Tayfun ÖZKAYA
DOÐAL TARIM, GELENEKSEL TARIM KARMAÞASI
Dikkatimi çekmiþti. Bir kahvede “çayýnýz taze mi? veya “biranýz soðuk mu?” diye sorduðunuzda cevap “normal, abi” ise o çay bayat, bira ise ýlýk oluyordu. Þimdi organik etiketli ürünlere karþý bizim de katýldýðýmýz yönleri olan bir eleþtirel bakýþtan yararlanarak bazýlarý ürünlerini “doðal” diye isimlendirmeye baþladýlar. Sorduðunuzda “doðal” diyorlar. Bazý gýda gruplarýnýn ürünlerini dýþarda býrakarak söylemek gerekirse bunlarýn epeyi bayaðý tarým zehirlerinin ve kimyasal gübrelerin kullanýldýðý ürünler oluyor. Bir kere tarým denilen olgu doðal deðildir. Kültürel bir olgudur. Doðal tarým da olmaz þüphesiz. Doðadan kekik toplayýp satýyorsanýz buna doðal diyebilirsiniz. Onu da trafiðin yoðun olduðu yol kenarlarýndan veya termik santrallerin, kirletici sanayilerin çevresinden topluyorsanýz epeyce zehirli olduðu kesindir.
Bir baþka benzer sorun ise süpermarketlerde satýlan ve bizim endüstriyel ürün dediðimiz yani tarým zehirleri ve kimyasal gübrelerle üretilmiþ ürünlere “geleneksel” denmesi. “Geleneksel” teriminin arkasýna parantez içinde “konvansiyonel” ekleniyor. “Geleneksel” terimini Ýngilizceye çevirseniz “traditional” oluyor. Bu adlandýrma ile sanki zehirleri, kimyasal gübreleri bilmeyen veya kullanmayan çiftçiler kafamýzda canlanýyor. Böyle deðil tabii. Ciddi zehir atýlmýþ ürünler bunlar. Limitleri aþar veya aþmaz o ayrý olay. Dolayýsýyla bu isimlendirme çok sorunlu ve pek de iyi niyetli deðil. Bir þey yazacaklarsa ya “konvansiyonel” yazsýnlar veya “endüstriyel ürün” desinler.
Organik kanunu gereðince organik etiketi ile satýlacak her ürün için sertifika alýnmak zorunda. Bu bir sorun, çünkü sertifika çiftçi için bir yük. Ayrýca sertifika þirketi çiftçi için hem bir kontrolör, hem de çiftçi þirketin müþterisi. Arada bir çeliþki var. Buradan sorunlar çýkabiliyor. Nitekim Almanya’da da birkaç yýl önce organik etiketi altýnda satýlan yumurtalarýn önemli bir kýsmýnýn aslýnda endüstriyel olduðu ortaya çýkmýþtý. Topluluk destekli tarým gruplarý sertifika istemiyorlar. Zaten varsa ayrý. Onlarýn da bir sistemi var. Genel olarak “katýlýmcý sertifikasyon” veya “katýlýmcý onay sistemi” deniliyor. Çiftçi ziyaret ediliyor. Mayýs böceklerinin kaynaþtýðý bir yerde tarým zehirlerinin kullanýlmadýðý açýkça anlaþýlýyor bile. Gerekirse ürünler analize de gönderiliyor. Ancak iliþki bir dayanýþma iliþkisi olduðu için sorunlar genellikle gizlenmiyor, birlikte çözülmeye çalýþýlýyor. Hiç mi sorun yok? Var tabii. Hiç sorun olmadýðý iddia edilen yerde aslýnda faþizm vardýr.
Size “ürünüm doðal” diyene þüphe ile bakýn. Sorun: Nasýl üretiliyor, olmadý baþkasýna sorun. Cep telefonu almak için harcadýðýnýz zamanýn, hele dizilere harcanan zamanýn onda birini bu iþe ayýrsanýz epey bilgi toplarsýnýz.
Tayfun ÖZKAYA
"Tayfun ÖZKAYA" bütün yazýlarý için týklayýn...
Dikkatimi çekmiþti. Bir kahvede “çayýnýz taze mi? veya “biranýz soðuk mu?” diye sorduðunuzda cevap “normal, abi” ise o çay bayat, bira ise ýlýk oluyordu. Þimdi organik etiketli ürünlere karþý bizim de katýldýðýmýz yönleri olan bir eleþtirel bakýþtan yararlanarak bazýlarý ürünlerini “doðal” diye isimlendirmeye baþladýlar. Sorduðunuzda “doðal” diyorlar. Bazý gýda gruplarýnýn ürünlerini dýþarda býrakarak söylemek gerekirse bunlarýn epeyi bayaðý tarým zehirlerinin ve kimyasal gübrelerin kullanýldýðý ürünler oluyor. Bir kere tarým denilen olgu doðal deðildir. Kültürel bir olgudur. Doðal tarým da olmaz þüphesiz. Doðadan kekik toplayýp satýyorsanýz buna doðal diyebilirsiniz. Onu da trafiðin yoðun olduðu yol kenarlarýndan veya termik santrallerin, kirletici sanayilerin çevresinden topluyorsanýz epeyce zehirli olduðu kesindir.
Bir baþka benzer sorun ise süpermarketlerde satýlan ve bizim endüstriyel ürün dediðimiz yani tarým zehirleri ve kimyasal gübrelerle üretilmiþ ürünlere “geleneksel” denmesi. “Geleneksel” teriminin arkasýna parantez içinde “konvansiyonel” ekleniyor. “Geleneksel” terimini Ýngilizceye çevirseniz “traditional” oluyor. Bu adlandýrma ile sanki zehirleri, kimyasal gübreleri bilmeyen veya kullanmayan çiftçiler kafamýzda canlanýyor. Böyle deðil tabii. Ciddi zehir atýlmýþ ürünler bunlar. Limitleri aþar veya aþmaz o ayrý olay. Dolayýsýyla bu isimlendirme çok sorunlu ve pek de iyi niyetli deðil. Bir þey yazacaklarsa ya “konvansiyonel” yazsýnlar veya “endüstriyel ürün” desinler.
Organik kanunu gereðince organik etiketi ile satýlacak her ürün için sertifika alýnmak zorunda. Bu bir sorun, çünkü sertifika çiftçi için bir yük. Ayrýca sertifika þirketi çiftçi için hem bir kontrolör, hem de çiftçi þirketin müþterisi. Arada bir çeliþki var. Buradan sorunlar çýkabiliyor. Nitekim Almanya’da da birkaç yýl önce organik etiketi altýnda satýlan yumurtalarýn önemli bir kýsmýnýn aslýnda endüstriyel olduðu ortaya çýkmýþtý. Topluluk destekli tarým gruplarý sertifika istemiyorlar. Zaten varsa ayrý. Onlarýn da bir sistemi var. Genel olarak “katýlýmcý sertifikasyon” veya “katýlýmcý onay sistemi” deniliyor. Çiftçi ziyaret ediliyor. Mayýs böceklerinin kaynaþtýðý bir yerde tarým zehirlerinin kullanýlmadýðý açýkça anlaþýlýyor bile. Gerekirse ürünler analize de gönderiliyor. Ancak iliþki bir dayanýþma iliþkisi olduðu için sorunlar genellikle gizlenmiyor, birlikte çözülmeye çalýþýlýyor. Hiç mi sorun yok? Var tabii. Hiç sorun olmadýðý iddia edilen yerde aslýnda faþizm vardýr.
Size “ürünüm doðal” diyene þüphe ile bakýn. Sorun: Nasýl üretiliyor, olmadý baþkasýna sorun. Cep telefonu almak için harcadýðýnýz zamanýn, hele dizilere harcanan zamanýn onda birini bu iþe ayýrsanýz epey bilgi toplarsýnýz.
Tayfun ÖZKAYA
"Tayfun ÖZKAYA" bütün yazýlarý için týklayýn...
