Iþýk Teoman
ESKÝ ZAMANA YENÝ AYAR ÇEKÝYOR
Ýzmir Kültürel Miras Rotary Kulübü, Ýzmir Saat Kulesi’nin 125. yýlý kapsamýnda, kulenin bakým ve onarýmýný üç kuþaktýr sürdüren ailenin temsilcisi saat ustasý Feti Pamukoðlu’nu Geleneksel Meslek Ödülü’ne layýk gördü. Usta gazeteci Esat Erçetingöz’ün paylaþýmýný görünce geçmiþ yýllara gittim. Konak Belediyesi’nin süreli yayýnlarý arasýnda yer alan Kent Konak (KNK) dergisinin yayýn koordinatörlüðünü yaptýðým dönemde, Feti Pamukoðlu ile keyifli bir röportaj gerçekleþtirmiþtim. Aradan yýllar geçti. Saatler deðiþti, teknoloji deðiþti, zaman aktý… Ama Feti Usta’nýn yüzlerce yýllýk saatlerle kurduðu bað deðiþmedi. Bugün aldýðý bu anlamlý ödül, yýllar önce yaptýðýmýz o söyleþiyi yeniden hatýrlattý bana. Bu deðerli ödülün ardýndan, o röportajý þimdi paylaþmanýn zamaný…
Bir elin parmaklarý kadar az sayýda kaldýlar koca Türkiye’de. Þehirden þehre koþturuyor, kulelerdeki saatleri kuruyor, bakýmlarýný yapýyor, zamana ayarlýyorlar. Bir gün Atatürk Meydaný’ndaki Ýzmir Saat Kulesi’nde; bir baþka gün Eþrefpaþa’da… Sonra Çanakkale, Balýkesir, Ayvalýk, Bergama…
Yüz yýl önce dedeyle baþlayan meslek, babaya, oradan oðula geçerken teknoloji de kendini yeniliyor. Mekanikten elektroniðe… Kurmalý saatler durduðunda “pat pat” vururduk; yeniden çalýþmaya baþladýðýnda ise “týkýr týkýr” sesini dinler, hatta kulaðýmýzý saate dayardýk daha iyi duyalým diye. Yüzyýllar önce vatandaþta para pul yok, saat kullanan ise neredeyse hiç yok. Pek de gerekmiyor zaten. Meydanlarda kulelerin üzerinde bir þeyler var ama anlayan da yok.
Sonra sektör kendini öylesine yeniliyor ki saatler evlerin duvarlarýna, pantolonlarýn saat ceplerine, köstekli ve zincirli modellerle hayatýmýza giriyor. Ardýndan kol saatleri, masa saatleri ve hatta buzdolabýndan fýrýna, çamaþýr makinesinden daha birçok eþyaya kadar yaþamýn içine yerleþiyor. Kurmalý saatlerden elektronik saatlere geçildiðinde bu iþi yapanlar da oldukça iyi para kazanmaya baþlýyor. Ancak Feti Pamukoðlu, herkes elektroniðe yönelirken eskiye dönmeyi seçenlerden biri oluyor.
Elektronik saatler çarþýda pazarda beþ liraya, on liraya satýlýyor. Tamire gerek yok; at gitsin, tak koluna yenisini… Ama 50 yýllýk, 100 yýllýk, belki de 150 yýllýk saatler söz konusu olduðunda Feti Usta devreye giriyor. Çalýþtýðý mekâna “dükkan” demek gelmiyor içimden. Ayýp olur diye… Müze desem yeridir.
30 KÖSTEKLÝ SAATÝ SATIP GELÝYOR
1993 yýlýnda hayatýnýn önemli kararlarýndan birini veriyor. O yýllarda Ýstanbul’un yolunu tutuyor. Yanýna aldýðý 30 köstekli saati deðerinin altýnda satýyor. Parasýný cebine koyup dükkânýna dönüyor ve yeni nesil ne kadar saat varsa bir gecede kaldýrýyor.
“Benim bunlarla iþim olmaz” diyor.
Söyleþi sýrasýnda týkýr týkýr iþleyen saatlerden guguk kuþu ve gong sesleri yükseliyor. Görme engelliler için yapýlmýþ, 15 dakikada bir ses çýkaran bir saatin yankýsý da kulaklarýmda…
Feti Usta antika saatlerin arasýnda adeta kayboluyor. Saatçi ama zamanla iþi yok. Çünkü bir saat kulesine çýktýðýnda, acil ihtiyaçlarý dýþýnda neredeyse iki-üç gününü orada geçiriyor. Antika bir saatin onarýmý için günlerini veriyor. Türkiye’de el üstünde tutulduðunu söylüyor. Bu mesleðin adýnýn “horoloji” olduðunu anlatýyor. Ýzmir Saat Kulesi’ne altý günde bir uðruyor. 66 basamak çýkýyor ve 114 yýldýr çalýþan saati kuruyor. Bir kentin simgesi durumundaki Ýzmir Saat Kulesi’ne üç ayda bir giriyor; neredeyse iki gün kalýyor. Asýrlýk saati bütünüyle söküyor, gerekli bakýmlarýný yapýyor ve yeniden yerine yerleþtiriyor. Ýnsanlar meydanda güvercinlere yem atarken Feti Usta zamana ayar çekiyor…
SAAT BOZARAK ÖÐRENMÝÞ
“Saatçilik bizde dede mesleði. Üç kuþaktýr devam ediyor. Saatçiliði dedem Ýzmir’de yapmýþ. Ýlk mekânýmýz, vergi kayýtlarýnda Keçeciler-Tilkilik tarafýnda görünüyor. Daha sonra Üçüncü Beyler’e geçmiþ. Dedem mesleði bir ustadan öðrenmiþ. Onu da Allah rahmet eylesin, saygýyla yâd etmekte fayda var. Benim ustam babam. Dedemi göremedim; benim doðduðum sene vefat etmiþ.” Mesleðe ilkokulda, yaz tatillerinde babasýnýn yanýnda baþlayan Feti Pamukoðlu, saat yaparak deðil, bozarak öðrendiðini anlatýyor: “Bu iþin aslý öðrenmeye baþlamak. Artan parçadan çok kýrýlan parçayla uðraþtýk o zaman.” Gülüp geçiyor o yýllara…
GAZETECÝLÝK EÐÝTÝMÝ YARIM KALIYOR
12 Eylül öncesinde gazetecilik eðitimini yarým býraktýðýný anlatan Pamukoðlu, nedenini þöyle açýklýyor: “Üniversiteli saatçi olmanýn pek de anlamý yok diyerek okulu býraktým ve askere gittim. Askerden geldiðim dönemde yavaþ yavaþ elektronik saatin mekanik saatin yerini aldýðý dönemlerdi. Bana göre þu an yanlýþ; ‘Çabuk para nasýl kazanýlýr?’ diye düþünüp mekanik saatten uzaklaþmak… Çünkü mekanik saat uðraþtýrýyor. Elektronik saatte pil tak, kayýþ tak, entegre deðiþtir; iþ bitiyor. Ben de o yolu tercih etmeye çalýþtým.
Çok ciddi bir sýkýntýyla ticaret hayatýnda karþýlaþtým. Evimi, arabamý, birçok þeyi sattýktan sonra elimde kendime göre deðerli ama dükkânýma yakýþtýramadýðým tarzda 30 köstekli saat kaldý. Ýstanbul’da bunlarý ederinin altýnda sattým. Sonra oturup düþündüm. Alýþveriþ merkezleri yeni açýlmýþtý. Benim mesela 100 liraya sattýðýmý, onlar 80 liraya ve bir yýl vadeli kredi kartlarýyla satabiliyordu. Bizim kapasitemiz buna müsait deðildi.
Bunun yaný sýra farkýnda olamadýðým bir altýn bileziðim vardý. Bir gecede elimdeki bütün yeni mallarý kaldýrdým. Eski hurdalarý koydum. Antika demeyeceðim, hurdalarý koydum. Elimde biriktirdiðim, para etmeyecek…” 1993 yýlýnda aldýðý bu önemli kararýn ardýndan sürecin oldukça sýkýntýlý geçtiðini vurgulayan Pamukoðlu, herkes elektroniðe yönelirken kendisinin eskiye dönmesiyle birlikte müþteri potansiyelinin de deðiþtiðini söylüyor.
YELPAZE GENÝÞLEDÝ
Tüm sýkýntýlarý sabýrla aþmaya çalýþtýðýný dile getiren Feti Usta þöyle devam ediyor:
“Bir kere müþteri potansiyelimiz deðiþti. Müþterinin bana öðrettiði, bana kattýðý çok þey oldu. Çünkü ben normal saat tamir etmiþ olsaydým ya da babamýn, dedemin geçmiþte yaptýðý gibi mekanik saat tamirciliði yapsaydým, açýkçasý saat tamircisinden baþka hiçbir þey olmam mümkün deðildi.
Þimdi yine saat tamircisiyim, bunu gururla da söylüyorum ama iþimin yelpazesi geniþledi. Saat kulelerinin yaný sýra bazý müzelerin, vakýflarýn, belediyelerin iþlerini de yapýyoruz. Bunlarý yaparken restorasyon iþlerinde aslýna sadýk kalmak gerekiyor.”
TERAPÝ MEKÂNI
Çalýþtýðý mekâný bir terapi merkezi olarak gördüðünü belirten Feti Usta, yaptýðý iþleri belgelemeye de büyük önem verdiðini söylüyor: “Ben iþimde biraz kýlým. Hepsini belgeliyorum. Tabii aklým baþýma geldikten sonra belgeleme iþine baþladým. Bana göre üzücü olan, kendi yaptýðým bazý iþleri belgeleyememiþ olmam. Bilinç çoðaldýkça iþle ilgili insanlara yaptýðýn iþi ‘Ben bu’ deyip anlatmak yerine göstermek, ‘Bak, eski hali böyleydi, yeni hali böyle’ demek daha saðlýklý, daha inandýrýcý oluyor. Mesela restorasyon iþinde babamýn, dedemin yaptýðý gibi bir saatçilik söz konusu deðil. Kasayý alýp kurtlanmýþsa kurtlanmasýný önlemek, cilasýný yapmadan önce ahþaptaki kýrýk dökükleri restore etmek, daha sonra gomalak cilasýný kendi fabrikasyon rengine uyduðu þekilde yapmak gerekiyor.”
“GÖZ HIRSIZLIÐI” YAPMIÞ
Bu aþamaya gelirken “göz hýrsýzlýðý” yaptýðýný itiraf etmekten de çekinmeyen Feti Usta, saat kulelerinin bakýmýný anlatýrken þöyle diyor: “Elini aç, çevir, bir daire çiz… 25 metre yukarýda, 30 metre yukarýda bir saat kulesinin içinden bahsediyorum. Üç gün orada, tuvalet ve yemek ihtiyacýnýn haricinde hiçbir þey yapmadan çalýþýyorsun. Bunlarý yapmak tabii herkesin mizacý deðil. Türkiye’de biz çok az kaldýk. Ne bileyim, bir elin parmaklarý kadar…
Artý bazý söyleyeceðim þeyler de var. Bu iþte büyük bir kazanç dilimini üç-beþ kiþi paylaþmýyor. Hepsi de manevi olarak benim gibi gönül vermiþ, iþini bir terapi gibi görmüþ insanlar. Þunu samimiyetle söyleyebilirim: Bizim iþimizin aslý horolojidir. Bir ilim dalý. Avrupa’da tamir eden ciddi anlamda paralar kazanýr. Ýzmir Saat Kulesi’ni yapmak benim için bir prestij. Açýkçasý saat kulesi gibi þehre simge olmuþ yerleri yapmak bir prestij. Ama insanýn sadece saat kulesinde kalmamasý lazým.”
ÜÇ-BEÞ KÝÞÝ YAPIYOR
Türkiye genelinde bu iþi yapan üç-beþ usta kaldýðýna dikkat çeken Feti Pamukoðlu, kendi dükkânýný ise mütevazý bir müzeye benzetiyor: “Buraya baktýðýnýzda mütevazý bir müze gibidir. Diðer ustalarýmýzýn mekânlarýna gittiðinizde sadece bir atölye havasýný, saat tamirhanesi havasýný hissedersiniz. Saat kulesinin prestiji olmasýna raðmen bence onu taþýyacak bir dükkâna da sahip olmamýz lazým. Türkiye’de böyle bir dükkân yok. Mesela kimsenin vitrininde saat kulesi makinesi yok. Benim elimde burada 1650’lerden kalma saatler var. Baktýðýmýzda adamlar o yoklukta, o ilkel koþullarda… Horoloji bir ilim dalý; matematik, fizik ve mekanik üçü bir arada. Adamlar bunu keþfetmiþ, yapmýþ.”
ARKADAN GELEN YOK
Feti Pamukoðlu biraz üzgün, biraz kýrgýn, biraz da dalgýn anlatýyor:
“Benim de mesleðimi arkamdan devam ettirecek kimsem yok. Vitrinimin sað tarafýnda, benim gibi mesleði devam ettirecek kimsesi kalmamýþ ustalarýmýzýn bana býraktýðý, manevi deðeri yüksek, paradan çok daha önemli þeyler var. Onlarý orada hayata geçirmeye, yaþatmaya çalýþýyorum. Mesleðin bilgisi bende kalmasýn diye zaman zaman sanat okullarýna, meslek liselerine gidip anlatýyorum. Diyorum ki; burada önce ilgisi olmasý lazým, bilgi arkadan gelir. Ýlgisi olsun, tamircilikle baþlasýn. Ötesi zaten sevdikçe gelir.”
Sohbetimizin sonunda soruyorum:
“Peki, hangi saatler, kaç yýl sonra antika olur?”
Feti Usta’nýn cevabý net: “Mekanikte her zaman olur. Size göre çok pahalý olabilir ama içindeki içeriði gördüðünüz zaman aðzýnýz açýk kalýr. Þubat dört yýlda bir 29 çekiyor. Mekaniðe öyle bir hafýza yapmýþlar ki çark dört yýl sonra bir kere çalýþýyor ve takvimi 29’a attýrýyor. Bir fabrikayý düþünün; kol saatinin içine sýðdýrmýþlar.” Ýþte belki de tam burada, Feti Usta’nýn bütün hikâyesi saklý. Zamana yetiþmek yerine zamaný yaþatmayý seçen bir usta… Ve yüzlerce yýllýk saatlerin arasýnda, geçmiþten bugüne uzanan o incecik “týkýr týkýr” ses…
Ýzmir Saat Kulesi’nin 125 yýllýk emektarýna "Geleneksel Meslek Ödülü" verildi
Ýzmir Kültürel Miras Rotary Kulübü, Ýzmir Saat Kulesi’nin 125. yýlý kapsamýnda Kulenin bakým ve onarýmýný üç kuþaktýr sürdüren ailenin temsilcisi saat ustasý Feti Pamukoðlu’na "Geleneksel Meslek Ödülü"nü Kemeraltý'ndaki dükkanýnda düzenlenen törenle takdim etti. Ayvalýk’ta bulunmam nedeniyle bu ödül törenine katýlmak isterdim. Belki bir gün hocamýzý Ayvalýk Saatli Camisi’nin tamiri için geldiðinde konuk ederim kendisini.
Geleneksel Meslek Ödülleri’nin ilki
Feti Pamukoðlu’na takdim edilen ödül, Ýzmir Kültürel Miras Rotary Kulübünün süreklilik kazandýrmayý planladýðý Geleneksel Meslek Ödülleri projesinin de ilk adýmýný oluþturuyor. Proje kapsamýnda Ýzmir’in kültürel ve toplumsal yaþamýna uzun yýllar emek veren; mesleðini özenle sürdüren, bilgisini yeni kuþaklara aktaran usta, zanaatkâr ve meslek insanlarýnýn tanýtýlmasý ve onurlandýrýlmasý hedefleniyor. Ödülün her yýl, kentin kültürel deðerlerinden birini emeðiyle yaþatan farklý bir isme verilmesi planlanýyor.
Fotoðraflar: Reha ALAN
Iþýk Teoman
isikteoman@gmail.com
Ýzmir Kültürel Miras Rotary Kulübü, Ýzmir Saat Kulesi’nin 125. yýlý kapsamýnda, kulenin bakým ve onarýmýný üç kuþaktýr sürdüren ailenin temsilcisi saat ustasý Feti Pamukoðlu’nu Geleneksel Meslek Ödülü’ne layýk gördü. Usta gazeteci Esat Erçetingöz’ün paylaþýmýný görünce geçmiþ yýllara gittim. Konak Belediyesi’nin süreli yayýnlarý arasýnda yer alan Kent Konak (KNK) dergisinin yayýn koordinatörlüðünü yaptýðým dönemde, Feti Pamukoðlu ile keyifli bir röportaj gerçekleþtirmiþtim. Aradan yýllar geçti. Saatler deðiþti, teknoloji deðiþti, zaman aktý… Ama Feti Usta’nýn yüzlerce yýllýk saatlerle kurduðu bað deðiþmedi. Bugün aldýðý bu anlamlý ödül, yýllar önce yaptýðýmýz o söyleþiyi yeniden hatýrlattý bana. Bu deðerli ödülün ardýndan, o röportajý þimdi paylaþmanýn zamaný…
Bir elin parmaklarý kadar az sayýda kaldýlar koca Türkiye’de. Þehirden þehre koþturuyor, kulelerdeki saatleri kuruyor, bakýmlarýný yapýyor, zamana ayarlýyorlar. Bir gün Atatürk Meydaný’ndaki Ýzmir Saat Kulesi’nde; bir baþka gün Eþrefpaþa’da… Sonra Çanakkale, Balýkesir, Ayvalýk, Bergama…
Yüz yýl önce dedeyle baþlayan meslek, babaya, oradan oðula geçerken teknoloji de kendini yeniliyor. Mekanikten elektroniðe… Kurmalý saatler durduðunda “pat pat” vururduk; yeniden çalýþmaya baþladýðýnda ise “týkýr týkýr” sesini dinler, hatta kulaðýmýzý saate dayardýk daha iyi duyalým diye. Yüzyýllar önce vatandaþta para pul yok, saat kullanan ise neredeyse hiç yok. Pek de gerekmiyor zaten. Meydanlarda kulelerin üzerinde bir þeyler var ama anlayan da yok.
Sonra sektör kendini öylesine yeniliyor ki saatler evlerin duvarlarýna, pantolonlarýn saat ceplerine, köstekli ve zincirli modellerle hayatýmýza giriyor. Ardýndan kol saatleri, masa saatleri ve hatta buzdolabýndan fýrýna, çamaþýr makinesinden daha birçok eþyaya kadar yaþamýn içine yerleþiyor. Kurmalý saatlerden elektronik saatlere geçildiðinde bu iþi yapanlar da oldukça iyi para kazanmaya baþlýyor. Ancak Feti Pamukoðlu, herkes elektroniðe yönelirken eskiye dönmeyi seçenlerden biri oluyor.
Elektronik saatler çarþýda pazarda beþ liraya, on liraya satýlýyor. Tamire gerek yok; at gitsin, tak koluna yenisini… Ama 50 yýllýk, 100 yýllýk, belki de 150 yýllýk saatler söz konusu olduðunda Feti Usta devreye giriyor. Çalýþtýðý mekâna “dükkan” demek gelmiyor içimden. Ayýp olur diye… Müze desem yeridir.
30 KÖSTEKLÝ SAATÝ SATIP GELÝYOR
1993 yýlýnda hayatýnýn önemli kararlarýndan birini veriyor. O yýllarda Ýstanbul’un yolunu tutuyor. Yanýna aldýðý 30 köstekli saati deðerinin altýnda satýyor. Parasýný cebine koyup dükkânýna dönüyor ve yeni nesil ne kadar saat varsa bir gecede kaldýrýyor.
“Benim bunlarla iþim olmaz” diyor.
Söyleþi sýrasýnda týkýr týkýr iþleyen saatlerden guguk kuþu ve gong sesleri yükseliyor. Görme engelliler için yapýlmýþ, 15 dakikada bir ses çýkaran bir saatin yankýsý da kulaklarýmda…
Feti Usta antika saatlerin arasýnda adeta kayboluyor. Saatçi ama zamanla iþi yok. Çünkü bir saat kulesine çýktýðýnda, acil ihtiyaçlarý dýþýnda neredeyse iki-üç gününü orada geçiriyor. Antika bir saatin onarýmý için günlerini veriyor. Türkiye’de el üstünde tutulduðunu söylüyor. Bu mesleðin adýnýn “horoloji” olduðunu anlatýyor. Ýzmir Saat Kulesi’ne altý günde bir uðruyor. 66 basamak çýkýyor ve 114 yýldýr çalýþan saati kuruyor. Bir kentin simgesi durumundaki Ýzmir Saat Kulesi’ne üç ayda bir giriyor; neredeyse iki gün kalýyor. Asýrlýk saati bütünüyle söküyor, gerekli bakýmlarýný yapýyor ve yeniden yerine yerleþtiriyor. Ýnsanlar meydanda güvercinlere yem atarken Feti Usta zamana ayar çekiyor…
SAAT BOZARAK ÖÐRENMÝÞ
“Saatçilik bizde dede mesleði. Üç kuþaktýr devam ediyor. Saatçiliði dedem Ýzmir’de yapmýþ. Ýlk mekânýmýz, vergi kayýtlarýnda Keçeciler-Tilkilik tarafýnda görünüyor. Daha sonra Üçüncü Beyler’e geçmiþ. Dedem mesleði bir ustadan öðrenmiþ. Onu da Allah rahmet eylesin, saygýyla yâd etmekte fayda var. Benim ustam babam. Dedemi göremedim; benim doðduðum sene vefat etmiþ.” Mesleðe ilkokulda, yaz tatillerinde babasýnýn yanýnda baþlayan Feti Pamukoðlu, saat yaparak deðil, bozarak öðrendiðini anlatýyor: “Bu iþin aslý öðrenmeye baþlamak. Artan parçadan çok kýrýlan parçayla uðraþtýk o zaman.” Gülüp geçiyor o yýllara…
GAZETECÝLÝK EÐÝTÝMÝ YARIM KALIYOR
12 Eylül öncesinde gazetecilik eðitimini yarým býraktýðýný anlatan Pamukoðlu, nedenini þöyle açýklýyor: “Üniversiteli saatçi olmanýn pek de anlamý yok diyerek okulu býraktým ve askere gittim. Askerden geldiðim dönemde yavaþ yavaþ elektronik saatin mekanik saatin yerini aldýðý dönemlerdi. Bana göre þu an yanlýþ; ‘Çabuk para nasýl kazanýlýr?’ diye düþünüp mekanik saatten uzaklaþmak… Çünkü mekanik saat uðraþtýrýyor. Elektronik saatte pil tak, kayýþ tak, entegre deðiþtir; iþ bitiyor. Ben de o yolu tercih etmeye çalýþtým.
Çok ciddi bir sýkýntýyla ticaret hayatýnda karþýlaþtým. Evimi, arabamý, birçok þeyi sattýktan sonra elimde kendime göre deðerli ama dükkânýma yakýþtýramadýðým tarzda 30 köstekli saat kaldý. Ýstanbul’da bunlarý ederinin altýnda sattým. Sonra oturup düþündüm. Alýþveriþ merkezleri yeni açýlmýþtý. Benim mesela 100 liraya sattýðýmý, onlar 80 liraya ve bir yýl vadeli kredi kartlarýyla satabiliyordu. Bizim kapasitemiz buna müsait deðildi.
Bunun yaný sýra farkýnda olamadýðým bir altýn bileziðim vardý. Bir gecede elimdeki bütün yeni mallarý kaldýrdým. Eski hurdalarý koydum. Antika demeyeceðim, hurdalarý koydum. Elimde biriktirdiðim, para etmeyecek…” 1993 yýlýnda aldýðý bu önemli kararýn ardýndan sürecin oldukça sýkýntýlý geçtiðini vurgulayan Pamukoðlu, herkes elektroniðe yönelirken kendisinin eskiye dönmesiyle birlikte müþteri potansiyelinin de deðiþtiðini söylüyor.
YELPAZE GENÝÞLEDÝ
Tüm sýkýntýlarý sabýrla aþmaya çalýþtýðýný dile getiren Feti Usta þöyle devam ediyor:
“Bir kere müþteri potansiyelimiz deðiþti. Müþterinin bana öðrettiði, bana kattýðý çok þey oldu. Çünkü ben normal saat tamir etmiþ olsaydým ya da babamýn, dedemin geçmiþte yaptýðý gibi mekanik saat tamirciliði yapsaydým, açýkçasý saat tamircisinden baþka hiçbir þey olmam mümkün deðildi.
Þimdi yine saat tamircisiyim, bunu gururla da söylüyorum ama iþimin yelpazesi geniþledi. Saat kulelerinin yaný sýra bazý müzelerin, vakýflarýn, belediyelerin iþlerini de yapýyoruz. Bunlarý yaparken restorasyon iþlerinde aslýna sadýk kalmak gerekiyor.”
TERAPÝ MEKÂNI
Çalýþtýðý mekâný bir terapi merkezi olarak gördüðünü belirten Feti Usta, yaptýðý iþleri belgelemeye de büyük önem verdiðini söylüyor: “Ben iþimde biraz kýlým. Hepsini belgeliyorum. Tabii aklým baþýma geldikten sonra belgeleme iþine baþladým. Bana göre üzücü olan, kendi yaptýðým bazý iþleri belgeleyememiþ olmam. Bilinç çoðaldýkça iþle ilgili insanlara yaptýðýn iþi ‘Ben bu’ deyip anlatmak yerine göstermek, ‘Bak, eski hali böyleydi, yeni hali böyle’ demek daha saðlýklý, daha inandýrýcý oluyor. Mesela restorasyon iþinde babamýn, dedemin yaptýðý gibi bir saatçilik söz konusu deðil. Kasayý alýp kurtlanmýþsa kurtlanmasýný önlemek, cilasýný yapmadan önce ahþaptaki kýrýk dökükleri restore etmek, daha sonra gomalak cilasýný kendi fabrikasyon rengine uyduðu þekilde yapmak gerekiyor.”
“GÖZ HIRSIZLIÐI” YAPMIÞ
Bu aþamaya gelirken “göz hýrsýzlýðý” yaptýðýný itiraf etmekten de çekinmeyen Feti Usta, saat kulelerinin bakýmýný anlatýrken þöyle diyor: “Elini aç, çevir, bir daire çiz… 25 metre yukarýda, 30 metre yukarýda bir saat kulesinin içinden bahsediyorum. Üç gün orada, tuvalet ve yemek ihtiyacýnýn haricinde hiçbir þey yapmadan çalýþýyorsun. Bunlarý yapmak tabii herkesin mizacý deðil. Türkiye’de biz çok az kaldýk. Ne bileyim, bir elin parmaklarý kadar…
Artý bazý söyleyeceðim þeyler de var. Bu iþte büyük bir kazanç dilimini üç-beþ kiþi paylaþmýyor. Hepsi de manevi olarak benim gibi gönül vermiþ, iþini bir terapi gibi görmüþ insanlar. Þunu samimiyetle söyleyebilirim: Bizim iþimizin aslý horolojidir. Bir ilim dalý. Avrupa’da tamir eden ciddi anlamda paralar kazanýr. Ýzmir Saat Kulesi’ni yapmak benim için bir prestij. Açýkçasý saat kulesi gibi þehre simge olmuþ yerleri yapmak bir prestij. Ama insanýn sadece saat kulesinde kalmamasý lazým.”
ÜÇ-BEÞ KÝÞÝ YAPIYOR
Türkiye genelinde bu iþi yapan üç-beþ usta kaldýðýna dikkat çeken Feti Pamukoðlu, kendi dükkânýný ise mütevazý bir müzeye benzetiyor: “Buraya baktýðýnýzda mütevazý bir müze gibidir. Diðer ustalarýmýzýn mekânlarýna gittiðinizde sadece bir atölye havasýný, saat tamirhanesi havasýný hissedersiniz. Saat kulesinin prestiji olmasýna raðmen bence onu taþýyacak bir dükkâna da sahip olmamýz lazým. Türkiye’de böyle bir dükkân yok. Mesela kimsenin vitrininde saat kulesi makinesi yok. Benim elimde burada 1650’lerden kalma saatler var. Baktýðýmýzda adamlar o yoklukta, o ilkel koþullarda… Horoloji bir ilim dalý; matematik, fizik ve mekanik üçü bir arada. Adamlar bunu keþfetmiþ, yapmýþ.”
ARKADAN GELEN YOK
Feti Pamukoðlu biraz üzgün, biraz kýrgýn, biraz da dalgýn anlatýyor:
“Benim de mesleðimi arkamdan devam ettirecek kimsem yok. Vitrinimin sað tarafýnda, benim gibi mesleði devam ettirecek kimsesi kalmamýþ ustalarýmýzýn bana býraktýðý, manevi deðeri yüksek, paradan çok daha önemli þeyler var. Onlarý orada hayata geçirmeye, yaþatmaya çalýþýyorum. Mesleðin bilgisi bende kalmasýn diye zaman zaman sanat okullarýna, meslek liselerine gidip anlatýyorum. Diyorum ki; burada önce ilgisi olmasý lazým, bilgi arkadan gelir. Ýlgisi olsun, tamircilikle baþlasýn. Ötesi zaten sevdikçe gelir.”
Sohbetimizin sonunda soruyorum:
“Peki, hangi saatler, kaç yýl sonra antika olur?”
Feti Usta’nýn cevabý net: “Mekanikte her zaman olur. Size göre çok pahalý olabilir ama içindeki içeriði gördüðünüz zaman aðzýnýz açýk kalýr. Þubat dört yýlda bir 29 çekiyor. Mekaniðe öyle bir hafýza yapmýþlar ki çark dört yýl sonra bir kere çalýþýyor ve takvimi 29’a attýrýyor. Bir fabrikayý düþünün; kol saatinin içine sýðdýrmýþlar.” Ýþte belki de tam burada, Feti Usta’nýn bütün hikâyesi saklý. Zamana yetiþmek yerine zamaný yaþatmayý seçen bir usta… Ve yüzlerce yýllýk saatlerin arasýnda, geçmiþten bugüne uzanan o incecik “týkýr týkýr” ses…
Ýzmir Saat Kulesi’nin 125 yýllýk emektarýna "Geleneksel Meslek Ödülü" verildi
Ýzmir Kültürel Miras Rotary Kulübü, Ýzmir Saat Kulesi’nin 125. yýlý kapsamýnda Kulenin bakým ve onarýmýný üç kuþaktýr sürdüren ailenin temsilcisi saat ustasý Feti Pamukoðlu’na "Geleneksel Meslek Ödülü"nü Kemeraltý'ndaki dükkanýnda düzenlenen törenle takdim etti. Ayvalýk’ta bulunmam nedeniyle bu ödül törenine katýlmak isterdim. Belki bir gün hocamýzý Ayvalýk Saatli Camisi’nin tamiri için geldiðinde konuk ederim kendisini.
Geleneksel Meslek Ödülleri’nin ilki
Feti Pamukoðlu’na takdim edilen ödül, Ýzmir Kültürel Miras Rotary Kulübünün süreklilik kazandýrmayý planladýðý Geleneksel Meslek Ödülleri projesinin de ilk adýmýný oluþturuyor. Proje kapsamýnda Ýzmir’in kültürel ve toplumsal yaþamýna uzun yýllar emek veren; mesleðini özenle sürdüren, bilgisini yeni kuþaklara aktaran usta, zanaatkâr ve meslek insanlarýnýn tanýtýlmasý ve onurlandýrýlmasý hedefleniyor. Ödülün her yýl, kentin kültürel deðerlerinden birini emeðiyle yaþatan farklý bir isme verilmesi planlanýyor.
Fotoðraflar: Reha ALAN
Iþýk Teoman
isikteoman@gmail.com
"Iþýk Teoman" bütün yazýlarý için týklayýn...
