Sebahattin Karaca
Köln Köln
Kýþtan yeni çýkýyorduk, bir akþam ARD televizyonunda Tuna nehri üzerinde iki yüz metre uzunluðunda beþ yýldýz gemilerle Köln’de baþlayýp Köln’de biten haftalýk turlar üzerine yapýlan bir belgesel seyrediyordum. Ýçimden “Þimdi Köln’de olmak vardý” diye geçirdim. Yaný baþýmda oturan eþime “Haftaya Köln’e gidelim mi?” Diye sordum. Cevabý direk “Gidelim” oldu ve ilave etti: “Madem Köln dedin, oradan da Brugge’a da geçelim mi?”. Ben de “neden olmasýn, geçelim. Oldu olacak Brüksel ve Paris’i de ziyaret edelim mi?” diye sordum. Kabul dedi. Oturduðumuz yerden program yaptýk. Ardýndan da uçak biletlerini ve otel rezervasyonlarýný online hallettik. Ýzmir havalimanýnda uçuþ saatini beklerken Köln yolcusu olduðumuzu Facebook’da paylaþtým. Ýki - üç dakika sonra kýrk altý sene önce, batýya gözümüzü açtýðýmýz Winterberg’de, kýsa bir müddet beraber çalýþtýðýmýz, Ýstanbul Otelcilik Okulu’ndan Mehmet Lütfi Erþan’dan bir sms geldi; uçuþ saatini ve uçuþ numarasýný istiyordu. Düþüncesi bizi hava limanýnda karþýlamaktý. Gece yarýsý zahmet vermemek için havaalanýnda karþýlama teklifini kabul etmedik. Sabah saat 8:30 – 9:00 gibi Collner Hotel’de kahvaltýya davet ettik. “Sabah biraz iþim var. Kahvaltýya gelemem. Ama saat 10:00’da otelin önünde buluþalým” dedi, kabul ettik. Geçte olsa otelimize yerleþtik. Otel kent merkezinde, odamýz konforlu ve temizdi. Eski ve yeniyi güzel harmonize etmiþler. Zevkli bir kahvaltý salonunda, sadece kuþ sütünün eksik olduðu açýk büfe kahvaltý çok hoþumuza gitti. Böyle durumlarda insan ne yiyeceðini bilemiyor. Hele bir de diyet varsa, baþlýyor insan parmaðýný yalamaya. Ama bu keyifli günde þu kahvaltý seçeneðinde diyete fazla itibar etmedik doðrusu. Kahvaltýmýz henüz bitmiþti ki, Mehmet’ten sms geldi. “Dýþardayým bekliyorum diyordu. Kýrk altý yýl sonra sevdiðimiz bir arkadaþý görmenin sevinci ile kendimizi dýþarýya attýk. Uzun uzun kucaklaþýp sarýldýk. Hava serindi. Mehmet’in daveti ile yakýnda bulunan sýcak ve samimi bir kafeye gittik. Gelsin kahveler, gitsin çaylar öyle koyu bir sohbet, öyle tatlý bir muhabbet ile zamanýn nasýl geçtiðini anlayamadýk.

Hasretlik giderdik,ardýndan yollara düþtük.
Mekandan ayrýldýk. Mehmet’in rehberliði ile Köln’ü gezmeye dolaþmaya baþladýk. Her yeri iyi biliyordu. Kaç on yýldýr burada yaþýyordu. O Köln’ü biliyordu, Köln de onu. Abartmak istemiyorum lakin çok karizmatik birisi olarak her köþe bucakta tanýnýyordu. Bize verdiði intibaa bu idi. Aslýna bakarsanýz 70’li yýllarda da böyleydi. Mehmet L. Ersan hiç aksatmadýðý spor ile geliþtirdiði vücut yapýsý, býyýk ve saç þekliyle, giyim kuþamdaki þýklýk ve kibarlýðý ile dikkatleri üzerinde toplamýþ; hepsinden önemlisi iyi kalbiyle herkesin gönlünü kazanmýþ birisidir.
Köln’ü 70’li yýllarda bir iki kere görmüþtük. O zaman da sevmiþtik. Gezip dolaþtýðýmýz her þehirde yaptýðýmýz gibi, merkez tren istasyonunda baþlayan, “hop on - hop off” otobüs ile þehir turuna çýktýk. Gördüðümüz her yer bizi büyülüyordu. Bu turlarýn en güzel yaný, þehrin gezilip görülecek noktalarýný bir günde, hissederek, öðrenerek yaþamaktýr. Burada da öyle oldu. Katedral (Dom), Severin bölgesi ve köprüsü, Heumarkt, Altstadt (Eski Köln) Rhein Nehri Parký, teleferik ve termal tesis bölgesi ve daha pek çok yerleri gördükten sonra neredeyse Almanya’nýn en büyük Botonik Bahçesi olan Flora’nýn giriþ kapýsý önünde indik. Dizlerimiz yoruluncaya kadar gezdik. Gördüklerimizden çok etkilendik. Öðlen yemeðini Flora’nýn saraylarý aratmayacak idari binasýnýn terasýnda yedik. Yemek esnasýnda resimlik manzarasýna doyduk. O anlarda Dünya’dan koptuk. Kendimizi cennette gibi hissettiren Flora’dan mutlu ve güzel izlenimlerle ayrýldýk.

Köln’ün simgesi Dom ( Katedral)
Mehmet; “Köln’de, Rhein Nehri’nin kenarýndaki hayatýn içine girmeden ve Köln Katedrali’ni görmeden olmaz” diyor, bir yandan da kentin güzel ve tarihi sokaklarýnda gezdiriyordu. Bir müddet sonra Köln Katedrali’ne geldik. Çok yüksek ve heybetli bir yapý. Karþýmýzda duran Katedrali bizlerle birlikte ayný anda yüzlerce kiþi seyrediyor; saða sola gidiyor, fotoðraflar, selfiler çekiyordu.
Müthiþ bir ustalýk ile yapýlmýþ ihtiþamlý bina, yüzlerce heykel ve Gargole ile (Heykel gibi yapýlmýþ yaðmur suyu oluðu) süslenmiþ. Dudaklarý uçuklatacak görkeme sahip bu muhteþem yapýyý seyretmeye doyamýyorduk. Farklý ülkelerden gelen çok sayýda turist gruplarý karýnca misali oradan oraya gidip geliyorlardý. Dom Katedrali’nin hiçbir köþesi veya cephesi diðerine benzemiyordu. Bu durum binaya ilgiyi arttýrýyordu. Biz içeriye girip 15 - 20 dakika kaldýk. Tek kelime ile etkileyiciydi. Dýþarýya çýktýðýmýzda orada bulunan rehberin biri, grubuna Dom Katedrali’ni anlatýyordu:
Dom, Katolik mezhebinin ibadethanesidir. Temelden kulesindeki son taþa kadar inþaatý 632 yýl sürmüþtür. Gotik tarzdaki Katedral 8000 metrekare alan üzerinde tamamen gotik tarzda yapýlmýþ olan Dom Katedrali, 157 m. yüksekliðe sahip kuleleriyle birlikte bir bütün olarak Dünya Unesco Kültür Varlýðý listesinde yer alýr. Ýnþaatý yapma fikri 7. yüzyýla uzanmaktadýr. O zaman bile kulelerin yüksekliði 157 metre olarak planlanmýþtýr. Planlamasý 7 yy’da olan katedralin temeli 1248 yýlýnda atýlmýþtýr. Köln’ün merkezindeki bina þehrin her tarafýndan kolayca görünüyor. O tarihten sonra da Köln’de yapýlacak hiçbir binanýn yükseklik bakýmýndan katedrali geçmesine izin verilmez. Sýkýntýlardan ve imkansýzlýklardan dolayý inþaat ancak altý buçuk asýrda tamamlanmýþtýr. 632 yýl sonra bitirilen gotik tarzdaki, Katedral kuzey Avrupa’daki en büyük ibadethanedir. Tepedeki galeriye 509 basamakla çýkýlýr. 9 büyük çaný vardýr. Çanlardan sadece birisi 24 tondur. Kullanýlan iç alan 6166 metrekaredir. Çatýnýn yüzölçümü 12.500 metrekareden fazladýr. Gotik stilin bir harikasý olan binada, sayýlan bu Katedraldeki vitraylarýn yüzölçümü 10.000 metrekareyi aþmaktadýr. Katedral bir Ortaçað eseridir. Paris’teki Notrdam’dan sonra gelen dünyanýn 2. büyük Katedrali unvanýný bu güne kadar elinde tutmuþtur. Yýlda bir milyon turistin ziyaret ettiði kayýt altýna alýnmýþtýr. Bunca yýl yýpranmadan, nasýl saðlam durduðunu merak ettim. Bunun üzerine Mehmet bizi katedralin kenarýndaki atölyeye götürdü. Çok büyük bir atölyede, dört yüzyýldýr, aðýrlýklý olarak bir ailenin fertleri nesilden nesile katedralin tamir ve onarýmýný yapýyormuþ. 36’sý heykeltýraþ, 10’u vitray ustasý olmak üzere toplam 70 kiþilik bir ekip gün ve gün çalýþýyormuþ. Öyle ki eski ve yýpranmýþ vitray ve taþlarýn heykellerin bire bir aynýsýný yaparak eskisi ile deðiþtiriyorlarmýþ. Çýkan heykelleri ise, Köln belediyesinin izni ile þehrin parklarýna, bahçelerine yerleþtiriyorlarmýþ

Rhein Nehri, KD gemileri
Mehmet büyük bir çaba içerisinde bizi þehrin en güzel yeri olan Rhein nehrinin kenarýna götürdü. Kendisi bu bölgede yýllarca bulunmuþ. Nehirde tur yapan KD tatil gemilerinde emekli olana kadar çalýþmýþ. Ýnce uzun görkemli gemilerle yapýlan haftalýk turlardan bahsetti. Gemileri gösterdi. Broþür aldýk. Bir haftalýk gezi için ödenecek para ile eminim Antalya’da 5 yýldýzlý otelde 5-6 hafta tatil yapýlýr. Ancak; diye devam ediyordu Mehmet, hakkýný da vermek gerek. Nehirde yüzen ve 5 yýldýzlý otel hizmeti veren bu gemilerle, her gün güzel bir þehirde gözünü açýyor insan diyordu. Bir gün bu turlardan birine muhakkak katýlmamýzý da ýsrarla tavsiye ediyordu. Üçümüz birbirimizle bakýþtýk. Yakýn bir tarihte önce birbirimizi tanýdýðýmýz Winterberg’te buluþalým. Birkaç gün orada anýlarý tazeleyelim, ardýndan Köln’e gelelim ve yine birlikte haftalýk nehir turuna çýkalým dedik.
Geniþ olan Rhein nehrinin kenarlarý çok iyi korunmuþ, park- bahçe, yeþil alan ve meydanlarýyla yaþam kalitesini olumlu etkiliyordu. Bunun yaný sýra ödeme gücü yüksek turistlerin ziyaret ettiði geleneksel yeme içme mekanlarý, Köln’e belli ki yüksek derecede deðer katýyordu.

Veda yemeði
Türk dükkanlarýnýn bulunduðu cadde de dahil olmak üzere pek çok yeri gezdik ve dolaþtýk. Akþam yemeði için Weidengasse’de faaliyet gösteren Öz Urfa Restoraný’na gittik. Özenle donanmýþ masamýzda, tadýna doyum olmayan muhabbetle, çok keyifli bir akþam yemeði yedik. Zamanýn nasýl geçtiðini anlayamadýk. “Arkadaþýn olacak dünyada. Seneler sonra görüþtüðün zaman bile, ilk günkü gibi seni karþýlayacak. Dostlarýn olacak seni anlayan, seni önemseyen, sana zaman ayýrmaktan mutluluk duyan. Onunla arkadaþlýðý ve dostluðu sonsuzmuþ gibi yaþayacak. Bu sayede gezip dolaþtýðýn, bastýðýn yer, gördüðün her þey seni mutlu edecek. Asýl zenginliðin de bu olduðunun farkýna varacaksýn. Gecenin ilerleyen saatlerinde Mehmet’ten ayrýlmak zor oldu. Gönül bir- iki gün daha kalmak isterdi. Kýsmet bir daha ki sefere dedik. Kendisini en kýsa sürede görüþmek dileðiyle Foça’ya davet ettik.






Sebahattin Karaca
sebahattinkaraca35@hotmail.com
www.sebahattinkaraca.com
Kýþtan yeni çýkýyorduk, bir akþam ARD televizyonunda Tuna nehri üzerinde iki yüz metre uzunluðunda beþ yýldýz gemilerle Köln’de baþlayýp Köln’de biten haftalýk turlar üzerine yapýlan bir belgesel seyrediyordum. Ýçimden “Þimdi Köln’de olmak vardý” diye geçirdim. Yaný baþýmda oturan eþime “Haftaya Köln’e gidelim mi?” Diye sordum. Cevabý direk “Gidelim” oldu ve ilave etti: “Madem Köln dedin, oradan da Brugge’a da geçelim mi?”. Ben de “neden olmasýn, geçelim. Oldu olacak Brüksel ve Paris’i de ziyaret edelim mi?” diye sordum. Kabul dedi. Oturduðumuz yerden program yaptýk. Ardýndan da uçak biletlerini ve otel rezervasyonlarýný online hallettik. Ýzmir havalimanýnda uçuþ saatini beklerken Köln yolcusu olduðumuzu Facebook’da paylaþtým. Ýki - üç dakika sonra kýrk altý sene önce, batýya gözümüzü açtýðýmýz Winterberg’de, kýsa bir müddet beraber çalýþtýðýmýz, Ýstanbul Otelcilik Okulu’ndan Mehmet Lütfi Erþan’dan bir sms geldi; uçuþ saatini ve uçuþ numarasýný istiyordu. Düþüncesi bizi hava limanýnda karþýlamaktý. Gece yarýsý zahmet vermemek için havaalanýnda karþýlama teklifini kabul etmedik. Sabah saat 8:30 – 9:00 gibi Collner Hotel’de kahvaltýya davet ettik. “Sabah biraz iþim var. Kahvaltýya gelemem. Ama saat 10:00’da otelin önünde buluþalým” dedi, kabul ettik. Geçte olsa otelimize yerleþtik. Otel kent merkezinde, odamýz konforlu ve temizdi. Eski ve yeniyi güzel harmonize etmiþler. Zevkli bir kahvaltý salonunda, sadece kuþ sütünün eksik olduðu açýk büfe kahvaltý çok hoþumuza gitti. Böyle durumlarda insan ne yiyeceðini bilemiyor. Hele bir de diyet varsa, baþlýyor insan parmaðýný yalamaya. Ama bu keyifli günde þu kahvaltý seçeneðinde diyete fazla itibar etmedik doðrusu. Kahvaltýmýz henüz bitmiþti ki, Mehmet’ten sms geldi. “Dýþardayým bekliyorum diyordu. Kýrk altý yýl sonra sevdiðimiz bir arkadaþý görmenin sevinci ile kendimizi dýþarýya attýk. Uzun uzun kucaklaþýp sarýldýk. Hava serindi. Mehmet’in daveti ile yakýnda bulunan sýcak ve samimi bir kafeye gittik. Gelsin kahveler, gitsin çaylar öyle koyu bir sohbet, öyle tatlý bir muhabbet ile zamanýn nasýl geçtiðini anlayamadýk.

Hasretlik giderdik,ardýndan yollara düþtük.
Mekandan ayrýldýk. Mehmet’in rehberliði ile Köln’ü gezmeye dolaþmaya baþladýk. Her yeri iyi biliyordu. Kaç on yýldýr burada yaþýyordu. O Köln’ü biliyordu, Köln de onu. Abartmak istemiyorum lakin çok karizmatik birisi olarak her köþe bucakta tanýnýyordu. Bize verdiði intibaa bu idi. Aslýna bakarsanýz 70’li yýllarda da böyleydi. Mehmet L. Ersan hiç aksatmadýðý spor ile geliþtirdiði vücut yapýsý, býyýk ve saç þekliyle, giyim kuþamdaki þýklýk ve kibarlýðý ile dikkatleri üzerinde toplamýþ; hepsinden önemlisi iyi kalbiyle herkesin gönlünü kazanmýþ birisidir.
Köln’ü 70’li yýllarda bir iki kere görmüþtük. O zaman da sevmiþtik. Gezip dolaþtýðýmýz her þehirde yaptýðýmýz gibi, merkez tren istasyonunda baþlayan, “hop on - hop off” otobüs ile þehir turuna çýktýk. Gördüðümüz her yer bizi büyülüyordu. Bu turlarýn en güzel yaný, þehrin gezilip görülecek noktalarýný bir günde, hissederek, öðrenerek yaþamaktýr. Burada da öyle oldu. Katedral (Dom), Severin bölgesi ve köprüsü, Heumarkt, Altstadt (Eski Köln) Rhein Nehri Parký, teleferik ve termal tesis bölgesi ve daha pek çok yerleri gördükten sonra neredeyse Almanya’nýn en büyük Botonik Bahçesi olan Flora’nýn giriþ kapýsý önünde indik. Dizlerimiz yoruluncaya kadar gezdik. Gördüklerimizden çok etkilendik. Öðlen yemeðini Flora’nýn saraylarý aratmayacak idari binasýnýn terasýnda yedik. Yemek esnasýnda resimlik manzarasýna doyduk. O anlarda Dünya’dan koptuk. Kendimizi cennette gibi hissettiren Flora’dan mutlu ve güzel izlenimlerle ayrýldýk.

Köln’ün simgesi Dom ( Katedral)
Mehmet; “Köln’de, Rhein Nehri’nin kenarýndaki hayatýn içine girmeden ve Köln Katedrali’ni görmeden olmaz” diyor, bir yandan da kentin güzel ve tarihi sokaklarýnda gezdiriyordu. Bir müddet sonra Köln Katedrali’ne geldik. Çok yüksek ve heybetli bir yapý. Karþýmýzda duran Katedrali bizlerle birlikte ayný anda yüzlerce kiþi seyrediyor; saða sola gidiyor, fotoðraflar, selfiler çekiyordu.
Müthiþ bir ustalýk ile yapýlmýþ ihtiþamlý bina, yüzlerce heykel ve Gargole ile (Heykel gibi yapýlmýþ yaðmur suyu oluðu) süslenmiþ. Dudaklarý uçuklatacak görkeme sahip bu muhteþem yapýyý seyretmeye doyamýyorduk. Farklý ülkelerden gelen çok sayýda turist gruplarý karýnca misali oradan oraya gidip geliyorlardý. Dom Katedrali’nin hiçbir köþesi veya cephesi diðerine benzemiyordu. Bu durum binaya ilgiyi arttýrýyordu. Biz içeriye girip 15 - 20 dakika kaldýk. Tek kelime ile etkileyiciydi. Dýþarýya çýktýðýmýzda orada bulunan rehberin biri, grubuna Dom Katedrali’ni anlatýyordu:
Dom, Katolik mezhebinin ibadethanesidir. Temelden kulesindeki son taþa kadar inþaatý 632 yýl sürmüþtür. Gotik tarzdaki Katedral 8000 metrekare alan üzerinde tamamen gotik tarzda yapýlmýþ olan Dom Katedrali, 157 m. yüksekliðe sahip kuleleriyle birlikte bir bütün olarak Dünya Unesco Kültür Varlýðý listesinde yer alýr. Ýnþaatý yapma fikri 7. yüzyýla uzanmaktadýr. O zaman bile kulelerin yüksekliði 157 metre olarak planlanmýþtýr. Planlamasý 7 yy’da olan katedralin temeli 1248 yýlýnda atýlmýþtýr. Köln’ün merkezindeki bina þehrin her tarafýndan kolayca görünüyor. O tarihten sonra da Köln’de yapýlacak hiçbir binanýn yükseklik bakýmýndan katedrali geçmesine izin verilmez. Sýkýntýlardan ve imkansýzlýklardan dolayý inþaat ancak altý buçuk asýrda tamamlanmýþtýr. 632 yýl sonra bitirilen gotik tarzdaki, Katedral kuzey Avrupa’daki en büyük ibadethanedir. Tepedeki galeriye 509 basamakla çýkýlýr. 9 büyük çaný vardýr. Çanlardan sadece birisi 24 tondur. Kullanýlan iç alan 6166 metrekaredir. Çatýnýn yüzölçümü 12.500 metrekareden fazladýr. Gotik stilin bir harikasý olan binada, sayýlan bu Katedraldeki vitraylarýn yüzölçümü 10.000 metrekareyi aþmaktadýr. Katedral bir Ortaçað eseridir. Paris’teki Notrdam’dan sonra gelen dünyanýn 2. büyük Katedrali unvanýný bu güne kadar elinde tutmuþtur. Yýlda bir milyon turistin ziyaret ettiði kayýt altýna alýnmýþtýr. Bunca yýl yýpranmadan, nasýl saðlam durduðunu merak ettim. Bunun üzerine Mehmet bizi katedralin kenarýndaki atölyeye götürdü. Çok büyük bir atölyede, dört yüzyýldýr, aðýrlýklý olarak bir ailenin fertleri nesilden nesile katedralin tamir ve onarýmýný yapýyormuþ. 36’sý heykeltýraþ, 10’u vitray ustasý olmak üzere toplam 70 kiþilik bir ekip gün ve gün çalýþýyormuþ. Öyle ki eski ve yýpranmýþ vitray ve taþlarýn heykellerin bire bir aynýsýný yaparak eskisi ile deðiþtiriyorlarmýþ. Çýkan heykelleri ise, Köln belediyesinin izni ile þehrin parklarýna, bahçelerine yerleþtiriyorlarmýþ

Rhein Nehri, KD gemileri
Mehmet büyük bir çaba içerisinde bizi þehrin en güzel yeri olan Rhein nehrinin kenarýna götürdü. Kendisi bu bölgede yýllarca bulunmuþ. Nehirde tur yapan KD tatil gemilerinde emekli olana kadar çalýþmýþ. Ýnce uzun görkemli gemilerle yapýlan haftalýk turlardan bahsetti. Gemileri gösterdi. Broþür aldýk. Bir haftalýk gezi için ödenecek para ile eminim Antalya’da 5 yýldýzlý otelde 5-6 hafta tatil yapýlýr. Ancak; diye devam ediyordu Mehmet, hakkýný da vermek gerek. Nehirde yüzen ve 5 yýldýzlý otel hizmeti veren bu gemilerle, her gün güzel bir þehirde gözünü açýyor insan diyordu. Bir gün bu turlardan birine muhakkak katýlmamýzý da ýsrarla tavsiye ediyordu. Üçümüz birbirimizle bakýþtýk. Yakýn bir tarihte önce birbirimizi tanýdýðýmýz Winterberg’te buluþalým. Birkaç gün orada anýlarý tazeleyelim, ardýndan Köln’e gelelim ve yine birlikte haftalýk nehir turuna çýkalým dedik.
Geniþ olan Rhein nehrinin kenarlarý çok iyi korunmuþ, park- bahçe, yeþil alan ve meydanlarýyla yaþam kalitesini olumlu etkiliyordu. Bunun yaný sýra ödeme gücü yüksek turistlerin ziyaret ettiði geleneksel yeme içme mekanlarý, Köln’e belli ki yüksek derecede deðer katýyordu.

Veda yemeði
Türk dükkanlarýnýn bulunduðu cadde de dahil olmak üzere pek çok yeri gezdik ve dolaþtýk. Akþam yemeði için Weidengasse’de faaliyet gösteren Öz Urfa Restoraný’na gittik. Özenle donanmýþ masamýzda, tadýna doyum olmayan muhabbetle, çok keyifli bir akþam yemeði yedik. Zamanýn nasýl geçtiðini anlayamadýk. “Arkadaþýn olacak dünyada. Seneler sonra görüþtüðün zaman bile, ilk günkü gibi seni karþýlayacak. Dostlarýn olacak seni anlayan, seni önemseyen, sana zaman ayýrmaktan mutluluk duyan. Onunla arkadaþlýðý ve dostluðu sonsuzmuþ gibi yaþayacak. Bu sayede gezip dolaþtýðýn, bastýðýn yer, gördüðün her þey seni mutlu edecek. Asýl zenginliðin de bu olduðunun farkýna varacaksýn. Gecenin ilerleyen saatlerinde Mehmet’ten ayrýlmak zor oldu. Gönül bir- iki gün daha kalmak isterdi. Kýsmet bir daha ki sefere dedik. Kendisini en kýsa sürede görüþmek dileðiyle Foça’ya davet ettik.






Sebahattin Karaca
sebahattinkaraca35@hotmail.com
"Sebahattin Karaca" bütün yazýlarý için týklayýn...
