Elif Y. ÖZEL
GERÇEÐE DÖNMEK ÝÇÝN OKEYE DÖNMEK
Sükûtu bile çileden çýkaracak kadar sessiz kalýþlarý vardý.
Bir de sebepsiz kayboluþlarý…
Bu yüzden de, hüsranlarýmýn giriþ, geliþme ve sonuç bölümleri her zaman tamdý.
Sonu hüzne varan hikâyelerdeki gibi,
Ayný sahnenin farklý roller için aralanan perdesi, hep ayný sonla noktalanacak þekilde kapatýlýyordu.
Bu ve buna benzer bütün hikâyelerde,
Gerçeðe dönebilmek için okeye dönmek ne kadar þartsa,
Okeyi dönmeye ikna etme de bir o kadar þarttý.
Benim için de durum aynýydý.
Sükûtun çileden çýkýþýna tanýklýk edebilmem için, sessiz kalýþlara eþlik etmem ne kadar þartsa,
Sebepsiz kayboluþlara tahammül etmem de bir o kadar þarttý.
Yani, kimin için ya da neye sebep soluduðumu bilmesem de,
Fabrika ayarlarýna döndüremediðim bir yüreði, “çokça keder, bir o kadar da gözyaþýyla harmanlamam da…
Umutlarýmý uðurlayan ve de yüreðimi uçuklatan biriyle yaþamayý da,
Bana ait bir yolda, bana ait olmayan adýmlarla yol almayý da koþulsuz þartsýz kabul etmem de.
Özetle, eline verilen küreði boþa sallamayý kabul etmekti bunun adý.
“Boþa saydýklarýný doluya koymaya cüret etmek” yani.
Bana ait bir kürekle bana ait bir yüreði yaralayacaklarýný bile bile,
Ne talibimden ne de talibime sahiplik etme fikrinden vazgeçmemekti bunun adý.
Nihayetinde böylesi bir hayatý solumak;
Adaleti taraf tutan cümlelerde aramaktý.
Kanayan bir geçmiþi avuçlarýnda taþýrken,
Kendini, kýsýrlaþtýrýlmýþ mutluluklarýn çoðalabildiðine inandýrmaktý.
Nihayetinde böylesi bir hayatý solumak;
“Belki”lerini “ya olursa”larla yol almaya zorlamaktý.
Maviyi yok sayan birini, denize nazýr bir evde aðýrlarken,
Baðrýna bastýklarýnla, kapýnýn önüne koyduklarýný yan yana oturtmaktý.
Nihayetinde böylesi bir hayatý solumak;
-Di’li geçen zamanla, -miþ’li geçen zamaný ayný kefeye koymaktý.
Buyur etmediðin halde baþýna gelenleri, hayatýnýn baþköþesinde aðýrlamaktý.
Aþký anlatan bir cümlenin, hem daimi hem de en gizlisi öznesi olmaktý.
Nihayetinde böylesi bir hayatý solumak;
Tek kelimeyle ahmaklýktý...
Elif Y. ÖZEL
"Elif Y. ÖZEL" bütün yazýlarý için týklayýn...
Sükûtu bile çileden çýkaracak kadar sessiz kalýþlarý vardý.
Bir de sebepsiz kayboluþlarý…
Bu yüzden de, hüsranlarýmýn giriþ, geliþme ve sonuç bölümleri her zaman tamdý.
Sonu hüzne varan hikâyelerdeki gibi,
Ayný sahnenin farklý roller için aralanan perdesi, hep ayný sonla noktalanacak þekilde kapatýlýyordu.
Bu ve buna benzer bütün hikâyelerde,
Gerçeðe dönebilmek için okeye dönmek ne kadar þartsa,
Okeyi dönmeye ikna etme de bir o kadar þarttý.
Benim için de durum aynýydý.
Sükûtun çileden çýkýþýna tanýklýk edebilmem için, sessiz kalýþlara eþlik etmem ne kadar þartsa,
Sebepsiz kayboluþlara tahammül etmem de bir o kadar þarttý.
Yani, kimin için ya da neye sebep soluduðumu bilmesem de,
Fabrika ayarlarýna döndüremediðim bir yüreði, “çokça keder, bir o kadar da gözyaþýyla harmanlamam da…
Umutlarýmý uðurlayan ve de yüreðimi uçuklatan biriyle yaþamayý da,
Bana ait bir yolda, bana ait olmayan adýmlarla yol almayý da koþulsuz þartsýz kabul etmem de.
Özetle, eline verilen küreði boþa sallamayý kabul etmekti bunun adý.
“Boþa saydýklarýný doluya koymaya cüret etmek” yani.
Bana ait bir kürekle bana ait bir yüreði yaralayacaklarýný bile bile,
Ne talibimden ne de talibime sahiplik etme fikrinden vazgeçmemekti bunun adý.
Nihayetinde böylesi bir hayatý solumak;
Adaleti taraf tutan cümlelerde aramaktý.
Kanayan bir geçmiþi avuçlarýnda taþýrken,
Kendini, kýsýrlaþtýrýlmýþ mutluluklarýn çoðalabildiðine inandýrmaktý.
Nihayetinde böylesi bir hayatý solumak;
“Belki”lerini “ya olursa”larla yol almaya zorlamaktý.
Maviyi yok sayan birini, denize nazýr bir evde aðýrlarken,
Baðrýna bastýklarýnla, kapýnýn önüne koyduklarýný yan yana oturtmaktý.
Nihayetinde böylesi bir hayatý solumak;
-Di’li geçen zamanla, -miþ’li geçen zamaný ayný kefeye koymaktý.
Buyur etmediðin halde baþýna gelenleri, hayatýnýn baþköþesinde aðýrlamaktý.
Aþký anlatan bir cümlenin, hem daimi hem de en gizlisi öznesi olmaktý.
Nihayetinde böylesi bir hayatý solumak;
Tek kelimeyle ahmaklýktý...
Elif Y. ÖZEL
"Elif Y. ÖZEL" bütün yazýlarý için týklayýn...
