Elif Y. ÖZEL
FAL BAKMIYORDUM AZÝZÝM YAÞIYORDUM
Son zamanlarda kendimi, iki satýrýn arasýna sýkýþmýþ kalmýþ ve üç beþ kelimeye de kendisini kurtarmalarý için haber salmýþ nafile cümleler gibi hissediyordum.
Böylesi bir hissiyatý yaþamak yetmezmiþ gibi, üstüne bir de, cebimde taþýdýðým “yaþanacaklar listesindekileri” yaþamamak adýna da olsa, hayatý kaldýðý yerde öylece býrakýp gitmenin yollarýný aramayý da kalkamayacaðýmý bile bile pusuya yatmayý da tarafýma sunulmuþ promosyon ödülleri misali kabulden sayýyordum.
Çabalasam da bir türlü aradýklarýmý bulamýyordum. Bulsam da, bulduðum þeylerin aradýðým þeyler olup olmadýðýndan emin olamýyor, emin olamadýkça da, hayatý býraktýðým yerden devralmaya mecbur kalýyordum.
Olmuyor ya da olamýyordu iþte. Olmamasýnýn ya da olamamasýnýn sebeplerine gelince.
Bana göre bu durumun en geçerli sebebi, mecburiyetlerimin her þartta ve durumda isteklerimin önüne geçmesiydi.
Ayrýca, elime verilen listeyi uygun þekilde ve uygun sürede yaþayabilmek için uymam gereken bütün kurallar, söz konusu ben olunca, ricadan öte emir sayýlýyor, ayný zamanda emre itaatsizlik etmeyim diye de gereken her türlü tedbir kararý vakitlice alýnýyordu sanki. Hatta almakla da kalýnmýyor, alýnan bütün kararlar ayný anda hükme baðlanýyordu. Ýþte bu yüzden de, sýraladýðým her sebep öyle ya da böyle geçerliliðini korumaya ýsrarlý bir þekilde devam ediyordu.
Peki ya bu durumda, umulanla bulunan arasýndaki farký makul seviyelere indirgeyebilmem için benim ne yapmam gerekiyordu?
Öncelikle, kendisine veda etmiþ bunca insanýn arasýna karýþmýþ olsam da, kendimde kalabilmeyi baþarmalý, baþaramasam da, “denedim olmadý” cümlesini en kurallý haliyle kurabilmenin farklý yollarýný bulmalýydým.
Bütün gerekçeleri peþ pese ve de en etkili þekilde sýralayabilmenin en etkili yöntemini kullanarak da öyle ya da böyle vakit kazanmalýydým.
Durum bu denli vahimken, özellikle de her þeyin bu denli farkýndayken, söylemek zorunda olduðum ne varsa hepsini, papatya falý bakmadýðýmý, bilakis yaþýyor olduðumu idrak etmiþ biri olarak dümdüz ve de dimdik söylemeli, ayný zamanda, kapak olacak kabiliyette cümleler kurmayý da ihmal etmemeliydim.
Kýsacasý, “hayatýn kaybolan parçalarýyla birlikte kaybolmamalý, kaybolmamak için de her türlü yolu denemeli, kendim de dahil olmak üzere herkese, baðýra çaðýra da olsa bu durumu bir þekilde duyurabilmeyi baþarmalýydým.
Bütün bu yaþananlar bir yana elbette burun buruna olduðum bazý gerçekleri de göz ardý etmeden…
Çünkü kabul etmek isteseler de istemeseler de, yaptýklarýmýn bir tekinin bile suç unsuru taþýmadýðýnýn hepsi farkýndaydý. Ben de farkýnda olduklarýnýn farkýndaydým tabii ki..
Bu yüzden, bütün kartlarýmý açýk tutmalý ve maç bitene kadar da o sahada olmalýydým. Maç aleyhime sonuçlansa da, centilmenliði elden býrakmamalýydým.
Yani, kendim için seçtiðim yaþama sebeplerini hayata geçirirken, kendi istediðim þekilde yaþamalý, sonuçlarýna da öyle ya da böyle katlanmalýydým.
Kýsacasý, acýlarýmýn hükmünü yaralarýmýn yüküne denk getirecek yöntemleri, onlarýn usulleriyle deðil, bizzat kendi usullerimle arayarak yol almalýydým.
Bana þapka çýkarttýracak bir duruþu olmayan bu hayatý, ne onlar gibi selamlayarak karþýlamalýydým ne de onlar gibi itaat ederek yaþamalýydým yani.
Hoþlarýna gitse de gitmese de, bu hayattaki yegâne amacýmýn, hayatýn ta kendisine ulu orta dil çýkarabilmek olduðunu, bunu yapabilmek için de, yapmam gereken ne varsa yapacaðýmý, bunlarý yapmadan da bu bahsi kapatmayacaðýmý söylemeyi de unutmamalýydým.
Hele de “duyuyor muydum yoksa duruluyor muydum?” kararsýzlýðýnda yaþýyorken, hoþ olmakla nahoþ olmak arasýnda gidip geldiðimi de her fýrsatta kendime hatýrlatmalýydým. Çünkü yöntem ne olursa olsun bir þekilde kendimde kalmalýydým.
Listede yer alan ve hükmünü yitirirmiþ ne kadar madde varsa, yeni liste hükme baðlanana kadar, her birinin tek tek ve de farklý yöntemler kullanarak canlarýna okumalý, bunu da en asli görevim saymalýydým.
Aklým ardýmda kalmasýn diye de mutlak deðer içine alýnmýþ bütün aþklarý, bir sonraki emre kadar, göz hapsinde tutmalýydým.
Özellikle de günün geceye dönmesini iple çekerken, iri kýyým hasretleri her akþam soframda aðýrlýyor olmaktan da büyük keyif almalýydým.
Onlarý geçmiþin hakkýný verebilecek lezzete sahip menüler eþliðinde aðýrlamalý, noktalanmýþ aþklarý yok sayabilecek kabiliyetteki þarkýlar eþliðinde de uðurlamalýydým.
Geriye kalan zamanýmý da, beti benzi atmýþ bir geçmiþte seni arayarak harcamamalýydým elbette.
Hayatýn bana geçirdiði “es”leri de kabulüm saymamalý, bunu yaparken de ruhumu çürütecek her ne varsa, her birinden ayrý ayrý ve de itina ile uzak durmalýydým.
Kalanlardan ya da gidenlerden olamadýðým gibi ölenlerden de olmadýðýmý aklýmýn bir taraflarýna bir güzel kazýmalýydým yani…
Geliþine destan yazmýþlýðýmla gidiþine özet düþmüþlüðümü bir araya getirenlere de þöyle usulünden bir selam yollamayý da hakkým saymalýydým.
Ara ara, önlenemeyecek bir hýzla dizlerimin baðýný çözdürecek bir þeyler bulsam da, üç kere okuyup üfleyerek ayaða kalkabilmeyi en anlamlý þükür sebebi saymalýydým.
Demem o ki;
Açtýðým parantezleri vakitli kapatabilmek gibi, zamaný da yara almadan geçirebilmenin yollarýna bakmalýydým gayrý.
Ne idüðü belirsiz üç beþ kelimenin vicdanýna býrakýlacak cümleler yerine, renkli kalemlerle hecelenmiþ cümleler kurmalýydým.
Ben bu hayatý,
“Söylemesem olmaz söylem de gönlüm razý olmaz” misali arada kalmýþlýklarý bir kenara býrakarak yaþamalýydým.
“Atar yapmak” olsa da adý, “fal bakmýyoruz azizim, yaþýyoruz” edalarýyla yaþamalýydým yani..
Kaybolmadan, bir o kadar da yara almadan…
Elif Y. ÖZEL
"Elif Y. ÖZEL" bütün yazýlarý için týklayýn...
Son zamanlarda kendimi, iki satýrýn arasýna sýkýþmýþ kalmýþ ve üç beþ kelimeye de kendisini kurtarmalarý için haber salmýþ nafile cümleler gibi hissediyordum.
Böylesi bir hissiyatý yaþamak yetmezmiþ gibi, üstüne bir de, cebimde taþýdýðým “yaþanacaklar listesindekileri” yaþamamak adýna da olsa, hayatý kaldýðý yerde öylece býrakýp gitmenin yollarýný aramayý da kalkamayacaðýmý bile bile pusuya yatmayý da tarafýma sunulmuþ promosyon ödülleri misali kabulden sayýyordum.
Çabalasam da bir türlü aradýklarýmý bulamýyordum. Bulsam da, bulduðum þeylerin aradýðým þeyler olup olmadýðýndan emin olamýyor, emin olamadýkça da, hayatý býraktýðým yerden devralmaya mecbur kalýyordum.
Olmuyor ya da olamýyordu iþte. Olmamasýnýn ya da olamamasýnýn sebeplerine gelince.
Bana göre bu durumun en geçerli sebebi, mecburiyetlerimin her þartta ve durumda isteklerimin önüne geçmesiydi.
Ayrýca, elime verilen listeyi uygun þekilde ve uygun sürede yaþayabilmek için uymam gereken bütün kurallar, söz konusu ben olunca, ricadan öte emir sayýlýyor, ayný zamanda emre itaatsizlik etmeyim diye de gereken her türlü tedbir kararý vakitlice alýnýyordu sanki. Hatta almakla da kalýnmýyor, alýnan bütün kararlar ayný anda hükme baðlanýyordu. Ýþte bu yüzden de, sýraladýðým her sebep öyle ya da böyle geçerliliðini korumaya ýsrarlý bir þekilde devam ediyordu.
Peki ya bu durumda, umulanla bulunan arasýndaki farký makul seviyelere indirgeyebilmem için benim ne yapmam gerekiyordu?
Öncelikle, kendisine veda etmiþ bunca insanýn arasýna karýþmýþ olsam da, kendimde kalabilmeyi baþarmalý, baþaramasam da, “denedim olmadý” cümlesini en kurallý haliyle kurabilmenin farklý yollarýný bulmalýydým.
Bütün gerekçeleri peþ pese ve de en etkili þekilde sýralayabilmenin en etkili yöntemini kullanarak da öyle ya da böyle vakit kazanmalýydým.
Durum bu denli vahimken, özellikle de her þeyin bu denli farkýndayken, söylemek zorunda olduðum ne varsa hepsini, papatya falý bakmadýðýmý, bilakis yaþýyor olduðumu idrak etmiþ biri olarak dümdüz ve de dimdik söylemeli, ayný zamanda, kapak olacak kabiliyette cümleler kurmayý da ihmal etmemeliydim.
Kýsacasý, “hayatýn kaybolan parçalarýyla birlikte kaybolmamalý, kaybolmamak için de her türlü yolu denemeli, kendim de dahil olmak üzere herkese, baðýra çaðýra da olsa bu durumu bir þekilde duyurabilmeyi baþarmalýydým.
Bütün bu yaþananlar bir yana elbette burun buruna olduðum bazý gerçekleri de göz ardý etmeden…
Çünkü kabul etmek isteseler de istemeseler de, yaptýklarýmýn bir tekinin bile suç unsuru taþýmadýðýnýn hepsi farkýndaydý. Ben de farkýnda olduklarýnýn farkýndaydým tabii ki..
Bu yüzden, bütün kartlarýmý açýk tutmalý ve maç bitene kadar da o sahada olmalýydým. Maç aleyhime sonuçlansa da, centilmenliði elden býrakmamalýydým.
Yani, kendim için seçtiðim yaþama sebeplerini hayata geçirirken, kendi istediðim þekilde yaþamalý, sonuçlarýna da öyle ya da böyle katlanmalýydým.
Kýsacasý, acýlarýmýn hükmünü yaralarýmýn yüküne denk getirecek yöntemleri, onlarýn usulleriyle deðil, bizzat kendi usullerimle arayarak yol almalýydým.
Bana þapka çýkarttýracak bir duruþu olmayan bu hayatý, ne onlar gibi selamlayarak karþýlamalýydým ne de onlar gibi itaat ederek yaþamalýydým yani.
Hoþlarýna gitse de gitmese de, bu hayattaki yegâne amacýmýn, hayatýn ta kendisine ulu orta dil çýkarabilmek olduðunu, bunu yapabilmek için de, yapmam gereken ne varsa yapacaðýmý, bunlarý yapmadan da bu bahsi kapatmayacaðýmý söylemeyi de unutmamalýydým.
Hele de “duyuyor muydum yoksa duruluyor muydum?” kararsýzlýðýnda yaþýyorken, hoþ olmakla nahoþ olmak arasýnda gidip geldiðimi de her fýrsatta kendime hatýrlatmalýydým. Çünkü yöntem ne olursa olsun bir þekilde kendimde kalmalýydým.
Listede yer alan ve hükmünü yitirirmiþ ne kadar madde varsa, yeni liste hükme baðlanana kadar, her birinin tek tek ve de farklý yöntemler kullanarak canlarýna okumalý, bunu da en asli görevim saymalýydým.
Aklým ardýmda kalmasýn diye de mutlak deðer içine alýnmýþ bütün aþklarý, bir sonraki emre kadar, göz hapsinde tutmalýydým.
Özellikle de günün geceye dönmesini iple çekerken, iri kýyým hasretleri her akþam soframda aðýrlýyor olmaktan da büyük keyif almalýydým.
Onlarý geçmiþin hakkýný verebilecek lezzete sahip menüler eþliðinde aðýrlamalý, noktalanmýþ aþklarý yok sayabilecek kabiliyetteki þarkýlar eþliðinde de uðurlamalýydým.
Geriye kalan zamanýmý da, beti benzi atmýþ bir geçmiþte seni arayarak harcamamalýydým elbette.
Hayatýn bana geçirdiði “es”leri de kabulüm saymamalý, bunu yaparken de ruhumu çürütecek her ne varsa, her birinden ayrý ayrý ve de itina ile uzak durmalýydým.
Kalanlardan ya da gidenlerden olamadýðým gibi ölenlerden de olmadýðýmý aklýmýn bir taraflarýna bir güzel kazýmalýydým yani…
Geliþine destan yazmýþlýðýmla gidiþine özet düþmüþlüðümü bir araya getirenlere de þöyle usulünden bir selam yollamayý da hakkým saymalýydým.
Ara ara, önlenemeyecek bir hýzla dizlerimin baðýný çözdürecek bir þeyler bulsam da, üç kere okuyup üfleyerek ayaða kalkabilmeyi en anlamlý þükür sebebi saymalýydým.
Demem o ki;
Açtýðým parantezleri vakitli kapatabilmek gibi, zamaný da yara almadan geçirebilmenin yollarýna bakmalýydým gayrý.
Ne idüðü belirsiz üç beþ kelimenin vicdanýna býrakýlacak cümleler yerine, renkli kalemlerle hecelenmiþ cümleler kurmalýydým.
Ben bu hayatý,
“Söylemesem olmaz söylem de gönlüm razý olmaz” misali arada kalmýþlýklarý bir kenara býrakarak yaþamalýydým.
“Atar yapmak” olsa da adý, “fal bakmýyoruz azizim, yaþýyoruz” edalarýyla yaþamalýydým yani..
Kaybolmadan, bir o kadar da yara almadan…
Elif Y. ÖZEL
"Elif Y. ÖZEL" bütün yazýlarý için týklayýn...
