ORTUNÇ'UN OKRA SARISINDAN, ÇAMLIK'IN KIZILINA AYVALIK... / Iþýk Teoman
Iþýk Teoman

Iþýk Teoman

ORTUNÇ'UN OKRA SARISINDAN, ÇAMLIK'IN KIZILINA AYVALIK...



Doðanýn sunduðu malzemeleri sabýrla iþleyerek resimlerine aktaran ressam Gülüzar Demet Gökden, üretim sürecini yalnýzca teknik bir çalýþma olarak deðil, doðayla kurduðu güçlü baðýn bir parçasý olarak görüyor. "Doðadan beslenen ve doða konulu resimler üreten bir ressam olarak Ayvalýk'ýn sunduðu manzara çeþitliliði benim için tükenmez bir ilham kaynaðý oldu" diyen sanatçý, bölgenin her köþesinin farklý bir renk ve doku barýndýrdýðýný söylüyor.

"Ortunç'ta okra sarýsý ve mor tonlarýnýn hâkim olduðu bir toprak yapýsý varken, Çamlýk'ta daha kýzýl tonlar öne çýkýyor. Bu farklýlýklar her bölgeyi benim için ayrýcalýklý ve resmedilmeye deðer kýlýyor."

"Þu ana kadar Ayvalýk'a ait on farklý renk elde ettim"



Sanatçý, doðal pigment üretme tutkusunun hâlâ sürdüðünü belirterek yeni renklerin peþinde olduðunu anlatýyor.

"Her yeni taþý ve topraðý denemeye devam ediyorum. Ayný görünen taþlar bile farklý tonlar verebiliyor. Çamlýk'tan dört, Badavut'tan iki, Ortunç'tan iki, Küçükköy ve Þirinkent'ten ise birer renk elde ettim. Ayrýca uzun süre dalýnda beklemiþ delice zeytinlerden çok güzel bir mor ton yakaladým. Oldukça sulu boya karakterinde ama kýsa ömürlü bir renk; yaklaþýk bir hafta içinde kullanýlmasý gerekiyor."

Beþ yýl önce doðal boya üretmeye baþladýðýný anlatan sanatçý, endüstriyel boyalar yerine kendi hazýrladýðý pigmentleri tercih etmesinin nedenini ise þöyle açýklýyor:

"Doðal pigmentler endüstriyel boyalara göre daha granüllü, daha dokulu ve daha mat bir yapý sunuyor. Ben özellikle bu matlýðý ve doðal dokuyu seviyorum. Ýlk denememi 2021 yýlýnda yaptým ve bugüne kadar herhangi bir bozulmayla karþýlaþmadým. Elbette zaman içindeki deðiþimlerini birlikte gözlemlemeye devam edeceðiz."



Ayvalýk'ýn birçok köþesi benim için büyüleyici"

Ayvalýk'ýn kendine özgü ýþýðýnýn ve renk paletinin bir manzara ressamý için eþsiz bir kaynak olduðunu söyleyen Gülüzar Demet Gökden, ilçenin birçok noktasýnýn üretim sürecini beslediðini belirtiyor.

– Ayvalýk'ta sizi en çok besleyen, "Ýþte burasý tam resmedilmeyi istiyor" dediðiniz özel bir yer var mý?

"Aslýnda Ayvalýk'ýn birçok köþesi benim için büyüleyici. Ancak Ortunç'ta kendimi ait hissettiðim, sessiz ve huzurlu bir köþem var. Orasý hem zihnimi dinlendirdiðim hem de üretirken en çok beslendiðim yerlerden biri. Ayvalýk'ýn köklü tarihi, taþ mimarisi ve zeytin kültürü de resimlerimi etkiliyor. Ayvalýk'a özgü taþ yapýlarla zeytin aðaçlarýnýn renk ve dokusu bir araya geldiðinde tamamlanmýþ bir sanat eseri hissi veriyor. Bu bütünlük içinde doðayla uyumlu bir yaþam görüyorum. Sanýrým bu yüzden yaptýðým resimler, konusu ne olursa olsun doðadan kopmayan bir ruh taþýyor."



"Doða bana anda kalmayý öðretiyor"

Açýk havada çalýþmanýn kendisini sürekli gözlem yapmaya yönelttiðini söyleyen sanatçý, doðanýn her an deðiþen koþullarýnýn resimlerine de yansýdýðýný ifade ediyor.

– Açýk havada eskiz yapmak, deðiþen ýþýk ve rüzgârla birlikte çalýþmak resimlerinize neler katýyor?

"Açýk havada çalýþmak her aný eþsiz kýlýyor. Bir aðacý, kayayý ya da daðý çizerken bir süre sonra onun gibi düþünmeye baþlýyorsunuz. Nasýl oluþtuðunu, üzerindeki izlerin rüzgârdan mý, dalgalardan mý kaynaklandýðýný merak ediyorsunuz. Ayný rüzgârý hissediyor, ayný ýþýðýn deðiþimine tanýklýk ediyorsunuz. Doða bana hep anda kalmayý öðretiyor. Bu yüzden resimlerim çoðu zaman tek seansta, o anýn duygusuyla tamamlanýyor."

"Eskiz defterim benim sessiz günlüðüm"

Sanatçýnýn sahaya çýkarken yanýndan hiç ayýrmadýðý iki uçlu eskiz kalemi var.

– Yanýnýzdan asla ayýrmadýðýnýz bir malzemeniz var mý?

"Ýki tane uçlu eskiz kalemim var. Onlar yanýmda olmadýðýnda kendimi evimin anahtarýný unutmuþ gibi hissediyorum. Dýþarýda yakaladýðým bir aný ya da duyguyu kaybetmemek için mutlaka eskiz yapýyorum. Eskiz defterim benim için yazýlý olmayan bir günlük gibi. Yýllar sonra o sayfalara baktýðýmda yalnýzca çizimleri deðil, o günün kokusunu, ýþýðýný ve hissettirdiklerini de yeniden yaþayabiliyorum."



Doðal boya üretme tutkusunun çocukluk yýllarýna uzandýðýný anlatan sanatçý, bu merakýn temelinde büyükannesinin olduðunu söylüyor.

"Büyükannemin yünü eðirip ipliðe dönüþtürmesi, boyamasý ve kilim dokumasý beni çok etkilemiþti. Üniversite yýllarýnda sebze ve bitkilerle boya denemeleri yapmaya baþladým. Ayvalýk'a geldikten sonra ise kayalarýn renklerindeki zenginlik dikkatimi çekti. 'Neden bunlar boya olmasýn?' diye düþündüm. Böylece Ayvalýk'ýn kendine özgü renk paleti yavaþ yavaþ oluþmaya baþladý."

"Stüdyom, doðanýn renge dönüþtüðü bir simya odasý"

Doðada baþlayan üretim yolculuðunun stüdyoda bambaþka bir atmosfere dönüþtüðünü anlatan Gülüzar Demet Gökden, boya üretim sürecini adeta bir ritüel olarak tanýmlýyor.

– Kendi boyanýzý üretirken nasýl bir süreç yaþýyorsunuz?

"Stüdyoya girdiðim anda sahadaki rüzgârýn ve topraðýn yerini derin bir odaklanma alýyor. Dýþarýdan içeriye yalnýzca topladýðým taþlarý ve topraðý deðil, onlarýn hafýzasýný da taþýyorum. Kâðýdýn kokusu, havanda taþlarý ezerken çýkan ritmik ses ve üretim sürecinin sakinliði bana eþlik ediyor.

Kapýnýn dýþýnda gündelik hayat kalýyor. Ýçeride ise yalnýzca malzemenin kendi zamaný ve taþýn renge dönüþme süreci var. Benim için stüdyo, doðada biriktirdiðim gözlemleri süzüp resme dönüþtürdüðüm bir simya odasý."

"Bir resim, artýk dokunulmamasý gerektiðini söyler"



Sanatçýya bir manzara resminin ne zaman tamamlandýðýný nasýl hissettiðini de sordum.

– Bir resmin bittiðini nasýl anlýyorsunuz?

"Bir resmin bittiðini, artýk yapýlacak her müdahalenin ona zarar vereceðini hissettiðim anda anlýyorum. Eklenecek ya da çýkarýlacak hiçbir þey kalmadýðýnda resim zaten kendini tamamlamýþ oluyor. O dengeyi koruyabilmek çok önemli."

Resimlerinin yalnýzca estetik bir izlenim býrakmasýný deðil, doðaya bakýþýmýzý da deðiþtirmesini istediðini söyleyen sanatçý, sözlerini þöyle sürdürüyor:

"Ýnsanlarýn sadece güzel bir manzaraya bakmasýný deðil, doðaya biraz daha dikkatle yaklaþmasýný isterim. Belki bir kayanýn rengine, bir aðacýn dokusuna ya da topraðýn tonlarýna yeniden bakarlar. Eðer resimlerim insanlarýn doðayla yeniden bað kurmasýna küçük de olsa katký saðlayabiliyorsa, bu benim için en büyük mutluluk."

"Dönüm noktam 'Çalýlar' serisinin üçüncü tablosu oldu"

– Geriye dönüp baktýðýnýzda, 'Ýþte bu benim dönüm noktamdý' dediðiniz bir eseriniz var mý?

"Benim için gerçek dönüm noktasý, 2017 yýlýnda yaptýðým 'Çalýlar' serisinin üçüncü resmi oldu.

O dönemde uzun saatler boyunca doðada çalýlarýn arasýnda oturuyor, eskizler yapýyor, ardýndan atölyeye geçerek büyük boyutlu kâðýtlarda çalýþýyordum. Doðada biriktirdiðim duygularla hiç düþünmeden çizmeye baþlýyordum.

Beni dönüþtüren asýl þey ise ölçek algýsýndaki deðiþimdi. Günlük hayatta fark etmeden üzerinden geçtiðimiz küçük çalýlar, resimlerimde neredeyse insaný içine alacak kadar büyük ve görkemli görünmeye baþladý. Kendimi devasa bir çalý ormanýnýn içinde hissediyordum.

Doðanýn çoðu zaman fark edilmeyen ayrýntýlarýnýn aslýnda ne kadar güçlü olduðunu o çalýþmayla keþfettim. O günden sonra üretim pratiðim tamamen doðayla kurduðum bu derin ve meditatif iliþki üzerine þekillendi."

Sonuç olarak; Ayvalýk'ýn taþýný, topraðýný ve bitkilerini tuvaline taþýyan ressam Gülüzar Demet Gökden, kendi doðal pigmentlerini üreterek özgün bir renk dünyasý oluþturmuþ. Sanatçý, bugüne kadar yalnýzca Ayvalýk'a ait on farklý renk elde ettiðini söylerken, doðayla kurduðu baðýn resimlerinin de temelini oluþturduðunu anlattý.



Þöyle devam etti;

Dýþ dünyanýn gürültüsünü kapýnýn dýþýnda býrakýrým

Stüdyoya girdiðim an, sahadaki o rüzgârýn ve topraðýn yerini derin bir odaklanma ve ritüel alýr. Dýþarýdan içeriye taþýdýðým en somut þey, topladýðým taþlar, topraklar ve onlarýn hafýzasýdýr. Ýçerideki atmosfer, havanýn sýcaklýðýna ve nemine göre þekillenen kaðýtlarýn kokusuyla, elimdeki havanla taþlarý ezerken çýkan o ritmik, meditatif sesle dolar. Dýþ dünyanýn gürültüsünü, aceleciliðini ve karmaþasýný kapýnýn dýþýnda býrakýrým. Atölyenin konforundan çýkmak

Atölyenin konforundan çýkýp açýk havada (en plein air) çalýþmanýn, rüzgârla, deðiþen ýþýkla ve zamanla yarýþmak resimlerime dinamizm katýyor. Bu durum her aný biricik ve özel kýlýyor. Doðada bir yeri resmederken bir aðaca, bir kayaya veya daða onun gibi düþünmeye baþlýyorsun. Oluþumunu hayal ediyorsun. Doða koþullarýný, bir kayanýn oyuntusunun rüzgârdan mý yoksa bir dalgadan mý etkilendiðini merak ediyorsun. Tüm bunlarý düþünürken ayný rüzgârý, dalgayý hissediyorsun. Bu da her zaman bana anda kalmayý öðretiyor. Böylece resimlerim çoðu zaman tek seansta neyse o olarak kalýyor. Ayvalýk’ýn on adet rengini çýkardým

Ayvalýk’ta kayalarýn renklerinin canlýlýðýna hayranlýkla bakarken neden boyasý olmasýn diyerek denemeye baþladým. Böylece Ayvalýk renk paleti yavaþ yavaþ oluþmaya baþladý. Ayvalýk’ýn topraðýndan, taþýndan, bitkilerinden veya zeytin aðacýnýn elementlerinden Ayvalýk’ýn þimdilik 10 adet rengini çýkardým. Her farklý rengi deniyorum. Bazýlarý ayný renk olsa bile farklý tonlarda sonuç verebiliyor. Çamlýk’tan 4 adet renk, Badavut’tan 2 adet, Ortunç’tan 2 adet, Küçükköy ve Þirinkent’ten 1 adet renk buldum. Ek olarak uzun süre dalýnda beklemiþ delice zeytinden güzel bir mor ton yakaladým. Doðayla kurduðum bað resimlerimin temelini oluþturuyor.








Iþýk Teoman

isikteoman@gmail.com



6 Temmuz 2026 Pazartesi / 213 okunma



"Iþýk Teoman" bütün yazýlarý için týklayýn...