TERKi DÝYAR ÝLE YENÝ VATAN EYLEMEK / Sebahattin Karaca
Sebahattin Karaca

Sebahattin Karaca

TERKi DÝYAR ÝLE YENÝ VATAN EYLEMEK



Almanya'da meþhur bir söz vardýr. “Beþiðin neredeyse vatanýn orasýdýr” diye. Vataný terketmek ile geçimini yurt dýþýnda saðlamak veya yurt dýþýnda yaþamaya karar vermek ayný þeyler deðildir. Birinde geri dönüþ yok iken, diðerlerinde geriye dönüþ yolu açýktýr.

Ülke içindeki koþullardan dolayý, ülkesini terkeden ve yurtdýþýna yerleþen ve o uzaklardaki yaban elini, kendisine yurt edinen pek çok insan tanýyorum. Bu baðlamda, çok uzak ve gurbet olmasýna raðmen, Avustralya’ya giden bir çiftin, sonrasýnda çok benimsemeleri nedeniyle, kendilerini o ülkenin bir parçasý gibi gördüklerini, kendilerini oraya ait hissettiklerini, bu durumun sebep ve sonuçlarýný ele almak üzere kendileri ile yaptýðým sohbeti sizlerle paylaþacaðým.

Mustafa ve Esra;

Cahit Sitký Tarancý’nýn dediði gibi, yolun yarýsýnda ve tam otuz beþindeler. Kendileriyle birkaç defa görüþtüm. Her defasýnda bilgi daðarcýðýma; demokrasi, hak ve özgürlük, adalet, hizmet, eðitim, kültür, sevgi, saygý, hoþgörü, anlaþma ve uzlaþma kültürü hakkýnda bir þeyler kattým.

Mustafa ve Esra;

Türkiye’de, üniversite eðitimlerini tamamladýktan sonra kendi özgür iradeleriyle yurtdýþýna gitmiþler. Orada eðitimlerine devam etmiþler. Gittikleri ülkeyi beðenmiþler. Oraya yerleþmeye karar vermiþler. Ve oranýn vatandaþý olmanýn zorlu þartlarýný, tek tek yerine getirerek, o ülkenin vatandaþý olmuþlar. Sonra da evlenip, birlikte uzak diyarlarda kendilerine bir yuva kurmuþlar. Oðullarý Aras ile yuvalarýný ýþýklandýrýp, renklendirmiþler.

S.K ;

Sevgili Mustafa ve Esra, daha önceki konuþmalarýmda sizin ayrý ayrý Avustralya’ya gittiðinizi, orada birbirinizi tanýdýðýnýzý, daha sonra evlendiðinizi yuva kurduðunuzu, bir erkek çocuða kavuþtuðunuzu biliyorum. Türkiye’nin dýþýna gitmeyi neden düþündünüz, Avustralya’ ya gidiþ sebebiniz neydi?

Mustafa;

Þimdi, birinci sebep Ýngilizce öðrenmek, 2. sebep daha geniþ açýdan Dünya’da baþka bir ülkeyi incelemek, baþka medeniyetleri yakýndan tanýmak, öðrenmek ve yaþamaktý. O Yýllarda “Global Dünya“ söylemi çok moda idi.

Lise ve üniversitede Ýngilizce öðrendim. Üniversite bittikten sonra uluslararasý iþ yapan, iyi bir terazi üretim firmasýnda iþe baþladým. Ya benim tembelliðimden ya da eðitim sisteminin kusurlarýndan olsa gerek, daha ilk günden gördüm ki, öðrendiðim Ýngilizce yaptýðým iþ için kesinlikle yeterli deðildi. Halbuki uluslararasý iliþkilerde, Ýngilizce ana dil kadar önemsenmeli ve çok iyi öðretilmeliydi. Ama diðer pek çok ders gibi, Ýngilizce dersleri de boþ geçtiði için, ilk iþimde, öðrendiðim Ýngilizce, iþte kalmamý saðlayamadý.

Giremeyen piþman, giren piþman, bitiren piþman.!

Esra söz aldý;


Bakýn þimdi, uluslararasý iliþkiler adýnda bir üniversite bitiriyorsun. Bir terazi üretim þirketinde, ihracat departmanýnda dýþ ticaret bölümünde iþbaþý yapýyorsun. Sana diþ ticaret bölümünde iþ veriyorlar. Ve sen yabancý dil yetersizliðinden iþi býrakýyorsun. Üstelik Dünyanýn globalleþtiði bir zamanda haftada 20 saat almak zorunda olduðun Ýngilizce dersini, derslerin boþ geçmesinden dolayý alamýyor ve bir þirkette ilk iþini yapamaz durumda kalýyorsun. Sonra da Avrupa Birliði diyorlar. Avrupa birliðinin daha eþiðine bile, yaklaþýrken, merhaba, selamunaleyküm demiyorlar. Hello! How are you? diyorlar. Eþikte durum böyleyse, salonda veya masada ne konuþacaðýz? Hangi dille, nasýl anlaþacaðýz? Kýsaca her ilde bir sürü ve niteliksiz üniversite var. Bu üniversitelere, giremeyen bir piþman, giren iki piþman, bitiren gene piþman.!

Ben de Ýzmir’de 9 Eylül Üniversitesi Ekonometri bölümünden mezun oldum. Üniversite bitti. Eve gittim kendi kendime sordum. Þimdi ne olacak? Ben nerede nasýl iþ bulacaðým? Ne iþ yapabilirim? Nasýl baþarýlý olurum? Nasýl ilerlerim? Ve sonrasýnda nasýl yaþarken mutlu olabilirim? Bu sorularýn cevaplarýný bulamadým. Bir yakýnýmýn yardýmý ile Renault’da iþe baþladým. Ýþe girdikten birkaç gün sonra karar verdim.

- Ben yurt dýþýna gideceðim. Gidiþimin önü açýk olacak. Benim çocuðum, bu yaþta, benim içine düþtüðüm hayal kýrýklýklarýný yaþamayacak, ailemden ayrý olmanýn zorluklarýna dayanacaðým dedim ve baðrýma taþý bastým, Dünyanýn en uzak ülkesine gittim.

S.K;


Pekala, farklý tarihlerde ayrý-ayrý ama, ayný amaç uðruna Avustralya’ya gittiniz. Dil okullarýnda okudunuz. Mustafa master yaptý. Daha farklý bir ülke keþfettiniz. Sonra birbirinizi tanýdýnýz, anlaþtýnýz, yuva kurdunuz. Buraya kadar anladýk. Peki neden Avustralya vatandaþý olmak için baþvuruda bulundunuz. Arkasýndan onlarca sýnav ve denemelerden geçip, o ülkenin vatandaþý oldunuz. ?

Mustafa ve Esra ;

Ýnsan yaþamýnda hak ve özgürlükler ile eþitlik çok önemli.


Ýleri demokrasi – barýþ – hoþgörü – adalet – dürüstlük - temizlik ve en önemlisi eþitlik. Düþünün bir kere otobüse bineceksiniz ülkenin baþbakaný arkanýzda sýrasýný bekliyor. Dönüp arkanýzý selamlaþýyorsunuz. Baþbakan kadar eþit olma duygusunu yaþýyorsunuz. Bu durum kendinize sizin de bir insan ve bir birey olarak, önemli olduðunuzu hissettiriyor. Her yerde ve her alanda eþitlik güzel bir þey. Sosyal alanlarda, kamu alanlarýnda, yabancý veya azýnlýða ait olduðunuzu hissetmiyorsunuz. Birisi sizin hakkýnýzý ola ki gasp etse, devletin ilgili kurumlarý derhal hakkýnýzýn size iadesi için gerekeni yapýyor. Bu da size güven duygusunu veriyor. Size, kendinizi her konuda güvende olduðunuzu hissettiriyor. Azýnlýk diye bir kavram yok. Herkes kendi dilini rahatlýkla konuþabiliyor. Bu durum sizi o topraklara, o vatana baðlýyor. Ýnsan kendisini o vatanýn bir parçasý gibi görmeye baþlýyor. Bu size özgüven - huzur ve mutluluk veriyor. Ondan sonra sizde, hiçbir yerde ayrýcalýklý olmaya çalýþmýyorsunuz. Herkesin her türlü hakkýna saygý gösteriyorsunuz. Böylece karþýlýklý olarak saygý tesis edilmiþ oluyor.

Dünya’da en güzel þey, iþleyen ileri demokrasidir.

Kurumlarýn birbirinden baðýmsýzlýðý çok önemli, her þey bir insana veya bir yöneticiye baðlý deðil.

Demokrasi ileri seviyede. Parti içi demokrasi mükemmel iþliyor. Öyle ki, bir baþbakan parti kongresinde parti baþkanlýðýný kayýp ederse, kazanan ayný anda baþbakan oluyor. Çünkü siz, parti genel baþkanýný seçiyorsunuz. Dolayýsýyla baþbakaný da beraberinde seçmiþ oluyorsunuz.

Eðitim eþitliði muhteþem, fakir – zengin ayýrýmý yok. % 65 ölçeðinde pratik ve uygulamalý dersler, öðrencilerin sosyal hayatta veya iþ yerinde baþarýlý olabilmesi için bambaþka bir müfredat var. Bu sayede öðrenciler sadece teorik olarak belli baþlý derslerle eðitilmiyorlar. Ayný zamanda sosyalleþtiriliyorlar. Ben þu andaki eðitim sistemi sonucunda pek çok gencin, okulu bitirdikten sonra yönetici olduðunu gördüm. Ayrýca her insanýn yeniden baþlamasý için imkaný çok. Ýnsanlar ara eðitimlerle her yaþta yeni bir meslek sahibi olabiliyorlar. Her þeye sýfýrdan baþlayabiliyorlar.

Hastanelerde, yaþlý evlerinde, saðlýkta en önemli þey yine eþitlik. Bunu o kadar iyi düzenlemiþler ki, sistem týkýr týkýr çalýþýyor ve siz yanlýþ bir iþleyiþin kurbaný olmuyorsunuz.

Belediye hizmetleri mükemmel.

Sokaða çýktýðýnýzda verilen hizmetler, yapýlan iþler, çevre düzenlemeleri, oyun alanlarý, yollar, yaya kaldýrýmlarý, alt ve üst geçitler, bisiklet yollarý, parklar, bahçeler, tiyatrolar, gösteri alanlarý, meydanlar organizasyonlar size insan olduðunuzu ve insanýn deðerli olduðunu, bütün bunlarýn insan ve insan yaþamý için yapýldýðýný hissettiriyor. Ýnsanca yaþamanýn mutluluðunu veriyor.

Kýsaca, belediyeler bugünün sorunlarýný 50-60 yýl önceden çözmüþler. Þimdi ise yüzyýl sonra doðabilecek sorunlarý bugünden çözüyorlar. Þehrin nüfus artýþý ve insanca yaþam için gerekli olanlarýn planlamasýný yapýyorlar.

Ben ilk yýl, bu memleketin sokaklarýnda, meydanlarýnda ve her alanda ne kadar çok engelli var diye þaþýrmýþtým doðrusu. Sonradan gördüm ki; engelliler evde kalmasýn, onlarda sokaða çýksýn, yaþama dahil olsun diye akla hayale gelmez iþler yapýlmýþ, dýþarýda olabilme imkaný yaratýlmýþ. Kýsaca eðitimde ve sosyal yaþamda eþitlik burada da kendini göstermiþ. ”Engelli vatandaþlar da saðlýklý olanlar kadar eþit haklara sahiptir” kavramý sözde kalmamýþ, icraata dönüþmüþ.

Düzen bu, görevini yerine getiremeyen, veya yanlýþ iþlere bulaþan yöneticiler, ya istifa ediyor, ya fiþleniyor, bir daha seçilmemesi için baðýmsýz basýn elinden geleni yapýyor.

Kim olursan ol, yanlýþa geçit yok.

Þirket; yer altýnda dört bin otoparký olan, büyük bir alýþveriþ merkezinin projesini, belediyeye ulaþtýrdýðýnda, belediyeden aldýðý olumsuz yazý karþýsýnda donup kalmýþtý. Kendilerine göre otopark sorununu çözmüþlerdi. Oysa belediyeden gelen yazýda kýsaca þu yazýyordu;

“Projenizde otopark var ama, bu kadar çok aracýn alýþveriþ merkezine ulaþýmý saðlayamayýz. Mevcut yollarýmýz buna elveriþli deðildir. Þayet size inþaat izni verirsek, bu bölgede her gün ve her saat aþýrý trafik sýkýþmasý olur. Bu durumun da iki sonucu vardýr. Birincisi, bölge insanýnýn sýkýþan trafikten psikolojisi bozulur. Ýkincisi, ise sýkýþýklýktan ve araç kuyruðundan dolayý onlarca yýl içinde boþa tüketilen akaryakýttan ülke büyük zarar görür.” Cevap net ve kesindir”.

Öyle amasý – fakatý yoktu. Yazýyý alan yöneticiler bu karara saygý duydu. Baþbakaný, Reisi cumhuru arayým, dayýmý amcamý devreye sokayým, hâlime – yüzüme – cebime bakayým demedi.

Devlet hep iyi iþlerin içinde ve iyi olanýn yanýnda.

Güvenli, huzurlu, temiz ve bakýmlý þehirler yaratan belediyelerin de devlet her zaman yanýnda oluyor.

Þu sýralar Dünya’nýn diðer pek çok ülkesi, küresel ýsýnmanýn, kötü sonuç doðuracaðýnýn farkýnda bile deðilken, Avustralya önümüzdeki yüzyýlýn en büyük sorunlarýndan birisi olacak olan, küresel ýsýnma ve iklim deðiþimi karþýsýnda, topraklarýn hala ekilir- biçilir olabilmesi için yýllar önce kollarý sývadý, halkýna anlattý. Küresel ýsýnmaya karþý alýnacak önlem ve çalýþmalar için vergi koydu. Durumu idrak eden halk seve seve vergilerini ödüyor.

Demokrasi ile iþ baþýna gelen gerek yerel yönetimler, gerek parlamento halkýný, insanýný, engelliyi, yaþlýyý, hayvaný, doðayý sonuna kadar koruyor, kolluyor. Baþta adalette, eðitimde, saðlýkta, gelir daðýlýmýnda, fýrsat yaratýmýnda, eþitliði sonuna kadar hem savunuyor, hem de saðlýyor.

Oysa ülkemizde yukarýda söylemiþ olduðumuz tüm bu konularda çok ciddi sýkýntýlar var. Ýnsan yaþamýný merkeze koyan, onu kolaylaþtýrmaya, onu güzelleþtirmeye, huzura, saðlýklý ve güvenli yaþamaya, dayý ve aðalarýn gölgesinden kurtarýp, eþit ve daha demokratik olmayý yaratmaya yönelik çalýþmalarýn eksikliðinden kaynaklanan ve giderek zorlaþan yaþam þartlarýndan dolayý, Avustralya vatandaþý olduk.

Vatan, anne ve baba gibidir.

Bu çerçevede “ bir babanýn evladýna sahip çýktýðý gibi, devletin vatandaþýna sahip çýktýðý, bir annenin korumasý gibi, adaletinin koruduðu her yer, insanlýk için vatandýr. ” diyerek, orada yaþamaya karar verdik.

Daha fazla gencimizin, ülkemizi daha çok sevebilmesini saðlayacak koþullarýn seçilenlerce oluþturulmasý dileðiyle..!!




















Sebahattin Karaca

sebahattinkaraca35@hotmail.com
www.sebahattinkaraca.com



4 Ocak 2016 Pazartesi / 3362 okunma



"Sebahattin Karaca" bütün yazýlarý için týklayýn...