Seyfi GÜL
BU MEMLEKET HALLERÝNDE SEÇÝMÝ KÝM KAZANIR…
Galatasaray –Chelsea Maçý. Tribünlerde pankart. Alo Babacýðým… Hýrsýz var.
Gezi Parký giriþine iþ makinalarý dizildi. Taksimde Ýstiklal’de, Ýzmir’de eylemler.
Astsubaylar “Pes” dedi. “Yeter” dedi. 1 Mart’ta Taksim’de “Ölüm Orucu’na” baþlýyorlar.
Ýzmir Büyükþehir Belediyesi Foça’nýn 144 kilometre su hattýný yenilemiþ. Neye yarar. Çeþmelerimizden su içemiyoruz. Ya sokak çeþmelerinin bulanmadýðý günleri bekliyoruz. Ya da Alo Su. Ver 5 lira. Markaya göre 6, 7, 8.
Simit, ekmek bir günde yüzde 35 zamlandý. 75 kuruþlar doksana, 1 liraya devþirildi. Emekliye memura, iþçiye yüzde 2.5 - 3 zam. Hayýrlý Ýþler.
Ýzmir’in devlet elindeki tek doðum hastanesinde randevu sistemindeki kürtaj butonu bilinmeyen bir nedenle çalýþmýyor.
Atatürk Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi’nde Asistanlar günlerdir eylemde. Personel azlýðý nedeniyle saðlýklý görev yapamadýklarýný iddia ediyorlar. Birkaç ay önce bu hastanede “orada iyi bir doktor varmýþ” diye tavsiyeyle giden annemin, endoskopi-kolonoskopi iþlemi yapýlýrken baðýrsaðýný delmiþlerdi. “Midemde ara sýra sýkýntýlar oluyor” þikayetiyle yürüyerek girdiði hastanede, bir akþamüzeri bütün çocuklarý olarak toplandýk. “Yarým saat içinde karar verin. Ameliyat olmazsa sabaha çýkmaz. Olursa yaþayacaðýný garanti edemeyiz. Baþka hastaneye gitmesine de izin veremeyiz” diyerek durumu anlamamýzý istemiþlerdi. Ameliyattan sað çýktý ama, eskisi gibi hiç olmadý.
Eczaneye her gidiþimizde yeni sürprizler karþýlýyor bizi. Muayene ücreti, katýlým payý. Bazý ilaçlarý yazdýrmamak daha ucuza geliyor. Yýllarca prim ödeyip, yaþlýlýðýmýzda kimseye muhtaç olmayacaðýz gözüyle baktýðýmýz sistem en büyük gider kalemi haline dönüþmeye baþladý- baþlayacak. Önce devlet hastaneleriyle eþit koþullarda gösterilerek alýþtýrýlan özel hastanelerin bazýlarýna normal vatandaþýn artýk yaklaþamaz hale gelmesine ne diyelim.
Bilgisayar sistemine geçildi, bürokrasi azaldý denilen sistemden basit bir örnek. Ýþlem; sabit periyotlarla düzenli olarak alýnmasý zorunlu bir ilacý yazdýrmak. Bize göre 2 saatlik yolculuktan sonra hastaneye gelinir. Ýlacý yazmaya yetkisi olan bir Doktor bulunur. Ýçerde mutlaka hasta vardýr. Yarým saatten az olmamak kaydýyla beklenir. Ondan bilgi iþlemde “kayýt yapýlsýn” notu yazýlý bir kaðýt alýnýr. Bilgi Ýþlemde mutlak kuyruk vardýr. Sýraya girilir. Birkaç tartýþmayý, bazen ciddi kavgalarý HD kalitede ve 3D gözlerle izleyip karýþmama sabrý gösterildiyse memurdan kayýt barkodu alýnýr. Gelinen bölüme yönelinir. Baþka bir hasta teslim almadýysa, görevli eðer yerindeyse; mor ya da özel reçetenin sahiplendirildiði kiþiden kimlik verilerek reçete formlarý ve kayýt defteri teslim alýnýr. Tekrar doktorun kapýsýna varýlýr. Boþu yoktur. Yine hastanýn çýkýþý beklenir. Bu arada sýradaki hastalarla “sadece ilaç yazdýrsan da giremezsin” kavgasý yapýlýr. O günkü ortamýn yoðunluðuna ve sýcaklýðýna baðlý olarak iþiniz yarým saatle üç saat arasýnda sürer. Yazdýrdýysanýz teslim ettiðiniz kimliði kurtarmak için reçete defterini geri teslim etmek üzere görevliye gider ya da yine biraz onu ararsýnýz. O da tamamsa artýk reçete hastane içinde oluþturulmuþ “Eczacý Odasý”na teslim edilecek hale gelmiþtir. Bu arada hastalýkla ilgili raporun her defasýnda fotokopisi çekilir. Dört nüsha reçetenin her birinin arkasýna imza atýlýr. Yazdýrmayý unutmadýysanýz Tedavi Formu’ndan bir adet fotokopi de ilaç alýnacak gün için hazýr edilir. Ýnþallah reçeteye kilo ve karþýlýðýnda verilecek miligram cinsinden miktarý yazdýrmýþ ve e-reçete kod numarasýný da almýþsýnýzdýr. Çünkü her eksikliðin sorumlusu hasta ya da o iþi yapmaya gelen yakýnýdýr. Vallahi bu kadar deðil ama daha uzatmamam gerek.
Eðitim sisteminde normal liseler tarihe karýþmak üzere. Ya Fen, Ya Anadolu, Ya Meslek veya Ýmam Hatip. Hasbelkader üniversiteye de gittin. Bitirdin de. Ýþ. Buldun da. Yýllarca göz, kafa, kol, bacak çürütmüþün aldýðý paraya, zorunlu ilköðretimden sonra vasýfsýz ibaresiyle kapaðý bir yere atanlar acýyor. O ki; her türlü sosyal hayatý dýþlamýþ, “ana babamýn boynuna astýðým aylýk masraf yükü bitsin” diye canýný diþine takmýþ, okulu neredeyse zamanýndan önce bitirmiþ. Çalýþkan. Baþarýlý. Ama atanmamýþ. Nerde olsa çalýþmam lazým diyerek. Ne verilirse. Kurslarda, baþka iþlerde. Bizzat kamunun hesapladýðý yoksulluk, açlýk sýnýrlarýnýn altýnda.
Dahasý. Çok.
Yerel seçimlere kaldý bir ay. Dört hafta. 30 gün. Partiler, son anda partileþenler gardlarýný aldýlar. Belediye meclis üyeleri de belirlendi.
Partilere adaylara salvolar baþladý.
Bu seçimde aday olmayan eski bir belediye baþkaný ve halen meclis üyesinin bir gece tarlasýndaki 41 zeytin aðacý imha edildi. Bugüne kadar böylesi görülmedi denildi.
Bir akþam üstü, eski bir parti ilçe baþkanýnýn kafe’sinin giriþ kapýsýndaki dekoratif otlar tutuþtu.
Bu arada acemilerle tecrübeli siyasetçilerin farký ortaya çýktý. Kendisiyle ilgisi olsun olmasýn her konuya atlayan ve saldýran acemilere, ciddi ithamlarda bulunulduðu halde olgun ve saðduyulu yaklaþýmlarla, konuyu soðutan ustalar adeta ders verdi.
Foça’nýn takýmlarýnda, Foça’nýn sporcu çocuklarý oynamalý diyenler, çok zor bir dönemde sahaya sürülen o çocuklarý, umulmayacak derecede baþarýlý olduklarý halde desteklemeye gelmemeye inat ediyorlar. Sporun siyasetten beklediði bu olmasa gerek.
Foça’nýn meydanýndan ara sokaklarýna bir sürü seçim kondu türedi.
Ve halk yuvarlak laflar yerine net söylemler beklemeye devam ediyor. Seçim zamaný yapýlan iþgalleri temizleyeceðim, Foça’yý halkýnýn, elini kolunu sallayarak gezdiði haline döndüreceðim, ona göre herkes ayaðýný denk alsýn diyen yok. En cesaretlisi “Gereðini yapacaðým” deyip geçiþtiriyor.
Bu memleket hallerinde “Kim kazanýr” sorusuna en doðru cevap “Adaylardan biri kazanýr”. Çünkü onlar piyangoyu kazanmaya talip oldular ve bilet aldýlar.
Tabii bir kesimin iddia ettiði gibi o memleket halleri dolayýsýyla seçimler iptal edilmez ya da ertelenmezse.
Seyfi GÜL
"Seyfi GÜL" bütün yazýlarý için týklayýn...
Galatasaray –Chelsea Maçý. Tribünlerde pankart. Alo Babacýðým… Hýrsýz var.
Gezi Parký giriþine iþ makinalarý dizildi. Taksimde Ýstiklal’de, Ýzmir’de eylemler.
Astsubaylar “Pes” dedi. “Yeter” dedi. 1 Mart’ta Taksim’de “Ölüm Orucu’na” baþlýyorlar.
Ýzmir Büyükþehir Belediyesi Foça’nýn 144 kilometre su hattýný yenilemiþ. Neye yarar. Çeþmelerimizden su içemiyoruz. Ya sokak çeþmelerinin bulanmadýðý günleri bekliyoruz. Ya da Alo Su. Ver 5 lira. Markaya göre 6, 7, 8.
Simit, ekmek bir günde yüzde 35 zamlandý. 75 kuruþlar doksana, 1 liraya devþirildi. Emekliye memura, iþçiye yüzde 2.5 - 3 zam. Hayýrlý Ýþler.
Ýzmir’in devlet elindeki tek doðum hastanesinde randevu sistemindeki kürtaj butonu bilinmeyen bir nedenle çalýþmýyor.
Atatürk Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi’nde Asistanlar günlerdir eylemde. Personel azlýðý nedeniyle saðlýklý görev yapamadýklarýný iddia ediyorlar. Birkaç ay önce bu hastanede “orada iyi bir doktor varmýþ” diye tavsiyeyle giden annemin, endoskopi-kolonoskopi iþlemi yapýlýrken baðýrsaðýný delmiþlerdi. “Midemde ara sýra sýkýntýlar oluyor” þikayetiyle yürüyerek girdiði hastanede, bir akþamüzeri bütün çocuklarý olarak toplandýk. “Yarým saat içinde karar verin. Ameliyat olmazsa sabaha çýkmaz. Olursa yaþayacaðýný garanti edemeyiz. Baþka hastaneye gitmesine de izin veremeyiz” diyerek durumu anlamamýzý istemiþlerdi. Ameliyattan sað çýktý ama, eskisi gibi hiç olmadý.
Eczaneye her gidiþimizde yeni sürprizler karþýlýyor bizi. Muayene ücreti, katýlým payý. Bazý ilaçlarý yazdýrmamak daha ucuza geliyor. Yýllarca prim ödeyip, yaþlýlýðýmýzda kimseye muhtaç olmayacaðýz gözüyle baktýðýmýz sistem en büyük gider kalemi haline dönüþmeye baþladý- baþlayacak. Önce devlet hastaneleriyle eþit koþullarda gösterilerek alýþtýrýlan özel hastanelerin bazýlarýna normal vatandaþýn artýk yaklaþamaz hale gelmesine ne diyelim.
Bilgisayar sistemine geçildi, bürokrasi azaldý denilen sistemden basit bir örnek. Ýþlem; sabit periyotlarla düzenli olarak alýnmasý zorunlu bir ilacý yazdýrmak. Bize göre 2 saatlik yolculuktan sonra hastaneye gelinir. Ýlacý yazmaya yetkisi olan bir Doktor bulunur. Ýçerde mutlaka hasta vardýr. Yarým saatten az olmamak kaydýyla beklenir. Ondan bilgi iþlemde “kayýt yapýlsýn” notu yazýlý bir kaðýt alýnýr. Bilgi Ýþlemde mutlak kuyruk vardýr. Sýraya girilir. Birkaç tartýþmayý, bazen ciddi kavgalarý HD kalitede ve 3D gözlerle izleyip karýþmama sabrý gösterildiyse memurdan kayýt barkodu alýnýr. Gelinen bölüme yönelinir. Baþka bir hasta teslim almadýysa, görevli eðer yerindeyse; mor ya da özel reçetenin sahiplendirildiði kiþiden kimlik verilerek reçete formlarý ve kayýt defteri teslim alýnýr. Tekrar doktorun kapýsýna varýlýr. Boþu yoktur. Yine hastanýn çýkýþý beklenir. Bu arada sýradaki hastalarla “sadece ilaç yazdýrsan da giremezsin” kavgasý yapýlýr. O günkü ortamýn yoðunluðuna ve sýcaklýðýna baðlý olarak iþiniz yarým saatle üç saat arasýnda sürer. Yazdýrdýysanýz teslim ettiðiniz kimliði kurtarmak için reçete defterini geri teslim etmek üzere görevliye gider ya da yine biraz onu ararsýnýz. O da tamamsa artýk reçete hastane içinde oluþturulmuþ “Eczacý Odasý”na teslim edilecek hale gelmiþtir. Bu arada hastalýkla ilgili raporun her defasýnda fotokopisi çekilir. Dört nüsha reçetenin her birinin arkasýna imza atýlýr. Yazdýrmayý unutmadýysanýz Tedavi Formu’ndan bir adet fotokopi de ilaç alýnacak gün için hazýr edilir. Ýnþallah reçeteye kilo ve karþýlýðýnda verilecek miligram cinsinden miktarý yazdýrmýþ ve e-reçete kod numarasýný da almýþsýnýzdýr. Çünkü her eksikliðin sorumlusu hasta ya da o iþi yapmaya gelen yakýnýdýr. Vallahi bu kadar deðil ama daha uzatmamam gerek.
Eðitim sisteminde normal liseler tarihe karýþmak üzere. Ya Fen, Ya Anadolu, Ya Meslek veya Ýmam Hatip. Hasbelkader üniversiteye de gittin. Bitirdin de. Ýþ. Buldun da. Yýllarca göz, kafa, kol, bacak çürütmüþün aldýðý paraya, zorunlu ilköðretimden sonra vasýfsýz ibaresiyle kapaðý bir yere atanlar acýyor. O ki; her türlü sosyal hayatý dýþlamýþ, “ana babamýn boynuna astýðým aylýk masraf yükü bitsin” diye canýný diþine takmýþ, okulu neredeyse zamanýndan önce bitirmiþ. Çalýþkan. Baþarýlý. Ama atanmamýþ. Nerde olsa çalýþmam lazým diyerek. Ne verilirse. Kurslarda, baþka iþlerde. Bizzat kamunun hesapladýðý yoksulluk, açlýk sýnýrlarýnýn altýnda.
Dahasý. Çok.
Yerel seçimlere kaldý bir ay. Dört hafta. 30 gün. Partiler, son anda partileþenler gardlarýný aldýlar. Belediye meclis üyeleri de belirlendi.
Partilere adaylara salvolar baþladý.
Bu seçimde aday olmayan eski bir belediye baþkaný ve halen meclis üyesinin bir gece tarlasýndaki 41 zeytin aðacý imha edildi. Bugüne kadar böylesi görülmedi denildi.
Bir akþam üstü, eski bir parti ilçe baþkanýnýn kafe’sinin giriþ kapýsýndaki dekoratif otlar tutuþtu.
Bu arada acemilerle tecrübeli siyasetçilerin farký ortaya çýktý. Kendisiyle ilgisi olsun olmasýn her konuya atlayan ve saldýran acemilere, ciddi ithamlarda bulunulduðu halde olgun ve saðduyulu yaklaþýmlarla, konuyu soðutan ustalar adeta ders verdi.
Foça’nýn takýmlarýnda, Foça’nýn sporcu çocuklarý oynamalý diyenler, çok zor bir dönemde sahaya sürülen o çocuklarý, umulmayacak derecede baþarýlý olduklarý halde desteklemeye gelmemeye inat ediyorlar. Sporun siyasetten beklediði bu olmasa gerek.
Foça’nýn meydanýndan ara sokaklarýna bir sürü seçim kondu türedi.
Ve halk yuvarlak laflar yerine net söylemler beklemeye devam ediyor. Seçim zamaný yapýlan iþgalleri temizleyeceðim, Foça’yý halkýnýn, elini kolunu sallayarak gezdiði haline döndüreceðim, ona göre herkes ayaðýný denk alsýn diyen yok. En cesaretlisi “Gereðini yapacaðým” deyip geçiþtiriyor.
Bu memleket hallerinde “Kim kazanýr” sorusuna en doðru cevap “Adaylardan biri kazanýr”. Çünkü onlar piyangoyu kazanmaya talip oldular ve bilet aldýlar.
Tabii bir kesimin iddia ettiði gibi o memleket halleri dolayýsýyla seçimler iptal edilmez ya da ertelenmezse.
Seyfi GÜL
"Seyfi GÜL" bütün yazýlarý için týklayýn...
