Nilgün ÖZARAR
KANGELARÝS AÝLESÝNÝN ANITSAL MEZARI
Gençliðimde okul kaçamaklarý yaptýðým, yaz tatilinde sýk sýk gittiðim güzeller güzeli Heybeliada…
Adaklarýn yapýldýðý, dualarýn edildiði, her sene bir sürü insanýn dini ne olursa olsun yalýnayak çýktýðý Aya Yorgi…
Adanýn bendeki anýlarý o kadar çoktur ki sayfalar yetmez anlatmaya. Baharýn geliþini, adadaki mimozalar açmaya baþladýðý zaman hissedersiniz. Her yeri sarýya boyar doðanýn fýrçasý, sonra paletinden bir tutam lila rengini alýr, bu sefer de mora çalar her yer erguvanlar çiçeðe kalktýðýnda. Bir baþkadýr tepeleri, çamlarý, mis gibi yasemin kokan sokaklarý…
Netten arkadaþým Erkmen’den aldýðým bir e-posta yüreðimi derinden yaraladý, Heybeliye gitmiþ, fotoðraflamýþ ve son halini anlatmýþ;
“Heybeli halkýnýn SÜSLÜ MEZAR adýný taktýðý bir mezar vardýr.
Aya Yorgi manastýrýnýn önündeki yola yakýn bir yerdedir. Buraya Ýngiliz mezarý denmesinin nedeni de 19. yüzyýlda Büyük Britanya Ýmparatorluðu'nun Gemli Konsolosluðu’nu yapan ve zengin bir insan olan Spiridon Kangelaris tarafýndan 4 aðustos 1865’de ölen eþi Sevasti için yaptýrýlmýþ olmasýdýr.
Bu bilgileri Orhan Türker'in kitabýnda bulabilirsiniz. (Halki'den Heybeli'ye Sel yay.)
Sekizgen bir plan üzerine tuðla ve demir kullanýlarak neogotik tarzda yapýlmýþ güzel bir anýt... Ama gene çok bakýmsýz bir mezbelelik halindeydi ben son gördüðümde.. Mermerleri Ýtalya'dan getirilmiþ, mezar bölümü ve mezarýn üstünde de Rumca kitabeli bir mezar taþý bulunuyor..
Anýtýn bir yüzünde Karý-koca Kangelerislerin profil rölyef portreleri, diðer üç yüzünde de deðiþik tiplerde üç melek rölyefi var.. Gotik pencereleri bulunan mozolenin içi mavi renk aðýrlýklý kalem iþleriyle süslenmiþ, ancak bu süsler çok zarar görmüþe benziyordu.. Kangelaris'de 1868’de eþinin yanýna buraya avluya gömülmüþ.. Sonrada mezar sahipsiz kalmýþ..
Sonuç bu güzel anýtsal mezar bakýmsýzlýktan viraneye dönmüþ, yoldan geçenlerin çevresini açýk hava tuvaleti olarak gördüðü müstesna bakýmsýzlýk numunesi yerlerimizden biri olmuþ..
Bu yetmemiþ, içindeki demirler çalýnmýþ (Altýn aradýðýný sanan defineci magandalar buraya da yetiþmiþ anlaþýlan.)
Vitray camlar kýrýlmýþ, mermerler çatlamýþ, yapýmýndan 137 yýl sonra çatýsý ve sekizgen planlý duvarlarý çökmüþ…”
2010’da Ýstanbul kültür baþkenti olmaya hazýrlanýyor, þu sýralarda televizyonda reklamlarý bile baþladý “Haydi sahne senin Ýstanbul deniyor” 2008 sonuna geldik, Heybeli’de bir önemli eserin bugünkü manzara-i umumiyesine bir bakýn...
Ermenilerden özür dileyecekmiþiz;
Gazetelerin köþe yazarlarý yorum yapýyor, nette mail bombardýmaný var, aydýnlarýn bir kýsmý metin yazýyor Ermenilerden özür dilemeye hazýrlanýyor. Bunu da imzaya açacaklarmýþ. Bak sen!
Hangi birinden özür dileyeceðiz ve ne için?
Sorumlusu olmadýðýmýz, yapýlanda hiçbir katkýmýz olmayan bir konuda niye biz özür diliyoruz?
Býraksýnlar geçmiþte birilerinin yediði herzerlerden, nanelerden özür dilemeyi de elimizde Rumlardan, Ermenilerden kalanlara sahip olsunlar.
Ege’nin sahil kasabalarýnda onlardan kalan evleri, Karadeniz’de Sümela gibi manastýrlarý, kiliseleri tahrip edip, yakýp yýktýðýmýz için, Ýstanbul boðazýnda, Erenköy’de tarihi konaklarý yakýp yerine boktan binalar yaptýðýmýz için özür dileyelim.
Elimizde kalan bu evlere ve mezarlara bari sahip çýkalým, onlarý koruyalým da gelecek kuþaklara býrakacak bir kültür mirasýmýz olsun.
Nilgün ÖZARAR
nilgun.ozarar@gmail.com
Gençliðimde okul kaçamaklarý yaptýðým, yaz tatilinde sýk sýk gittiðim güzeller güzeli Heybeliada…
Adaklarýn yapýldýðý, dualarýn edildiði, her sene bir sürü insanýn dini ne olursa olsun yalýnayak çýktýðý Aya Yorgi…
Adanýn bendeki anýlarý o kadar çoktur ki sayfalar yetmez anlatmaya. Baharýn geliþini, adadaki mimozalar açmaya baþladýðý zaman hissedersiniz. Her yeri sarýya boyar doðanýn fýrçasý, sonra paletinden bir tutam lila rengini alýr, bu sefer de mora çalar her yer erguvanlar çiçeðe kalktýðýnda. Bir baþkadýr tepeleri, çamlarý, mis gibi yasemin kokan sokaklarý…
Netten arkadaþým Erkmen’den aldýðým bir e-posta yüreðimi derinden yaraladý, Heybeliye gitmiþ, fotoðraflamýþ ve son halini anlatmýþ;
“Heybeli halkýnýn SÜSLÜ MEZAR adýný taktýðý bir mezar vardýr.
Aya Yorgi manastýrýnýn önündeki yola yakýn bir yerdedir. Buraya Ýngiliz mezarý denmesinin nedeni de 19. yüzyýlda Büyük Britanya Ýmparatorluðu'nun Gemli Konsolosluðu’nu yapan ve zengin bir insan olan Spiridon Kangelaris tarafýndan 4 aðustos 1865’de ölen eþi Sevasti için yaptýrýlmýþ olmasýdýr.
Bu bilgileri Orhan Türker'in kitabýnda bulabilirsiniz. (Halki'den Heybeli'ye Sel yay.)
Sekizgen bir plan üzerine tuðla ve demir kullanýlarak neogotik tarzda yapýlmýþ güzel bir anýt... Ama gene çok bakýmsýz bir mezbelelik halindeydi ben son gördüðümde.. Mermerleri Ýtalya'dan getirilmiþ, mezar bölümü ve mezarýn üstünde de Rumca kitabeli bir mezar taþý bulunuyor..
![]() |
Sonuç bu güzel anýtsal mezar bakýmsýzlýktan viraneye dönmüþ, yoldan geçenlerin çevresini açýk hava tuvaleti olarak gördüðü müstesna bakýmsýzlýk numunesi yerlerimizden biri olmuþ..
Bu yetmemiþ, içindeki demirler çalýnmýþ (Altýn aradýðýný sanan defineci magandalar buraya da yetiþmiþ anlaþýlan.)
Vitray camlar kýrýlmýþ, mermerler çatlamýþ, yapýmýndan 137 yýl sonra çatýsý ve sekizgen planlý duvarlarý çökmüþ…”
2010’da Ýstanbul kültür baþkenti olmaya hazýrlanýyor, þu sýralarda televizyonda reklamlarý bile baþladý “Haydi sahne senin Ýstanbul deniyor” 2008 sonuna geldik, Heybeli’de bir önemli eserin bugünkü manzara-i umumiyesine bir bakýn...
Ermenilerden özür dileyecekmiþiz;
Gazetelerin köþe yazarlarý yorum yapýyor, nette mail bombardýmaný var, aydýnlarýn bir kýsmý metin yazýyor Ermenilerden özür dilemeye hazýrlanýyor. Bunu da imzaya açacaklarmýþ. Bak sen!
Hangi birinden özür dileyeceðiz ve ne için?
Sorumlusu olmadýðýmýz, yapýlanda hiçbir katkýmýz olmayan bir konuda niye biz özür diliyoruz?
Býraksýnlar geçmiþte birilerinin yediði herzerlerden, nanelerden özür dilemeyi de elimizde Rumlardan, Ermenilerden kalanlara sahip olsunlar.
Ege’nin sahil kasabalarýnda onlardan kalan evleri, Karadeniz’de Sümela gibi manastýrlarý, kiliseleri tahrip edip, yakýp yýktýðýmýz için, Ýstanbul boðazýnda, Erenköy’de tarihi konaklarý yakýp yerine boktan binalar yaptýðýmýz için özür dileyelim.
Elimizde kalan bu evlere ve mezarlara bari sahip çýkalým, onlarý koruyalým da gelecek kuþaklara býrakacak bir kültür mirasýmýz olsun.
Nilgün ÖZARAR
nilgun.ozarar@gmail.com
"Nilgün ÖZARAR" bütün yazýlarý için týklayýn...

