Sebahattin Karaca
Egosu Yüksek Ýnsanlar ve Baþa Çýkýlamaz Yöneticiler
Dünya ne çekiyorsa egosu yüksek insanlardan çekiyor. Ýstisnalar hariç genel olarak varlýklý ya da hýrslý ailelerden gelen insanlarýn bazýlarý veya bir yolunu bulup aþýrý zengin olanlarýn bir kýsmý, belli bir zaman sonra istediði her þeyi alma imkanýna kavuþunca, çýlgýnca spor arabalar, yatlar, villalar, uçaklar, ada ya da koylar satýn alýrlar. Buna eski eþini boþamak, genç biriyle evlenmeyi de dahil etmek mümkün. Her istediði þeyin sahibi olmak bile bunlarýn bazýlarýný tatmin etmeye yetmez. Ne istiyorlarsa alsýnlar, yapsýnlar, çatsýnlar tercihleri kendilerini ilgilendirir. Buraya kadar kimsenin bir diyeceði olamaz. Ancak bunlardan bazýlarý var ki, bizleri de ayný ego ile yönetmeye kalkýþýrlar. Çünkü onlarýn önemli bir bölümü, sahip olduklarý ego ve hýrs ile toplum tarafýndan sýnýrsýz, kontrolsüz ve sürekli biçimde alkýþlanmak, baþa taç edilmek, söz sahibi olup popülaritesini sürdürmek, hakkýnda devamlý konuþulmasýný saðlamak gibi halleri de kendilerine hak görürler. Oysa hangi köyün, hangi kasabanýn ve hangi þehrin halký, egosu yüksek þahsýna münhasýr bu doyumsuz insanlarý, sýrf parasý, pulu ve gücü için bir ömür alkýþlar?
Hal böyle olunca, ihtiyaç duyduklarý alkýþý bildikleri en iyi yöntemle saðlamaya kalkarlar. O yöntem de bir yere baþ olmaktan geçer. Bu ya bir sivil toplum kuruluþunu yönetmek ya bir kooperatifin baþýna geçmek ya da “siyasete girmek demektir.” Velev ki, sivil toplum kuruluþunun baþýndaki insanýn egosu yüksekse sadece yönettiði sivil toplum kuruluþuna zarar verir. Hatta tuz-buz bile edebilir. Sonunda ya hukuk ve yahut Yaradan’ýn adaleti bir þekilde tecelli eder.
Oysa siyasete girmek ve ne pahasýna olursa olsun siyasette en yüksek makamlarda yönetici olmak için, yaptýðý her þeyi mubah sayan bir anlayýþ ile baþ olmak korkunç sonuçlar doðurur. Satýn alýnacak her þeyi para gücü ya da yalan dolan ile elde ederek siyasetin zirvelerinde kendilerine zemin yaratanlarýn, özellikle yöneticilerin, koltuklarýna oturduktan sonra gör ardýndan gelen ego tatminini! Küçük daðlarý yaratma cakasýndan, emri ben verdim havasýna kadar hep kendini kanýt derdinde olurlar. Bu baðlamda tribüne oynarken, þan þöhret uðruna yaptýklarý hiçbir iþten hayýr gelmez.
Bu hususu günümüzden bir örnekle açmak istiyorum. Þu anda tüm Dünya’da Korona virüsün tavan yaptýðý, hatta kýrmýzý sayýlarýn daha da yukarý týrmanacaðý çýplak gözle görülürken, egosu yüksek ve kibirli olan bazý ülke yöneticileri “Bana da, benim milletime de, benim memleketimin insanýna da virüsten bir þey olmaz” diyerek, sýrf büyüklük egosunu tatmin etmek için, zamanýnda alýnmasý gerekli önlemleri almadýlar, tedbirleri geciktirdiler. Buna, Güney ve Kuzey Amerika’da ve hatta Avrupa’da bazý ülkeleri örnek gösterebiliriz. Bugün o ülkelerin insanlarý sýrf kendilerini yönetenlerin egosundan dolayý ne yazýk ki periþan durumdalar.
Ülkemizde de bu türden insana pek çok yerde ve makamda rastlamak mümkün. Sýrf kendi egolarýný tatmin için, yönettiði kurum ve kuruluþu perim periþan eder, kuruluþu amacýnýn dýþýna taþýr. Kendisinden sonra aklý baþýnda yöneticiler gelse bile, onlar dahi açýlan yaralarý kapatamaz. Hatta bozulan düzeni yeniden onarýp yola devam edemez.
Hele hele siyasette bu tür yöneticilere daha sýk rastlanýr. Mesela muhtarsa, köyleri talan ettirir, meralarý satar. Belediyeyi yönetiyorsa, kentin sahip olduðu kimliðini, doðasýný bozar ve deðiþtirir. Kentin geleneklerini göreneklerini örf ve adetini hiçe sayar. Kayda deðer ne varsa satar savar, bozar geçer. Kendi hýrs ve egosunu tatmin için uygulamalarýyla kentte hayatý yaþanmaz hale getirir. Ve bir gün kendini tatmin ettiðinde, zamanýný doldurup gittiðinde, kentten geriye sadece yaþattýðý hayal kýrýklýðý ve hüsran kalýr. Bunun yanýnda kenti soktuðu girdaptan çýkarmak için, kendisinden sonra gelen yönetimleri zorda ve darda býrakarak gider. Sadece yönetimler deðil onlarla beraber kenti mümkün olduðu kadar eski kimliðine ve deðerlerine kavuþturmak için, sonraki nesiller de yýllarca uðraþmak zorunda kalýr.
O bakýmdan sivil toplum kuruluþlarýna, kooperatiflere, yerel yönetimlere, genel yönetimlere görevlendirme yaparken, üyelerin, delegelerin, seçmenlerin seçecekleri kiþileri duygusallýðý ve kiþisel beklentileri bir kenara býrakýp akýl, fikir, zikir ile koltuðu hak eden egosuz yöneticilere teslim etmek için en önemli yurttaþlýk görevini yaparken duyarlý davranmalarý gerekir.
Sebahattin Karaca
sebahattinkaraca35@hotmail.com
www.sebahattinkaraca.com
Dünya ne çekiyorsa egosu yüksek insanlardan çekiyor. Ýstisnalar hariç genel olarak varlýklý ya da hýrslý ailelerden gelen insanlarýn bazýlarý veya bir yolunu bulup aþýrý zengin olanlarýn bir kýsmý, belli bir zaman sonra istediði her þeyi alma imkanýna kavuþunca, çýlgýnca spor arabalar, yatlar, villalar, uçaklar, ada ya da koylar satýn alýrlar. Buna eski eþini boþamak, genç biriyle evlenmeyi de dahil etmek mümkün. Her istediði þeyin sahibi olmak bile bunlarýn bazýlarýný tatmin etmeye yetmez. Ne istiyorlarsa alsýnlar, yapsýnlar, çatsýnlar tercihleri kendilerini ilgilendirir. Buraya kadar kimsenin bir diyeceði olamaz. Ancak bunlardan bazýlarý var ki, bizleri de ayný ego ile yönetmeye kalkýþýrlar. Çünkü onlarýn önemli bir bölümü, sahip olduklarý ego ve hýrs ile toplum tarafýndan sýnýrsýz, kontrolsüz ve sürekli biçimde alkýþlanmak, baþa taç edilmek, söz sahibi olup popülaritesini sürdürmek, hakkýnda devamlý konuþulmasýný saðlamak gibi halleri de kendilerine hak görürler. Oysa hangi köyün, hangi kasabanýn ve hangi þehrin halký, egosu yüksek þahsýna münhasýr bu doyumsuz insanlarý, sýrf parasý, pulu ve gücü için bir ömür alkýþlar?
Hal böyle olunca, ihtiyaç duyduklarý alkýþý bildikleri en iyi yöntemle saðlamaya kalkarlar. O yöntem de bir yere baþ olmaktan geçer. Bu ya bir sivil toplum kuruluþunu yönetmek ya bir kooperatifin baþýna geçmek ya da “siyasete girmek demektir.” Velev ki, sivil toplum kuruluþunun baþýndaki insanýn egosu yüksekse sadece yönettiði sivil toplum kuruluþuna zarar verir. Hatta tuz-buz bile edebilir. Sonunda ya hukuk ve yahut Yaradan’ýn adaleti bir þekilde tecelli eder.
Oysa siyasete girmek ve ne pahasýna olursa olsun siyasette en yüksek makamlarda yönetici olmak için, yaptýðý her þeyi mubah sayan bir anlayýþ ile baþ olmak korkunç sonuçlar doðurur. Satýn alýnacak her þeyi para gücü ya da yalan dolan ile elde ederek siyasetin zirvelerinde kendilerine zemin yaratanlarýn, özellikle yöneticilerin, koltuklarýna oturduktan sonra gör ardýndan gelen ego tatminini! Küçük daðlarý yaratma cakasýndan, emri ben verdim havasýna kadar hep kendini kanýt derdinde olurlar. Bu baðlamda tribüne oynarken, þan þöhret uðruna yaptýklarý hiçbir iþten hayýr gelmez.
Bu hususu günümüzden bir örnekle açmak istiyorum. Þu anda tüm Dünya’da Korona virüsün tavan yaptýðý, hatta kýrmýzý sayýlarýn daha da yukarý týrmanacaðý çýplak gözle görülürken, egosu yüksek ve kibirli olan bazý ülke yöneticileri “Bana da, benim milletime de, benim memleketimin insanýna da virüsten bir þey olmaz” diyerek, sýrf büyüklük egosunu tatmin etmek için, zamanýnda alýnmasý gerekli önlemleri almadýlar, tedbirleri geciktirdiler. Buna, Güney ve Kuzey Amerika’da ve hatta Avrupa’da bazý ülkeleri örnek gösterebiliriz. Bugün o ülkelerin insanlarý sýrf kendilerini yönetenlerin egosundan dolayý ne yazýk ki periþan durumdalar.
Ülkemizde de bu türden insana pek çok yerde ve makamda rastlamak mümkün. Sýrf kendi egolarýný tatmin için, yönettiði kurum ve kuruluþu perim periþan eder, kuruluþu amacýnýn dýþýna taþýr. Kendisinden sonra aklý baþýnda yöneticiler gelse bile, onlar dahi açýlan yaralarý kapatamaz. Hatta bozulan düzeni yeniden onarýp yola devam edemez.
Hele hele siyasette bu tür yöneticilere daha sýk rastlanýr. Mesela muhtarsa, köyleri talan ettirir, meralarý satar. Belediyeyi yönetiyorsa, kentin sahip olduðu kimliðini, doðasýný bozar ve deðiþtirir. Kentin geleneklerini göreneklerini örf ve adetini hiçe sayar. Kayda deðer ne varsa satar savar, bozar geçer. Kendi hýrs ve egosunu tatmin için uygulamalarýyla kentte hayatý yaþanmaz hale getirir. Ve bir gün kendini tatmin ettiðinde, zamanýný doldurup gittiðinde, kentten geriye sadece yaþattýðý hayal kýrýklýðý ve hüsran kalýr. Bunun yanýnda kenti soktuðu girdaptan çýkarmak için, kendisinden sonra gelen yönetimleri zorda ve darda býrakarak gider. Sadece yönetimler deðil onlarla beraber kenti mümkün olduðu kadar eski kimliðine ve deðerlerine kavuþturmak için, sonraki nesiller de yýllarca uðraþmak zorunda kalýr.
O bakýmdan sivil toplum kuruluþlarýna, kooperatiflere, yerel yönetimlere, genel yönetimlere görevlendirme yaparken, üyelerin, delegelerin, seçmenlerin seçecekleri kiþileri duygusallýðý ve kiþisel beklentileri bir kenara býrakýp akýl, fikir, zikir ile koltuðu hak eden egosuz yöneticilere teslim etmek için en önemli yurttaþlýk görevini yaparken duyarlý davranmalarý gerekir.
Sebahattin Karaca
sebahattinkaraca35@hotmail.com
"Sebahattin Karaca" bütün yazýlarý için týklayýn...
