Zeynep KASAP
Benimle Evlenir misin? Yoksa Önce Bir Rekor mu Kýralým?
Aþk Alkýþla Deðil, Samimiyetle Büyür
Eskiden evlilik teklifinin kendisi insaný mutlu etmeye yeterdi. Sevdiðin, hayatýný paylaþmak istediðin insanýn sana "Benimle evlenir misin?" demesi zaten baþlý baþýna büyük bir mutluluktu.
Sonra her þey de olduðu gibi teklifler de sosyal medyanýn yarýþýna girdi.
Artýk plansýz evlilik teklifi neredeyse ayýp sayýlýyor. Önce organizasyon þirketi, ardýndan drone çekimi, profesyonel fotoðrafçý, kemancýlar, mumlar, güller... Yetmedi, arkadaþlar çalýlarýn arkasýna saklanýyor. Uçaklarda pankart açýlýyor. Tekneler siren çalýyor. Daðlarýn zirvesine çýkýlýp, denizin dibine dalýnýyor.
Televizyon programlarýnda bile ilk sorulardan biri oldu:
"Size nasýl evlenme teklif etti?"
"Çok sýradandý."
"Hiç yaratýcý deðildi."
"Ben daha farklý bir þey beklerdim."
Sanki evlilik deðil de reklam kampanyasý.
Þimdi bakýyorum, insanlar çýtayý öyle bir yükseltti ki yakýnda "Everest'in zirvesine çýksýn, amuda kalksýn, paraþütle atlarken yüzüðü çýkarsýn, yere inmeden de keman solosu eþliðinde teklif etsin." diye beklenecek.
Nitekim bugün Amerika’nýn 102 katlý gökdeleni Empire State'in antenine izinsiz týrmanýp orada evlenme teklif eden bir çiftin haberini gördüm. Yetmemiþ, bir de pankart sarkýtmýþlar. Sonuç? Polis gelip gözaltýna almýþ.
Demek ki "Evet" dedikten sonra ilk ortak faaliyetleri karakola gitmek olmuþ.
Ýþin þakasý bir yana...
Aþkýn heyecaný elbette güzeldir. Ýnsan sevdiði için unutulmaz bir an hazýrlamak ister. Ama bazen bu öyle bir gösteriye dönüþüyor ki teklifin kendisi deðil, videosu önem kazanýyor. Oysa yýllar sonra hatýrlanacak olan drone görüntüsü deðil; çiftin o an gözlerindeki heyecan, sesindeki titreme ve alýnan cevaptýr.
Belki de bunda yaþadýðýmýz çaðýn etkisi var. Eskiden öncelik duyguydu histi. Þimdi doðum günü evlilik hatta cenazelerde önce nasýl görüneceði düþünülüyor. "Ýnsanlar ne diyecek?", "Kaç kiþi izleyecek?", "Keþfete düþer mi?" sorularý bazen her þeyin, acýnýn da sevincinde önüne geçiyor.
Sosyal medya, ister istemez herkesi birbirinin hayatýyla kýyaslamaya baþladý. Birinin teknede aldýðý teklif diðerine sýradan geliyor. Deniz manzarasý yetmiyor, helikopter isteniyor. Helikopter yetmiyor, sýcak hava balonu. O da yetmiyor, dünyanýn en yüksek binasý... Çünkü artýk mesele sadece iki kiþinin birbirine "evet" demesi deðil; o "evet"in ne kadar konuþulacaðý olmuþ gibi görünüyor. Biz unutsakta önemli deðil yeter ki insanlar unutmasýn. Düðün balayý fotoðraf video keþfetleri sýrada olmasa belki evlilik teklifinden sonra evlenmeyi bile unutabilirler çünkü önemli olan çekim.
Oysa araþtýrmalar gösteriyor ki uzun ömürlü iliþkileri belirleyen þey, iliþkinin nasýl baþladýðý deðil; çiftlerin birbirleriyle kurduðu güven, iletiþim, saygý ve zor zamanlarda birbirlerine nasýl davrandýklarý. En görkemli teklif bile, sevgi emekle beslenmiyorsa zamanla sadece güzel bir videoya dönüþüyor. Buna karþýlýk sýradan bir günde sahilde yürüyüþ yaparken veya mutfakta çay demlerken edilen sade bir teklif, yýllar boyunca tebessümle anlatýlan en kýymetli hatýra olabiliyor.
Belki de bu yüzden eskilerin anlattýðý evlilik hikâyelerini özlemle dinliyoruz. Kimi bir parkta yürürken, kimi vapurda, kimi aile büyüklerinin yanýnda, kimi de evlerinin küçük salonunda duyduðu o tek cümleyi ömür boyu unutamýyor. Çünkü o anýn deðeri dekorundan deðil, duygusundan geliyor.
Bugün ise teklifin kendisi deðil, organizasyonu konuþuluyor. Çiçek kaç taneydi, yüzük hangi taþ hangi marka, kaç kiþi alkýþladý, kaç kamerayla çekildi... Oysa evlilik, alkýþlar sustuktan sonra baþlýyor. Iþýklar söndüðünde, misafirler daðýldýðýnda, iki insan ayný evin içinde birbirine nasýl davrandýðýyla devam ediyor.
Asýl cesaret, yüzlerce metre yükseðe týrmanmak deðil; yýllarca ayný sofraya oturabilmek, hastalýkta yanýnda kalabilmek, tartýþýnca incitmeden konuþabilmek, her þeye raðmen "Biz" diyebilmektir.
Belki de en romantik evlilik teklifi; kimsenin alkýþlamadýðý, kimsenin kameraya almadýðý, sadece iki insanýn bildiði o küçücük andýr.
Çünkü aþkýn en güzel yaný, baþkalarýna göstermek zorunda olmamasýdýr.
Belki de en yaratýcý evlilik teklifi, kimsenin izlemediði bir anda, gerçekten hissedilerek yapýlanýdýr.
Çünkü aþk alkýþla deðil, samimiyetle büyür. Bazen en sade "Benimle evlenir misin?" cümlesi, en yüksek binanýn tepesinden edilen gösteriþli tekliflerden çok daha yükseðe ulaþýr. En büyük cesaret, dünyanýn en yüksek yerine çýkmak deðil, sevdiðin insanýn gözlerinin içine bakýp bütün hayatýný onunla paylaþmak istediðini söyleyebilmektir. Yýllar sonra hafýzamýzda kalacak olan da tam olarak budur; o gün kaç kiþi izlediði deðil, o cümleyi söylerken kalbinin nasýl çarptýðýdýr.
Zeynep KASAP
"Zeynep KASAP" bütün yazýlarý için týklayýn...
Aþk Alkýþla Deðil, Samimiyetle Büyür
Eskiden evlilik teklifinin kendisi insaný mutlu etmeye yeterdi. Sevdiðin, hayatýný paylaþmak istediðin insanýn sana "Benimle evlenir misin?" demesi zaten baþlý baþýna büyük bir mutluluktu.
Sonra her þey de olduðu gibi teklifler de sosyal medyanýn yarýþýna girdi.
Artýk plansýz evlilik teklifi neredeyse ayýp sayýlýyor. Önce organizasyon þirketi, ardýndan drone çekimi, profesyonel fotoðrafçý, kemancýlar, mumlar, güller... Yetmedi, arkadaþlar çalýlarýn arkasýna saklanýyor. Uçaklarda pankart açýlýyor. Tekneler siren çalýyor. Daðlarýn zirvesine çýkýlýp, denizin dibine dalýnýyor.
Televizyon programlarýnda bile ilk sorulardan biri oldu:
"Size nasýl evlenme teklif etti?"
"Çok sýradandý."
"Hiç yaratýcý deðildi."
"Ben daha farklý bir þey beklerdim."
Sanki evlilik deðil de reklam kampanyasý.
Þimdi bakýyorum, insanlar çýtayý öyle bir yükseltti ki yakýnda "Everest'in zirvesine çýksýn, amuda kalksýn, paraþütle atlarken yüzüðü çýkarsýn, yere inmeden de keman solosu eþliðinde teklif etsin." diye beklenecek.
Nitekim bugün Amerika’nýn 102 katlý gökdeleni Empire State'in antenine izinsiz týrmanýp orada evlenme teklif eden bir çiftin haberini gördüm. Yetmemiþ, bir de pankart sarkýtmýþlar. Sonuç? Polis gelip gözaltýna almýþ.
Demek ki "Evet" dedikten sonra ilk ortak faaliyetleri karakola gitmek olmuþ.
Ýþin þakasý bir yana...
Aþkýn heyecaný elbette güzeldir. Ýnsan sevdiði için unutulmaz bir an hazýrlamak ister. Ama bazen bu öyle bir gösteriye dönüþüyor ki teklifin kendisi deðil, videosu önem kazanýyor. Oysa yýllar sonra hatýrlanacak olan drone görüntüsü deðil; çiftin o an gözlerindeki heyecan, sesindeki titreme ve alýnan cevaptýr.
Belki de bunda yaþadýðýmýz çaðýn etkisi var. Eskiden öncelik duyguydu histi. Þimdi doðum günü evlilik hatta cenazelerde önce nasýl görüneceði düþünülüyor. "Ýnsanlar ne diyecek?", "Kaç kiþi izleyecek?", "Keþfete düþer mi?" sorularý bazen her þeyin, acýnýn da sevincinde önüne geçiyor.
Sosyal medya, ister istemez herkesi birbirinin hayatýyla kýyaslamaya baþladý. Birinin teknede aldýðý teklif diðerine sýradan geliyor. Deniz manzarasý yetmiyor, helikopter isteniyor. Helikopter yetmiyor, sýcak hava balonu. O da yetmiyor, dünyanýn en yüksek binasý... Çünkü artýk mesele sadece iki kiþinin birbirine "evet" demesi deðil; o "evet"in ne kadar konuþulacaðý olmuþ gibi görünüyor. Biz unutsakta önemli deðil yeter ki insanlar unutmasýn. Düðün balayý fotoðraf video keþfetleri sýrada olmasa belki evlilik teklifinden sonra evlenmeyi bile unutabilirler çünkü önemli olan çekim.
Oysa araþtýrmalar gösteriyor ki uzun ömürlü iliþkileri belirleyen þey, iliþkinin nasýl baþladýðý deðil; çiftlerin birbirleriyle kurduðu güven, iletiþim, saygý ve zor zamanlarda birbirlerine nasýl davrandýklarý. En görkemli teklif bile, sevgi emekle beslenmiyorsa zamanla sadece güzel bir videoya dönüþüyor. Buna karþýlýk sýradan bir günde sahilde yürüyüþ yaparken veya mutfakta çay demlerken edilen sade bir teklif, yýllar boyunca tebessümle anlatýlan en kýymetli hatýra olabiliyor.
Belki de bu yüzden eskilerin anlattýðý evlilik hikâyelerini özlemle dinliyoruz. Kimi bir parkta yürürken, kimi vapurda, kimi aile büyüklerinin yanýnda, kimi de evlerinin küçük salonunda duyduðu o tek cümleyi ömür boyu unutamýyor. Çünkü o anýn deðeri dekorundan deðil, duygusundan geliyor.
Bugün ise teklifin kendisi deðil, organizasyonu konuþuluyor. Çiçek kaç taneydi, yüzük hangi taþ hangi marka, kaç kiþi alkýþladý, kaç kamerayla çekildi... Oysa evlilik, alkýþlar sustuktan sonra baþlýyor. Iþýklar söndüðünde, misafirler daðýldýðýnda, iki insan ayný evin içinde birbirine nasýl davrandýðýyla devam ediyor.
Asýl cesaret, yüzlerce metre yükseðe týrmanmak deðil; yýllarca ayný sofraya oturabilmek, hastalýkta yanýnda kalabilmek, tartýþýnca incitmeden konuþabilmek, her þeye raðmen "Biz" diyebilmektir.
Belki de en romantik evlilik teklifi; kimsenin alkýþlamadýðý, kimsenin kameraya almadýðý, sadece iki insanýn bildiði o küçücük andýr.
Çünkü aþkýn en güzel yaný, baþkalarýna göstermek zorunda olmamasýdýr.
Belki de en yaratýcý evlilik teklifi, kimsenin izlemediði bir anda, gerçekten hissedilerek yapýlanýdýr.
Çünkü aþk alkýþla deðil, samimiyetle büyür. Bazen en sade "Benimle evlenir misin?" cümlesi, en yüksek binanýn tepesinden edilen gösteriþli tekliflerden çok daha yükseðe ulaþýr. En büyük cesaret, dünyanýn en yüksek yerine çýkmak deðil, sevdiðin insanýn gözlerinin içine bakýp bütün hayatýný onunla paylaþmak istediðini söyleyebilmektir. Yýllar sonra hafýzamýzda kalacak olan da tam olarak budur; o gün kaç kiþi izlediði deðil, o cümleyi söylerken kalbinin nasýl çarptýðýdýr.
Zeynep KASAP
"Zeynep KASAP" bütün yazýlarý için týklayýn...
