Bayramýn Koçu Var Danasý Var,<br>Ama Kavurmanýn Tadý Yok! / Nilgün ÖZARAR
Nilgün ÖZARAR

Nilgün ÖZARAR

Bayramýn Koçu Var Danasý Var,
Ama Kavurmanýn Tadý Yok!




Bundan önceki bayramda da buna benzer bir baþlýk atmýþtým,
Bayramýnýn adý var, þekerin tadý yok demiþtim. Zira bayram arifesi seyrek býyýklý asabi hükümet adamý canýmýzý sýkmýþ, bayramýn adýyla kafamýzý karýþtýrmýþ, kiminle nasýl bayramlaþacaðýmýzý þaþýrýp kalmýþtýk.

Bu bayrama çok þükür bir ad kargaþasý yaþamadan girdik. Olasý bir kargaþa yaþansaydý acaba neler olabilirdi diye aklýmdan geçirdim.
“Koç bayramý”, “Dana Bayramý”, “Deve Bayramý” gibi olasýlýklar karþýsýnda afallamýþ durumdayým. Düþünsenize, bu bayramýn adý ne? Kurban meee.. herkes kestiðine göre adlandýrsa acaba nasýl olurdu!

__Efendim dana bayramýnýz mübarek olsun,
__Nice deve bayramlarýna,
__Koç gibi maþallah bu bayram.

Neyse bu kadar zýrvalýk yeter, ben þimdi sizleri çocukluðumun ve benim jenerasyonumun bayramlarýna götürmek istiyorum.

Komþuluklarýn, dostluklarýn en sýcak yaþandýðý “komþuda piþer, bize de düþer” lafýnýn dile pelesenk deðil, gerçek olduðu zamanlardý.
Bayram geliþinin bir heyecaný, bir sýcaklýðý vardý. Son hafta her evin camýndan balkonundan sallanan halýlar müjdesini verirdi bayramýn yaklaþtýðýný, evler de bayram temizliði yapýlýrdý. O haftaki pazar yeri baþka türlü kurulurdu, renkli kaðýtlara sarýlmýþ bayram þekerleri gök kuþaðýnýn tüm renklerini insanlarýn üstüne sererdi. Mahalleye getirilen koçlarýn kýnalarý yakýlýr, çoluk çocuk elimize bir tutam ot alýp yanýna koþardýk.

Bayram yeni elbise ayakkabý demekti bizim için, kapý kapý dolaþýp mendil içinde lokum harçlýk toplamak demekti. Anamýzýn babamýzýn aklýnýn ucundan geçmezdi “bu bayram nereye kaçsak” fikri.

Biz mi büyüdük? Bayramlarýn tadý mý kaçtý?

Yaþadýðým yerin semt pazarýndaydým bu hafta;

Ýnsanlarýn yüzlerine baktým, acý ve çaresizlik içinde ellerindeki pula dönmüþ paralarla neyi neye denkleþtireceklerine bakýyorlardý, anasýnýn eteðini çekiþtiren çocuk tezgahta gördüðü eteklik için dil döküyordu.

Kadýn çaresiz, babanýn yüzü kasýlmýþ. Tezgahtarlar baðýrýyorlardý.

“Gel gel bayrama gel, þekere gel”

Þimdi her þey çok farklýlaþtý, ekmek kavgasýnda insanlar sevinçlerini yaþayamaz hale geldiler, istedikleri her þey kursaklarýnda kalýyor. Bayramda bir komþudan gelebilecek bir lokma etin hayal edildiði bir düzende bayram mý kalýrmýþ!

Bayramýn ilk günü sabah erken kalkýlýrdý, geceden baþ ucumuza koyduðumuz ayakkabýnýn kösele kokan rahiyasýyla uyanýrdýk.

Karþýmýzda duran sandalyenin üstündeki giysiye gülümseyerek bakar, sýcak yataðýmýzda kedi gibi gerinerek fýrlardýk.

Kurbanlýklar biz kalktýðýmýzda çoktan kesilmiþ, ortalýktan kaldýrýlmýþ olur, biz sadece mutfaktan odalara yayýlan kavurmanýn kokusunu duyardýk. Üstümüzde yeni esvaplarýmýz (giysi), yüzümüzde tebessüm, el öpmeye baþlar, topladýðýmýz bayram harçlýklarýmýzý, bayram yerinde kurulan salýncaklardaki çingenelere kaptýrýrdýk.

Bayram yerleri yok artýk, nereye gidiyor çocuklar?

Kapýmýzý çalan yok artýk, nereye gidiyor kurbanlýklar?

Bugün bayram ne kapýmýzý çalan bir çocuk var, ne de bayram ziyaretimize gelenler, keþke büyümeseydik, keþke çocuk kalabilseydik, keþke zaman o zaman dursaydý.

Televizyonda bilmiþ bir ses tonuyla anons yapýlýyor, ekranda bir dana resmi “ Alo danam kaçtý hattýný arayýn 444…….”


Nilgün ÖZARAR

nilgun.ozarar@gmail.com



9 Aralýk 2008 Salý / 1953 okunma



"Nilgün ÖZARAR" bütün yazýlarý için týklayýn...