Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
Tarým ve Hayvancýlýkta Sorunlar'ýn Konuþulup Tartýþýldýðý Baðarasý Kahve Söyleþisi Ses Getirdi
Üniversitelerin halka inip çiftçi, köylü, kentliyle elele çalýþmasý gerekliliðine inananlardaným. Halktan kopuk ve uzak olan akademik çalýþmalarýn dayanaksýz ve yetersiz kalacaðýna olan derin inancým nedeniyle halkla bütünleþen projeler üretmek üniversitelerin baþlýca görevlerinden biri olmalýdýr diyorum.
Üniversiteler, ulusal konseyler, kooperatifler ve dernek, vakýf gibi kurumsal yapýlar halka hizmet için varolmuþlardýr. Halk, yani insan topluluklarý için varolan bu kuruluþlar, zaman zaman deðil çok sýk aralýklarla halkla bütünleþen projeler içinde olmalýdýrlar. Bu kurumsal mekanizmalarýn bireylerini çeþitli vesilelerle aramýzda görünce sevindirik olup þaþkýnlýðýmýzý uzun süre atamýyoruz ve sorulacak sorularýmýzý adeta ceplerimize týkýþtýrýyoruz!
Altýncý Uluslararasý Foça Festivali kapsamýnda gerçekleþtirilen etkinlikler arasýnda yer alan "Kahve Söyleþisi"ndeki en dikkatimi çeken unsur; Baðarasý'ndaki dinleyicilerin deðerli konuþmacýlara gerekli sorularý soramamasýydý. Dinleyiciler garip bir tutukluk içindeydi sanki! Bu tür bilgilendirici toplantýlarýn festival yada açýlýþ töreni gibi belirli amaçlarla düzenleniyor olmasý toplantý ve söyleþilerin önemini mi azaltýyor acaba? Bu bilgi yüklü toplantýlarý halkýn ve çiftçilerin sahiplenmesi, dört gözle beklenmesi, elele vererek ortaklaþa çalýþýlmasý cazip hale getirilemez mi diye geçiriyorum içimden.
Çok kýymetli konuþmacýlar geldiler Baðarasý'na, çok da yerinde ve doyurucu bilgilerle donattýlar dinleyenleri. Kesinlikle faydalý ve ilginin yüksek olduðu bir toplantýydý. Burada kendi gözlemlerimi dile getirmeye çalýþtýðýmdan katýlýmcýlarýn neler düþündüðünü sadece tahmin etmeye çalýþýyorum.
Ýnsanlarýn gözlerinin içine baktýðýmda þunu hissettim sanki; Bütün bunlar doðru olabilir ama nasýl yapacaðýz o dediklerinizi, nasýl biraraya geleceðiz, nasýl seçeceðiz ekeceðimiz tohumlarý öyle ya birileri de gelip paket paket pazarlýyorlar kýsýr buðday, mýsýr tohumunu ve onun ardýndan atacaðýmýz gübreyi, zararlýlarla mücadele ilacýný! Tarlam boþ kalýrsa benim zararýma, ineðim süt vermezse benim zararýma, zeytinimin yaðýný satamazsam benim zararýma, birilerini karþýma alýrsam bana dokunur zararý. Kim verir rýzkýmý, kim everir oðlumu kýzýmý, kim verir kocakarýnýn hastane masraflarýný! Akýl veriyorsunuz eðitim veriyorsunuz çok saðolun ama, yolu da gösterin, gösterdiðiniz yolda elimizden tutun bizimle yürüyün, devamýný takip edin ihtiyacýmýz var bunlara.... diye iç geçiriyorlardý!
***
Baðarasý'ndaki kahve söyleþisinde Foça'nýn Belediye Baþkaný Gökhan Demirað oturumu yönetiyor. Ve her biri deðerli üç güzel insan Temmuz sýcaðýnda kalkýp gelmiþler, insanlýðýn yararýna güzel ve faydalý þeyler söylüyorlar. GDO konusunda anlattýklarý akýl sýnýrlarýný zorlayan ve zamanýn kýsýtlý olmasýyla paylaþmak istediklerini bitirmek istemeyen Prof.Dr. Tayfun ÖZKAYA'nýn coþkulu anlatýmý dinleyenlerini de içine çekiyor. Dýþa dayalý devlet tohum yasasýnýn bütün baðlayýcý unsurlarýný dile getiren Prof.Dr. Tayfun ÖZKAYA, halký uyarmak ve bilgilendirmek konusunda yetersiz kalýndýðýnýn altýný çizmekte...
Yine bir baþka konuþmacý; Kutsal zeytin aðacýna ve onun meyvesinin suyu zeytinyaðýna yönelik söyleþisiyle öne çýkan Ulusal Zeytin ve Zeytinyaðý Konseyi'nin Yönetim Kurulu Baþkaný Dr. Mustafa TAN, Ýyon kentleri içinde özgür insanlarýn yurdu olan Phokaialýlarýn Pers istilasý sýrasýnda Akdenizin çeþitli kýyýlarýna koloniler kurmasý gibi, Anadolu'nun kutsal aðacý olan zeytinin de Akdeniz ve dünyanýn birçok yerine taþýnmýþ olmasý arasýndaki benzerliðe dikkat çekiyor konuþmasýnda.
Zeytin aðacý ve Phokaia denizcileri arasýnda bundan daha iyi bir benzetme olamazdý.
Ayrýca, Türkiye'nin Uluslararasý Zeytin Konseyi'ne (UZK) yeniden üyeliði konusundaki geliþmeleri ve zeytin aðacýnýn desteklenip çiftçiye olasý yansýmalarýný da paylaþan Dr. Mustafa Tan, Foça'da bulunduðu süre içinde zeytin üreticileriyle çevredeki zeytinlikleri de görüp, üzerindeki kar beyazý gömleðin grileþmesine aldýrmadan kýrsalýn tozu dumanýyla da tanýþýyor.
Ayaðý tozlanan akademisyenler, gömleði islenen yöneticiler, artýk sahaya inmeden seslerini duyuramayacaklarýný biliyorlar. El, göz temasý þart. Çiftçi ve köylülerin bu tür paylaþýmlara ne kadar ihtiyaçlarý olduðu çok net ortada. Devamýný dilemekten baþka ne diyelim...
Sonuncu konuþmacý, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi öðretim üyelerinden Prof Dr. Mustafa KAYMAKÇI'nýn söyleþisi de tohum, hayvancýlýk ve süt üreticiliði üzerine. Serbest piyasa ekonomisi adý altýnda, süt üreticisini tüccarýn insafýna býrakan yasalara karþý, kooperatifçiliði savunan sayýn Kaymakçý "Türkiye Tarýmý Üzerine Notlar" kitabýndan birer adet söyleþide bulunan çiftçilere daðýttý.
Ben de buraya, sayýn Prof Dr. Mustafa KAYMAKÇI'nýn kitabýndaki önsözden bir alýntý yapmak istiyorum. "Aç býrakýlan bireyler, önce öz güvenlerini sonra da umutlarýný yitirirler. Bunun sonucunda ulusal bilinç kaybolur ve kitleler kim karnýný doyurursa, onlarýn egemenliði altýna girerler."
Elbette, bunu salt ulusal ve milli söylemlerle deðil, küresel açlýk ve küresel kapitalizm ile de ifade etmek mümkündür ki; eski büyüklerimiz olan nine ve dedelerimizin öteden beri süregelen þu sözleri ne manidardýr; "Aman yavrum, Allah kimseyi açlýkla terbiye etmesin!"
Amin!
Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
"Nurdan ÇAKIR TEZGÝN" bütün yazýlarý için týklayýn...
Üniversitelerin halka inip çiftçi, köylü, kentliyle elele çalýþmasý gerekliliðine inananlardaným. Halktan kopuk ve uzak olan akademik çalýþmalarýn dayanaksýz ve yetersiz kalacaðýna olan derin inancým nedeniyle halkla bütünleþen projeler üretmek üniversitelerin baþlýca görevlerinden biri olmalýdýr diyorum.
Üniversiteler, ulusal konseyler, kooperatifler ve dernek, vakýf gibi kurumsal yapýlar halka hizmet için varolmuþlardýr. Halk, yani insan topluluklarý için varolan bu kuruluþlar, zaman zaman deðil çok sýk aralýklarla halkla bütünleþen projeler içinde olmalýdýrlar. Bu kurumsal mekanizmalarýn bireylerini çeþitli vesilelerle aramýzda görünce sevindirik olup þaþkýnlýðýmýzý uzun süre atamýyoruz ve sorulacak sorularýmýzý adeta ceplerimize týkýþtýrýyoruz!
Altýncý Uluslararasý Foça Festivali kapsamýnda gerçekleþtirilen etkinlikler arasýnda yer alan "Kahve Söyleþisi"ndeki en dikkatimi çeken unsur; Baðarasý'ndaki dinleyicilerin deðerli konuþmacýlara gerekli sorularý soramamasýydý. Dinleyiciler garip bir tutukluk içindeydi sanki! Bu tür bilgilendirici toplantýlarýn festival yada açýlýþ töreni gibi belirli amaçlarla düzenleniyor olmasý toplantý ve söyleþilerin önemini mi azaltýyor acaba? Bu bilgi yüklü toplantýlarý halkýn ve çiftçilerin sahiplenmesi, dört gözle beklenmesi, elele vererek ortaklaþa çalýþýlmasý cazip hale getirilemez mi diye geçiriyorum içimden.
Çok kýymetli konuþmacýlar geldiler Baðarasý'na, çok da yerinde ve doyurucu bilgilerle donattýlar dinleyenleri. Kesinlikle faydalý ve ilginin yüksek olduðu bir toplantýydý. Burada kendi gözlemlerimi dile getirmeye çalýþtýðýmdan katýlýmcýlarýn neler düþündüðünü sadece tahmin etmeye çalýþýyorum.
Ýnsanlarýn gözlerinin içine baktýðýmda þunu hissettim sanki; Bütün bunlar doðru olabilir ama nasýl yapacaðýz o dediklerinizi, nasýl biraraya geleceðiz, nasýl seçeceðiz ekeceðimiz tohumlarý öyle ya birileri de gelip paket paket pazarlýyorlar kýsýr buðday, mýsýr tohumunu ve onun ardýndan atacaðýmýz gübreyi, zararlýlarla mücadele ilacýný! Tarlam boþ kalýrsa benim zararýma, ineðim süt vermezse benim zararýma, zeytinimin yaðýný satamazsam benim zararýma, birilerini karþýma alýrsam bana dokunur zararý. Kim verir rýzkýmý, kim everir oðlumu kýzýmý, kim verir kocakarýnýn hastane masraflarýný! Akýl veriyorsunuz eðitim veriyorsunuz çok saðolun ama, yolu da gösterin, gösterdiðiniz yolda elimizden tutun bizimle yürüyün, devamýný takip edin ihtiyacýmýz var bunlara.... diye iç geçiriyorlardý!
***
Baðarasý'ndaki kahve söyleþisinde Foça'nýn Belediye Baþkaný Gökhan Demirað oturumu yönetiyor. Ve her biri deðerli üç güzel insan Temmuz sýcaðýnda kalkýp gelmiþler, insanlýðýn yararýna güzel ve faydalý þeyler söylüyorlar. GDO konusunda anlattýklarý akýl sýnýrlarýný zorlayan ve zamanýn kýsýtlý olmasýyla paylaþmak istediklerini bitirmek istemeyen Prof.Dr. Tayfun ÖZKAYA'nýn coþkulu anlatýmý dinleyenlerini de içine çekiyor. Dýþa dayalý devlet tohum yasasýnýn bütün baðlayýcý unsurlarýný dile getiren Prof.Dr. Tayfun ÖZKAYA, halký uyarmak ve bilgilendirmek konusunda yetersiz kalýndýðýnýn altýný çizmekte...
Yine bir baþka konuþmacý; Kutsal zeytin aðacýna ve onun meyvesinin suyu zeytinyaðýna yönelik söyleþisiyle öne çýkan Ulusal Zeytin ve Zeytinyaðý Konseyi'nin Yönetim Kurulu Baþkaný Dr. Mustafa TAN, Ýyon kentleri içinde özgür insanlarýn yurdu olan Phokaialýlarýn Pers istilasý sýrasýnda Akdenizin çeþitli kýyýlarýna koloniler kurmasý gibi, Anadolu'nun kutsal aðacý olan zeytinin de Akdeniz ve dünyanýn birçok yerine taþýnmýþ olmasý arasýndaki benzerliðe dikkat çekiyor konuþmasýnda.
Zeytin aðacý ve Phokaia denizcileri arasýnda bundan daha iyi bir benzetme olamazdý.
Ayrýca, Türkiye'nin Uluslararasý Zeytin Konseyi'ne (UZK) yeniden üyeliði konusundaki geliþmeleri ve zeytin aðacýnýn desteklenip çiftçiye olasý yansýmalarýný da paylaþan Dr. Mustafa Tan, Foça'da bulunduðu süre içinde zeytin üreticileriyle çevredeki zeytinlikleri de görüp, üzerindeki kar beyazý gömleðin grileþmesine aldýrmadan kýrsalýn tozu dumanýyla da tanýþýyor.
Ayaðý tozlanan akademisyenler, gömleði islenen yöneticiler, artýk sahaya inmeden seslerini duyuramayacaklarýný biliyorlar. El, göz temasý þart. Çiftçi ve köylülerin bu tür paylaþýmlara ne kadar ihtiyaçlarý olduðu çok net ortada. Devamýný dilemekten baþka ne diyelim...
Sonuncu konuþmacý, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi öðretim üyelerinden Prof Dr. Mustafa KAYMAKÇI'nýn söyleþisi de tohum, hayvancýlýk ve süt üreticiliði üzerine. Serbest piyasa ekonomisi adý altýnda, süt üreticisini tüccarýn insafýna býrakan yasalara karþý, kooperatifçiliði savunan sayýn Kaymakçý "Türkiye Tarýmý Üzerine Notlar" kitabýndan birer adet söyleþide bulunan çiftçilere daðýttý.
Ben de buraya, sayýn Prof Dr. Mustafa KAYMAKÇI'nýn kitabýndaki önsözden bir alýntý yapmak istiyorum. "Aç býrakýlan bireyler, önce öz güvenlerini sonra da umutlarýný yitirirler. Bunun sonucunda ulusal bilinç kaybolur ve kitleler kim karnýný doyurursa, onlarýn egemenliði altýna girerler."
Elbette, bunu salt ulusal ve milli söylemlerle deðil, küresel açlýk ve küresel kapitalizm ile de ifade etmek mümkündür ki; eski büyüklerimiz olan nine ve dedelerimizin öteden beri süregelen þu sözleri ne manidardýr; "Aman yavrum, Allah kimseyi açlýkla terbiye etmesin!"
Amin!
Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
"Nurdan ÇAKIR TEZGÝN" bütün yazýlarý için týklayýn...
