Hoþ bir anlatýmdý. Kendi hayali çerçevesinde belki olmayaný olmuþ gibi aktardý.. En azýndan bana öyle geldi. Divriði cami bu konuda herkese esin kaynaðý olacak kadar büyüleyici... Ýkinci bir ziyareti hak eder.
Bu gezi sýrasýda adý "Ulu" olan birkaç cami ile karþýlaþtým. Ufak bir araþtýrma sonucunda cevabý buldum. Geçmiþte yerleþim yerlerinin en büyük ve cuma namazlarýnýn kýlýndýðý camiler "ulu cami" olarak adlandýrýlýyormuþ. Ulu cami sayýsýnýn bu denli çok olmasýnýn nedenini anlamýþ oldum.
Divriði'den sonra yolumuz Sivas'a düþtü. Kýsa bir zaman içinde tarihi meydaný gezdik. Madýmak Oteli'ne gittik. Sivas katliamýndan sonra yýllarca otel olarak kullanýlmýþ. Ýnanmasý çok zor.. Þimdilerde etüd merkezi olarak kullanýlýyormuþ. Sokak arasýnda küçük görünen bir otel. Otelin dýþýnda bu konuda hiçbir ibare yok. Ýçeride küçük bir açýklama varmýþ. Hafýzalaradan silinmek istediði besbelli. Ýçimiz ezilerek oradan ayrýldýk.
Madýmak'la ilgili Yücel Tunca ve Günseli Baki'nin önderliðinde hazýrlanan bir belgesel var. Merak ettiðiniz herþeyi bulabilirsiniz, buraya linkini býrakýyorum.
https://webbelgesel.madimak.org/
Sivasý'ýn tarihi meydaný göz alýcý. Tarihi binalarla çevrelenmiþ, ayrýca Selçuklular zamanýndan kalan medreselerin yer aldýðý oldukça büyük bir meydan.
Sivas Kongresinin yapýldýðý Sivas Erkek Lisesi, þimdi Sivas Valiliði'nin yer aldýðý bina ve diðer binalar.. Adeta tarihi binalar tarafýndan bu meydan kuþatýlmýþ. Neyse ki kentsel hafýza korunmuþ.
Çifte Minare, Buruciye ve Þifaiye medreseleri de kent meydanýnda yer almakta.
Çifte minareli medrese Sivas'ýn sembolü olmuþ.Selçuklu mimarisinin güzel örneklerinden biri daha. Medresenin taç kapýsýndaki taþ iþçiliði çok görülmeye deðer.. Ýnsanýn kaðýdýn üzerine çizerken bile zorlanabileceði iç içe geçmiþ desenlerin taþýn üzerine iþlenmiþ olmasý hayranlýk vericiydi. Çok inceltilmiþ bir zevk taþa nakþedilmiþ..
Gök Medrese Selçuklular döneminde yapýlmýþ. Ýki minareli, açýk avlulu bir medrese. Minare firuze çinilerle süslenmiþ. Medreseler, Ýslam dünyasýnýn ilim, irfan yuvalarý bildiðiniz üzere.. Bu medreselerde týp,astronomi, matematik gibi alanlarda eðitim yapýlýyormuþ. Gök Medrese'nin taç olan kapýsýnda çeþitli hayvan figürleri, yýldýz ve hayat aðacý figürleri taþa oyulmuþ.
Hayat aðacý Selçuklulardan kalan birçok yapýnýn üzerine taþ oyularak nakþedilmiþ. Neden diyerek araþtýrdýðýmda yine kolaylýkla cevabýna ulaþtým.
Hayat aðacý bence her aðaç gibi kökleriyle yerin altýný, gövdesiyle yeryüzünü, dallarýyla gökyüzünü birleþtiren bir eksen ve sonsuzluk sembolü olarak kabul ediliyormuþ.
Selçuklu mimarisinde çok yaygýn olmasýnýn temel sebebi, bu evrensel motifin Ýslam öncesi Orta Asya Türk inançlarý (Þamanizm) ile Ýslamiyet'teki (Tuba aðacý) inancýn mükemmel bir sentezini oluþturmasýymýþ. Valla beni ikna etmedi.
Sivas neredeyse son duraðýmýzdý. Keyifli ama oldukça yoðun ve yorucu bir geziydi. Turla bir yere gitmenin çok kolay olmadýðýný anladým. Tur hem kolaylýk hem de gördüðümüz yeri hazmetmeden baþka bir yere gitmek bana birazcýk fazla geldi. Döndükten sonra biraz okuma yaparak anlatýlanlarý pekiþtirmeye çalýþtým. Ýyi ki gitmiþim dediðim bir gezi oldu.
Yol arkadaþým Nükhet. Onunla bu geziye gitmek çok keyifliydi. Ona da buradan bu fotoðrafla selam göndereyim.
19 Temmuz FOÇA
Güzin TÜMER
"Güzin TÜMER" bütün yazýlarý için týklayýn...
