BAŞIMIN ÜSTÜNDE METEORLAR
Dün akşam gökyüzü, meteor yağmuruyla tam anlamıyla görsel bir şölen oluşturmuş. Gökyüzü aydınlanmış. Gökyüzünün karanlığına ışıklar düşmüş. Geceyi festival alanına çevirmiş. İnsanlar yüksek yüksek tepelerde bir araya gelmiş, nefeslerini tutmuş, gözler yukarıda…Yeryüzü sevinçle, şaşkınlıkla ve hayranlıkla susmuş. Bu eşsiz gökyüzü gösterisi, memleketim Konya’da da görülmüş. Gökyüzü göz kamaştıran anlarla dolmuş.
“Hemşerim memleket nire? diye sesleniyor Barış Manço sanki gökyüzünden. “Bu dünya benim memleket” diye ekliyor. Şölenleri görmüyorum ama sesler bana ulaşıyor doğrusu.
Malatya’da Erciyes’te Ankara’da İzmir’de Hatay’da Sakarya’da ve Kars’da, daha sayamadığım nice yerde gökyüzünü seyretmiş insanlar hayranlıkla hep birden dilek dilemişler.
Meteor randevusuna hemen hemen herkesler katılmış. ”Mış” diyorum, çünkü ben gidemedim göremedim yağmurları. O sıralarda kendimi dört duvar arasında karanlık bir odaya hapsetmiş kafamı tülbentle sarmıştım. Öyle sıradan bir ağrı değil, sanki beynimin içinden gökyüzü geçiyor, her kayan yıldız kafamda bir yıldırım gibi çakıyordu. İlaçlar fayda etmeyince sıkı sıkı sarmıştım tülbenti. Annem olsa “bizim deli sınıklı gibi sardın mı yine kafanı” diye gülerdi. Bende gülerdim o an, onca ağrıya rağmen. Ölüyor olsam yine de gülümserdim annem gülümseyince. Ona yarısını belli ederdim ağrımın acımın hep. İşte böyle bağlamıştım yine kafamı. Çünkü tek derdim nasıl görünürsem görüneyim başımın dinmesiydi. Uyusam da şu başımın ağrısı geçse diye yatakta kıvranıyordum. Ancak sabaha karşı uyuyakalmışım. Rüyamda annemi gördüm. Trene binmişti, camdan bakıyordu. Beni çağırıyordu. Ben o sırada başka bir yere gidecektim ama birden annemle gitmeye karar verdim. Onun yanında olmak onunla gitmek istedim. Ama biletim yoktu. Bilet alıp geliyorum dedim anneme. Tren beni bekliyordu, uyandım.
Salı sabahı başlayan baş ağrım, Çarşamba sabahı uyandığımda geçmişti. Ne zaman gökyüzünde bir şeyler olsa benim kafam hisseder onda da bir şey olur. Hayır sana ne oluyor anlamıyorum. Dolunay çıktı ağrı Merkür mü geriledi ağrı, meteor yağsın, bulutlar yürüsün, ay tutulsun ağrı. Gökyüzü oynasın dursun sen yerinde dur artık bi gayrı. Bu baş biraz huzur istiyor.
Yoksa ben gökyüzü müyüm? Başımın üstünde bir evren mi var? Gökyüzüyle bir bağım var ama ne? Belki her yıldız kayması, her dolunay annemden bir çağrıdır kim bilir? Belki evren bana bir şey demek istiyordur da o sırada başım ağrıdığı için ben anlamıyorumdur.
Kim bilir… Belki bazılarımız gökyüzünü izleyemez çünkü gökyüzü zaten içindedir onların.
Belki de bir yerlerde, seni çağıran bir sesin yankısıdır o ışık. Gözlerini kapat, kalbini aç.
Gökyüzü bazen yukarıda değil, tam içimizdedir.
Bazen bakamadığımız bir gece, sonra binlerce sabaha umut olur.
Başını kaldırmak zor geldiğinde bil ki yıldızlar yerinde duruyor.
Ve bazen… bir dilek için illa yıldız kaymasına gerek yok.
Sen yeter ki içinden geçeni gökyüzüne fısılda.
Ne diyor kutsal kitapta “Biz sana şah damarından yakınız”
|