Girit hiçbir yere benzemez… / Nedim Atilla
Nedim Atilla

Nedim Atilla

Girit hiçbir yere benzemez…



Pek deðerli dostlar;

Charles Perry adlý zatý yakýndan izlerim, gerçekten de memleketimizin iyi dostudur. Ama bir insanýn memleket dostu olmasý gerçekleri saptýrdýðýnda, ya da kendisine yanlýþ verilmiþ bilgiyi aynen aktardýðýnda ona hoþgörü ile yaklaþmamýzý gerektirir mi?

Benim asýl derdim, Girit meselesine gelince;

Girit hiçbir yere benzemez... Girit kökenli bir ailenin ferdi olarak aktarayým: Antik çaðdan Venediklilere, Osmanlýlara ve bugünkü Rumlara kadar uzanan süreçte yemek birikimlerinin birbirine karýþmasý kaçýnýlmazdý. Köklerini, Minoenlere kadar uzandýranlarla tanýþtým Sitia kentinde. Girit'te hala adanýn Yunanistan'dan ayrýlmasý için kurulmuþ legal bir parti yaþamýný sürdürüyor. Ýllegal ayrýlýkçýklarýn II. Dünya Savaþý'nda Almanlara karþý verilen mücadeleden beri varlýklarýný sürdürdüðüne inanýlýr. Ayrýca dikkatli bir göz bugünkü Heraklionlularýn kýta Yunanistan’ýnda yaþayanlardan da, bizim komþu Ege adalarýndakilerden de hayli farklý davranýþ biçimlerine, farklý yemek biçimlerine sahip olduðunu hemen görebilir. Hanya biraz daha Venediklidir, Resmo biraz daha Türktür, ama Ag. Nikolas ve Sitia kentleri Yunanlýdýr...

Öte yandan- kýyasýya özetle-;
Osmanlý'nýn Girit'e gönderdiði aileler -genellikle- klasik Sünniler deðildi. Hanya'da Bektaþi, Resmo'da Mevlevi, Kandiye'de (Þimdilerde Heraklion) ise Mevlevi ve Bektaþiler vardý. (Kandiye'deki Mevlevi Dergahý bugün Neaalasata- Yeni Alaçatý derneði olarak kullanýlýyor) Yani Osmanlýda "kendi karakoyunlarýný" göndermiþti Girit'e... Onlar da yemek kültürlerini taþýdý adaya... Ama aralarýnda Türk kadýný pek azdý, erkek gruplar gitti (erkekler ne kadar yemek kültürü taþýyabildilerse...) Girit'e ve oradaki Venedikli Katolikler ile Ortodoks Rum kadýnlarla hayatlarýný birleþtirdiler. Çocuklar ise "ana" dillerini konuþan Müslümanlardý... O zamana kadar tere-sadeyaðý, susam yaðý kullanan Türkler aniden yoðun olarak zeytinyaðý kullanmaya baþladýlar... Özellikle Karaman tarafýndan gelenler zeytin aðacýný ilk kez Girit'te görmüþlerdi...

Bugün de 1923'te gelmiþ Anadolu kökenli Ortodokslarla, yerli Ortodokslar birbirinden farklý kültürleri temsil ederler... Bu yemeklerine de yansýr... Örneðin geçen yýl ilk kez gittiðim Nea Halikarnassa'da (Bodrum kökenli Rumlarýn kurduðu köy) Mazý'daki, Gümüþlük'teki gibi zerdeçal ile piþiriyorlardý yemeklerini... Hanya'da bizim Ayvalýk'taki, Cunda'daki ot yemeklerini aynen görürsünüz, Heraklion'da asla aramayýn bulamazsýnýz...

Bu konu çok uzun bir tartýþmaya yol açabilir. Ama sonuçta Anadolu'daki gibi Girit'te de bütün kültürler birbirine karýþýrken nadir örneklerde de olsa bazý tatlar bölgesel olarak korunabilmiþtir. Kuzey Ýtalya'dan, Anadolu'nun göbeðine uzanan geniþ bir coðrafyanýn tüm izlerini görebilmek mümkündür Girit'te... Zaten öncelikli belirleyici de coðrafya deðil midir?

Saðlýklý, lezzetli, mutlu yýllar dileklerimle...


Nedim Atilla




6 Ocak 2009 Salý / 2863 okunma



"Nedim Atilla" bütün yazýlarý için týklayýn...