Petra Petra (Bir Tatlý Huzur) / Sebahattin Karaca
Sebahattin Karaca

Sebahattin Karaca

Petra Petra (Bir Tatlý Huzur)



Midilli Adasýna gitmek üzere düþtük yine yollara. Bu defa ailece ve kendi aracýmýzla gidelim dedik. Aksi taktirde adaya varýnca iki araç kiralayacaktýk. Foça- Ayvalýk yolculuðu yoðun sisten dolayý uzadý. Tedbiren erken yola çýktýk. Ýyi de olmuþ. Aliaða’dan sonra Bergama’ya kadar yoðun sis nedeniyle ilerlemek çok zaman aldý. Ucu ucuna vapurumuza yetiþtik. Turyol ile kýsa süre sonra Midilli (Lesvos) adasýnýn ayný zamanda baþ þehri olan Midilli’ye (Mytilene) vardýk. Rutin kontrol ve kayýtlardan sonra, tarihi ve turistik yerlerden Agiasos’u gezdik dolaþtýk. Çok beðendik. Akþam olmak üzereydi. Polimari’ye gidip orada konaklayalým diye düþündük. Nazik ve kibar birisi olan Paris Agiakatsikas’ýn yönettiði Irini Apart’a yerleþtik. Apartýn önündeki plajdan denize girerek günü tamamladýk. Uzun yol uzun gün derken hayli yorulmuþtuk. Ertesi gün Poliari þehir turunun ardýndan Gera körfezinin kenarýndaki Perama’ya geçtik, beðendik. Oradan daha önce dört kere gittiðim, hep beðenerek gezdiðim Molyvos’a (Mithymna) geçtik. Bizans döneminde antik Mithymna kalesinin kalýntýlarý ile inþa edilen, adanýn ikinci büyük kalesi olan, Osmanlýlar zamanýnda da onarýlan Molyvos kalesini ziyaret ettik. Ziyaretin yorgunluðunu muhteþem manzara eþliðinde Panagiotis Vaxevanis’in restoraný Gatos’da attýk. Panagiotis’in bizzat kendisinin hazýrlayýp sunduðu lezzetli yemekler taktire deðerdi.


Sigri’de

Petra’ya varýþ

Þehir turunun ardýndan önceden planlandýðý gibi Petra’ya geçtik. Ýki sene önce uðramýþtým kalýþým bir gece olduðundan ve tadý damaðýmda kaldýðýndan bu sefer Petra’da iki üç gece konaklayacak, dinlenecek, kýsa mesafede bulunan Sigri, Andisa, gibi görülecek yerleri gezecektik. Çok yakýnda ceviz aðaçlarý ve kavaklarýn bolluðu ile bilinen Petri’yi de görmek lazým. Petra, Molyvos’a çok yakýn, 6 Km mesafede ve denizi çok güzel, çok temizdi. Mavi bayraklýydý. 300 metre kadar uzundu. Ýlk gördüðümde bende hayranlýk uyandýrmýþtý. Biraz ileride üç ýssýz adacýk var. Bitki dokusu, florasý, kuþlarý ve ekolojik yapýsý ile korunan alanlar sýnýfýna girmiþ.

Eylül ayýnýn son günleri ve çok miktarda konaklama tesisi olmasýna karþýn yer bulmakta zorlandýk. Her taraf turist kaynýyordu. Turistler baþta Hollanda – Almanya – Ýskandinav ülkelerinden geliyorlardý. Gördüklerime inanmakta zorluk çektim. Ýki odalý bir apart bulabilmek için mübalaðasýz 10 apart hotele yer sorduk. Çoðunu da telefonla aradýk. Pek çoðunda resepsiyon yok. Varsa da çok küçük, burada resepsiyon hizmeti veriyorlar. Kapýya ilgili kiþinin telefonunu asmýþlar. Arayýp oda var mý diye sorduk. Yer varsa, bir yerden gelip iþlemleri yapýyor ve anahtarý teslim ediyorlar. Öyle bizde ki gibi 7/24 saat resepsiyon görevlisi bulundurma alýþkanlýklarý yok. Buna karþýlýk apartlarýn giriþinden çýkýþýna, odalar dahil tertemiz, pýrýl pýrýl ve her türlü hijyen koþullarýna sahip. Sonunda denize sýfýr Niki Studýos Sea – Front‘da rahat, geniþ, temiz ve tam donanýmlý iki odalý bir stüdyo bulduk. Konumu mükemmeldi. Deniz kenarýnda olan iþletmenin, küçük, bakýmlý ve bol çiçekli bahçesinde beþ çayý ikram ettiler. Ev yapýmý kekler nefisti. Dinlendikten sonra akþamüzeri þehirde küçük bir tur atalým dedik. Sahilden þehir merkezine doðru yürümeye baþladýk. Uzun sürmedi. Çarþý pazar yakýndý. Ýlk göze çarpan her tarafýndan görülebilen Panaya Glikofilusa Kilisesi’ydi. Ama oraya bugün gidemezdik, yorgunduk. Torunlar küçüktü. Bugün için küçük bir gezinti ardýndan akþam yemeði yeterli olacaktý. Restorandan çýkarken, gözüme bir afiþ iliþti. Afiþte, Nisan’dan Eylül’e kadar Küçükkuyu – Petra vapur seferlerinin baþladýðý yazýyordu. Çanakkale ve Ýstanbul tarafýndan gelecekler için güzel bir geliþme, iyi bir adým olmuþ.


Niki Apart

Rahat bir gecenin ardýndan

Rahat ve dinlendirici gecenin sabahýnda güzel bir güne merhaba dedik. Kahvaltýdan sonra þehir turu yeniden baþladý. Ýlk uðrak yerimiz, adanýn önemli tarihi ve kutsal yeri olan Panaya Glikofilusa Kilisesi olacaktý. Petralýlar “Burasý bizim Meryem Anamýz” diyorlar. Çarþýnýn içinden küçük meydanlardan, dar sokaklarýn arasýndan birbirinden güzel ve etkileyici dükkanlara kýsa kýsa göz atarak ilerledik. Tertip temizlik düzen ve doðal ürünlerle hazýrlanmýþ vitrinler turistleri adeta davet eder gibiydi. Her taraf þaþýrtacak kadar temizdi. Sokakta ne izmarit ne poþet ne pet ne þiþe veya ne de bir atýk vardý. Hiçbir yerde rahatsýzlýk veren gürültü, korna, müzik yoktu. Çarþýya, pazara sevgi ve saygýnýn var olduðu huzur veren dinginlik ve canlýlýk hakimdi. Gördüklerime imreniyor, özeniyor neden bizde de olamýyor diye hayýflanýyordum.


Petra Kilise

Petra’nýn Meryem Anasý

Birbirinden güzel bakýmlý boyalý binalarýn süslediði birkaç sokaktan sonra kiliseye geldik. Çocuklar küçük olduklarýndan eþim ve kýzým aþaðýda bahçede kalmayý tercih ettiler. Ben baþladým yavaþ yavaþ yukarý çýkmaya.

Kilise devasa bir kaya kitlesinin üzerinde kuruluydu. 114 adet basamak vardý. Basamaklar kayayý oyarak yapýlmýþtý. Petra’nýn Bizans döneminde, Akdeniz’de hüküm süren Ceneviz, Venedik, Katalan korsanlarýn sýk sýk saldýrýlarýna maruz kalmasýnýn ardýndan korsan gemilerini gözetlemek üzere kilise olarak yapýlmýþ. Kilisenin duvarlarýnda, tavanýnda çok sayýda Bizans ikonlar, daha da önemlisi çok kýymetli bir piskopos tahtý bulunmaktadýr. Deniz kenarýnda, düz ovada birden göklere 40 metre yükselen devasa kaya üzerindeki kilise þehre ayrý bir güzellik katýyor. Kasabanýn tamamýna hâkim, terasýndan ve gözetleme kulelerinden þehrin manzarasý insanýn içini rahatlatýyor.


Koþucu Gloria

Gloria

Bir süre merdivenlerden koþarak inip çýkan sporcu bir bayaný izledim. Fark etmiþ olacak ki, yanýma geldi. Bir taraftan soluklanýrken, diðer taraftan da “Turist misiniz? Dedi.

“Evet” dedim.

“Nereden geliyorsunuz?” dedi

“Türkiye’den” dedim.

Çok güzel filan dedi.

Bende “Siz ne yapýyorsunuz? Kaç keredir inip çýkýyorsunuz bu merdivenlerden?” diye sordum.

“Adým Gloria, kuaförüm, iki çocuk annesiyim. Molivos koþusuna hazýrlanýyorum” dedi.

Aðzým açýk kaldý. “Ýsterse bir kadýn, her þeyi bir arada baþarabilir” diye düþündüm. Kendisine baþarý diledim. Ayrýldýk.

Petra’nýn denizi, kumsalý, sokaklarýn, meydanlarýn temizliði, dükkanlarýn þirinliði, gürültüden uzak olan yeme içme mekanlarýndaki düzen, herkesin görebileceði yerlere asýlmýþ fiyat tarifeleri, mis gibi yemekler, her þeyin baþýnda iþini bilen ve severek yapan, pýrýl pýrýl güler yüzlü servis elemanlarý, baktýðýn her yerde görebileceðin telaþtan uzak sakin, rahat, gürültü yapmayan kaba saba olmayan huzur veren insanlar arasýnda olmaya 2 - 3 gün yetmedi.

Bir dahaki sefere kadar hoþçakal Petra.!

Boþuna dememiþ Orhan Gazi, “Medeniyet Batýdadýr diye.”
Hem de asýrlar önce...



Agiasos


Belediye Binasý


Gatos Restaurant


Giyim maðazasý


Kantina Snack Bar içi


Kilise bahçesinden


Kiliseden manzara


Panaya Glikofilusa Kilisesi’ne çýkýþ


Petra bakýmlý


Petra Çarþý


Petra’da alýþveriþ


Petra dar sokak


Petra Kantina Snack bar


Petra kilise merdivenleri


Petra kýyý


Petra Köþe Souvenir


Midili Kalesi


Midilli’de garson kýz


Molivos


Polimari


Polimary


Sebahattin Karaca

sebahattinkaraca35@hotmail.com
www.sebahattinkaraca.com



28 Temmuz 2019 Pazar / 2280 okunma



"Sebahattin Karaca" bütün yazýlarý için týklayýn...