Sakýz Adasý Sakýz Adasý, Görülmeye Deðer Sakýz Dünyasý / Sebahattin Karaca
Sebahattin Karaca

Sebahattin Karaca

Sakýz Adasý Sakýz Adasý, Görülmeye Deðer Sakýz Dünyasý



Tarihe, Denize, Kuma ve Güneþe Doðru Sakýz Adasý’na Yolculuk!

Sakýz Adasýna, yaklaþýk 25 sene önce iþ nedeniyle sabah gidip akþam dönmüþtüm. Bu defa bir akþam yemeðinde eþim ve ben, Sakýz Adasý’na gitmeye karar verdik. Hatta teklif eþimden geldi. Genelde seyahat planlarýmýzý o yapar. Her defasýnda isabetli planlar yaptýðýný fazlasýyla kanýtladý. Ancak bu defa çoluk çocuk torun torba maile gidelim dedik. Ýkiz torunlarýmýzýn büyümesini beklerken altý yýl rüzgar gibi geçmiþ. Önce adanýn en güzel plajlarýnýn bulunduðu güney bölgesinde Karfas Koyu’ndaki Golden Sand Hotel’de odalarýmýzý ayýrttýk. Ardýndan Çeþme – Sakýz Adasý (Chios) arasýnda çalýþan Ertürk Vapur Ýþletmeleri’nden gidiþ dönüþ biletlerimizi aldýk. Seyahat günü geldiðinde þafak vakti Foça’dan hareket ettik. 8:00 sularýnda Çeþme’nin Ulusoy Limaný’na vardýk. Kayýtlar, yurtdýþý çýkýþ pullarý, pasaport kontrol v.s derken geçen zamanýn ardýndan 09:00’da hareket eden geminin içindeydik. Ertürk’ün hýzlý botu yolun süresini daha da kýsalttý. 20 dakika sonra Sakýz Limaný’na ulaþtýk. Gemi doluydu. Ardýmýzdan Turyol’un gemisi de limana yanaþtý. Kalabalýk bir o kadar daha arttý. Bu nedenle pasaport kontrolü sýrasýnda hafif bir sýkýþýklýk yaþansa da Yunanlý görevlilerin hýzlý davranmasý ve memur sayýsýný arttýrmasý sayesinde adaya 15-20 dakika sonra ayak bastýk. Önceden kararlaþtýrdýðýmýz gibi iki taksi ile otelimize ulaþtýk. Aslýnda çok doðru bir karardý. O gün araba kiralamanýn bir anlamý yoktu. Çünkü þafak vaktinden beri yol yorgunluðu oluþmuþtu. Ýlk gün dinlenmenin keyfine varmak istedik. Havuz, deniz, kum, güneþ ile (felekten gün çalmanýn) peþindeydik. Huzurun mutluluðun keyfi ile akþamý ettik. Otelin odalarý biraz bakýma muhtaçtý ama restaurantý, menüsü, bahçesi, havuzu denizi, kumsalý 10 numaraydý. Daha ilk akþamdan tertemiz restaurantta sunulan deniz mahsullerine doyduk. Rahat bir uykunun ardýndan güzel bir kahvaltýyla güne baþladýk. Onlar bugün de deniz ve havuz sefasýnda günlerini gün ede dursunlar, ben otelin önünden kalkan otobüs ile 20 dakikada þehir merkezine geldim.

Fýrsattan Ýstifade Sakýzýn Tarihine Yerinde Göz Atmak

Her zaman ve her yerde yaptýðým gibi Sakýz Adasý hakkýnda da iþbu seyahatim sýrasýnda gezmek, görmek, tarihiyle ilgili bilgiyi yerinde edinmek istiyordum. Ayrýca merak ettiðim bazý önemli hususlarý, ayakta kalmýþ tarihi yapýtlar üzerinden görerek bir kere daha hafýzayý yenilemek isabetli olacaktý.

Mesela Sakýz, Ortaçaðda özellikle Belçika’nýn Brügge ve Ýngiltere’nin Londra’sýnda baþlayan sanayi için ham madde saðlamasý bakýmýndan çok önemliydi. O dönem Yenifoça’dan þap, Sakýz adasýndan ise temin edilen damla sakýzý çok önemli iki ham madde idi. Bu sayede Foça ve Sakýz adasý zenginliðin zirvesine eriþmiþti. Zenginlik her zaman ve her koþulda iyi mi, deðil mi bilemem. Ama þap ve sakýzýn getirisi için Foça, Yenifoça ve Sakýz adasý sayýlamayacak kadar çok korsan saldýrýlarýnýn ve savaþlarýn meydaný olmuþtu. Korsanlar, Mahonalar, Venedikliler, Cenevizliler, Bizanslýlar ve Osmanlýlar ada için savaþanlarýn baþýnda geliyordu. Kimi toprak, kimi ganimet, kimisi de yönetimin peþindeydi. Bu manada ada yönetimi ve halký nasýl bir savunma yapýyorlardý? Ya da maruz kaldýklarý saldýrýlara karþý kendilerini nasýl koruyorlardý? O günden bugüne sakýzýn geçirdiði evreler nelerdi?

Cenevizli Benedetto Zacaria, 1275’de Bizans Ýmparatoru Michael VIII. Palaiologos’un kýz kardeþi ile evlendikten sonra, Avrupa’da yeni yeni geliþmekte olan sanayinin ham maddesi olarak en çok sakýza duyulan Ýhtiyacý karþýlamak üzere, var olanlara ilaveten, harala gürele binlerce hektar tarlaya sakýz aðacý diktirdi. Ýlerleyen yýllarda bu sayede ada ekonomisi güçlendi. Kýsa sürede adada zenginlik baþ gösterdi. Ada halkýnýn refah seviyesi arttý. Ancak zenginlik adanýn baþýna bela oldu. Ada halký kendisini koruyabilmek için özel yöntemlere baþvurdu. Bunun sonucu olarak, eþi benzeri bulunmayan yapý dokusuna sahip korunaklý köyler, yerleþimler kurdular. Bu sayede kendilerini koruyabildiler. Zacarialar, Mahonalar, Venedikliler, Bizanslýlar, Osmanlýlar ve bazý küçük krallýklarýn savaþ alaný olan Sakýz adasýna, fýrsat buldukça Akdeniz’de varlýðýný sürdürmek isteyen korsanlar da saldýrýyordu. Savaþ ve korsan saldýrýlara maruz kalan ve sýkça deðiþen ada yönetimleri çareyi saðlam bir kale ve güçlü savunma yeteneði olan Chios Kalesi’ni inþa etmekte buldular. Deniz kenarýnda kurulan ve içinde güvenle yaþanan kale, sahip olduðu derin limaný ile Akdeniz’de faaliyet gösteren büyük ticari gemilerin uðrak yeriydi. Chios þehri sahip olduðu bu kale sayesinde ufak tefek saldýrýlarý kolayca atlatýyorken, büyük saldýrganlarýn ise iþini zorlaþtýrýyordu.

Kaleyi gezerken gördüklerimden, etkileniyordum. Bir yandan mutluluk duyuyor diðer yandan, bu kapýlarýn, þu pencerelerin, yukarýdaki tavanlarýn, surlarýn, asýrlýk aðaçlarýn bir dili olsa, kim bilir, bizlere neler anlatýrdý diye düþünmekten kendimi alamýyordum.

Kale gerçekten tarih kitaplarýnda yazýlý olduðu gibi çok saðlam, iþlevsel ve korunaklýydý. Kalýntýlardan çýplak gözle bunu görmek mümkündü. Zaten adanýn tarihini duvarlarýnda yansýtan kalenin, restorasyonu büyük ölçüde tamamlanmýþtý. Kale kapýsýndan içeri girdiðimde fark ettiðim saðlamlýk, saðýnda bulunan oda da görülüyordu.

Kanuni Sultan Süleyman zamanýnda, 1566 yýlýnda Osmanlý topraðý olan Sakýz adasýnda, baþta Mecidiye Camii, Osmaniye Camii, Melek Paþa çeþmesi, Abdülhamid Çeþmesi, Osmanlý hamamlarý, Osmanlý Kabristanlýðý olmak üzere pek çok tarihi Osmanlý eserlerini görmek mümkün. Aslýnda bu günlük bu kadarla yetinmem doðru olacak. Hazýr kent merkezinde iken yarýndan itibaren olmak üzere en az 7 kiþilik büyük araç kiralamak için limanda yan yana duran, araç kiralama firmalarýna girdim. Artýk motorize olmuþtuk ve artýk yarýn kahvaltýdan sonra adanýn daha da güneyine doðru inelim diye kararlaþtýrdýk. Akþam güzel geçti Karfas kýyýsýnda, küçük çarþýda, restaurant ve barlar bölgesinde yürüdük. Oradan Türkiye’ye Çeþme’ye el salladýk. Iþýklar uzaktan muhteþem görünüyordu. Eski Gulliver Reiser’in sahibi Norveçli arkadaþým Frode’nin isteði üzerine, 40 yýllýk dostu restaurant iþletmecisi Kostas’ý ziyaret ettim. Bir aksilik olmaz ise ben, Frode, Kostas Sakýz’da Karfas koyunda Ekim’de bir araya geleceðiz. Dünkü gibi güzel bir günün ardýndan derin bir uyku ile geceyi geride býraktýk. Sabah kahvaltýdan sonra tekerimiz daha güneyde olan Mesta’ya doðru dönmeye baþladý. Çok geçmeden gördük ki, adanýn güney bölgesi damla sakýzýn ana yurdu. Ortaçaðdan kalma köylerin birbirinden benzersiz mimarisi var. Ancak ortak noktalarý ayný. Sýkça maruz kaldýklarý korsan saldýrýlardan ve iþgalcilerden kendilerini, köylerini ve damla sakýzýný korumak. Bu amaçla yapýlan ve yýkýlmadan, bozulmadan günümüze ulaþan köylerden gelen Pirgi, Olimpi, Mesta’ya hayran kaldýk.

Armolia

Yolda ilk duraðýmýz Armolia oldu. Hemen yolun kenarýnda birbirinden güzel el emeði seramikleri satan dükkan ve atölye dikkatimizden kaçmadý. Giriþte iyi Türkçe konuþan ve ayný anda seramik boyayan bir bayan, hemen buzdolabýndan soðuk sakýz likörü ikram etti. Ýkramdan dolayý deðil, el emeði göz nuru hediyelikleri çok beðendiðimizden ötürü, atölyeden kucaðýmýz dolu çýktýk.

Pirgi

Ýkinci duraðýmýz Pirgi oldu. Yürüyerek gezdiðimiz Pirgi bizi çok etkiledi. Burasýnýn karakteri hemen hemen tüm binalarýn dýþ cephesi balkon altlarý dahil, kazýma usulü geometrik þekillerle süslenmiþ olmasý. Bir metreye kadar daralan sokaklarý, köyün asýrlýk aðaçlar altýndaki meydaný, eski kilise kalýntýsý, Bizans dönemine ait Ayon Apostolon kilisesi, yavaþ hayat tarzý ve yediðimiz öðle yemeði gayet güzeldi. Porsiyonun büyüklüðüne göre fiyatlar da çok uygundu. Mimarisiyle dikkat çeken kasabanýn görülmeye deðer bir baþka simgesi ise Kristof Kolomb’un konakladýðý ev. Kasabanýn en çok bilinen evi, kapýsýnda ziyaretçiler fotoðraf çekilmek için sýrada bekliyorlar. Buralara kadar gelmiþken fotoðraf çekilerek payýmýzý aldýk.

Mesta

Sakýz adasýna gelip de Mesta’yý görmemek olmaz. Tam bir Ortaçað köyü olan Mesta, turistik yönden iyi organize olmuþ, aþýrý korunaklý köy olarak, günümüze kadar gelmiþ en iyi örnektir. Bizans zamanýnda yapýlan Taksiarhon Kilisesi ile 19 yy. yapýlmýþ, Yunanistan’ýn büyük kiliselerinden biri olan Yeni Taksiarhon Kilisesi, görülecek yerlerdendir.

Olimpi

Dönüþ yolunda uðradýðýmýz Olimpi Köyü, Kale Köylerinin (Kastrohoria) en iyi temsilcisidir. Köyün tamamý, özellikle, orta kýsýmda bulunan Kýz Okulu (Parthenogogio), kiliseleri ve ana kapýsýný çok beðendik. Araç yolu dar olduðundan durma veya geri dönme imkaný bulunmuyor. Araçla dar yoldan geçerken heyecanlanmadan oklarý takip ederek, meydana ve köyün çýkýþýný bulabilirsiniz. Tavsiyem köyü araçsýz dolaþmaktýr.

Chios Sakýz Müzesi

Ortaçaðdan kalma ve sakýz üretimi ile uðraþan köylerin ortasýnda yapýlmýþ olan Sakýz Müzesi, sakýz üretimi imalatýnýn tarihçesini belgeliyor. Böylece sahip olduklarý kültür mirasýna sahip çýkýyorlar. Geleneksel sakýz üretimi UNESCO tarafýndan Ýnsanlýðýn Somut Olmayan Kültürel Mirasý Temsili Listesi’ne dahil edilmiþtir. Adaya gidenlere Sakýz Müzesi’ni görmelerini tavsiye ederim.

Birkaç gün süren Sakýz Adasý (Chios) ziyaretimiz güzelliði ile hoþumuza gitti. Verdiði huzur ile dinlendik. Pek çok þeyi bir arada görmekle mutlu olduk. Eve dönme sýrasýnda, gemide bulunduðum þu saatlerde, sizlere aktarmak üzere kalemimden bu satýrlar döküldü.

Tarihi eserlerine ve nesnelerine sahip çýkan nesiller yetiþtirmek ümidiyle...




















































Sebahattin Karaca

sebahattinkaraca35@hotmail.com
www.sebahattinkaraca.com



25 Aðustos 2020 Salý / 5419 okunma



"Sebahattin Karaca" bütün yazýlarý için týklayýn...