Bedriye KORKANKORKMAZ
Edebiyatýn, Sözcüklerin, Tutkunun, Gece Doðan Güneþin Ýmparatoru: Balzac
Sevginin temsilcisidir çocuk ruhu. Çocukluðumuzda iz býrakan kiþiler/ olaylar... hayatýmýz boyunca peþimizi býrakmýyor bizim. Sevgi odaklý bir ailede büyüyen çocuðun kiþiliðini sevgi; sevgisiz bir ailede büyüyen çocuðun kiþiliðini ise sevgisizlik kuþatýyor. Sistem saflýðý riyakârlýða, doðruluðu yalana, iyiliði kötülüðe dönüþtürmeye çocukken baþlýyor. Doðan her çocuk insanlýðýn deðil, sistemin çocuðudur. Sistemin çocuklarýndan birisi olan Fransýz yazar Honore de Balzac 1799' da Touraine'de dünyaya geliyor. Onun çocukluk dönemi Napolyon’un Fransýz Ýmparator'u olduðu döneme rastlýyor. Paris'e geldiðinde kimseyi tanýmayan Napolyon’un Fransa'yý ele geçirdiði gibi dünyaya da meydan okumasýný düstur ediniyor kendisine o da. Silahlarý farklý olsa da ulaþmaya çalýþtýklarý amaçlarý aynýdýr ikisinin de. Ruh ikizi Napolyon’un baþarý poligonu savaþ meydaný onunki ise masadýr. Birinin cephanesi kýlýç diðerinin ise sözcüktür. Birisi dünya yazarý diðeri ise dünya imparatoru olmak istiyor. Ýkisi de dünyayý Fransa'nýn emrine koymaya yemin etmiþ, baþarýnýn/ tutkunun ve hýrsýn erkekleridir. Ailesinden deðil, Napolyon’dan öðreniyor hayatýn acýmasýzlýðýný. Yapacaðý mesleðe de Napolyon karar veriyor; çünkü onun kýlýcýyla yarým býraktýðý dünyayý fethetme iþini o sözcüklerle tamamlayacaktýr. Çocukluðunun efsanesi olan bu imparatorun baþarýlarý, yapýtlarýnýn esin kaynaðý oluyor onun.
Çocuk Balzac, savaþlarýn maddi deðerlerle birlikte manevi deðerleri de alt üst ettiðine tanýk oluyor. Ýmparatorun bir kasýrga gibi estiði Fransa'da, kimi eþini, kimi çocuðunu, kimi parasýný… kaybediyor. Fransa halký bu sancýlý süreçlerin sonucu olarak uçlarýn insaný oluyor. Bir yandan Fransýz Devrimi’nin amacý dýþýna çýkarak eþitsizlik ile adaletsizliðin devrimi oluþunu diðer yandan da toplumsal ahlakýn çöküþünü hýzlandýran Liberalizmin gerçek yüzünü görüyor. Eserlerindeki acýmasýz hamlelerin nedeni de gördükleridir.
Çocukluðundan kalma bir hýrsla Paris sosyetesinin bir üyesi olmayý baþarýyor. Adýnýn baþýna ýsrarla soyluluk takýsý koyan köylü çocuðu olmasýn karþý kralcý olmakla övünen monarþizm yanlýsý Balzac’ýn hayatýna giren kadýnlarýn da soylularýn dünyasýndan olmasýný yadsýmýyorum. Ailesi baþta olmak üzere mutsuz evliliklerin yýkýcý sonuçlarýna tanýk olmasý teorik olarak aþký/ evliliði irdelediði “Evliliðin Fizyolojisi"ni yazmasýný saðlýyor. Kapalý olan sýrlarý ortaya çýkarmakta bir deha olan bu adam kahramanlarýný önce dar bir alanda topluyor sonra da güçlerini birbirlerine kanýtlamak üzere kahramanlarýný birbirlerinin üzerine saldýrtýyor. Onun sözcüklerden oluþan savaþ alaný gerçek savaþ alanýný aratmayacak kadar gerçektir. Kendi halinde yaþayan, elindekilerle yetinen, heyecaný olmayan sade vatandaþlarla ilgilenmeyen Balzac, yarattýðý tiplerin hafýzalarda iz býrakmasýna özen gösteriyor. Karakterlerinin romanlarý arasýnda mekik dokumasý bana ölümden sonra diriliþi düþündürüyor. Yazýnsal ölümsüzlüðe olan hýrsý ölümden sonraki diriliþi de baþaracaðýný kendisine düþündürmüþ olabilir mi diye soruyorum kendime.
Velut yazar, sözcüklerden yarattýðý ordusuyla dünya yazýnýnýn kalesine Fransýz bayraðýný dikecekti, yarým býraktýðý onlarca eserini tamamlama þansý olsaydý eðer. Onun edebiyattaki beklentisi diðer yazarlarýn beklentisiyle uyuþmuyordu. Balzac daha çok para kazanmak ve yazar olarak onaylanmak için yazmýyordu eserlerini. Dünya edebiyatýnýn imparatorluk tacýný baþýna takmak istiyordu. Ýlk günden beri yazýnda mütevazý olmayý düþünmüyordu. Yazýn dehasýný sýnamak için ilk ürünlerini takma adla yazýyordu. Yazý denemeleri onu yazýn savaþýna hazýrlayacak acemi birliðindeki ilk günleriydi. Yazdýklarý istediði sonuçlarý vermeyince o da yazmayý býrakýyor baþka iþlere yöneliyor. Yöneldiði baþka baþka iþlerde edindiði deneyimleri de yazýnýn hizmetine sunuyor. Hayata açtýðý gözlerinin bir radardan farký olmuyor. Hayat /insan arasýndaki iliþkiyi irdelemeyi meslek ediniyor kendisine. Dünya ve insan iliþkisini bir çatý altýnda toplamak için dünyayý imbikten geçiriyordu sýk sýk kafasýnda. Dýþ görünüþten içe doðru çýktýðý yolculukta elde ettiði bilgileri tek bir baþlýk altýnda toplamayý hedefliyordu.
Edebiyat evreninin aktörleri olan tiplerinin her birini arzuladýðý biçime soktuktan sonra onlarý tiyatro kulisinde toplamayý baþarýyor. Onlarý yönetmeyi bildiði kadar, onlardan kurtulmayý da biliyor. Yazar; rahipleri, þairleri, soylularý ve bilginleri bir kategoriye; bankerleri, tefecileri, doktorlarý... bir baþka kategoriye ayýrmaya özen gösteriyor. Bu metotla tiplerinin yaptýklarý mesleklerine göre kiþiliklerine de biçim vermekte zorlanmýyor. Kahramanlarý sabýrsýzlýklarýndan deðil, hasetlerinden dolayý her þeye bir anda sahip olmak istiyorlar. Öyle ki, açgözlü olduklarý kadar hiçbir þeyden tatmin olmuyorlar. Her biri kendisini bir dünya lideri, anarþist ya da Napolyon sanýyorlar.
Baþarýsýný hýrsa ve tutkuya borçlu olduðunu bilen bu adamýn dikkatini tutkulu, hýrslý, rüyalarýný hayata geçirmeye ant içmiþ tipler çekiyor. Kendi gibi tiplerini de birer dahi yapabilmek için uyguladýðý metot þudur: Ya güçlü olmak için her biri kendine özgü bir sistemin kurucusu olmalýlar ya da baþarýlý olanlarýn gittiði yoldan yürümeliler. Amacýna ulaþmak için her yol mubahtý. Amaçlarýna ulaþmalarýný engelleyenleri ortadan kaldýrma metoduna nihilist Vautrin’de tanýk oluyoruz. Ya bir yýlan gibi sürünerek ya da hastalýk/deprem gibi gafil avlayarak rakibini, amacýna ulaþmalý kiþileri.
Hayatýn iniþ/ çýkýþlarýný daha iyi sembolize etmek için kimya ile ilgileniyor. Yerçekim olayýndan yola çýkarak hayatýn yeraltý haritasýný eline geçiriyor. Her bütünün kendi içinde sistematik olarak tek tek belli unsurlarý etkilediðini; o belli unsurlarýn da, ayný sistemle bütününün tamamýný etkilediðini algýlýyor. Tek tek bireylerin toplum içerisindeki varlýklarý hissedilmeyecek deðin azdýr ama bireylerin toplam gücü toplumun iþleyiþini temelden sarsacak kadar önemlidir.
Ustalýk dönemlerinde tarihinin insan yazgýsý üzerindeki etkilerini toplum tarihi adý altýnda toplamayý düþünüyor. Romanlarýnda gerçekçilik/ doðalcýlýk akýmlarýnýn büyüsüne kapýlýyor. Törenin felsefenin toplum üzerindeki etkilerini analitik olarak inceliyor. Bu incelemelerin onu götürdüðü gerçek dünya ise tek tek bireylerden oluþan toplum incelemesi olarak hayatýmýzdaki yerini alýyor. Ýnsanlýk Komedyasý da bu yüzden tek bir kitapla sýnýrlý deðil, evreni baþtanbaþa kuþatan insanlýðýn nitelikli/ niteliksiz saf hallerine ýþýk tutuyor. Bizleri, önce kralýn sonra da temizlikçinin, fahiþenin, yazarýn… dünyasýna konuk ediyor. Bu dev eserde týpký toplumun iþleyiþindeki gibi kusursuz bir bütünlük hâkimdir. Onun bu bütünlüðü bireyin toplum içerisindeki iliþkilerini analitik, hayatýn neden/ sonuç iliþkilerini felsefi, toplumun ahlak anlayýþýný ise örf/ adet üzerinde irdeliyor olmasýna borçlu olduðunu düþünüyorum ben.
Balzac’ýn romanlarý akla karanýn, baþarý ile baþarýsýzlýðýn, aþkla nefretin, kentle taþranýn, zenginlikle yoksulluðun… kontrastlar geçidi gibidir. Honore deBalzac u kapitalizmin ruhunu adý gibi iyi bildiði için para romanlarýnda baþ aktördür. Toplumda sosyal tabakalarýnýn allak bulak oluþunda paranýn siyasi mekanizmalar üzerindeki ölümcül rolünü kavramýþtýr. Fransýz kapitalizmini yaratan/ yöneten/ sürdürebilirliðini saðlayan gerçek koþullarý hallaç pamuðu gibi kýrpýntý haline getirmesine þaþýrmýyor paranýn. Onun iç dünyasýndaki sahip olma hýrsýnýn fani dünya/ öteki dünyanýn tahtýna oturmak isteyecek deðin uçlarda olmasýna þaþýrmadýðým gibi.
Bir sanatçý organik dünyanýn inorganik dünya üzerindeki izlerini mercek altýna alarak, canlý maddenin ruh üzerindeki etkilerini izlemeyi mesleði olarak benimsemeli. Kahramanlarýnýn deðiþen/ geliþen olaylara göre sürekli olarak yazgýlarýný yenilemesinin nedeni budur. Onun gözde kahramaný Fransýz Ayan Meclisi üyesi Baron Rastignac’dýr. Adamý kanunlarýn açýk taraflarýný menfaati doðrultusunda kullanan kötü bir insandý aslýnda. Ne ki çürümüþ toplum ahlakýný soylu bir þekilde temsil eden biri olarak karþýmýza çýkýyor. Akýlcý dünyanýn bir numaralý gerçeði olan insanlarýn ayakta kalmak için birbirlerinin cesetlerinin üzerine basarak servet makam statü edinmelerindeki acýmasýzlýðýn kalbini avucumuza býrakmasý, kahramanlarý gibi okuyucularýnýn da kiþiliðini kendine benzetmek istemesinden kaynaklanýyor. Hýrs ve baþarýlarýnýn gözlerini kararttýðý okuyuculara hitap eden eserlerindeki deðiþik giysi ve maskesine raðmen kendisi olarak kalmayý baþarmasýnýn okuyucuya verdiði mesaj þudur: Toplumda giysiler/maskeler ve unvanlar deðiþkendir; deðiþmeyen tek gerçek ise toplum içgüdüsüdür. Toplumda Vautrin benzeri insanlarýn tek bir tür insan modeli yarattýðý gerçeðinin altýný çizmesi onun dehasýnýn inceliklerinden sadece birisidir. Kötülüklerin dünyasýnda gözlerini açan her bireyin insanca yaþama hakkýna sahip olmasýnýn tek yolunun bilinçli olarak mücadele etmekten geçtiðini býkmadan usanmadan bize anýmsatýyor. Tiplerinin enerjilerini doðru yöne yöneltmelerini bu yüzden önemsiyor. Kiþilerinin her biri amaçlarýna ulaþmanýn sonuçlarýndan öte mahiyetlerini farkýnda olmalýlar ki, þiddete meyilli olduklarý kadar da iradeli olsunlar. Hayatý tesadüflerin insafýna býrakmayan yazar, romantizmi eserlerinde dokunaklý bir nakýþ gibi, içe dönük iþliyor insan ruhunda kalýcý bir iz býraksýn diye.
Romanlarýnda zaman/olay ve mekân duygusunu en ince detaylarýyla öne çýkarýyor okuyucuda aidiyet duygusunu uyandýrabilsin diye olay örgüsü. Aidiyet duygusu ayný zamanda kiþilerinin þiþman, uzun… fiziki görüþünü kendi görünüþü gibi kanýksamalarýna da yataklýk ediyor. Okur duygusuyla birlikte iradesini de ele geçirmekte kararlý bir yazarla karþý karþýya olduðunu algýlamakta zorlanmýyor. Onun yazýn dehasýný kahramanlarýnýn giysilerinde ya da tarihi olaylara deðer katan deðiþik iklimlerinde deðil de; olaylarýn boyutunun büyüklüðünde, siyasi görüþüne inat gerçeði olduðu gibi yazmasý, duygunun deðiþmez yoðun þiddetinde ve de mutlak deðiþmezliði kanýtlamasýnda aramak gerekiyor. Ýnsan, duygularý/ tutkularýný bir amaca ulaþmak için hýrsla birleþtirmeli ki, amacýna varma yolundan sapmasýn. Bir yandan evrendeki karýþýklýðý düzenlemeye çalýþýyor diðer yandan da tek bir tutkuya saplanýp kalanlarýn evren üzerindeki olumu/olumsuz katkýlarýný görmemizi istiyor bizden. O da ulaþýlan amaca deðil; amaca ulaþýlmak adýna ortaya koyulan emeðe âþýktýr. Bu baðlamda; tutkularý dýþýnda dünya nimetleriyle ilgilenmiyor kiþileri. En yoksulunun bile aþký dýþýnda dünya nimetlerinde gözü yoktur. Tek bir amaca koþullandýðý için kiþileri amacýna ihanet etmiyor. Bu özelliðiyle insan doðasýna aykýrý bir ruhun yaratýcýsýdýr.
Onun bu tutarlý tavrý insanlýðýmýza kendi içinde tutarlý bir dolu kiþilik kazandýrýyor üçkâðýtçýlýklarýnda iyiliklerinde/kötülüklerinde… samimi oluþlarýyla. Tutkuyu/duygularý sistemleþtirmesi sayesinde tiplerinde amaçlar arasý kaymanýn önüne geçtiði gibi, amacýna ihanet edeni ortadan kaldýrmayý baþarýyor. Tiplerinin her biri baþlý baþýna tutkunun/ iradenin/ þiddettin rahmi gibidir. Onun dünyasýnda her þey sýra dýþý bir kusursuzluk ile sýra dýþý bir mükemmelliðe ulaþýyor. Trajedilerinin ana kavþaðý tek bir istek tek bir duygunun þiddettir. Eserinde tek yönlü tutkunun yarattýðý heyecan ön planda olmasýna karþýn; arka plana itilmiþ, diðer duygu ve istekler de ayný bütünlük içinde yansýyor okuyucuya. Özünde duygularýn hiçbirinin diðerinden daha önemli olmadýðýný bize hissettiriyor. Onun adaletinde duygular/ tutkular önemsiz deðildir. Ölümsüzlüðün dehasýna sahip bu adam koskoca evreni sembolleþtirdiði gibi tutkularý da istekleri de kendi evreni altýnda toplamayý baþarýyor.
XIX. yüzyýl Fransýz edebiyatýnýn gerçekçi akýmýnýn temsilcisi olan yazarýn baþarýsýný iki kategoride toplamak mümkün. Birincisi her insan gibi hayatý gözlemlemek ikincisi, emrine girmediði dünyayý dize getirmek için saatlerce yazmak. Uykuya kastý olan Balzac, ruh/düþünce dünyamýzý didik didik ediyor. Eserlerinin sonuçlarý ile ahlaki genellemeleri okuyucuya dayatmayan yazarýn çalýþmalarýnýn deryasýnda yüzerken gerçek dünya ile arasýna sýnýr çekmekte zorlanýyor. Tiplerinin hayatýný bire bir hislerinde yaþýyor. Öldürdüðü kahramaný için kilisede bir cenaze töreni düzenlemediði kalýyor. Coþkunun duygularý usun deðil; hayalin dünyasýna aittir. O nun da akýl deðil, hayal ilgisinin çekiyor. Akýllý bir insan hayallerin peþinden uçurumdan aþaðýya atmýyor kendisini; buna karþýn hayalperest biri hayalleri için Roma’yý yakmayý göze alýyor. Kandýrdýðý tiplerinin duygu açlýðýný tatlý hayallerle doyuruyor. Ýnsan kalbi söz konusu olduðunda azla yetinmiyor. Girdiði kalpte, atan damarlardan biri olana dek vazgeçmiyor amacýndan yazar. Tiplerinin dünyasýnda kendisine ait olmayan yönlerini tek tek ayýklýyor geriye kalan yönlerinden kendi arzularýnýn haritasýný çiziyor. Sözün özü her tipi onun yerli malý olmaya mahkûm oluyor. Kendi iradeleriyle hareket edenler onun düþmanýdýr. Sözcük ordusunu kendisine kayýtsýz þartsýz biat eden insanlardan oluþturmalýydý ki, hükümdarlýðýný ilan edebilsin. Kiþilikli insanlarýn emir altýna girmeyeceðini bu yöntemle bize anýmsatmasý Balzac’ý insanlýk tarihinde ölümsüzleþtiren niteliklerinden sadece birisidir. Dehasýný da düþüncelerinin sýnýrsýzlýðýnda aramak gerekiyor diye düþünüyorum. Kendisini eksik, ezik, yoksul hissetmemek için yediklerini, yaþadýðý mekâný... hayallerinde görmek istediði gibi kiþileþtiriyor. Bu yüzden borç bataðýnda yüzmesine karþýn gururundan ve hýrsýndan ödün vermiyor. Onu diðer yazarlardan ayýran en önemli kiþilik özelliði, ezikliði ile aþaðýlýk duygusunu ne hayatýný paylaþanlara ne de okuyucuya hissettirmemesidir. Bu anlamýyla asýl devrimini kendi içinde ilan ediyor. Örneðin, bir kulübeyi bir köþke çevirmekteki ustalýðýna hayran olmamak mümkün mü? Ezik insanýn baþarýya ulaþmasý ya da kendinden güçlü insanlara meydan okumasý mümkün deðildir. Onun kendisine biçtiði rol hükmetmektir. Baþarmayý sorumluluk duygusu haline getiren yazar bize de hayallerimize sahip çýkmamýz için varlýðýyla güç veriyor. Borsa dünyasýnda yaþayan bu adamýn ani duygu yükseliþi ve batýþýndan baþýmýz dönüyor. Romana parayý da aksiyonu da yerleþtirdiði için mutludur. Paranýn izini sürmek insanýn izini sürmekle eþdeðerdir. Paranýn kirli elleri bize de dokunuyor. Para hayata gebedir. Bu yüzden de dönektir. Milyarder olan bir insan bir anda iflas ediyor. Döneklikten bize seslenmesi tesadüf deðildir. Alevlerin üstünde dansa kaldýrdýðý kahramanlarý yandýkça daha çok mutlu olduklarýný, hislerinin yoðunluðundan anlýyorlar. Sýradan tutkular damarlarýmýzda dolaþan kaný ateþe vermiyor. Onun duygularýný/ özlemleri/ tutkularý/ þehveti sýradan insanlarýn kalbinde hissetmesi mümkün deðildir.
Yazdýðý eserleriyle dönemine tanýklýk eden yazýn dünyasýnýn hükümdarý gerçek hayatta yazýk ki Napolyon gibi baþarýlý olamýyor. Sözcüklerin bankeri akýlcý dünyada para kazanmak için borsada oynamýþ, kendi yayýnevini kurmuþ, gazete çýkarmayý da ihmal etmemiþ. Giriþimlerinin tümü de iflasla sonuçlanmýþ. Hayat acýmasýzlýðýna yakýþýr bir þekilde öç almýþtýr ondan. Ýçinde sýk sýk hortlayan sanat kýskançlýðý onun ruhunu esir alýyor. Normal her vatandaþ gibi aþký doya doya yaþama þansýný bu ruh durumundan dolayý yitiriyor. Ýliþkilerinde aradýðýný bulamýyor. Onun gerçek aþký olsa olsa tatlý bir rüyadan baþka bir þey deðildir. En son yarý rüya yarý gerçek olarak âþýk olduðu Hanska’sý bile ebedi yaratýcýlýðýnýn dýþýna taþan bir sapmadan baþka bir þey deðildir. Edebiyat onun ruhunu satýn alýyor onu kendisine âþýk ederken. Her âþýk gibi edebiyat da kýskanç bir âþýktýr ve sevdiðini kimse ile paylaþmaya yanaþmýyor. Bir yazarýn sevgilisine vermeyeceði tek þey zamandýr. O da sevdiði kadýný deðil, bir kadýna karþý içinde açan duygu çiçeklerini seviyor. Hayal dünyasý onun gerçeðidir. Kontrolünün dýþýna çýkan sevgiye deðil, hükmettiði sevgiye âþýktýr. Balzac, gerçek hayatta ne aþka ne de tutkularýna ulaþmayacaðýný biliyor. Ulaþamadýklarýna duyduðu açlýðý böyle böyle yeniyor içinde. Duygunun/ düþüncenin/ düþünün/ yükseliþin kostüm sanatçýsý yazar, yaratýcýlýðýn ateþine çýrýlçýplak atýyor kendisini. Kahramanlarý gibi o da yaratýcýlýðýn ateþinde yandýkça tutkunun zirvelerinde dans ede ede hayal serüvenini noktalýyor. Deðiþik deðiþik kahramanlarýn ruhuna giriyor ki, kendi gerçeðini saklayabilsin. Kendi çýplak gerçeðiyle yüzleþmeye tahammülü yoktur. Onun hayatý baþkalarýnýn hayatýdýr. Çözmeyi istediði karmaþýk bilmece insan yüzüne yansýyan ruhudur. Ýnsanlarýn yürüyüþleriyle birlikte tüm davranýþ biçimlerini tek tek irdeliyor. Sezgilerin bilgesi bu adam, insan yüzlerinde keþfettiði anlýk gerçeklerin anlýk duygular gibi yüzeysel olduðunu anlýyor. Bakýþlarýn falcýsý Balzac, iç dünyalarla ayný dili konuþarak geleceði keþfetme konusunda kendisine sýnýr çizmiyor. Roman yazarken kafasýndan kurmuyor yazacaðý romanýn kurgusunu. Cellâdýn karþýsýna çýkar gibi oturuyor çalýþma masasýna. Aklýnýn kývrýmlarýnda sözcüklerin dansýna kaldýrýyor roman kahramanýný. Hayatýný bir iþkenceye çevirecek olan yazma serüveni baþladýðýnda o da gerçek dünyadan kopuyor. Sokaða çýktýðýnda evinin kaç sokak ötede olduðunu unutuyor. Çoðu kez kendi evi niyetiyle kahramanlarýnýn kapýsýný çalýyor. Dünyaya sadece almaya gelen bir insanla karþý karþýyayýz. Birikimlerinden zevkine göre bir ev dekore ediyor kendisine. Nefes alan her canlýnýn yaptýðý iþin inceliklerini o iþi yapan kiþi kadar iyi öðreniyor. Bir bankerden daha iyi biliyor bankerliðin getirisini götürüsünü. Bir iðnenin maliyetinden tutun da cebimize giren/ çýkan her kuruþun hesabýný biliyor. Girdiði her ortamda acemilik çekmediði gibi girdiði ruhlarda da kendine taht kurmakta zorluk çekmiyor. Bilgisayar hafýzasýna sahip bu akýlýn, maskelerin arkasýnda kiþilerini görme/ anlamadaki pratik zekâsý dudak uçuklatýyor. Onun için görmediði gerçek, ulaþmadýðý duygu yoktur. Ýnsanlýk Komedyasý’nýn ruhlar âlemi olmasý bu yüzdendir.
Romana canlýlýk, tutku, his, aksiyon, trajedi, gözüpeklik, irade, þiddet, eleþtirel gerçekçilik ve sahtekârlýk… gibi insan ruhunu tamamlayan gerçekleri yenilik olarak getirmeyi baþarýyor yazar. Bu bakýmdan romanýn tarihini yazdýðý saptamasýnýn uçuk bir saptama olmadýðýný düþünüyorum ben. Onun romanýný besleyen birinci kaynaðý aþk için doðanlar/aþk için ölenlerdir. Aþktan yola çýkarken aþký biricik öðe olarak vermiyor. Sýradan tutkularý aþk gibi kutsallaþtýrýyor. Kutsal olanýn uðruna ölüme gidenlerle bizi ayný ailenin bireyleri yapýyor. Sýk sýk kýlýk deðiþtirmeyi farklý farklý duygularla farklý farklý tutkularý sembolleþtirmeye fýrsat tanýdýðý için seviyor. Romanýný besleyen ikinci kaynaðý ise paradýr. Paranýn sadece sosyal hayat üzerinde deðil, toplumun geneli üzerindeki toplam gücünü (ekonomi, ahlaki, politik…) tüm çýplaklýðýyla okuyucuya ondan daha iyi yansýtmamýþtýr hiçbir yazar. Öyle ki, paranýn insanlarý hýzar makinesi gibi parçalara ayýrarak þekilden þekle koyduðu gerçeðini bizi ürkmeden kanýksamamýzý saðlýyor. Rakamlarýn yazarý kendi dýþýnda birçok yazarýn yaratmaya cesaret edemediði bir dünya dolusu karakteri insanlýða armaðan etmeyi edebiyatýn gece doðan güneþi olduðu için baþarýyor.
Tam da burada araya girmek istiyorum. Yaþamý olduðu gibi yansýtan yazarýn tüm eserlerini okuma þansým olmadýðý için yazýmda okuduðum eserlerin adlarýný tek tek vermek yerine onun yazýn anlayýþýný ortaya koymaya özen gösterdim. Yazýndaki beklentisinin algýlayan okuyucunun yazarýn kiþiliðinin kendine özgü inceliklerini de algýlayacaðýný düþünüyorum. Bu yüzden onun/ eserleri hakkýnda bugüne deðin okuduklarýmý aklýmýn süzgecinden geçiriyorum. Onunla bir kafede karþýlýklý kahve içerken eserlerine yansýyan kiþiliðini samimi duygularýmla paylaþtýðýmý düþünüyorum yazýmý yazarken. Biliyorum ki, her yazý baþkalarý tarafýndan fark edilip eksiklikleri ile yanýlgýlarý telafi edilsin diye yazýlýyor. Böyle böyle bir yazarýn bir bütün olarak hem eserine hem de insan yanýna yakýn hissediyoruz kendimizi. Onun kiþilerinin ruhlarýnda derine inmediðini sezgilerimle kavrýyorum; çünkü kiþilerinin duygularýndan öte zekâlarý ile iradeleriyle bizlere tanýtýyor. Oda Batý/ Fransýz yazýnýn bir ekini olarak benimsediði bu yöntemle kahramanlarýnýn irade, sabýr, zekâ ve tutarlýlýklarý sayesinde erdemli bir hayatý tercih etmelerini benimsiyor. Fransýz edebiyatýnýn içgüdüsel özeliði olan belli baþlý verilerden yola çýkarak kraterleri kategorilere ayýrmak yazarýnda eserlerinin belirleyici özelliði olarak karþýmýza çýkýyor. Onun Ýnsanlýk Komedyasý’ndaki eserlerinin ahlak anlayýþýnda Ýncil ile Latin zihniyetinin aðýr bastýðý bir gerçektir. Balzac’ýn yapýtlarýný özümseyerek okuyan okuyucu onun þahýslarýyla karþý karþýya geldiðinde þahýslarýnýn aðýzlarýndan çýkan sözlerin ne olacaðýný davranýþlarýnýn hareket yönünü algýlamakta zorlanmaz; çünkü Balzac’ýn kendine özgü kalýbýný kavradýðý için.
Çektiði acýlarý bizlerle paylaþmayan, kendi hayatýný deðil sözcüklerin hayatýný yaþamak için dünyaya gelen ve dünyada elde etmek istediklerini kahramanlarýna daðýtan dünya yazýnýnýn yalnýz imparatorunun insanlýðýmýza kazandýrdýðý tüm eserlerinin dilimize çevrilmesini yürekten istiyorum.
06/03/13 Mersin
Bedriye KORKANKORKMAZ
"Bedriye KORKANKORKMAZ" bütün yazýlarý için týklayýn...
Sevginin temsilcisidir çocuk ruhu. Çocukluðumuzda iz býrakan kiþiler/ olaylar... hayatýmýz boyunca peþimizi býrakmýyor bizim. Sevgi odaklý bir ailede büyüyen çocuðun kiþiliðini sevgi; sevgisiz bir ailede büyüyen çocuðun kiþiliðini ise sevgisizlik kuþatýyor. Sistem saflýðý riyakârlýða, doðruluðu yalana, iyiliði kötülüðe dönüþtürmeye çocukken baþlýyor. Doðan her çocuk insanlýðýn deðil, sistemin çocuðudur. Sistemin çocuklarýndan birisi olan Fransýz yazar Honore de Balzac 1799' da Touraine'de dünyaya geliyor. Onun çocukluk dönemi Napolyon’un Fransýz Ýmparator'u olduðu döneme rastlýyor. Paris'e geldiðinde kimseyi tanýmayan Napolyon’un Fransa'yý ele geçirdiði gibi dünyaya da meydan okumasýný düstur ediniyor kendisine o da. Silahlarý farklý olsa da ulaþmaya çalýþtýklarý amaçlarý aynýdýr ikisinin de. Ruh ikizi Napolyon’un baþarý poligonu savaþ meydaný onunki ise masadýr. Birinin cephanesi kýlýç diðerinin ise sözcüktür. Birisi dünya yazarý diðeri ise dünya imparatoru olmak istiyor. Ýkisi de dünyayý Fransa'nýn emrine koymaya yemin etmiþ, baþarýnýn/ tutkunun ve hýrsýn erkekleridir. Ailesinden deðil, Napolyon’dan öðreniyor hayatýn acýmasýzlýðýný. Yapacaðý mesleðe de Napolyon karar veriyor; çünkü onun kýlýcýyla yarým býraktýðý dünyayý fethetme iþini o sözcüklerle tamamlayacaktýr. Çocukluðunun efsanesi olan bu imparatorun baþarýlarý, yapýtlarýnýn esin kaynaðý oluyor onun.
Çocuk Balzac, savaþlarýn maddi deðerlerle birlikte manevi deðerleri de alt üst ettiðine tanýk oluyor. Ýmparatorun bir kasýrga gibi estiði Fransa'da, kimi eþini, kimi çocuðunu, kimi parasýný… kaybediyor. Fransa halký bu sancýlý süreçlerin sonucu olarak uçlarýn insaný oluyor. Bir yandan Fransýz Devrimi’nin amacý dýþýna çýkarak eþitsizlik ile adaletsizliðin devrimi oluþunu diðer yandan da toplumsal ahlakýn çöküþünü hýzlandýran Liberalizmin gerçek yüzünü görüyor. Eserlerindeki acýmasýz hamlelerin nedeni de gördükleridir.
Çocukluðundan kalma bir hýrsla Paris sosyetesinin bir üyesi olmayý baþarýyor. Adýnýn baþýna ýsrarla soyluluk takýsý koyan köylü çocuðu olmasýn karþý kralcý olmakla övünen monarþizm yanlýsý Balzac’ýn hayatýna giren kadýnlarýn da soylularýn dünyasýndan olmasýný yadsýmýyorum. Ailesi baþta olmak üzere mutsuz evliliklerin yýkýcý sonuçlarýna tanýk olmasý teorik olarak aþký/ evliliði irdelediði “Evliliðin Fizyolojisi"ni yazmasýný saðlýyor. Kapalý olan sýrlarý ortaya çýkarmakta bir deha olan bu adam kahramanlarýný önce dar bir alanda topluyor sonra da güçlerini birbirlerine kanýtlamak üzere kahramanlarýný birbirlerinin üzerine saldýrtýyor. Onun sözcüklerden oluþan savaþ alaný gerçek savaþ alanýný aratmayacak kadar gerçektir. Kendi halinde yaþayan, elindekilerle yetinen, heyecaný olmayan sade vatandaþlarla ilgilenmeyen Balzac, yarattýðý tiplerin hafýzalarda iz býrakmasýna özen gösteriyor. Karakterlerinin romanlarý arasýnda mekik dokumasý bana ölümden sonra diriliþi düþündürüyor. Yazýnsal ölümsüzlüðe olan hýrsý ölümden sonraki diriliþi de baþaracaðýný kendisine düþündürmüþ olabilir mi diye soruyorum kendime.
Velut yazar, sözcüklerden yarattýðý ordusuyla dünya yazýnýnýn kalesine Fransýz bayraðýný dikecekti, yarým býraktýðý onlarca eserini tamamlama þansý olsaydý eðer. Onun edebiyattaki beklentisi diðer yazarlarýn beklentisiyle uyuþmuyordu. Balzac daha çok para kazanmak ve yazar olarak onaylanmak için yazmýyordu eserlerini. Dünya edebiyatýnýn imparatorluk tacýný baþýna takmak istiyordu. Ýlk günden beri yazýnda mütevazý olmayý düþünmüyordu. Yazýn dehasýný sýnamak için ilk ürünlerini takma adla yazýyordu. Yazý denemeleri onu yazýn savaþýna hazýrlayacak acemi birliðindeki ilk günleriydi. Yazdýklarý istediði sonuçlarý vermeyince o da yazmayý býrakýyor baþka iþlere yöneliyor. Yöneldiði baþka baþka iþlerde edindiði deneyimleri de yazýnýn hizmetine sunuyor. Hayata açtýðý gözlerinin bir radardan farký olmuyor. Hayat /insan arasýndaki iliþkiyi irdelemeyi meslek ediniyor kendisine. Dünya ve insan iliþkisini bir çatý altýnda toplamak için dünyayý imbikten geçiriyordu sýk sýk kafasýnda. Dýþ görünüþten içe doðru çýktýðý yolculukta elde ettiði bilgileri tek bir baþlýk altýnda toplamayý hedefliyordu.
Edebiyat evreninin aktörleri olan tiplerinin her birini arzuladýðý biçime soktuktan sonra onlarý tiyatro kulisinde toplamayý baþarýyor. Onlarý yönetmeyi bildiði kadar, onlardan kurtulmayý da biliyor. Yazar; rahipleri, þairleri, soylularý ve bilginleri bir kategoriye; bankerleri, tefecileri, doktorlarý... bir baþka kategoriye ayýrmaya özen gösteriyor. Bu metotla tiplerinin yaptýklarý mesleklerine göre kiþiliklerine de biçim vermekte zorlanmýyor. Kahramanlarý sabýrsýzlýklarýndan deðil, hasetlerinden dolayý her þeye bir anda sahip olmak istiyorlar. Öyle ki, açgözlü olduklarý kadar hiçbir þeyden tatmin olmuyorlar. Her biri kendisini bir dünya lideri, anarþist ya da Napolyon sanýyorlar.
Baþarýsýný hýrsa ve tutkuya borçlu olduðunu bilen bu adamýn dikkatini tutkulu, hýrslý, rüyalarýný hayata geçirmeye ant içmiþ tipler çekiyor. Kendi gibi tiplerini de birer dahi yapabilmek için uyguladýðý metot þudur: Ya güçlü olmak için her biri kendine özgü bir sistemin kurucusu olmalýlar ya da baþarýlý olanlarýn gittiði yoldan yürümeliler. Amacýna ulaþmak için her yol mubahtý. Amaçlarýna ulaþmalarýný engelleyenleri ortadan kaldýrma metoduna nihilist Vautrin’de tanýk oluyoruz. Ya bir yýlan gibi sürünerek ya da hastalýk/deprem gibi gafil avlayarak rakibini, amacýna ulaþmalý kiþileri.
Hayatýn iniþ/ çýkýþlarýný daha iyi sembolize etmek için kimya ile ilgileniyor. Yerçekim olayýndan yola çýkarak hayatýn yeraltý haritasýný eline geçiriyor. Her bütünün kendi içinde sistematik olarak tek tek belli unsurlarý etkilediðini; o belli unsurlarýn da, ayný sistemle bütününün tamamýný etkilediðini algýlýyor. Tek tek bireylerin toplum içerisindeki varlýklarý hissedilmeyecek deðin azdýr ama bireylerin toplam gücü toplumun iþleyiþini temelden sarsacak kadar önemlidir.
Ustalýk dönemlerinde tarihinin insan yazgýsý üzerindeki etkilerini toplum tarihi adý altýnda toplamayý düþünüyor. Romanlarýnda gerçekçilik/ doðalcýlýk akýmlarýnýn büyüsüne kapýlýyor. Törenin felsefenin toplum üzerindeki etkilerini analitik olarak inceliyor. Bu incelemelerin onu götürdüðü gerçek dünya ise tek tek bireylerden oluþan toplum incelemesi olarak hayatýmýzdaki yerini alýyor. Ýnsanlýk Komedyasý da bu yüzden tek bir kitapla sýnýrlý deðil, evreni baþtanbaþa kuþatan insanlýðýn nitelikli/ niteliksiz saf hallerine ýþýk tutuyor. Bizleri, önce kralýn sonra da temizlikçinin, fahiþenin, yazarýn… dünyasýna konuk ediyor. Bu dev eserde týpký toplumun iþleyiþindeki gibi kusursuz bir bütünlük hâkimdir. Onun bu bütünlüðü bireyin toplum içerisindeki iliþkilerini analitik, hayatýn neden/ sonuç iliþkilerini felsefi, toplumun ahlak anlayýþýný ise örf/ adet üzerinde irdeliyor olmasýna borçlu olduðunu düþünüyorum ben.
Balzac’ýn romanlarý akla karanýn, baþarý ile baþarýsýzlýðýn, aþkla nefretin, kentle taþranýn, zenginlikle yoksulluðun… kontrastlar geçidi gibidir. Honore deBalzac u kapitalizmin ruhunu adý gibi iyi bildiði için para romanlarýnda baþ aktördür. Toplumda sosyal tabakalarýnýn allak bulak oluþunda paranýn siyasi mekanizmalar üzerindeki ölümcül rolünü kavramýþtýr. Fransýz kapitalizmini yaratan/ yöneten/ sürdürebilirliðini saðlayan gerçek koþullarý hallaç pamuðu gibi kýrpýntý haline getirmesine þaþýrmýyor paranýn. Onun iç dünyasýndaki sahip olma hýrsýnýn fani dünya/ öteki dünyanýn tahtýna oturmak isteyecek deðin uçlarda olmasýna þaþýrmadýðým gibi.
Bir sanatçý organik dünyanýn inorganik dünya üzerindeki izlerini mercek altýna alarak, canlý maddenin ruh üzerindeki etkilerini izlemeyi mesleði olarak benimsemeli. Kahramanlarýnýn deðiþen/ geliþen olaylara göre sürekli olarak yazgýlarýný yenilemesinin nedeni budur. Onun gözde kahramaný Fransýz Ayan Meclisi üyesi Baron Rastignac’dýr. Adamý kanunlarýn açýk taraflarýný menfaati doðrultusunda kullanan kötü bir insandý aslýnda. Ne ki çürümüþ toplum ahlakýný soylu bir þekilde temsil eden biri olarak karþýmýza çýkýyor. Akýlcý dünyanýn bir numaralý gerçeði olan insanlarýn ayakta kalmak için birbirlerinin cesetlerinin üzerine basarak servet makam statü edinmelerindeki acýmasýzlýðýn kalbini avucumuza býrakmasý, kahramanlarý gibi okuyucularýnýn da kiþiliðini kendine benzetmek istemesinden kaynaklanýyor. Hýrs ve baþarýlarýnýn gözlerini kararttýðý okuyuculara hitap eden eserlerindeki deðiþik giysi ve maskesine raðmen kendisi olarak kalmayý baþarmasýnýn okuyucuya verdiði mesaj þudur: Toplumda giysiler/maskeler ve unvanlar deðiþkendir; deðiþmeyen tek gerçek ise toplum içgüdüsüdür. Toplumda Vautrin benzeri insanlarýn tek bir tür insan modeli yarattýðý gerçeðinin altýný çizmesi onun dehasýnýn inceliklerinden sadece birisidir. Kötülüklerin dünyasýnda gözlerini açan her bireyin insanca yaþama hakkýna sahip olmasýnýn tek yolunun bilinçli olarak mücadele etmekten geçtiðini býkmadan usanmadan bize anýmsatýyor. Tiplerinin enerjilerini doðru yöne yöneltmelerini bu yüzden önemsiyor. Kiþilerinin her biri amaçlarýna ulaþmanýn sonuçlarýndan öte mahiyetlerini farkýnda olmalýlar ki, þiddete meyilli olduklarý kadar da iradeli olsunlar. Hayatý tesadüflerin insafýna býrakmayan yazar, romantizmi eserlerinde dokunaklý bir nakýþ gibi, içe dönük iþliyor insan ruhunda kalýcý bir iz býraksýn diye.
Romanlarýnda zaman/olay ve mekân duygusunu en ince detaylarýyla öne çýkarýyor okuyucuda aidiyet duygusunu uyandýrabilsin diye olay örgüsü. Aidiyet duygusu ayný zamanda kiþilerinin þiþman, uzun… fiziki görüþünü kendi görünüþü gibi kanýksamalarýna da yataklýk ediyor. Okur duygusuyla birlikte iradesini de ele geçirmekte kararlý bir yazarla karþý karþýya olduðunu algýlamakta zorlanmýyor. Onun yazýn dehasýný kahramanlarýnýn giysilerinde ya da tarihi olaylara deðer katan deðiþik iklimlerinde deðil de; olaylarýn boyutunun büyüklüðünde, siyasi görüþüne inat gerçeði olduðu gibi yazmasý, duygunun deðiþmez yoðun þiddetinde ve de mutlak deðiþmezliði kanýtlamasýnda aramak gerekiyor. Ýnsan, duygularý/ tutkularýný bir amaca ulaþmak için hýrsla birleþtirmeli ki, amacýna varma yolundan sapmasýn. Bir yandan evrendeki karýþýklýðý düzenlemeye çalýþýyor diðer yandan da tek bir tutkuya saplanýp kalanlarýn evren üzerindeki olumu/olumsuz katkýlarýný görmemizi istiyor bizden. O da ulaþýlan amaca deðil; amaca ulaþýlmak adýna ortaya koyulan emeðe âþýktýr. Bu baðlamda; tutkularý dýþýnda dünya nimetleriyle ilgilenmiyor kiþileri. En yoksulunun bile aþký dýþýnda dünya nimetlerinde gözü yoktur. Tek bir amaca koþullandýðý için kiþileri amacýna ihanet etmiyor. Bu özelliðiyle insan doðasýna aykýrý bir ruhun yaratýcýsýdýr.
Onun bu tutarlý tavrý insanlýðýmýza kendi içinde tutarlý bir dolu kiþilik kazandýrýyor üçkâðýtçýlýklarýnda iyiliklerinde/kötülüklerinde… samimi oluþlarýyla. Tutkuyu/duygularý sistemleþtirmesi sayesinde tiplerinde amaçlar arasý kaymanýn önüne geçtiði gibi, amacýna ihanet edeni ortadan kaldýrmayý baþarýyor. Tiplerinin her biri baþlý baþýna tutkunun/ iradenin/ þiddettin rahmi gibidir. Onun dünyasýnda her þey sýra dýþý bir kusursuzluk ile sýra dýþý bir mükemmelliðe ulaþýyor. Trajedilerinin ana kavþaðý tek bir istek tek bir duygunun þiddettir. Eserinde tek yönlü tutkunun yarattýðý heyecan ön planda olmasýna karþýn; arka plana itilmiþ, diðer duygu ve istekler de ayný bütünlük içinde yansýyor okuyucuya. Özünde duygularýn hiçbirinin diðerinden daha önemli olmadýðýný bize hissettiriyor. Onun adaletinde duygular/ tutkular önemsiz deðildir. Ölümsüzlüðün dehasýna sahip bu adam koskoca evreni sembolleþtirdiði gibi tutkularý da istekleri de kendi evreni altýnda toplamayý baþarýyor.
XIX. yüzyýl Fransýz edebiyatýnýn gerçekçi akýmýnýn temsilcisi olan yazarýn baþarýsýný iki kategoride toplamak mümkün. Birincisi her insan gibi hayatý gözlemlemek ikincisi, emrine girmediði dünyayý dize getirmek için saatlerce yazmak. Uykuya kastý olan Balzac, ruh/düþünce dünyamýzý didik didik ediyor. Eserlerinin sonuçlarý ile ahlaki genellemeleri okuyucuya dayatmayan yazarýn çalýþmalarýnýn deryasýnda yüzerken gerçek dünya ile arasýna sýnýr çekmekte zorlanýyor. Tiplerinin hayatýný bire bir hislerinde yaþýyor. Öldürdüðü kahramaný için kilisede bir cenaze töreni düzenlemediði kalýyor. Coþkunun duygularý usun deðil; hayalin dünyasýna aittir. O nun da akýl deðil, hayal ilgisinin çekiyor. Akýllý bir insan hayallerin peþinden uçurumdan aþaðýya atmýyor kendisini; buna karþýn hayalperest biri hayalleri için Roma’yý yakmayý göze alýyor. Kandýrdýðý tiplerinin duygu açlýðýný tatlý hayallerle doyuruyor. Ýnsan kalbi söz konusu olduðunda azla yetinmiyor. Girdiði kalpte, atan damarlardan biri olana dek vazgeçmiyor amacýndan yazar. Tiplerinin dünyasýnda kendisine ait olmayan yönlerini tek tek ayýklýyor geriye kalan yönlerinden kendi arzularýnýn haritasýný çiziyor. Sözün özü her tipi onun yerli malý olmaya mahkûm oluyor. Kendi iradeleriyle hareket edenler onun düþmanýdýr. Sözcük ordusunu kendisine kayýtsýz þartsýz biat eden insanlardan oluþturmalýydý ki, hükümdarlýðýný ilan edebilsin. Kiþilikli insanlarýn emir altýna girmeyeceðini bu yöntemle bize anýmsatmasý Balzac’ý insanlýk tarihinde ölümsüzleþtiren niteliklerinden sadece birisidir. Dehasýný da düþüncelerinin sýnýrsýzlýðýnda aramak gerekiyor diye düþünüyorum. Kendisini eksik, ezik, yoksul hissetmemek için yediklerini, yaþadýðý mekâný... hayallerinde görmek istediði gibi kiþileþtiriyor. Bu yüzden borç bataðýnda yüzmesine karþýn gururundan ve hýrsýndan ödün vermiyor. Onu diðer yazarlardan ayýran en önemli kiþilik özelliði, ezikliði ile aþaðýlýk duygusunu ne hayatýný paylaþanlara ne de okuyucuya hissettirmemesidir. Bu anlamýyla asýl devrimini kendi içinde ilan ediyor. Örneðin, bir kulübeyi bir köþke çevirmekteki ustalýðýna hayran olmamak mümkün mü? Ezik insanýn baþarýya ulaþmasý ya da kendinden güçlü insanlara meydan okumasý mümkün deðildir. Onun kendisine biçtiði rol hükmetmektir. Baþarmayý sorumluluk duygusu haline getiren yazar bize de hayallerimize sahip çýkmamýz için varlýðýyla güç veriyor. Borsa dünyasýnda yaþayan bu adamýn ani duygu yükseliþi ve batýþýndan baþýmýz dönüyor. Romana parayý da aksiyonu da yerleþtirdiði için mutludur. Paranýn izini sürmek insanýn izini sürmekle eþdeðerdir. Paranýn kirli elleri bize de dokunuyor. Para hayata gebedir. Bu yüzden de dönektir. Milyarder olan bir insan bir anda iflas ediyor. Döneklikten bize seslenmesi tesadüf deðildir. Alevlerin üstünde dansa kaldýrdýðý kahramanlarý yandýkça daha çok mutlu olduklarýný, hislerinin yoðunluðundan anlýyorlar. Sýradan tutkular damarlarýmýzda dolaþan kaný ateþe vermiyor. Onun duygularýný/ özlemleri/ tutkularý/ þehveti sýradan insanlarýn kalbinde hissetmesi mümkün deðildir.
Yazdýðý eserleriyle dönemine tanýklýk eden yazýn dünyasýnýn hükümdarý gerçek hayatta yazýk ki Napolyon gibi baþarýlý olamýyor. Sözcüklerin bankeri akýlcý dünyada para kazanmak için borsada oynamýþ, kendi yayýnevini kurmuþ, gazete çýkarmayý da ihmal etmemiþ. Giriþimlerinin tümü de iflasla sonuçlanmýþ. Hayat acýmasýzlýðýna yakýþýr bir þekilde öç almýþtýr ondan. Ýçinde sýk sýk hortlayan sanat kýskançlýðý onun ruhunu esir alýyor. Normal her vatandaþ gibi aþký doya doya yaþama þansýný bu ruh durumundan dolayý yitiriyor. Ýliþkilerinde aradýðýný bulamýyor. Onun gerçek aþký olsa olsa tatlý bir rüyadan baþka bir þey deðildir. En son yarý rüya yarý gerçek olarak âþýk olduðu Hanska’sý bile ebedi yaratýcýlýðýnýn dýþýna taþan bir sapmadan baþka bir þey deðildir. Edebiyat onun ruhunu satýn alýyor onu kendisine âþýk ederken. Her âþýk gibi edebiyat da kýskanç bir âþýktýr ve sevdiðini kimse ile paylaþmaya yanaþmýyor. Bir yazarýn sevgilisine vermeyeceði tek þey zamandýr. O da sevdiði kadýný deðil, bir kadýna karþý içinde açan duygu çiçeklerini seviyor. Hayal dünyasý onun gerçeðidir. Kontrolünün dýþýna çýkan sevgiye deðil, hükmettiði sevgiye âþýktýr. Balzac, gerçek hayatta ne aþka ne de tutkularýna ulaþmayacaðýný biliyor. Ulaþamadýklarýna duyduðu açlýðý böyle böyle yeniyor içinde. Duygunun/ düþüncenin/ düþünün/ yükseliþin kostüm sanatçýsý yazar, yaratýcýlýðýn ateþine çýrýlçýplak atýyor kendisini. Kahramanlarý gibi o da yaratýcýlýðýn ateþinde yandýkça tutkunun zirvelerinde dans ede ede hayal serüvenini noktalýyor. Deðiþik deðiþik kahramanlarýn ruhuna giriyor ki, kendi gerçeðini saklayabilsin. Kendi çýplak gerçeðiyle yüzleþmeye tahammülü yoktur. Onun hayatý baþkalarýnýn hayatýdýr. Çözmeyi istediði karmaþýk bilmece insan yüzüne yansýyan ruhudur. Ýnsanlarýn yürüyüþleriyle birlikte tüm davranýþ biçimlerini tek tek irdeliyor. Sezgilerin bilgesi bu adam, insan yüzlerinde keþfettiði anlýk gerçeklerin anlýk duygular gibi yüzeysel olduðunu anlýyor. Bakýþlarýn falcýsý Balzac, iç dünyalarla ayný dili konuþarak geleceði keþfetme konusunda kendisine sýnýr çizmiyor. Roman yazarken kafasýndan kurmuyor yazacaðý romanýn kurgusunu. Cellâdýn karþýsýna çýkar gibi oturuyor çalýþma masasýna. Aklýnýn kývrýmlarýnda sözcüklerin dansýna kaldýrýyor roman kahramanýný. Hayatýný bir iþkenceye çevirecek olan yazma serüveni baþladýðýnda o da gerçek dünyadan kopuyor. Sokaða çýktýðýnda evinin kaç sokak ötede olduðunu unutuyor. Çoðu kez kendi evi niyetiyle kahramanlarýnýn kapýsýný çalýyor. Dünyaya sadece almaya gelen bir insanla karþý karþýyayýz. Birikimlerinden zevkine göre bir ev dekore ediyor kendisine. Nefes alan her canlýnýn yaptýðý iþin inceliklerini o iþi yapan kiþi kadar iyi öðreniyor. Bir bankerden daha iyi biliyor bankerliðin getirisini götürüsünü. Bir iðnenin maliyetinden tutun da cebimize giren/ çýkan her kuruþun hesabýný biliyor. Girdiði her ortamda acemilik çekmediði gibi girdiði ruhlarda da kendine taht kurmakta zorluk çekmiyor. Bilgisayar hafýzasýna sahip bu akýlýn, maskelerin arkasýnda kiþilerini görme/ anlamadaki pratik zekâsý dudak uçuklatýyor. Onun için görmediði gerçek, ulaþmadýðý duygu yoktur. Ýnsanlýk Komedyasý’nýn ruhlar âlemi olmasý bu yüzdendir.
Romana canlýlýk, tutku, his, aksiyon, trajedi, gözüpeklik, irade, þiddet, eleþtirel gerçekçilik ve sahtekârlýk… gibi insan ruhunu tamamlayan gerçekleri yenilik olarak getirmeyi baþarýyor yazar. Bu bakýmdan romanýn tarihini yazdýðý saptamasýnýn uçuk bir saptama olmadýðýný düþünüyorum ben. Onun romanýný besleyen birinci kaynaðý aþk için doðanlar/aþk için ölenlerdir. Aþktan yola çýkarken aþký biricik öðe olarak vermiyor. Sýradan tutkularý aþk gibi kutsallaþtýrýyor. Kutsal olanýn uðruna ölüme gidenlerle bizi ayný ailenin bireyleri yapýyor. Sýk sýk kýlýk deðiþtirmeyi farklý farklý duygularla farklý farklý tutkularý sembolleþtirmeye fýrsat tanýdýðý için seviyor. Romanýný besleyen ikinci kaynaðý ise paradýr. Paranýn sadece sosyal hayat üzerinde deðil, toplumun geneli üzerindeki toplam gücünü (ekonomi, ahlaki, politik…) tüm çýplaklýðýyla okuyucuya ondan daha iyi yansýtmamýþtýr hiçbir yazar. Öyle ki, paranýn insanlarý hýzar makinesi gibi parçalara ayýrarak þekilden þekle koyduðu gerçeðini bizi ürkmeden kanýksamamýzý saðlýyor. Rakamlarýn yazarý kendi dýþýnda birçok yazarýn yaratmaya cesaret edemediði bir dünya dolusu karakteri insanlýða armaðan etmeyi edebiyatýn gece doðan güneþi olduðu için baþarýyor.
Tam da burada araya girmek istiyorum. Yaþamý olduðu gibi yansýtan yazarýn tüm eserlerini okuma þansým olmadýðý için yazýmda okuduðum eserlerin adlarýný tek tek vermek yerine onun yazýn anlayýþýný ortaya koymaya özen gösterdim. Yazýndaki beklentisinin algýlayan okuyucunun yazarýn kiþiliðinin kendine özgü inceliklerini de algýlayacaðýný düþünüyorum. Bu yüzden onun/ eserleri hakkýnda bugüne deðin okuduklarýmý aklýmýn süzgecinden geçiriyorum. Onunla bir kafede karþýlýklý kahve içerken eserlerine yansýyan kiþiliðini samimi duygularýmla paylaþtýðýmý düþünüyorum yazýmý yazarken. Biliyorum ki, her yazý baþkalarý tarafýndan fark edilip eksiklikleri ile yanýlgýlarý telafi edilsin diye yazýlýyor. Böyle böyle bir yazarýn bir bütün olarak hem eserine hem de insan yanýna yakýn hissediyoruz kendimizi. Onun kiþilerinin ruhlarýnda derine inmediðini sezgilerimle kavrýyorum; çünkü kiþilerinin duygularýndan öte zekâlarý ile iradeleriyle bizlere tanýtýyor. Oda Batý/ Fransýz yazýnýn bir ekini olarak benimsediði bu yöntemle kahramanlarýnýn irade, sabýr, zekâ ve tutarlýlýklarý sayesinde erdemli bir hayatý tercih etmelerini benimsiyor. Fransýz edebiyatýnýn içgüdüsel özeliði olan belli baþlý verilerden yola çýkarak kraterleri kategorilere ayýrmak yazarýnda eserlerinin belirleyici özelliði olarak karþýmýza çýkýyor. Onun Ýnsanlýk Komedyasý’ndaki eserlerinin ahlak anlayýþýnda Ýncil ile Latin zihniyetinin aðýr bastýðý bir gerçektir. Balzac’ýn yapýtlarýný özümseyerek okuyan okuyucu onun þahýslarýyla karþý karþýya geldiðinde þahýslarýnýn aðýzlarýndan çýkan sözlerin ne olacaðýný davranýþlarýnýn hareket yönünü algýlamakta zorlanmaz; çünkü Balzac’ýn kendine özgü kalýbýný kavradýðý için.
Çektiði acýlarý bizlerle paylaþmayan, kendi hayatýný deðil sözcüklerin hayatýný yaþamak için dünyaya gelen ve dünyada elde etmek istediklerini kahramanlarýna daðýtan dünya yazýnýnýn yalnýz imparatorunun insanlýðýmýza kazandýrdýðý tüm eserlerinin dilimize çevrilmesini yürekten istiyorum.
06/03/13 Mersin
Bedriye KORKANKORKMAZ
"Bedriye KORKANKORKMAZ" bütün yazýlarý için týklayýn...
