CAN DOSTUMA / Elif Y. ÖZEL
Elif Y. ÖZEL

Elif Y. ÖZEL

CAN DOSTUMA



Sýradan bir gündü…

Ya da öyle bir gün gibi baþlamýþtý her þey. Keþke her zamanki gibi bir gün olsaydý da bunlarý yaþamasaydým dedirten, o koskocaman “sessiz çýðlýðýn” ve “çaresizliðin tonlarýný” yüreðimde hissettiðim, sýradan olduðunu zannettiðim, aslýnda benim için pek çok insaný sýradanlaþtýran o büyük gün…

Telefonum çalmýþtý. Telefonun öbür ucundaki kiþi, can dostum, çocukluk arkadaþým ayný zamanda sýrdaþýmdý. Biz normalde telefonda özel þeyler konuþmazdýk pek. Ýþte bu yüzden, çalýþma odamdan çýkmanýn gerekli olmadýðýný düþünmüþtüm.

Sýradan bir günde ilaç gibi gelecekti Bahar’ýn sesi bana. Çünkü hep öyle hissederdim. Ancak kendimi reçeteyi okumakta zorlanmayan bir eczacý gibi hissetmem uzun sürmemiþti.

Evet, gerçekten de reçeteyi okumakta hiç zorlanmamýþtým yine. Ama reçetede yazan ilacýn hangi rafta olduðunu bir türlü kestiremiyordum. Ýlacý bulmam ve bir an önce elleri titreyerek reçetesini bana uzatan hastaya vermeliydim.

Tam karþýmda duran ve ayakta durmakta güçlük çeken hastanýn “Kanser Tanýsý” aldýðý her halinden belliydi. “Pazarlýk” aþamasýndaydý. “Red” aþamasýný çoktan geçmiþti. Yaþamla ölüm arasýndaki boþluðu, artý ve eksilerle anlamlandýrdýðýný ve aðýr basan tarafa kaymanýn an meselesi olduðunu, hastanýn benden kaçýrdýðý bakýþlarýndan anlamam hiç de zor olmamýþtý.

“Tedavine güvenmelisin, iyileþeceksin” ve hatta “þimdi sana yaþaman için binlerce gerekçe sýralayacaðým” demem gerekiyordu sanki.

Ama sadece dinledim. Bana anlattýklarýnýn boðazýma düðüm düðüm oturduðunu hissettirmeden dinledim onu. Yaþadýðý çaresizliði sadece hýçkýra hýçkýra aðlayarak anlatýrsa, belki biraz olun rahatlayabilir düþüncesiyle tek bir kelime dahi etmeden dinledim onu, sadece dinledim.

Ve bir kez daha telefonun diðer ucunda olmanýn ne büyük bir çaresizlik olduðunu, yüreðim acýya acýya da olsa bir kez daha hissetmiþ oldum.

Bahar her zaman fikirlerime saygý gösterir, önerilerimi dikkate alýr ve kendisini ne kadar çok sevdiðimi iyi bilirdi. Bu yüzden, bazen en acýmasýz eleþtirilerimin baþrol oyuncusu olurdu. Hayat yerine, insanlarla mücadele etmek zorunda býrakýldýðý için bu rolü üstlenmenin hiçbir zaman rahatsýzlýðýný da hissetmemiþti zaten. Çok iyi biliyordu ki, insanlarý sevgisi ile boðacak kadar kocaman bir yürek taþýmanýn aslýnda kendi yüreðini yaraladýðýný ve yüreðinin sýzýlarý deðil sevgileri hak ettiðini hissettirme çabasýydý benimkisi. Belki de, insanlarý sevmenin ve sadece sevmenin bedelini ödeyen tek insandý o benim için.

Telefonda kendisinden dinlediðim her bir ayrýntý, yeryüzünde yaþayan milyonlarca insaný hayrete düþürebilirdi. Oysa ben hiç þaþýrmamýþtým duyduklarýma. Sadece, her zaman onun yanýnda olduðumu hissetmesini istiyor ve yaþamak için sýralayacaðým binlerce gerekçenin Bahar için de kabul edilebilir olmasý için neler yapabileceðimi düþünüyordum.

Sýra bana gelmiþti. Dilimin ucuna gelenleri dikkatlice seçiyor, hem beni doðru ve eksiksiz anlamasýný hem de benim onu anladýðýma ikna olmasýný istiyordum.

Tek korkum istemeden canýný acýtmaktý. Görevim zor da olsa nihayet bu bölümünü baþarýyla tamamlamýþtým. Þükürler olsun ki o da beni yanýltmamýþtý. Kendisine uzattýðým eli yine sýkýca tutmuþ ve hiç býrakmamýþtý.

Sonuç olarak, hasta eczacýsýndan eczacý da hastasýndan memnun kalmýþtý. Raflarda aranan ilaç bulunmuþ ve vakitlice hastaya teslim edilmiþti.

Ne mutlu ki, bizim ellerimiz hâlâ birbirine sýkýca baðlý ve “bir elin hiçbir þey, iki elin ise gerçekten de pek çok þey olduðunu” gösteriyoruz insanlara.

Biz birlikte göðüslemiþtik aslýnda pek çok þeyi. Birlikte yakalamýþtýk hayatýn detaylarýný. Mesela depresyona girmenin çýkmaktan çok daha keyifli olduðunu, anne olmanýn vazgeçmemek olduðunu birlikte öðrenmiþtik.

Ayrýca, gözümüzün içine baka baka namussuzca yaþayan pek çok insanýn saniyeler içinde bir namus abidesine nasýl dönüþebildiðini, milyonlarca insana raðmen hayatta daima tek baþýmýza olduðumuzu, düþenin gerçekten de dostunun olmadýðýný, düþene bir tekme daha vurmanýn adetten olduðunu birlikte görmüþtük. Belki de en önemlisi, bütün bu riyalara birlikte gülümsemiþtik.

Bahar aslýnda hiç yanlýþ yaþamamýþtý. Tek amacý hayatýndaki boþluklarý doldurmaktý. Daha önce söylediðim gibi, sadece hayat mücadelesi deðildi ki onun mücadelesi, asýl savaþýný insanlara karþý vermiþti hep.

Tek suçu yüreðindeki boþluklarý doldururken, o boþluklarý yaratanlarý fark etmemesiydi. Ama olsun, o kocaman yüreði ile daha pek çok boþluðu dolduracak. Can dostum; hayat sana hep gülümsesin.

Boþluk yaratmanýn bedelini ödeyecek zavallý insanlara ise söylenecek tek söz:

“Boþaltmak eksilmektir. Tüketmeye neden olduðunuzu fark ettiðinizde ise çok geç kalmýþ olacaksýnýz. Yaþamýn üretmek olduðunu kabul edersek, yaþayamadýðýmýz çok aþikâr. Ýþte bu yüzden, geç kalmýþ olmanýz bile son derece anlamsýz… Neye geç kaldýnýz?”

Can Dostum; sen hayatta hiçbir þeye geç kalmadýn, hayatýný anlamlandýrmak adýna ürettin, ürettirdin. Çocuklarýn için “vazgeçmemeyi” öðrendin. Türkiye’de kadýn olmanýn dayanýlmaz hafifliðine raðmen, ayakta dimdik durabilmeyi baþardýn.

Keþke dünyadaki bütün insanlar (adýna hata diyeceksek), bütün hatalarýný sevmek nedenli yapsalardý.

Sevmek… Her þeye ve herkese raðmen sevmek…


Elif Y. ÖZEL




4 Nisan 2016 Pazartesi / 2700 okunma



"Elif Y. ÖZEL" bütün yazýlarý için týklayýn...