KÜÇÜK AYÞE / Tülin DURSUN
Tülin DURSUN

Tülin DURSUN

KÜÇÜK AYÞE



           Bütün güzel günlerin aydýnlýk olsun BEBEK.

Bugün yine sana bir anýmý anlatacaðým. Anlatacaðým ama, sen beni iyi tanýmadýðýn için önce biraz kendimden anlatmalýyým sana.
      Ben dünyaya özel biri olarak geldiðimi düþünüyorum. Benim gibi bir çok insan var biliyorum. Bizleri saymaya kalksan çok etmeyiz. Bunun da bilincindeyim.

     Parada, malda gözüm yok bebek. Geçimimizi saðlayacak kadar para yetiyor bize. Çok para kazanmak için de inanýlmaz çaba sarfettiðim gerçek. Özellikle eðitim ve saðlýk sorunlarý olanlara elimden geldiðince koþuyorum. Doktorlar yönünden çok þanslýyým. Deden de benim gibi yardýmlaþmayý çok seven biri. Beraberliðimizdeki tek ortak nokta diyebilirim. ( Müzik zevkimiz, tuttuðumuz takým, hoþlandýðýmýz oyunlar filmler, dini inancýmýzdaki farklýlýklar, siyasi görüþümüz, spor, bunlarý daha uzatabilirim hep ayrý teldeniz anlayacaðýn.)

     Bazý zamanlar yardýmlarýna koþtuðumuz insanlar yüzünden bütçemiz sarsýlsa da, bir þekilde o yardýmý sürdürebilmenin yollarýný açmayý biliyoruz bebeðim. Bu bize huzur veriyor.
      Bu yardýmlarýn en güzel yaný ne biliyor musun caným? Üniversiteyi bitirip de yanýmýza gelen gençlerimizin gözlerindeki parýltýnýn bize gurur olarak geri gelmesi. Bu içimizin rahatlýðý dünyalar deðerinde. Ne para, ne de mülk! Baþka birþey bu.

      Tüm bunlar için uðraþ verirken elbette tenkitlere uðruyoruz. Yok efendim " neden camii yaptýrmýyoruz, neden bu parayý yalnýzca din yolunda harcamýyoruz?" Tamam kardeþim! Camii de yaptýrdýk. Kuran kursuna yolladýðým annen ve teyzen az daha tacize uðruyordu. Bu benim inancýmý ne arttýrdý ne de azalttý. Oysa eðitime ve saðlýða harcadýklarým benim bilim adýna, insana yatýrým adýna bende huzur yarattý. Benim aradýðým bu. Gençlerimizin okumasý! Onlarýn yükselmesi demek, ülkemizdeki özellikle kýz çocuklarýmýzýn geleceðine katkýda bulunmak, onlarý olmalarý gerektiði yere taþýmak.
      Ben bir veya beþ yapabilirim. Diðerleri de bir o kadar yaparsa neler olmaz ki bu güzel vatanda?
      Yardým ettiðim gençleri yakýndan izlemeye çalýþýrým.
      Bunlarýn hiç birini aslýnda ben yapmýyorum. Ben seçilmiþ bir aracýyým yalnýzca.
      Neyse bebeðiðm, gelelim asýl konumuza.
     Orta Anadolu'da bir üniversiteye, öðrenciler için yatýlý bir yurt binalarý yapýyorduk.
      Buradaki amacýmýz; çevre illerden, ilçelerden gelen öðrencilere barýnacaklarý bir yer saðlamak, ana-babalarýn gözlerinin arkada kalmasýný önlemek, o kasabadaki ufak çapta ticareti canlandýrmak, kasaba erkeðini kahvehane köþelerinden kurtarmak, bütün bunlara paralel olarak da önleyebildiðimiz kadar göçü önleyebilmekti.
Büyük bir hýzla yurt binalarýný bitirdik. Açýlýþ için üniversite bize davetiye yolladý. Deden de " Fahri Doktora" dedikleri özel bir görevle ödüllendirilecekti. Deden,ben, kýz kardeþim ve eþi,büyük görümcem ve bir kaç arkadaþýmýz bu temiz þehrimizin þirin kasabasýna gittik.
      Saðolsunlar bizi büyük bir coþkuyla karþýladýlar. Ben bu törenlerden oldukça sýkýlýrým bebeðim. Bu iþlerin gizliliðinden yanayým. Ben yine çok sýkýldým. Görümcemle beraber oradan uzaklaþýp inþaatýn bekçi kulübesine girdik. Kulübenin inþaatý daha bitmediðinden üzeri naylon bir malzemeyle örtülüydü. Hava güneþli olmasýna karþýn, buz gibi soðuktu. Kapýda birkaç çocuk oynuyordu.
     Hepsi ayrý güzellikteki bu çocuklarýn üstü,baþý yýrtýktý ve pislik içindeydi. Hele dört yaþlarýndaki erkek çocuðunun ne ayaðýnda ayakkabý, ne de pantolonu ve donu vardý. Cinsiyetini belli eden minicik organý soðuktan morarmýþtý. Kapýyý týklatarak içeri girdik.Aðýr bir et kokusu yayýlmýþtý odaya. Tek odalý bu evde çok güler yüzlü, güzeller güzeli bir Anadolu kadýný utangaç bir halde bizi selamladý. Duvardan duvara bir salýncak kuruluydu. Ýçinde beþ veya altý aylýk olduðunu sandýðým apalak, güleç bir bebek vardý. Erkek bebekmiþ. Evin hanýmýyla anlaþamadýk. Bir tek kelime Türkçe bilmiyordu. Altý çocuktan yalnýzca ikinci kýz çocuklarý Medine konuþabiliyordu Türkçe'yi, bir de babalarý Abdülkadir.
      Çocuklarýn en büyüðü Ayþe dokuz yaþýnda, enküçükleri ise salýncakta yatan apalak bebek Recep. Bize kendi " has çaylarýndan" yani,kaçak çay ikram ettiler. Abdülkadir Mardin'deki terör olaylarýndan kaçmýþ. Çocuklarýnýn geleceði ve güvenliði açýsýndan bu kasabaya sýðýnmýþ. Büyük kýz Ayþe okula gidemiyordu. Okula almýyorlardý. Çünkü iki sene önce kýzmýk geçirmiþ, arkasýndan kýrk gün sonra da menenjit olmuþtu. Ýki aðýr ateþli hastalýk sonrasý kýzýn kulaklarýnda aðýr bir sekel kalmýþtý.
      Baba kýzýný þehrin en iyi doktorlarýna götürmüþtü ama çözümün hep Ýstanbulda olacaðýný söylemiþ büyük doktorlar. Diðer çocuklardan ikisi okula baþlamýþlardý ve Küçük Ayþe boynu bükük onlarýn okula gidiþini izliyordu.



      devamý......


Tülin DURSUN




30 Mayýs 2006 Salý / 2189 okunma



"Tülin DURSUN" bütün yazýlarý için týklayýn...