Erol ÇINAR
Ankara’da Bir Mezarlýkta
Sabaha karþý baþlayan kar hýzýný arttýrdý. Toprak, üstüne beyaz bir örtü örtülmüþ bir yüz gibi bazen iniþ çýkýþlý ama hep pürüzsüz. Göze görünen birkaç çiçek, incecik ve cansýz haliyle yer yer isyankarlýðýný duyurmaya çalýþýyor. Hiçbir özelliði olmayan, sýradan ama insanýn iliklerine kadar iþleyen soðuk bir rüzgar esiyordu. Olaðanüstü geniþ gök, bembeyaz bir kar saðanaðýný kentin üstüne boca ediyordu. Gerçekte görünürde kent yoktu. Ama insan çokta uzakta olmayan bir kentin varlýðýný hissediyordu. Ýnsaný kendine çeken çevrenin sessizliði, öylesine bildiðimiz doðanýn, dipsiz sessizliðine benzemiyordu. Derinliði olmayan bir suskunluk misafirlerini karþýlýyordu.
Biraz ilerde bir otobüs durdu, ardýna da binek arabalar dizildiler. Ýçine doluþmuþ bir sürü insan dümdüz, karlý zemine basmaya baþladý. Ýnsanlar paltolarýna sýðýnmýþ, kaþkollarý ile yüzünü soðuktan gizlemeye çalýþýyor, kadýnlar baþörtülerini sýký sýkýya baðlýyorlardý. Ýnsanlarýn yürüdüðü yönde bir cenaze arabasý bekliyordu. Dört kiþi hemen tabutu indirmeye koþtu. Yüzleri acý ifadeleri ile dolu, gerçekle yüzleþmiþ gibi. Ölümün kiþisel ve kaçýnýlmaz bir olgu olduðu duygusu içinde hepsi yaslý ve hüzünlü. En önde gençten birisi çerçevelenmiþ siyah beyaz bir fotoðraf taþýyor. Belli ki çok yeni çekilmiþ gencecik bir erkek portresi bu. Ne ilginçtir, bu fotoðraf, zaman ve ölüm kavramýyla yüzleþmeyi saðlýyor. Zaman dilimini dondurmasý, anýn ölümsüzleþtirilmesi, üç boyutlu bir yaþamýn iki boyutlu bir çerçeveye hapsedilmesi, bunlarýn hepsi yitirilmiþ anlarýn belgesi deðimlidir?. Bu nedenle dahi fotoðraf, yaþanan akýþý durdurduðu gibi, her zaman ölümle flört eden bir özellikte taþýr.
Mezarlýk, þimdi bu kar altýnda görebildiðim kadar büyüktür. Bakýþ alanýmda ne olaðanüstü büyüklükte bir anýt mezar, ne de heykel var. Yalnýzca yolun iki yanýný kaplamýþ aðaçlar ve saðlý sollu mezarlar. Bir koridor gibi sanki. Lapa lapa yaðan karýn yansýttýðý donuk bir aydýnlýk sanki bana yol gösteriyor. Yaþamýn hayhuylarý içerisinde insanlarý birbirinden ayýrt edebiliyoruz. Dýþ görünüþte ayrýmlar o kadar çok ki. Ama þimdi bu mezarlýkta sýra sýra mezarlar içinde hepsi çýplak ve yalnýz. Onlarý diðerlerinden ayýrt eden yalnýzca mezar taþlarý üzerindeki pafta numaralarý aslýnda. Her parselde hem genç ölenler, hem de yaþlanýp ömürleri bitenler var. Mezar taþlarý çeþit çeþit, uzunu, kýsasý, yükseði, alçaðý. Kutu kutu sýralanmýþlar. Üzerlerinde ad soyad, doðum ve ölüm tarihleri ve birkaçýnda da þiirler yer almaktadýr. Yolun ortasýna yakýn bir yere geldim. Hafta içi olmasýna raðmen bu kadar kalabalýk beni þaþýrtmýþtý Uzaktan ezan sesi duyuldu. Yakýnda küçük bir cami olmalýydý. Gözüme bir mezarýn mermerinde yazan þu dizeler takýldý.
“Gitme gelmez bahar yeli/Þarkýlar yarýda kaldý”
Bu dizeler hiç yabancý gelmedi. Sonradan hatýrladým. Ünlü þair Cahit Sýtký Tarancý karþýmdadýr þimdi. Nankör günler sonunda felç olan, hastanelere düþen þair.
Biraz ilerde bir yaþlý kadýn mezar baþýnda diz çökmüþ, dua etmektedir. Genç bir çocuk ise bir eliyle onu kardan korumak için þemsiye tutuyor, diðer eliyle de onu kaldýrmaya çalýþýyordu. Kim bilir hangi yürek acýsý onu bu karda, kýþta buraya getirmiþti. Kadýn zar zor ayaða kalktýðýnda dizleri kardan bembeyaz olmuþtu. Yaðmurluk giymiþ, aðaca dayalý adamýn yanýna gittiðinde ise ellerini yumruk yapmýþ, hýçkýra hýçkýra aðlýyordu. Yaþlý kadýn bir þey anýmsamýþçasýna baþýný kaldýrýp gökyüzüne baktý. bir þey mi söylemek istedi bilinmez. Belki de orada yatan ölünün yaþamýndan aklýna üþüþen bir çok anýyý daha açýk seçik olmasa da eskisinden daha doðru, net görmüþtü..
Ben mi burada ne arýyorum?. Neden kaynaklanýyor bu keder?. Yýllarca yüreðimi sýkýþtýran, hüznü andýran, beni sabýrsýzca buraya savuran duygunun kaynaðý ne?. Bir takým sorular ve yarým yamalak yanýtlarla, ölülerin, ölümlerin olduðu kadar, kendi yaþamýmýzýn da anlamýný bulmaya çalýþýyorum; týpký benden önce, þimdi burada yatanlarýn yaptýðý gibi. Ýþte insanlarýn bu düþ ve düþünme gücü, her þeyin ve herkesin katkýda bulunduðu bu tutku hiç sona ermeyecek. Ne Ankara’nýn bir köþesinde Cebeci Asri mezarlýðýnda, ne de dünyanýn baþka yerinde.
Erol ÇINAR
erol.cinar@doruk.net.tr
Sabaha karþý baþlayan kar hýzýný arttýrdý. Toprak, üstüne beyaz bir örtü örtülmüþ bir yüz gibi bazen iniþ çýkýþlý ama hep pürüzsüz. Göze görünen birkaç çiçek, incecik ve cansýz haliyle yer yer isyankarlýðýný duyurmaya çalýþýyor. Hiçbir özelliði olmayan, sýradan ama insanýn iliklerine kadar iþleyen soðuk bir rüzgar esiyordu. Olaðanüstü geniþ gök, bembeyaz bir kar saðanaðýný kentin üstüne boca ediyordu. Gerçekte görünürde kent yoktu. Ama insan çokta uzakta olmayan bir kentin varlýðýný hissediyordu. Ýnsaný kendine çeken çevrenin sessizliði, öylesine bildiðimiz doðanýn, dipsiz sessizliðine benzemiyordu. Derinliði olmayan bir suskunluk misafirlerini karþýlýyordu.
Biraz ilerde bir otobüs durdu, ardýna da binek arabalar dizildiler. Ýçine doluþmuþ bir sürü insan dümdüz, karlý zemine basmaya baþladý. Ýnsanlar paltolarýna sýðýnmýþ, kaþkollarý ile yüzünü soðuktan gizlemeye çalýþýyor, kadýnlar baþörtülerini sýký sýkýya baðlýyorlardý. Ýnsanlarýn yürüdüðü yönde bir cenaze arabasý bekliyordu. Dört kiþi hemen tabutu indirmeye koþtu. Yüzleri acý ifadeleri ile dolu, gerçekle yüzleþmiþ gibi. Ölümün kiþisel ve kaçýnýlmaz bir olgu olduðu duygusu içinde hepsi yaslý ve hüzünlü. En önde gençten birisi çerçevelenmiþ siyah beyaz bir fotoðraf taþýyor. Belli ki çok yeni çekilmiþ gencecik bir erkek portresi bu. Ne ilginçtir, bu fotoðraf, zaman ve ölüm kavramýyla yüzleþmeyi saðlýyor. Zaman dilimini dondurmasý, anýn ölümsüzleþtirilmesi, üç boyutlu bir yaþamýn iki boyutlu bir çerçeveye hapsedilmesi, bunlarýn hepsi yitirilmiþ anlarýn belgesi deðimlidir?. Bu nedenle dahi fotoðraf, yaþanan akýþý durdurduðu gibi, her zaman ölümle flört eden bir özellikte taþýr.
Mezarlýk, þimdi bu kar altýnda görebildiðim kadar büyüktür. Bakýþ alanýmda ne olaðanüstü büyüklükte bir anýt mezar, ne de heykel var. Yalnýzca yolun iki yanýný kaplamýþ aðaçlar ve saðlý sollu mezarlar. Bir koridor gibi sanki. Lapa lapa yaðan karýn yansýttýðý donuk bir aydýnlýk sanki bana yol gösteriyor. Yaþamýn hayhuylarý içerisinde insanlarý birbirinden ayýrt edebiliyoruz. Dýþ görünüþte ayrýmlar o kadar çok ki. Ama þimdi bu mezarlýkta sýra sýra mezarlar içinde hepsi çýplak ve yalnýz. Onlarý diðerlerinden ayýrt eden yalnýzca mezar taþlarý üzerindeki pafta numaralarý aslýnda. Her parselde hem genç ölenler, hem de yaþlanýp ömürleri bitenler var. Mezar taþlarý çeþit çeþit, uzunu, kýsasý, yükseði, alçaðý. Kutu kutu sýralanmýþlar. Üzerlerinde ad soyad, doðum ve ölüm tarihleri ve birkaçýnda da þiirler yer almaktadýr. Yolun ortasýna yakýn bir yere geldim. Hafta içi olmasýna raðmen bu kadar kalabalýk beni þaþýrtmýþtý Uzaktan ezan sesi duyuldu. Yakýnda küçük bir cami olmalýydý. Gözüme bir mezarýn mermerinde yazan þu dizeler takýldý.
“Gitme gelmez bahar yeli/Þarkýlar yarýda kaldý”
Bu dizeler hiç yabancý gelmedi. Sonradan hatýrladým. Ünlü þair Cahit Sýtký Tarancý karþýmdadýr þimdi. Nankör günler sonunda felç olan, hastanelere düþen þair.
Biraz ilerde bir yaþlý kadýn mezar baþýnda diz çökmüþ, dua etmektedir. Genç bir çocuk ise bir eliyle onu kardan korumak için þemsiye tutuyor, diðer eliyle de onu kaldýrmaya çalýþýyordu. Kim bilir hangi yürek acýsý onu bu karda, kýþta buraya getirmiþti. Kadýn zar zor ayaða kalktýðýnda dizleri kardan bembeyaz olmuþtu. Yaðmurluk giymiþ, aðaca dayalý adamýn yanýna gittiðinde ise ellerini yumruk yapmýþ, hýçkýra hýçkýra aðlýyordu. Yaþlý kadýn bir þey anýmsamýþçasýna baþýný kaldýrýp gökyüzüne baktý. bir þey mi söylemek istedi bilinmez. Belki de orada yatan ölünün yaþamýndan aklýna üþüþen bir çok anýyý daha açýk seçik olmasa da eskisinden daha doðru, net görmüþtü..
Ben mi burada ne arýyorum?. Neden kaynaklanýyor bu keder?. Yýllarca yüreðimi sýkýþtýran, hüznü andýran, beni sabýrsýzca buraya savuran duygunun kaynaðý ne?. Bir takým sorular ve yarým yamalak yanýtlarla, ölülerin, ölümlerin olduðu kadar, kendi yaþamýmýzýn da anlamýný bulmaya çalýþýyorum; týpký benden önce, þimdi burada yatanlarýn yaptýðý gibi. Ýþte insanlarýn bu düþ ve düþünme gücü, her þeyin ve herkesin katkýda bulunduðu bu tutku hiç sona ermeyecek. Ne Ankara’nýn bir köþesinde Cebeci Asri mezarlýðýnda, ne de dünyanýn baþka yerinde.
Erol ÇINAR
erol.cinar@doruk.net.tr
"Erol ÇINAR" bütün yazýlarý için týklayýn...
