BÝR KASABANIN HAFIZASI / Iþýk Teoman
Iþýk Teoman

Iþýk Teoman

BÝR KASABANIN HAFIZASI




Ayvalýk'a 2020 yýlýnýn Mayýs ayýnda taþýndým. Bir kenti tanýmanýn en iyi yolunun yürümek olduðuna inandýðým için aylar boyunca sýcak, rüzgâr, güneþ demeden sokaklarý arþýnladým. Kimi gün 20 bin adýmýn altýna hiç düþmedim. Ayný sokaða defalarca girdim, ayný köþeden tekrar tekrar döndüm. Tescilli yapýlarý, sarýmsak taþýndan örülmüþ duvarlarý, pencereleri ve kapýlarý uzun uzun izledim. O binalarýn mimari yapýsýný, renklerini, sarýmsak taþýndan yapýlmýþ pencerelerini kapýlarýný hayranlýkla bakakaldým. Kapýlarýn üstündeki tarihlere göz attým; 1881 Ata’nýn doðumuyla yaþýt binalar, 1880 ve daha da eski yapýlar ama ayakta kalmayý baþaranlar pek heybetli görünüyordu. Büyükleri ölmüþ, küçükleri ise kenti terk etmiþ ve zincir miras nedeniyle bakýmsýz kalan o kadar çok yapý da çöküp gitmiþ ve sahipsiz kalmýþ. Ýþte o yapýlar insaný hüzünlendiriyor, bir acý çöküyor insanýn içine.

Ne yaþamlar sürüp gitmiþ o yapýlarýn içinde. Dedeler, babaanneler, anneanneler gitmiþ, babalar ve anneler gelmiþ, onlarýn çocuklarý, torunlar ve üç beþ kuþak derken bir anda bomboþ kalan binalar ne kadar acý deðil mi? Ki o evlerde ne mutlu ne görkemli günler, bunun yanýnda acýlar da yaþanmýþtýr, yaþlý insanlar göçüp gitmiþtir geride onlarca aný býrakarak, günlerce ardýndan gözyaþý akýtýlmýþtýr. Küçükler o büyükleri hep arar olmuþtur, gözleri uzun süre kapýdan ayrýlmamýþtýr gelecekler bir gün diye…



Aylarca, kentte yaþayan ve özellikle yazar, þair, ressam, müzisyen gibi kültür ve sanat ile ilgili kiþilerle tanýþmaya, onlarla dost olmaya çalýþtým. Bugün geriye dönüp baktýðýmda, kent ile olsun, kente deðer katan insanlarla olsun o kadar çok yazý kaleme almýþým ki inanamadým. Ýþte bu tanýþma dönemlerinde kadýn kuaförü ve ayrýca usta bir ressam olan Arif Buz ile atölyesinde buluþmuþ, muhteþem bir röportaj yapmýþtým. Röportajýn sonunda tarihi binanýn giriþ katýndaki kuaför salonuna geçmiþ eþinin saçlarýný yapmýþtý. Ýyi ki o röportajý gerçekleþtirmiþim. Sevgili Arif Buz’u, birkaç yýl sonra o kötü hastalýk aramýzdan aldý götürdü; huzur içinde uyusun, anýsýna saygýyla…

Altý yýl bir kasabada yaþamak keyifli, hemen herkes birbirini tanýyor, birini tanýdýkça yanýndakiyle dost oluyor insan, zincirleme dostluklar baþlýyor. Geçenlerde “merhaba” demek için uðradýðým 102 yýllýk Ýmren Pastanesi’ni yöneten Ýbrahim Kýrhan’la sohbet esnasýnda söz berberden týraþtan açýlýnca, sebze halinde týraþ olduðunu ve berberinin bu mesleði 65 yýldýr yaptýðýný söyleyince, çayýmý içip bir koþu sebze halinin ikinci katýna çýktým selam sabah faslýndan sonra 80 yaþýndaki Turhan Sim amcamýzla tanýþ olduk.

Halen elinde þakýr þakýr makasla týraþ yapan, elektrikli týraþ makinesi kullanan genç berberlerin yerine, bugüne kadar makasla çalýþmayý tercih ettiðini anlatan Turhan usta, makineyi ense düzeltmelerinde kullandýðýný söylüyor. Ayakta kaldýðý sürece bu mesleði sürdürmeyi ve býrakmayý hiçbir zaman düþünmediðini vurgulayan Turhan Sim, yetiþtirmek için çýrak bulamadýðýndan yakýnýyor.

40 yýl önce dükkaný açtýðýnda diðer cadde tarafýndan merdiven olmadýðý için bir hayli sýkýntý çektiðini, müþterilerin kendisine ulaþmak için dönüp dolaþmak zorunda kaldýklarýný hatýrlatan Turhan Sim, yedi yýlýn ardýndan diðer Gümrük Caddesi tarafýna merdivenin yapýlmasýyla birlikte iþlerinin açýldýðýný söylüyor. Çoluk çocuk evlendiði için ekonomik olarak çok büyük bir ihtiyacý kalmadýðýný, daha çok para kazanmak yerine vakit geçirmeyi tercih ettiðini söyleyen Turhan Sim’in sohbet sýrasýnda müþterileri de eksik olmuyordu.



Berber dükkanýný neden deniz ürünleriyle donattýðýmý sorduðumda Turhan Usta baþladý anlatmaya:

“Deniz ürünlerinin hepsini ben kuruttum. Buraya taþýnmadan 50 yýl önce dükkaným deniz kenarýndaydý. Merakla baþladý, önceleri bir iki tane kurutayým derken, týraþ olmaya gelip giden balýkçý arkadaþlarým da ilginç bulduklarý deniz ürünlerini getirmeye baþlayýnca benim mekan müzeye dönüþtü. Sebze haline taþýnýrken, bir tanesini bile kýrmadan titizlikle hepsini buraya getirdim. Elli küsur senedir de dükkanýmý süslüyor, müþterilerin de ilgisini çekiyor, týraþ olurken aynanýn yansýmasýndan kurutulmuþ deniz ürünlerini keyifle izliyorlar. Bu durum da benim çok hoþuma gidiyor.”

Sýcak demirci ustamýz vardý Hüseyin Ateþcan, son röportajý benimle yaptý, þömine takýmý için saatlerce ter döktü. Gerçekten ertesi gün önünde geçtiðimde dükkanýn kepenkleri kapalýydý; bir daha da açmadý, ne kadar hüzünlü deðil mi? Son tenekeci Adnan Usta, çarþý içinde ayakta kalmak için çýrpýnýp duruyor, o da bakalým ne kadar dayanacak, bir gün o sokaktan geçtiðimde indirilmiþ kepenk görmek de kesinlikle bana zor gelecek. Onunla da keyifli bir röportaj yapmýþ mesleðinin inceliklerini anlatmýþtý.



Ýþte böyle... Kasabada yaþamanýn en güzel yanlarýndan biri de bu. Renkli insanlarla karþýlaþmak, sýcak dostluklar kurmak ve kaybolmaya yüz tutmuþ mesleklerin son temsilcilerine tanýklýk etmek. Bir gün kalaycýyý, bir gün demirciyi, bir gün tenekeciyi arýyorsunuz. Sonra fark ediyorsunuz ki aslýnda ustalarla birlikte bir dönemin hikâyeleri de yavaþ yavaþ aramýzdan ayrýlýyor. Belki de yapabileceðimiz en güzel þey, onlar hâlâ aramýzdayken kapýlarýný çalmak, bir selam vermek ve çaylarýna ortak olmak. Çünkü bu insanlarýn anlattýklarý yalnýzca kendi hayatlarý deðil; Ayvalýk'ýn belleði, geçmiþi ve ruhu.

Turhan Sim, ayrýca iyi de bir sanatçý, týraþ yaparken bir yandan da þarký mýrýldanmayý eksik etmiyor. Dükkanýnýn tavanlarý duvarlarý kurutulmuþ deniz ürünleriyle dolu, balýk aðlarýnýn arasýna yerleþtirilmiþ deniz ürünleri bir hayli ilgimi çekti. 40 yýldýr Talatpaþa Caddesi üzerindeki sebze halinin ikinci katýnda makas salladýðýný belirten Turhan Sim, 15 yaþýnda Ayvalýk’ýn tanýnmýþ berberleri, “Berber Þevki” ile “Berber Semih” ustalarýn yanýnda mesleðin inciliklerini öðrendiðini anlatýyor.


















Iþýk Teoman

isikteoman@gmail.com



15 Haziran 2026 Pazartesi / 220 okunma



"Iþýk Teoman" bütün yazýlarý için týklayýn...