Seyfi GÜL
Kimlerle yola çýktýðý aday kadar önemlidir
Tek baþýna yürütülemeyecek iþlerde doðru ekibin ne kadar önemli olduðu herkesin kabul ettiði bir olgudur. Bu durum ekip çalýþmasý gerektiren ticari, sýnai, eðitsel ve diðer faaliyetlerde olduðu gibi siyasi ve idari konularda da böyledir. Hatta daha da önemlidir. Öyle ki kendisi çok deðerli olsa ve hatta çok deðerli çalýþmalara ve radikal deðiþikliklere imza atsa da yakýn çevresi ve çalýþma arkadaþlarýnýn hatalarý ve kusurlarý nedeniyle silinip giden yerel ve ulusal çaplý pek çok siyaset insanýmýz vardýr.
Yerel seçim arifesinde, aday adaylarýnýn artýk adaylýða yol aldýðý bir süreçteyiz. Aday olanlar kadar çevrelerinde kimlerin olduðuna da bakma zamanlarýndayýz. Partisinin yaný sýra “bu aday kimlerin adayýdýr, kimlerle yola çýkmýþtýr”ý sorgulama aþamasýndayýz.
Bir kiþiyi yereni “zaten sevmiyor, farklý siyasi görüþte, çýkarlarý uymuyor” benzeri bahanelerle savuþturmak mümkündür. Ancak öven kiþinin kiþiliðine bir baþka ayrýntýlý bakýyoruz. “Bu Adam, Adam Gibi Adam” diyenin kendisi “Adam mý?” diye sorguluyoruz.
Siyasette makam arayanlar yerenlerden çok övenlere dikkat etmeli. Övenleri yüzünden þansýný kaybetmemek için, elindeyse ve mümkünse onlarý iyi seçmeli. Þakþakçýlara prim vermemeli.
“Para insaný Hicaz sapaðýna kadar götürebilir ama Hacý yapmaz”. Unutmamalý.
VAZGEÇMESÝNÝ BÝLMELÝ
Bazýlarý dernek ve bazý Sivil Toplum Kuruluþlarý yöneticisi konumunda olup da yerel seçimlerde baþkan ya da meclis üyeliklerine aday olanlar enteresan durumlarýn yaþanmasýna neden oluyor. Bu; sadece hayýr amaçlýlardan ziyade bir meslek grubu ya da belli düþünce gruplarýný temsil eden derneklerde daha çok ortaya çýkýyor. Sonuçta yeni bir makama talip olanlarýn öncekinden ayrýlmasý, yani birinden vazgeçmesi gerekiyor.
Bir aday, esnaftan iþçiye, memura, çalýþan çalýþmayan herkese olduðu gibi bu tür derneklere de gelip fikirlerini, projelerini anlatmaya çýkýyor. Sonra bakýyor ki orada muhatap olacaðý baþkan veya yönetim kurulu üyesi bir baþka partiden aday. Yani rakip konumunda. “Ben þunlarý yapacaðým oyunu bana ver” Hatta “Yapacaklarýmý üyelerinize de anlatayým onlardan da oy isteyeyim” diyebilir mi. Derse “Hadi oradan, ben varken sana ne oluyor” cevabý mý verilir. Kapýya, buranýn adayý benim sen baþka kapýya mý yazýlýr.
Bir kiþi kendini baðladýðý siyasi partide, tüm üyelerini temsil edebilir mi?
Aday bile olamadýðý ya da seçilemediði takdirde derneðinin saygýnlýðý ve gücü sýfýrlanmaz mý?
Derim ki; farklý örnekleri olsa bile bu durumdaki kiþiler istifa etmesini ve hep bana’lardan vazgeçmesini bilmelidir.
HAYDÝ FOÇA CUMHURÝYET BAYRAMINI KUTLAMAYA
Bir süredir çelenk koymalardan milli bayram kutlamalarýna uzanan bir dizi deðiþiklikle karþý karþýyayýz. Kabul etmek gerekir ki eski bayramlarýn coþkusu maalesef yaþanmamaktadýr. Deðiþikliklerin yarattýðý psikolojik dargýnlýk halký alanlardan soðutur bir görünüm ortaya koymuþtur. Oysa ki bayramlar coþkunun doruða çýktýðý, çýkmasý gerektiði yegane günlerdir.
Ýþte bu ortamda 29 Ekim’e, Cumhuriyet Bayramý’na yaklaþýyoruz.
Kesin olmasa da, Foça 11 Eylül Stadý bu en büyük bayrama ev sahipliði yapacak gibi görünüyor. Uzun süredir yeþil çimlerde görülmeyen askeri bando, tören mangalarý provalarýný stadta yaptý bile. Kulaklarýn pasýný silercesine çalýnan marþlar, bitiþikteki spor salonunda bulunan çocuk ve gençlerin her þeyi býrakýp stada koþmalarý, provada bile onlarý uzun uzun alkýþlamalarý coþkulu bayram günü kutlamalarýný özlemenin bir iþareti olsa gerek.
Dünyaya örnek bir Kurtuluþ Savaþý’nýn ardýndan, “Cumhuriyet Fazilettir” özdeyiþiyle Ulu Önder Atatürk ve arkadaþlarýnýn bu topraklarda yaþayan herkese, en büyük armaðaný olan Türkiye Cumhuriyeti’nin 90. yýlý hepimize kutlu olsun.
Her tören, her kutlama sonrasý neredeyse zorunluluk duyarak söylediðimiz Onuncu Yýl Marþý’nýn anlattýðý 29 Ekim 1933 tarihinde Atatürk’ün söylevinde dile getirdiði;
“Ebediyete akýp giden her on senede, bu büyük millet bayramýný daha büyük þereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamaný gönülden dilerim” sözlerini unutmadan bu bayramda beraberlik içinde bayram yerinde olalým.
Büyük bedeller ödenerek elde edilen kazanýmlarý gelecek kuþaklara aktarmak ve geçmiþte yaþanan büyük zorluklarýn kýymetini bilen bir nesil yaratmak için bayramlarda buluþalým.
Kutlama yeri neresi olursa olsun, “Haydi Foça Bu Büyük Millet Bayramý’ný Hep Birlikte Kutlayalým”
Seyfi GÜL
"Seyfi GÜL" bütün yazýlarý için týklayýn...
Tek baþýna yürütülemeyecek iþlerde doðru ekibin ne kadar önemli olduðu herkesin kabul ettiði bir olgudur. Bu durum ekip çalýþmasý gerektiren ticari, sýnai, eðitsel ve diðer faaliyetlerde olduðu gibi siyasi ve idari konularda da böyledir. Hatta daha da önemlidir. Öyle ki kendisi çok deðerli olsa ve hatta çok deðerli çalýþmalara ve radikal deðiþikliklere imza atsa da yakýn çevresi ve çalýþma arkadaþlarýnýn hatalarý ve kusurlarý nedeniyle silinip giden yerel ve ulusal çaplý pek çok siyaset insanýmýz vardýr.
Yerel seçim arifesinde, aday adaylarýnýn artýk adaylýða yol aldýðý bir süreçteyiz. Aday olanlar kadar çevrelerinde kimlerin olduðuna da bakma zamanlarýndayýz. Partisinin yaný sýra “bu aday kimlerin adayýdýr, kimlerle yola çýkmýþtýr”ý sorgulama aþamasýndayýz.
Bir kiþiyi yereni “zaten sevmiyor, farklý siyasi görüþte, çýkarlarý uymuyor” benzeri bahanelerle savuþturmak mümkündür. Ancak öven kiþinin kiþiliðine bir baþka ayrýntýlý bakýyoruz. “Bu Adam, Adam Gibi Adam” diyenin kendisi “Adam mý?” diye sorguluyoruz.
Siyasette makam arayanlar yerenlerden çok övenlere dikkat etmeli. Övenleri yüzünden þansýný kaybetmemek için, elindeyse ve mümkünse onlarý iyi seçmeli. Þakþakçýlara prim vermemeli.
“Para insaný Hicaz sapaðýna kadar götürebilir ama Hacý yapmaz”. Unutmamalý.
VAZGEÇMESÝNÝ BÝLMELÝ
Bazýlarý dernek ve bazý Sivil Toplum Kuruluþlarý yöneticisi konumunda olup da yerel seçimlerde baþkan ya da meclis üyeliklerine aday olanlar enteresan durumlarýn yaþanmasýna neden oluyor. Bu; sadece hayýr amaçlýlardan ziyade bir meslek grubu ya da belli düþünce gruplarýný temsil eden derneklerde daha çok ortaya çýkýyor. Sonuçta yeni bir makama talip olanlarýn öncekinden ayrýlmasý, yani birinden vazgeçmesi gerekiyor.
Bir aday, esnaftan iþçiye, memura, çalýþan çalýþmayan herkese olduðu gibi bu tür derneklere de gelip fikirlerini, projelerini anlatmaya çýkýyor. Sonra bakýyor ki orada muhatap olacaðý baþkan veya yönetim kurulu üyesi bir baþka partiden aday. Yani rakip konumunda. “Ben þunlarý yapacaðým oyunu bana ver” Hatta “Yapacaklarýmý üyelerinize de anlatayým onlardan da oy isteyeyim” diyebilir mi. Derse “Hadi oradan, ben varken sana ne oluyor” cevabý mý verilir. Kapýya, buranýn adayý benim sen baþka kapýya mý yazýlýr.
Bir kiþi kendini baðladýðý siyasi partide, tüm üyelerini temsil edebilir mi?
Aday bile olamadýðý ya da seçilemediði takdirde derneðinin saygýnlýðý ve gücü sýfýrlanmaz mý?
Derim ki; farklý örnekleri olsa bile bu durumdaki kiþiler istifa etmesini ve hep bana’lardan vazgeçmesini bilmelidir.
HAYDÝ FOÇA CUMHURÝYET BAYRAMINI KUTLAMAYA
Bir süredir çelenk koymalardan milli bayram kutlamalarýna uzanan bir dizi deðiþiklikle karþý karþýyayýz. Kabul etmek gerekir ki eski bayramlarýn coþkusu maalesef yaþanmamaktadýr. Deðiþikliklerin yarattýðý psikolojik dargýnlýk halký alanlardan soðutur bir görünüm ortaya koymuþtur. Oysa ki bayramlar coþkunun doruða çýktýðý, çýkmasý gerektiði yegane günlerdir.
Ýþte bu ortamda 29 Ekim’e, Cumhuriyet Bayramý’na yaklaþýyoruz.
Kesin olmasa da, Foça 11 Eylül Stadý bu en büyük bayrama ev sahipliði yapacak gibi görünüyor. Uzun süredir yeþil çimlerde görülmeyen askeri bando, tören mangalarý provalarýný stadta yaptý bile. Kulaklarýn pasýný silercesine çalýnan marþlar, bitiþikteki spor salonunda bulunan çocuk ve gençlerin her þeyi býrakýp stada koþmalarý, provada bile onlarý uzun uzun alkýþlamalarý coþkulu bayram günü kutlamalarýný özlemenin bir iþareti olsa gerek.
Dünyaya örnek bir Kurtuluþ Savaþý’nýn ardýndan, “Cumhuriyet Fazilettir” özdeyiþiyle Ulu Önder Atatürk ve arkadaþlarýnýn bu topraklarda yaþayan herkese, en büyük armaðaný olan Türkiye Cumhuriyeti’nin 90. yýlý hepimize kutlu olsun.
Her tören, her kutlama sonrasý neredeyse zorunluluk duyarak söylediðimiz Onuncu Yýl Marþý’nýn anlattýðý 29 Ekim 1933 tarihinde Atatürk’ün söylevinde dile getirdiði;
“Ebediyete akýp giden her on senede, bu büyük millet bayramýný daha büyük þereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamaný gönülden dilerim” sözlerini unutmadan bu bayramda beraberlik içinde bayram yerinde olalým.
Büyük bedeller ödenerek elde edilen kazanýmlarý gelecek kuþaklara aktarmak ve geçmiþte yaþanan büyük zorluklarýn kýymetini bilen bir nesil yaratmak için bayramlarda buluþalým.
Kutlama yeri neresi olursa olsun, “Haydi Foça Bu Büyük Millet Bayramý’ný Hep Birlikte Kutlayalým”
Seyfi GÜL
"Seyfi GÜL" bütün yazýlarý için týklayýn...
