Tülin DURSUN
HIRSIZLIK
Selâm Can Kýz!
Sen var ya sen? Annene, babana, hepimize yeni bir hayat kaynaðýsýn. Allah seni hepimize baðýþlasýn...
Sabrediyoruz ve seni bekliyoruz.
Tatlým!
Biliyorum, çok küçüksün ama bugün seninle insanoðlunun baþýna gelebilecek utanç verici; fakat mutlaka tedavi edilmesi gereken bir rahatsýzlýktan, hýrsýzlýktan söz edeceðim.
Hýrsýzlýk; kendine ait olmayan bir þeyi haber vermeden almak, çalmaktýr. Bu çalmalar salt para, eþya, mal deðil; yazýlar, fikirler, buluþlar olabilir. Hiçbir hýrsýzlýk cezasýz kalmaz. Yanlýþlýkla kanunun elinden sýyrýlabilen bir hýrsýz, hýrsýzlýðýndan dolayý vicdanýna sorumlu olur. Hýrsýzlýðý meslek edinenler ise zaten insani duygularýný yitirmiþ olanlardýr.
Ýnsanlar neden hýrsýzlýk yaparlar? Nasýl bu iþe baþlarlar? Bu sorularý hangi hýrsýza sorsan mutlaka bir bahaneyle sana yanýt verirler.
Hýrsýzlýk yapanlarý þöyle bir incelediðimizde; çocukluk döneminde içinde bulunduðu sosyal çevreden, yakýn iliþkilerdeki davranýþ bozukluklarýndan veya çatýþmalardan ve de arkadaþlarýndan etkilenen, kolay kanabilen çocuklar olduðunu görebilirsin. Bu iþi meslek edinen ailenin çocuklarýysa baþka meslek tanýmadýklarý, bu mesleði doðal gördükleri için hýrsýzlýk yaparlar.
Bazýlarý için güç gösterisi gibi baþlayan bu gibi davranýþlar, önlem alýnmadýðýnda kýsa zamanda alýþkanlýk olarak çocukta yer eder.
Büyüklerde durum farklýdýr ve bilinçli olarak yapýlmaktadýr. Kendi özel gereksinimlerini, hakký olmayaný çalarak sahiplenme, ne yasalar karþýsýnda, ne de insanlarýn yanýnda onlarý haklý kýlmaz.
Bunun yanýnda kleptomani gibi çalma rahatsýzlýðý olanlar yasal yolla deðil; týbben otanarak topluma kazandýrýlmalýdýr.
Çok beðendiðin bir þeyi sahibinden izin almaksýzýn almak ve tekrar yerine koymak bile karþýndakine ve sana rahatsýzlýk verir.
Týllar önce; Almanya'da bulunduðumuz dönemlerde fazla gelirimiz olmadýðý için bir ailenin yanýnda ikinci kiracý olarak bir oda tuttuk. Bu aile çalýþtýklarý bira fabrikasýnýn lojmanýnda çok düþük bir ücret karþýlýðýnda oturuyorlardý. Beþ odalý bu konuta iki yüz yetmiþbeþ D.M ödüyorlardý. Bizden de bir oda karþýlýðý yüz yetmiþ beþ mark alýyorlardý.
Ýkinci ev sahibimiz olan bu insanlarla iliþkilerimiz oldukça yüzeyseldi. Üç çocuklu bu aile ara sýra bizi yemeðe alýr, bize yöresel yemekler ikram ederlerdi.
Çocuklarýyla olan iliþkilerini gözlemlediðimde; çocuklarda sevgi açlýðý görür, özellikle anneyi uyarmaya çalýþýrdým.
O evde iki yýl kadar oturmak zorunda kaldýk. Baþka eve çýkmaya ekonomik yönden hazýr deðildik. Ben Münih Üniversite'sinde kütüphanede iþ bulmuþtum. Deden ise yüksek lisansýný tamamlýyordu. Kazandýðým para ancak evkirasý, yemek ve yol parasýna yetiyordu. Bazý zamanlar hiç paramýz olmuyordu. O zamanlarda ofis temizliði, hafta sonu tezgahtarlýðý yapýyorduk.
Deden doktorasýný da bitirince ben de þehrin biraz dýþýnda ço iyi bir ortopedi kliniðinde ameliyathane hemþireliðine baþladým. Ýþte o evden çýkmamýz da böyleydi. Artýk durumumuz iyiydi ve çocuk istiyorduk.Hatahaneye yakýn, nehir kenarýnda, ufak ama modern bir daire kiraladýk.
Bir yýl sonra da dünyalar güzeli annen bize karýþtý, canýmýza can kattý.
Bu arada deden baþka bir eyalet üniversitesinde asistan olarak iþe baþlayacaðýndan, ben de kendime o eyalette psikiyatri hemþireliðinde iþ buldum. Tam hazýrlýklarýmýzý yaparken, daha önce oturduðumuz bölge polisinden davet mektubu geldi. Telefon ettim Karþýlýklý konuþmak istediklerini söylediler. Çok heyecanlanmýþtým. Benim polisle ne iþim olurdu ki? Ertesi gün gittiðim poliste beni kapý görevlisi yabancýlarla ilgili amirinin yanýna götürdü. Yýllar sonra bugüne deðin dostluðumuzun devam ettiði Herr Roschansky'i iþte o gün tanýdým. Herr Roschansky bana M.Y yi tanýyýp tanýmadýðýmý sordu. Tanýyordum. Ancak bir buyçuk yýl kadar oluyordu onu görmeyeli. Herr Roschansky öyküyü anlattý.
M. bir profesörün evinden on binlerce mark deðerinde pul kolleksiyonu çalmýþ. Sevgi Adanýr'a yani bana verdiðini söylemiþ. Doðruydu. M. iki yýl kadar önce bana bir pul defteri hediye etmiþti ve içinde deðerini hiç anlamadýðým pullar vardý. Anýmsadýðým kadar annesi bana verilen bu hediyeden çok rahatsýzlýk duymuþtu.
Ben ne puldan ne de deðerinden anlamadýðým için onu yeðenime, Türkiye'ye yollamýþtým. Çalýntý olduðunu duyunca çok üzüldüm. Adýmýn böyle pis bir iþe karýþmasýndan duyduðum utancýn yanýnda; mesleðim, onurum, oturma iznim herþeyim risk altýnda olabilirdi. Aslýnda beni ve dedeni çoktan araþtýrmýþlardý. Yabancýlar polisinde notumuz çok iyiydi. Pul kolleksiyonunu hemen getirebileceðimi söyledim.
Bir çalýntý mal bana çok iyi bir dostluðun kazanýlmasýna neden oldu. Ama M.?
Bugün hala M. ve ailesini düþünürüm. Baba son derece despot, yüksek sesle konuþan, okuma- yazmayý bile askerde öðrenmiþ bir pfennig üzerine yirmi düðüm atan, karýsýný ve çocuklarýný üç öðün döven bir adamdý. Sevgi onlara hiç uðramamýþtý. Anne çok kapalý bir kasabadan gelmiþ, baþ örtüsünü burada atmýþ, Allah'ýn onca nasibini hiç almamýþ bir kadýndý.
M. bu olaydan sonra hapse düþmüþ. Küçük erkek kardeþi efeminen bir durumda S-bahn denilen metrolarda dolaþýyordu. Küçük kýz kardeþleriyse on üç yaþýnda iken hamile kalmýþ.
Anne, baba daha kendi ülkelerini tanýmadan, yabancý bir kültür ortasýnda kalmýþ, sevgisiz insancýklardý. Disiplin tutarsýzlýðý, kültür sapmasý veya bocalamasý beþ kiþilik bir aileyi yok etmiþti.
Caným Torunum!
Sen sen ol, sakýn sana ait olmayana dokunma! Sen baþkasýndan rýzasýz aldýðýnda, karþýndakinin göz yaþýndan, mutsuzluðundan ve sana edeceði bedduadan çekin yavrum.
Dünyanýn bütün güzel çocuklarý iyi þeyler öðrenmeyi hak ediyor. Ýyilik ve güzellikler hepinizin ve sevgili torunumun olsun.
Tülin DURSUN
"Tülin DURSUN" bütün yazýlarý için týklayýn...
Selâm Can Kýz!
Sen var ya sen? Annene, babana, hepimize yeni bir hayat kaynaðýsýn. Allah seni hepimize baðýþlasýn...
Sabrediyoruz ve seni bekliyoruz.
Tatlým!
Biliyorum, çok küçüksün ama bugün seninle insanoðlunun baþýna gelebilecek utanç verici; fakat mutlaka tedavi edilmesi gereken bir rahatsýzlýktan, hýrsýzlýktan söz edeceðim.
Hýrsýzlýk; kendine ait olmayan bir þeyi haber vermeden almak, çalmaktýr. Bu çalmalar salt para, eþya, mal deðil; yazýlar, fikirler, buluþlar olabilir. Hiçbir hýrsýzlýk cezasýz kalmaz. Yanlýþlýkla kanunun elinden sýyrýlabilen bir hýrsýz, hýrsýzlýðýndan dolayý vicdanýna sorumlu olur. Hýrsýzlýðý meslek edinenler ise zaten insani duygularýný yitirmiþ olanlardýr.
Ýnsanlar neden hýrsýzlýk yaparlar? Nasýl bu iþe baþlarlar? Bu sorularý hangi hýrsýza sorsan mutlaka bir bahaneyle sana yanýt verirler.
Hýrsýzlýk yapanlarý þöyle bir incelediðimizde; çocukluk döneminde içinde bulunduðu sosyal çevreden, yakýn iliþkilerdeki davranýþ bozukluklarýndan veya çatýþmalardan ve de arkadaþlarýndan etkilenen, kolay kanabilen çocuklar olduðunu görebilirsin. Bu iþi meslek edinen ailenin çocuklarýysa baþka meslek tanýmadýklarý, bu mesleði doðal gördükleri için hýrsýzlýk yaparlar.
Bazýlarý için güç gösterisi gibi baþlayan bu gibi davranýþlar, önlem alýnmadýðýnda kýsa zamanda alýþkanlýk olarak çocukta yer eder.
Büyüklerde durum farklýdýr ve bilinçli olarak yapýlmaktadýr. Kendi özel gereksinimlerini, hakký olmayaný çalarak sahiplenme, ne yasalar karþýsýnda, ne de insanlarýn yanýnda onlarý haklý kýlmaz.
Bunun yanýnda kleptomani gibi çalma rahatsýzlýðý olanlar yasal yolla deðil; týbben otanarak topluma kazandýrýlmalýdýr.
Çok beðendiðin bir þeyi sahibinden izin almaksýzýn almak ve tekrar yerine koymak bile karþýndakine ve sana rahatsýzlýk verir.
Týllar önce; Almanya'da bulunduðumuz dönemlerde fazla gelirimiz olmadýðý için bir ailenin yanýnda ikinci kiracý olarak bir oda tuttuk. Bu aile çalýþtýklarý bira fabrikasýnýn lojmanýnda çok düþük bir ücret karþýlýðýnda oturuyorlardý. Beþ odalý bu konuta iki yüz yetmiþbeþ D.M ödüyorlardý. Bizden de bir oda karþýlýðý yüz yetmiþ beþ mark alýyorlardý.
Ýkinci ev sahibimiz olan bu insanlarla iliþkilerimiz oldukça yüzeyseldi. Üç çocuklu bu aile ara sýra bizi yemeðe alýr, bize yöresel yemekler ikram ederlerdi.
Çocuklarýyla olan iliþkilerini gözlemlediðimde; çocuklarda sevgi açlýðý görür, özellikle anneyi uyarmaya çalýþýrdým.
O evde iki yýl kadar oturmak zorunda kaldýk. Baþka eve çýkmaya ekonomik yönden hazýr deðildik. Ben Münih Üniversite'sinde kütüphanede iþ bulmuþtum. Deden ise yüksek lisansýný tamamlýyordu. Kazandýðým para ancak evkirasý, yemek ve yol parasýna yetiyordu. Bazý zamanlar hiç paramýz olmuyordu. O zamanlarda ofis temizliði, hafta sonu tezgahtarlýðý yapýyorduk.
Deden doktorasýný da bitirince ben de þehrin biraz dýþýnda ço iyi bir ortopedi kliniðinde ameliyathane hemþireliðine baþladým. Ýþte o evden çýkmamýz da böyleydi. Artýk durumumuz iyiydi ve çocuk istiyorduk.Hatahaneye yakýn, nehir kenarýnda, ufak ama modern bir daire kiraladýk.
Bir yýl sonra da dünyalar güzeli annen bize karýþtý, canýmýza can kattý.
Bu arada deden baþka bir eyalet üniversitesinde asistan olarak iþe baþlayacaðýndan, ben de kendime o eyalette psikiyatri hemþireliðinde iþ buldum. Tam hazýrlýklarýmýzý yaparken, daha önce oturduðumuz bölge polisinden davet mektubu geldi. Telefon ettim Karþýlýklý konuþmak istediklerini söylediler. Çok heyecanlanmýþtým. Benim polisle ne iþim olurdu ki? Ertesi gün gittiðim poliste beni kapý görevlisi yabancýlarla ilgili amirinin yanýna götürdü. Yýllar sonra bugüne deðin dostluðumuzun devam ettiði Herr Roschansky'i iþte o gün tanýdým. Herr Roschansky bana M.Y yi tanýyýp tanýmadýðýmý sordu. Tanýyordum. Ancak bir buyçuk yýl kadar oluyordu onu görmeyeli. Herr Roschansky öyküyü anlattý.
M. bir profesörün evinden on binlerce mark deðerinde pul kolleksiyonu çalmýþ. Sevgi Adanýr'a yani bana verdiðini söylemiþ. Doðruydu. M. iki yýl kadar önce bana bir pul defteri hediye etmiþti ve içinde deðerini hiç anlamadýðým pullar vardý. Anýmsadýðým kadar annesi bana verilen bu hediyeden çok rahatsýzlýk duymuþtu.
Ben ne puldan ne de deðerinden anlamadýðým için onu yeðenime, Türkiye'ye yollamýþtým. Çalýntý olduðunu duyunca çok üzüldüm. Adýmýn böyle pis bir iþe karýþmasýndan duyduðum utancýn yanýnda; mesleðim, onurum, oturma iznim herþeyim risk altýnda olabilirdi. Aslýnda beni ve dedeni çoktan araþtýrmýþlardý. Yabancýlar polisinde notumuz çok iyiydi. Pul kolleksiyonunu hemen getirebileceðimi söyledim.
Bir çalýntý mal bana çok iyi bir dostluðun kazanýlmasýna neden oldu. Ama M.?
Bugün hala M. ve ailesini düþünürüm. Baba son derece despot, yüksek sesle konuþan, okuma- yazmayý bile askerde öðrenmiþ bir pfennig üzerine yirmi düðüm atan, karýsýný ve çocuklarýný üç öðün döven bir adamdý. Sevgi onlara hiç uðramamýþtý. Anne çok kapalý bir kasabadan gelmiþ, baþ örtüsünü burada atmýþ, Allah'ýn onca nasibini hiç almamýþ bir kadýndý.
M. bu olaydan sonra hapse düþmüþ. Küçük erkek kardeþi efeminen bir durumda S-bahn denilen metrolarda dolaþýyordu. Küçük kýz kardeþleriyse on üç yaþýnda iken hamile kalmýþ.
Anne, baba daha kendi ülkelerini tanýmadan, yabancý bir kültür ortasýnda kalmýþ, sevgisiz insancýklardý. Disiplin tutarsýzlýðý, kültür sapmasý veya bocalamasý beþ kiþilik bir aileyi yok etmiþti.
Caným Torunum!
Sen sen ol, sakýn sana ait olmayana dokunma! Sen baþkasýndan rýzasýz aldýðýnda, karþýndakinin göz yaþýndan, mutsuzluðundan ve sana edeceði bedduadan çekin yavrum.
Dünyanýn bütün güzel çocuklarý iyi þeyler öðrenmeyi hak ediyor. Ýyilik ve güzellikler hepinizin ve sevgili torunumun olsun.
Tülin DURSUN
"Tülin DURSUN" bütün yazýlarý için týklayýn...
