Iþýk Teoman
Osmanlý’dan Ayvalýk’a miras: Tuzlalar
Yolunuz bir gün olur da Ýzmir tarafýndan Ayvalýk’a düþerse, Sarýmsaklý’ya varmadan önce saðýnýza bakmayý unutmayýn! Zeytin aðaçlarýnýn önündeki o geniþ tuz üretilen alanda mercan pembe renkli flamingolarý görürseniz, artýk yalnýzca pembelerini deðil, arkalarýnda býraktýklarý yüzlerce yýllýk Ayvalýk hikâyesini de göreceksiniz.
Ýzmir yönünden Ayvalýk’a gelirken, yolun sað tarafýnda zeytin ormanlarýnýn hemen önünde, yol boyunca uzanan geniþ bir alan karþýlar sizi: Ayvalýk Tuzlasý. Mevsimine göre yüzlerce flamingonun beslendiði, dinlendiði, kanat çýrptýðý bu alan, kente daha giriþte insana adeta bir görsel þölen sunar. Hele deniz suyu henüz tuza dönüþmemiþ, havuzlar maviliðini koruyorsa, suyun mavisiyle flamingolarýn pembesi yan yana gelir ve ortaya Ayvalýk’a yakýþan eþsiz bir manzara çýkar.
Flamingolarýn renkleri de tek bir tondan ibaret deðildir. Yaþlarýna, beslenme düzenlerine ve tüylerinin yapýsýna göre pürüzsüz pembe, somon, þeftali ve alaz kýrmýzýsýna kadar uzanan zengin bir renk paletine sahiptirler. Vücutlarýný kaplayan ana renk, yumuþak mercan pembesi ile sýcak somon tonlarýnýn karýþýmýdýr. Bu renk, beslenmelerindeki karides ve alglerde bulunan karotenoid pigmentlerinden kaynaklanýr. Yeterince iyi beslenen saðlýklý bir flamingonun pembesi, güneþ altýnda neredeyse neon bir parlaklýða bile ulaþabilir.
Üstelik flamingolar pembe doðmaz.
Yeni doðan yavrular, duman grisi ve kirli beyaz tüylerden oluþan küçük birer yumak gibidir. Zaman içinde beslenmeleriyle birlikte tüyleri önce mat gri-beyaza, ardýndan yetiþkinliðe doðru o bildiðimiz canlý pembe tonlarýna dönüþür. Ýþte insan, yol boyunca bu güzelliklerden gözünü alamaz.
Gelelim flamingolarý barýndýran Tuzla’nýn hikayesine; üretim Osmanlý’ya kadar gidiyor.
Bugün Tuzla Yeri olarak anýlan Ayvalýk Tuzlasý'nýn hikâyesi ise yalnýzca flamingolardan ve doðal güzelliklerden ibaret deðil. Bu hikâyenin kökleri oldukça eskilere, Osmanlý dönemine kadar uzanýyor. Tuzlalar özelleþtirilmeden önce Tekel tarafýndan iþletiliyordu. Ancak daha geriye, arþivlere ve eski kaynaklara doðru uzandýðýmýzda, Ayvalýk Tuzlasý'nýn geçmiþinin 1500'lü yýllarýn baþlarýna kadar gittiðini görüyoruz. Dolayýsýyla bugün Ayvalýk’ta varlýðýný sürdüren bu alaný, bir anlamda Osmanlý dönemi Ayvalýk’ýndan günümüze kalan miraslardan biri olarak deðerlendirmek mümkün.
Türkiye’nin farklý bölgelerinde kaya, kaynak, göl ve deniz tuzlalarý bulunuyor. Günümüz Türkiye sýnýrlarý içerisinde toplam 78 tuzlanýn adý geçerken, deniz tuzu üretimi yapýlan iki önemli alandan birinin Ayvalýk’ta bulunmasý ise kentin geçmiþteki ekonomik ve ticari önemine iliþkin önemli ipuçlarý veriyor.
Tuzla yalnýzca tuzdan ibaret deðil
Her yerde tuzla kurulup üretim yapýlabileceðini düþünmek büyük bir yanýlgý. Verimli bir tuzla iþletmesi için birbirinden farklý ve özel koþullarýn ayný yerde buluþmasý gerekiyor. Eðimi az, geniþ alanlar; tuzlu su geçirgenliði düþük bir alt tabaka; düþük yaðýþ miktarý; yüksek net buharlaþma; sürekli kurutucu rüzgârlar ve pazara yakýnlýk. Ayvalýk Tuzlasý, bütün bu koþullarýn bir araya geldiði ender alanlardan biri. Üstelik yapýlan bilimsel araþtýrmalar da tuzlanýn doðal yapýsýna iliþkin önemli bilgiler ortaya koyuyor. 2009-2010 yýllarýnda tuzla kenarýnda doðal olarak yetiþen Halimione portulacoides adlý bitki üzerinde yapýlan aðýr metal incelemeleri, bölgenin oldukça temiz bir alana sahip olduðunu ortaya koyuyor.
Karakol binasý, depolar ve 20 bin tonluk üretim
1960’lý yýllara ait haritalarda, tuzlanýn deniz kýyýsýnda bulunan bir yapý “Karakol Binasý” olarak iþaretlenmiþ. Bu yapýnýn hem tuzlayý kontrol etmek hem de gümrük iþlemleri açýsýndan kullanýldýðý düþünülüyor. Ayný bölgede tuz depolarýnýn da bulunduðu biliniyor. Uzun süre boþ kalan Ayvalýk Tuzlasý, 1982 yýlýnda havuz sisteminin yenilenmesiyle yeniden üretime baþladý. Yaz aylarýnda gerçekleþtirilen buharlaþtýrmanýn ardýndan, deneme üretimi olarak yaklaþýk 12 bin ton tuz hasadý yapýldý. 1986 yýlýnda Tekel’e baðlý Ayvalýk Tuzla Ýþletme Müdürlüðü olarak üretimini sürdüren tesis, 1990’lý yýllarýn baþýnda yýllýk ortalama 20 bin ton tuz üretir hale geldi.
Ve ardýndan gelen özelleþtirme…
Ayvalýk Tuzlalarý, 2010 yýlýnda yapýlan giriþimle özelleþtirildi.
Ayvalýk’ýn unutulan diðer tuzlalarý
Ayvalýk’ta bugün tuz üretimi yapýlmayan, ancak yerleri ve geçmiþleri bilinen baþka tuzlalar da var.
Sarýmsaklý Eðribucak Burnu’nda bulunan Badavut Tuzlasý (1868-1920), Büyük Maden Adasý’ndaki (Pirgos) Büyük Tuzla, Balýk Adasý Tuzlasý ve Hasýr Adasý Tuzlasý bunlardan bazýlarý. Osmanlý Devleti arþivlerine göre 20. yüzyýlýn baþlarýnda bölgede yýllýk yaklaþýk 20 bin ton tuz üretildiði biliniyor. 1886 tarihli bir belge ise Cunda, yani o günkü adýyla Yunda Adasý’nda yetiþtirilen tuzlarýn saklanmasý için önemli bir ayrýntýyý ortaya koyuyor. Rum tüccar Andriya Hacý Apostol adýna bir tuz deposu inþa edilmiþ ve bu yapý bölgenin tuz stoklarýnýn depolanmasýnda kullanýlmýþ. Bu belgeler bize yalnýzca tuzun nasýl üretildiðini ya da nerede depolandýðýný anlatmýyor. Ayný zamanda Ayvalýk’ýn geçmiþteki ekonomik hayatýna dair önemli ipuçlarý da veriyor.
Tuz, zeytin ve balýk…
Ayvalýk’ýn adalarýnda ve kýyý hattýnda çok sayýda tuzlanýn bulunmasý ve bunlarýn uzun yýllar kullanýlmasý tesadüf olmasa gerek. Bölgenin zeytinciliðinin geliþmiþliði, balýkçýlýðýn yaygýnlýðý ve deniz ürünlerinin salamura edilerek saklanmasý, tuza olan ihtiyacý artýrmýþ olmalý. Üretilen ürünlerin deniz ve kara yoluyla baþka bölgelere ve ülkelere gönderilmesi de tuzun Ayvalýk ekonomisindeki önemini artýrmýþ. Belki de bu nedenle, Ayvalýk’ýn birçok noktasýnda yüzyýllar boyunca tuzla kuruldu, tuz üretildi, depolar yapýldý ve tuz ticareti sürdü. Bugün ise o hareketli geçmiþten geriye, kimi yerde yalnýzca izler kaldý. Bir zamanlar ekonominin önemli unsurlarýndan biri olan tuzlalar, bugün baþka bir hikâyenin kahramanlarý… Tuzun deðil, doðanýn ve hafýzanýn hikâyesini anlatýyorlar. Yolunuz bir gün Ýzmir tarafýndan Ayvalýk’a düþerse, saðýnýza bakmayý unutmayýn. Zeytin aðaçlarýnýn önündeki o geniþ alanda flamingolarý görürseniz, artýk yalnýzca pembelerini deðil, arkalarýnda býraktýklarý yüzlerce yýllýk Ayvalýk hikâyesini de göreceksiniz.
Tuzlanýn diðer sakinleri: Flamingolar
Ayvalýk Tuzlasý’ný yalnýzca geçmiþteki tuz üretimi açýsýndan deðerlendirmek ise büyük eksiklik olur. Burasý ayný zamanda çok önemli bir doðal yaþam alaný. Ayvalýk Adalarý Tabiat Parký’nda kýþ aylarýnda düzenli olarak gerçekleþtirilen Kýþ Ortasý Su Kuþu Sayýmlarý dýþýnda bölgede kapsamlý bir koruma faaliyetinin bulunmamasý ise ayrýca üzerinde düþünülmesi gereken bir konu. Tabiat Parký’nýn yakýnýnda bulunan Ayvalýk Tuzlasý ile kuzeyinde kalan sulak çayýr alanlarý, özellikle kýþ aylarýnda bölgeyi kullanan flamingolar (Phoenicopterus roseus) açýsýndan büyük önem taþýyor. Yani yoldan geçerken gördüðümüz o pembe kalabalýk yalnýzca güzel bir manzara deðil. Onlar, Ayvalýk’ýn doðal yaþam zincirinin önemli halkalarýndan biri.
Badavut Tuzlasý, kesin korunacak hassas alan
Osmanlý arþiv belgelerine göre Sarýmsaklý’nýn batý ucunda, Eðribucak Burnu ile Badavut sahili arasýnda kalan düzlük lagün alanýnda yer alan Badavut Tuzlasý, 1868 ile 1920 yýllarý arasýnda aktif olarak deniz tuzu üretimi amacýyla iþletilmiþ. Badavut’ta üretilen tuz, o dönem yalnýzca sofralýk olarak kullanýlmamýþ; Ayvalýk ve Cunda’nýn temel geçim kaynaðý olan zeytin salamurasý (zeytinyaðý/zeytin iþleme) ve deniz ürünlerinin tuzlanarak ihracata hazýrlanmasý süreçlerinde kritik rol oynamýþ. Ayvalýk kýyý hattý, Osmanlý döneminde Batý Anadolu’nun en önemli deniz tuzlasý merkezlerinden biriymiþ. Badavut Tuzlasý; Hasýr Adasý, Büyük Maden Adasý (Pirgos) ve Cunda’daki tuz depolarý aðýyla entegre biçimde çalýþmaktaymýþ. Üretim durduktan sonra lagünde oluþan yüksek tuzlu su habitatý, tuz karidesi (Artemia salina) ve mikroalglerin çoðalmasýna imkân tanýmýþ. Bu biyokütle, her yýl sonbahar ve kýþ aylarýnda alana gelen flamingolar (Phoenicopterus roseus) için temel besin kaynaðý olmuþ. 2019 yýlýnda alýnan kararla alan, üzerindeki kýyý kumulu ve taþ ocaklarý izleriyle birlikte "Kesin Korunacak Hassas Alan" tescili almýþ.
KAYNAKÇA
Taylan Köken, Ayvalýk Tuzlalarý, Ayda Bir Ayvalýk, Mayýs 2018.
E. Yalçýn – M. E. Ertem, Deniz Tuzlarýnýn Türkiye Tuz Potansiyelindeki Yeri, 1997.
Filiz Yýldýrým, 15-16. Yüzyýllarda Tuna Havzasýnda Tuzlalar ve Tuz Hukuku, 2014.
Prof. Dr. Zeki Arýkan, Midilli-Ýstanbul Arasýndaki Zeytinyaðý Ticareti.
Yýlmaz Özbay – Ramazan Tezcan, Ayvalýk Salt Works, 1989.
Murat Kýlýç, Ayvalýk Tuzlasý Bitkileri ve Topraðýnda Aðýr Metal Düzeylerinin Belirlenmesi, 2012.
Doç. Dr. Lütfý Güçer, 15-17. Asýrlarda Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Tuz Ýnhisarý ve Tuzlalarýn Ýþletme Nizamý, 1963.
Ömer Erdem, Dünden Bugüne Altýnova, 1999.
H. Sercan Saðlam, The Abandoned 19th-20th c. Rural Architectural Heritage of Ayvalýk, 2021.
Iþýk Teoman
isikteoman@gmail.com
Yolunuz bir gün olur da Ýzmir tarafýndan Ayvalýk’a düþerse, Sarýmsaklý’ya varmadan önce saðýnýza bakmayý unutmayýn! Zeytin aðaçlarýnýn önündeki o geniþ tuz üretilen alanda mercan pembe renkli flamingolarý görürseniz, artýk yalnýzca pembelerini deðil, arkalarýnda býraktýklarý yüzlerce yýllýk Ayvalýk hikâyesini de göreceksiniz.
Ýzmir yönünden Ayvalýk’a gelirken, yolun sað tarafýnda zeytin ormanlarýnýn hemen önünde, yol boyunca uzanan geniþ bir alan karþýlar sizi: Ayvalýk Tuzlasý. Mevsimine göre yüzlerce flamingonun beslendiði, dinlendiði, kanat çýrptýðý bu alan, kente daha giriþte insana adeta bir görsel þölen sunar. Hele deniz suyu henüz tuza dönüþmemiþ, havuzlar maviliðini koruyorsa, suyun mavisiyle flamingolarýn pembesi yan yana gelir ve ortaya Ayvalýk’a yakýþan eþsiz bir manzara çýkar.
Flamingolarýn renkleri de tek bir tondan ibaret deðildir. Yaþlarýna, beslenme düzenlerine ve tüylerinin yapýsýna göre pürüzsüz pembe, somon, þeftali ve alaz kýrmýzýsýna kadar uzanan zengin bir renk paletine sahiptirler. Vücutlarýný kaplayan ana renk, yumuþak mercan pembesi ile sýcak somon tonlarýnýn karýþýmýdýr. Bu renk, beslenmelerindeki karides ve alglerde bulunan karotenoid pigmentlerinden kaynaklanýr. Yeterince iyi beslenen saðlýklý bir flamingonun pembesi, güneþ altýnda neredeyse neon bir parlaklýða bile ulaþabilir.
Üstelik flamingolar pembe doðmaz.
Yeni doðan yavrular, duman grisi ve kirli beyaz tüylerden oluþan küçük birer yumak gibidir. Zaman içinde beslenmeleriyle birlikte tüyleri önce mat gri-beyaza, ardýndan yetiþkinliðe doðru o bildiðimiz canlý pembe tonlarýna dönüþür. Ýþte insan, yol boyunca bu güzelliklerden gözünü alamaz.
Gelelim flamingolarý barýndýran Tuzla’nýn hikayesine; üretim Osmanlý’ya kadar gidiyor.
Bugün Tuzla Yeri olarak anýlan Ayvalýk Tuzlasý'nýn hikâyesi ise yalnýzca flamingolardan ve doðal güzelliklerden ibaret deðil. Bu hikâyenin kökleri oldukça eskilere, Osmanlý dönemine kadar uzanýyor. Tuzlalar özelleþtirilmeden önce Tekel tarafýndan iþletiliyordu. Ancak daha geriye, arþivlere ve eski kaynaklara doðru uzandýðýmýzda, Ayvalýk Tuzlasý'nýn geçmiþinin 1500'lü yýllarýn baþlarýna kadar gittiðini görüyoruz. Dolayýsýyla bugün Ayvalýk’ta varlýðýný sürdüren bu alaný, bir anlamda Osmanlý dönemi Ayvalýk’ýndan günümüze kalan miraslardan biri olarak deðerlendirmek mümkün.
Türkiye’nin farklý bölgelerinde kaya, kaynak, göl ve deniz tuzlalarý bulunuyor. Günümüz Türkiye sýnýrlarý içerisinde toplam 78 tuzlanýn adý geçerken, deniz tuzu üretimi yapýlan iki önemli alandan birinin Ayvalýk’ta bulunmasý ise kentin geçmiþteki ekonomik ve ticari önemine iliþkin önemli ipuçlarý veriyor.
Tuzla yalnýzca tuzdan ibaret deðil
Her yerde tuzla kurulup üretim yapýlabileceðini düþünmek büyük bir yanýlgý. Verimli bir tuzla iþletmesi için birbirinden farklý ve özel koþullarýn ayný yerde buluþmasý gerekiyor. Eðimi az, geniþ alanlar; tuzlu su geçirgenliði düþük bir alt tabaka; düþük yaðýþ miktarý; yüksek net buharlaþma; sürekli kurutucu rüzgârlar ve pazara yakýnlýk. Ayvalýk Tuzlasý, bütün bu koþullarýn bir araya geldiði ender alanlardan biri. Üstelik yapýlan bilimsel araþtýrmalar da tuzlanýn doðal yapýsýna iliþkin önemli bilgiler ortaya koyuyor. 2009-2010 yýllarýnda tuzla kenarýnda doðal olarak yetiþen Halimione portulacoides adlý bitki üzerinde yapýlan aðýr metal incelemeleri, bölgenin oldukça temiz bir alana sahip olduðunu ortaya koyuyor.
Karakol binasý, depolar ve 20 bin tonluk üretim
1960’lý yýllara ait haritalarda, tuzlanýn deniz kýyýsýnda bulunan bir yapý “Karakol Binasý” olarak iþaretlenmiþ. Bu yapýnýn hem tuzlayý kontrol etmek hem de gümrük iþlemleri açýsýndan kullanýldýðý düþünülüyor. Ayný bölgede tuz depolarýnýn da bulunduðu biliniyor. Uzun süre boþ kalan Ayvalýk Tuzlasý, 1982 yýlýnda havuz sisteminin yenilenmesiyle yeniden üretime baþladý. Yaz aylarýnda gerçekleþtirilen buharlaþtýrmanýn ardýndan, deneme üretimi olarak yaklaþýk 12 bin ton tuz hasadý yapýldý. 1986 yýlýnda Tekel’e baðlý Ayvalýk Tuzla Ýþletme Müdürlüðü olarak üretimini sürdüren tesis, 1990’lý yýllarýn baþýnda yýllýk ortalama 20 bin ton tuz üretir hale geldi.
Ve ardýndan gelen özelleþtirme…
Ayvalýk Tuzlalarý, 2010 yýlýnda yapýlan giriþimle özelleþtirildi.
Ayvalýk’ýn unutulan diðer tuzlalarý
Ayvalýk’ta bugün tuz üretimi yapýlmayan, ancak yerleri ve geçmiþleri bilinen baþka tuzlalar da var.
Sarýmsaklý Eðribucak Burnu’nda bulunan Badavut Tuzlasý (1868-1920), Büyük Maden Adasý’ndaki (Pirgos) Büyük Tuzla, Balýk Adasý Tuzlasý ve Hasýr Adasý Tuzlasý bunlardan bazýlarý. Osmanlý Devleti arþivlerine göre 20. yüzyýlýn baþlarýnda bölgede yýllýk yaklaþýk 20 bin ton tuz üretildiði biliniyor. 1886 tarihli bir belge ise Cunda, yani o günkü adýyla Yunda Adasý’nda yetiþtirilen tuzlarýn saklanmasý için önemli bir ayrýntýyý ortaya koyuyor. Rum tüccar Andriya Hacý Apostol adýna bir tuz deposu inþa edilmiþ ve bu yapý bölgenin tuz stoklarýnýn depolanmasýnda kullanýlmýþ. Bu belgeler bize yalnýzca tuzun nasýl üretildiðini ya da nerede depolandýðýný anlatmýyor. Ayný zamanda Ayvalýk’ýn geçmiþteki ekonomik hayatýna dair önemli ipuçlarý da veriyor.
Tuz, zeytin ve balýk…
Ayvalýk’ýn adalarýnda ve kýyý hattýnda çok sayýda tuzlanýn bulunmasý ve bunlarýn uzun yýllar kullanýlmasý tesadüf olmasa gerek. Bölgenin zeytinciliðinin geliþmiþliði, balýkçýlýðýn yaygýnlýðý ve deniz ürünlerinin salamura edilerek saklanmasý, tuza olan ihtiyacý artýrmýþ olmalý. Üretilen ürünlerin deniz ve kara yoluyla baþka bölgelere ve ülkelere gönderilmesi de tuzun Ayvalýk ekonomisindeki önemini artýrmýþ. Belki de bu nedenle, Ayvalýk’ýn birçok noktasýnda yüzyýllar boyunca tuzla kuruldu, tuz üretildi, depolar yapýldý ve tuz ticareti sürdü. Bugün ise o hareketli geçmiþten geriye, kimi yerde yalnýzca izler kaldý. Bir zamanlar ekonominin önemli unsurlarýndan biri olan tuzlalar, bugün baþka bir hikâyenin kahramanlarý… Tuzun deðil, doðanýn ve hafýzanýn hikâyesini anlatýyorlar. Yolunuz bir gün Ýzmir tarafýndan Ayvalýk’a düþerse, saðýnýza bakmayý unutmayýn. Zeytin aðaçlarýnýn önündeki o geniþ alanda flamingolarý görürseniz, artýk yalnýzca pembelerini deðil, arkalarýnda býraktýklarý yüzlerce yýllýk Ayvalýk hikâyesini de göreceksiniz.
Tuzlanýn diðer sakinleri: Flamingolar
Ayvalýk Tuzlasý’ný yalnýzca geçmiþteki tuz üretimi açýsýndan deðerlendirmek ise büyük eksiklik olur. Burasý ayný zamanda çok önemli bir doðal yaþam alaný. Ayvalýk Adalarý Tabiat Parký’nda kýþ aylarýnda düzenli olarak gerçekleþtirilen Kýþ Ortasý Su Kuþu Sayýmlarý dýþýnda bölgede kapsamlý bir koruma faaliyetinin bulunmamasý ise ayrýca üzerinde düþünülmesi gereken bir konu. Tabiat Parký’nýn yakýnýnda bulunan Ayvalýk Tuzlasý ile kuzeyinde kalan sulak çayýr alanlarý, özellikle kýþ aylarýnda bölgeyi kullanan flamingolar (Phoenicopterus roseus) açýsýndan büyük önem taþýyor. Yani yoldan geçerken gördüðümüz o pembe kalabalýk yalnýzca güzel bir manzara deðil. Onlar, Ayvalýk’ýn doðal yaþam zincirinin önemli halkalarýndan biri.
Badavut Tuzlasý, kesin korunacak hassas alan
Osmanlý arþiv belgelerine göre Sarýmsaklý’nýn batý ucunda, Eðribucak Burnu ile Badavut sahili arasýnda kalan düzlük lagün alanýnda yer alan Badavut Tuzlasý, 1868 ile 1920 yýllarý arasýnda aktif olarak deniz tuzu üretimi amacýyla iþletilmiþ. Badavut’ta üretilen tuz, o dönem yalnýzca sofralýk olarak kullanýlmamýþ; Ayvalýk ve Cunda’nýn temel geçim kaynaðý olan zeytin salamurasý (zeytinyaðý/zeytin iþleme) ve deniz ürünlerinin tuzlanarak ihracata hazýrlanmasý süreçlerinde kritik rol oynamýþ. Ayvalýk kýyý hattý, Osmanlý döneminde Batý Anadolu’nun en önemli deniz tuzlasý merkezlerinden biriymiþ. Badavut Tuzlasý; Hasýr Adasý, Büyük Maden Adasý (Pirgos) ve Cunda’daki tuz depolarý aðýyla entegre biçimde çalýþmaktaymýþ. Üretim durduktan sonra lagünde oluþan yüksek tuzlu su habitatý, tuz karidesi (Artemia salina) ve mikroalglerin çoðalmasýna imkân tanýmýþ. Bu biyokütle, her yýl sonbahar ve kýþ aylarýnda alana gelen flamingolar (Phoenicopterus roseus) için temel besin kaynaðý olmuþ. 2019 yýlýnda alýnan kararla alan, üzerindeki kýyý kumulu ve taþ ocaklarý izleriyle birlikte "Kesin Korunacak Hassas Alan" tescili almýþ.
KAYNAKÇA
Taylan Köken, Ayvalýk Tuzlalarý, Ayda Bir Ayvalýk, Mayýs 2018.
E. Yalçýn – M. E. Ertem, Deniz Tuzlarýnýn Türkiye Tuz Potansiyelindeki Yeri, 1997.
Filiz Yýldýrým, 15-16. Yüzyýllarda Tuna Havzasýnda Tuzlalar ve Tuz Hukuku, 2014.
Prof. Dr. Zeki Arýkan, Midilli-Ýstanbul Arasýndaki Zeytinyaðý Ticareti.
Yýlmaz Özbay – Ramazan Tezcan, Ayvalýk Salt Works, 1989.
Murat Kýlýç, Ayvalýk Tuzlasý Bitkileri ve Topraðýnda Aðýr Metal Düzeylerinin Belirlenmesi, 2012.
Doç. Dr. Lütfý Güçer, 15-17. Asýrlarda Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Tuz Ýnhisarý ve Tuzlalarýn Ýþletme Nizamý, 1963.
Ömer Erdem, Dünden Bugüne Altýnova, 1999.
H. Sercan Saðlam, The Abandoned 19th-20th c. Rural Architectural Heritage of Ayvalýk, 2021.
Iþýk Teoman
isikteoman@gmail.com
"Iþýk Teoman" bütün yazýlarý için týklayýn...
