Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA
14 ÞUBAT
Pek çok þey gibi sevgiyi de tüketen bir toplum olarak 14 Þubat’a hazýrlanýyoruz, daha doðrusu bizi birileri hazýrlýyor günlerdir. Televizyon, gazeteler, dergiler buna odaklý, tam bir bombardýman altýndayýz. Yüzük, gül, çikolata, akla ziyan her türlü ürün bir yolu bulunup pazarlanýyor, istesek de istemesek de.
Son on yýllardýr ölçüyü nasýlda kaçýrdýk. Kadýnlar Günü, Anneler Günü, Babalar Günü, yýlbaþý, Sevgililer Günü anlamýný yitirdi gitti birer birer. Aslýna bakarsak hiçte fena deðildi önceleri. Hepside sevgiyi, hatýrlamayý, önemsemeyi içeriyordu. Birden ne olduysa(!) anlamlarý boþaldý sanki anlamsýzlaþtýkça hýzla metalaþtýlar.
Kadýnlarýn sekiz saatten fazla çalýþtýrýlmamalarý için eylem yapýlan 8 Mart; kadýn, emek, sömürü, eþitlik, hak gibi kavramlardan uzaklaþýp, vitrinlerde kýrmýzý ürünlerle ifadesini bulan gün oluverdi. Eþit ücret alamayan, iþ yerinde tacize uðrayan, evde dayak yiyen kadýnlar “ne hediye alacaklarý” merakýyla 8 Mart’ý iple çekmeye baþladýlar.
Anne ve babasýný 364 gün aramayan evlatlar(!) yasak savmak için aldýklarý hediyeleri öðlene kadar adrese teslim edip, bir an önce kendi hayatlarýna dönme savaþýna baþladýlar. Armaðanlar ne kadar pahalýysa günün önemi o denli vurgulanýyordu. Oysa hepsi hepsi onlardan istenen yalnýzca “onlarýn çocuklarý olduklarýný hatýrlamalarýydý”.
Yýlbaþýný hele hiç anlayamam. “Ömrümden bir sene daha geçti, ohh ne iyi oldu” diye kutlamamý yapýlýr? Noel Baba ya da Ana olduðumuzu sanarak, garip bir gönül bolluðuyla hediye daðýtma krizine tutuluruz her yýlbaþý.
Sevgilerimizi yitirdikçe daha bir sardýk bu iþlere. Ne anlaþýlmaz insanlar, ne kafasý karýþýk bir toplum olduk. Çarþý pazarlar bu özel günlerin mallarýyla dolup taþarken, üçüncü sayfa haberlere konu olduk her birimiz. Annesini, babasýný kesen çocuklar, kýzýný hamile býrakan babalar, 5 aylýk karýsýný peþkeþ çeken erkekler, aldatan kocalarý ya da kadýnlarý takip edip yakalayan þirketler, namus belasýna zindanlara düþen erkek kardeþler, evliliklerinin ilk yýlýnda hatta aylarýnda boþanma kararý alan gençler içimizden çýkmadý mý? Boþanma arttýkça Sevgililer Günü önem kazandý, tabii ki çarþý pazar da kazandý.
Sevgimizi yüreðimizle anlatamadýkça açýðý kapatmak için yan yollara saptýk sanki. Ne kadar pahalý hediye o kadar aþk. Niye öðrenemedik, sevgi yürekle anlatýlýr, baþka hiçbir þeyle deðil.
Neyse, bunlarý dedim diye enseyi karartmayýn hemen. Siz yine de 14 Þubat’ý unutmayýn, sevgiden kime zarar gelmiþ? Bir þiirle, bir þarkýyla, bir öyküyle (yalnýzca ikinize ait), belki bir demet papatyayla ama ille de sýmsýcak iki yürekle kutlayýn.
Not: Bu 14 Þubat’ý da “Abaza” geçireceklere: Geleceðe olan umudunuzun her dem taze kalmasý dileðiyle… Ben hepinizi seviyorum.
Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA
"Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA" bütün yazýlarý için týklayýn...
Pek çok þey gibi sevgiyi de tüketen bir toplum olarak 14 Þubat’a hazýrlanýyoruz, daha doðrusu bizi birileri hazýrlýyor günlerdir. Televizyon, gazeteler, dergiler buna odaklý, tam bir bombardýman altýndayýz. Yüzük, gül, çikolata, akla ziyan her türlü ürün bir yolu bulunup pazarlanýyor, istesek de istemesek de.
Son on yýllardýr ölçüyü nasýlda kaçýrdýk. Kadýnlar Günü, Anneler Günü, Babalar Günü, yýlbaþý, Sevgililer Günü anlamýný yitirdi gitti birer birer. Aslýna bakarsak hiçte fena deðildi önceleri. Hepside sevgiyi, hatýrlamayý, önemsemeyi içeriyordu. Birden ne olduysa(!) anlamlarý boþaldý sanki anlamsýzlaþtýkça hýzla metalaþtýlar.
Kadýnlarýn sekiz saatten fazla çalýþtýrýlmamalarý için eylem yapýlan 8 Mart; kadýn, emek, sömürü, eþitlik, hak gibi kavramlardan uzaklaþýp, vitrinlerde kýrmýzý ürünlerle ifadesini bulan gün oluverdi. Eþit ücret alamayan, iþ yerinde tacize uðrayan, evde dayak yiyen kadýnlar “ne hediye alacaklarý” merakýyla 8 Mart’ý iple çekmeye baþladýlar.
Anne ve babasýný 364 gün aramayan evlatlar(!) yasak savmak için aldýklarý hediyeleri öðlene kadar adrese teslim edip, bir an önce kendi hayatlarýna dönme savaþýna baþladýlar. Armaðanlar ne kadar pahalýysa günün önemi o denli vurgulanýyordu. Oysa hepsi hepsi onlardan istenen yalnýzca “onlarýn çocuklarý olduklarýný hatýrlamalarýydý”.
Yýlbaþýný hele hiç anlayamam. “Ömrümden bir sene daha geçti, ohh ne iyi oldu” diye kutlamamý yapýlýr? Noel Baba ya da Ana olduðumuzu sanarak, garip bir gönül bolluðuyla hediye daðýtma krizine tutuluruz her yýlbaþý.
Sevgilerimizi yitirdikçe daha bir sardýk bu iþlere. Ne anlaþýlmaz insanlar, ne kafasý karýþýk bir toplum olduk. Çarþý pazarlar bu özel günlerin mallarýyla dolup taþarken, üçüncü sayfa haberlere konu olduk her birimiz. Annesini, babasýný kesen çocuklar, kýzýný hamile býrakan babalar, 5 aylýk karýsýný peþkeþ çeken erkekler, aldatan kocalarý ya da kadýnlarý takip edip yakalayan þirketler, namus belasýna zindanlara düþen erkek kardeþler, evliliklerinin ilk yýlýnda hatta aylarýnda boþanma kararý alan gençler içimizden çýkmadý mý? Boþanma arttýkça Sevgililer Günü önem kazandý, tabii ki çarþý pazar da kazandý.
Sevgimizi yüreðimizle anlatamadýkça açýðý kapatmak için yan yollara saptýk sanki. Ne kadar pahalý hediye o kadar aþk. Niye öðrenemedik, sevgi yürekle anlatýlýr, baþka hiçbir þeyle deðil.
Neyse, bunlarý dedim diye enseyi karartmayýn hemen. Siz yine de 14 Þubat’ý unutmayýn, sevgiden kime zarar gelmiþ? Bir þiirle, bir þarkýyla, bir öyküyle (yalnýzca ikinize ait), belki bir demet papatyayla ama ille de sýmsýcak iki yürekle kutlayýn.
Not: Bu 14 Þubat’ý da “Abaza” geçireceklere: Geleceðe olan umudunuzun her dem taze kalmasý dileðiyle… Ben hepinizi seviyorum.
Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA
"Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA" bütün yazýlarý için týklayýn...
