Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA
BANA KÝMSE SORMAZ
8 Mart 1857’de New York’ta 40 000 dokuma iþçisi çalýþma koþullarýnýn iyileþtirilmesi için grev yaptýlar. Polis iþçilere saldýrýnca, iþçiler fabrikayý içeriden kilitlediler. Çýkan yangýnda 129 kadýn iþçi öldü. 1908’de New York’ta 15 000 kadýn ‘’Ekmek ve Gül’’ sloganý ile direniþ yaptýlar. Ekmek; yaþama güvencesi, gül; daha kaliteli yaþam isteðiydi. 1910 yýlýnda Alman Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin’in önerisiyle bu direniþte ölen kadýn iþçiler anýsýna 8 Mart’ýn “Dünya Kadýnlar Günü” olarak kutlanmasýna karar verildi. 1911’de Avusturya, Danimarka, Almanya, Ýsviçre’deki kadýnlar; oy verme, seçme-seçilme, mesleki eðitim haklarýný istediler..1917‘de Rus kadýnlarý “Ekmek ve Barýþ” için grev yaptýlar.
Bizde de ilk kez 1921’de kutlandý.1975’ten itibaren yaygýn olarak kutlanmaya baþladý. Bazý “malum dönemlerde” kutlamalara ara verildiyse de, ortalýk sakinleþince, anlamýndan oldukça uzaklaþýlmýþ olsa da artýk hiç unutulmuyor. Unutulmuyor da… da sý var iþte. Niye mi? Bir paragrafta özetlemeye çalýþtýðým tarihçesine bakarsak, “8 Mart” kadýnlar için þanlý bir direniþ öyküsü, kitle olarak var olma mücadelesi. Kapitalizmin temeli “artý deðer”e karþý “iki kez sömürülmemek” için yapýlmýþ kanlý bir savaþýn öyküsü. Nereden bilebilirdim 70’li yýllarda, emek – eþitlik - özgürlük diye haykýran bir neslin þimdilerde “8 Mart” deyince; eðlence, hediye, romantik yemek, hatta göbek gibi bir curcunaya tanýk olabileceklerini.
KADIN SORUNU oracýkta, öylece duruyor. Kadýna karþý þiddet tarihi bir miras(!) olarak hala devam ediyor. Kýzýný dövmeyen dizini… Karnýndan sýpayý, sýrtýndan sopayý … Kültürünü bugünlere biz taþýmadýk mý? 2009’da üniversite mezunu, çalýþan kadýnlarýn üniversite mezunu kocalarýndan dayak yediklerini nasýl açýklýyorsunuz? Kadýn Sýðýnma Evleri, Mor Çatýlar oldukça ne kadar uygar olabiliriz? Daha yakýn zamanlarda “kadýnlarýn en eski iþinden” kazanýlan servetle, en yüksek vergiyi ödeyen yine bir hemcinsimiz deðil miydi? Küçücük kýzlarý daha ergen olmadan evlendirmiyor muyuz? Olmadý fuhuþ bataðýna atmýyor muyuz? Tecavüz, kadýna terör silahý gibi kullanýlmýyor mu bizde ve dünyada? Neden o kadar þaþýrdýk “Mutluluk”taki Meryem’in hikayesine? Ya Güldünya’yý öldüren töreye ne demeli? Taaaa 1923‘lerde baþlayan okuma-yazma seferberliðine kattýðýmýz kadýn neferlerimiz 2009’da hala terhis olamadýlar. Olanlarýn hali de içler acýsý. Otobüslerin gittikleri güzergahý sökenler, kar demeyip, kýþ demeyip o kanal senin bu kanal benim her sabah yollardalar. Baðýra baðýra tanýmadýklarý insanlara söylenip duruyorlar. Toplu halde ayaða kalkýp döktürüp, mikrofonu alýnca kocasýna, sisteme, komþusuna, yanýnda oturan birine verip veriþtiriyor. Takýp takýþtýrýp, hoplaya zýplaya, “evi ve maaþý” olmasý önkoþuluyla kýsmet avýndalar. Devletinin saðlayamadýðý sosyal güvenceyi kendisi saðlama peþinde. Okuyup yazamayan, okusa da anlamayan, yorumlayamayan ama yorgun kentli kadýnlar artýk onlar.
Ýþverenler iþe eleman alýrken, evli erkekleri tercih ediyorlar, düzenli hayatlarý olacaðý için. Bekar bayanlar da tercih nedeni, aile sorumluluðu olursa performanslarýnýn düþeceði hesaplanýyor. Ne zaman evlenecekleri, çocuk yapýp yapmayacaklarý da araþtýrýlýyor. Kadýn yönetici olma yollarý kesiliyor, kariyer yolculuklarý engelleniyor (herkesin babasý da A.DOÐAN deðil ki). Onlar da kendilerini müziðe vurup ''çocukta yaparým, kariyerde'' diyerek þarkýlar söylüyorlar. Þarký dedim de...
BANA KÝMSE SORMAZ , diyerek baþlardý,
Çünkü adým kadýn, dinletemem sözümü, derdi.
Bana herkes sahip, benim hiç hakkým yoktur,
Ben akýldan yoksun, ama vazifem çoktur.
Adem'in yediði elma hep benden mi sorulur?
Çünkü adým kadýn, kadýným hükmüm yoktur.
diyerek biterdi sanki.
Eðer, hala Anadolu'nun bir yerinde, bir kadýn bu þarkýyý söylüyorsa, 8 Mart'larda yapacak iþimiz çookkk...
Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA
"Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA" bütün yazýlarý için týklayýn...
8 Mart 1857’de New York’ta 40 000 dokuma iþçisi çalýþma koþullarýnýn iyileþtirilmesi için grev yaptýlar. Polis iþçilere saldýrýnca, iþçiler fabrikayý içeriden kilitlediler. Çýkan yangýnda 129 kadýn iþçi öldü. 1908’de New York’ta 15 000 kadýn ‘’Ekmek ve Gül’’ sloganý ile direniþ yaptýlar. Ekmek; yaþama güvencesi, gül; daha kaliteli yaþam isteðiydi. 1910 yýlýnda Alman Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin’in önerisiyle bu direniþte ölen kadýn iþçiler anýsýna 8 Mart’ýn “Dünya Kadýnlar Günü” olarak kutlanmasýna karar verildi. 1911’de Avusturya, Danimarka, Almanya, Ýsviçre’deki kadýnlar; oy verme, seçme-seçilme, mesleki eðitim haklarýný istediler..1917‘de Rus kadýnlarý “Ekmek ve Barýþ” için grev yaptýlar.
Bizde de ilk kez 1921’de kutlandý.1975’ten itibaren yaygýn olarak kutlanmaya baþladý. Bazý “malum dönemlerde” kutlamalara ara verildiyse de, ortalýk sakinleþince, anlamýndan oldukça uzaklaþýlmýþ olsa da artýk hiç unutulmuyor. Unutulmuyor da… da sý var iþte. Niye mi? Bir paragrafta özetlemeye çalýþtýðým tarihçesine bakarsak, “8 Mart” kadýnlar için þanlý bir direniþ öyküsü, kitle olarak var olma mücadelesi. Kapitalizmin temeli “artý deðer”e karþý “iki kez sömürülmemek” için yapýlmýþ kanlý bir savaþýn öyküsü. Nereden bilebilirdim 70’li yýllarda, emek – eþitlik - özgürlük diye haykýran bir neslin þimdilerde “8 Mart” deyince; eðlence, hediye, romantik yemek, hatta göbek gibi bir curcunaya tanýk olabileceklerini.
KADIN SORUNU oracýkta, öylece duruyor. Kadýna karþý þiddet tarihi bir miras(!) olarak hala devam ediyor. Kýzýný dövmeyen dizini… Karnýndan sýpayý, sýrtýndan sopayý … Kültürünü bugünlere biz taþýmadýk mý? 2009’da üniversite mezunu, çalýþan kadýnlarýn üniversite mezunu kocalarýndan dayak yediklerini nasýl açýklýyorsunuz? Kadýn Sýðýnma Evleri, Mor Çatýlar oldukça ne kadar uygar olabiliriz? Daha yakýn zamanlarda “kadýnlarýn en eski iþinden” kazanýlan servetle, en yüksek vergiyi ödeyen yine bir hemcinsimiz deðil miydi? Küçücük kýzlarý daha ergen olmadan evlendirmiyor muyuz? Olmadý fuhuþ bataðýna atmýyor muyuz? Tecavüz, kadýna terör silahý gibi kullanýlmýyor mu bizde ve dünyada? Neden o kadar þaþýrdýk “Mutluluk”taki Meryem’in hikayesine? Ya Güldünya’yý öldüren töreye ne demeli? Taaaa 1923‘lerde baþlayan okuma-yazma seferberliðine kattýðýmýz kadýn neferlerimiz 2009’da hala terhis olamadýlar. Olanlarýn hali de içler acýsý. Otobüslerin gittikleri güzergahý sökenler, kar demeyip, kýþ demeyip o kanal senin bu kanal benim her sabah yollardalar. Baðýra baðýra tanýmadýklarý insanlara söylenip duruyorlar. Toplu halde ayaða kalkýp döktürüp, mikrofonu alýnca kocasýna, sisteme, komþusuna, yanýnda oturan birine verip veriþtiriyor. Takýp takýþtýrýp, hoplaya zýplaya, “evi ve maaþý” olmasý önkoþuluyla kýsmet avýndalar. Devletinin saðlayamadýðý sosyal güvenceyi kendisi saðlama peþinde. Okuyup yazamayan, okusa da anlamayan, yorumlayamayan ama yorgun kentli kadýnlar artýk onlar.
Ýþverenler iþe eleman alýrken, evli erkekleri tercih ediyorlar, düzenli hayatlarý olacaðý için. Bekar bayanlar da tercih nedeni, aile sorumluluðu olursa performanslarýnýn düþeceði hesaplanýyor. Ne zaman evlenecekleri, çocuk yapýp yapmayacaklarý da araþtýrýlýyor. Kadýn yönetici olma yollarý kesiliyor, kariyer yolculuklarý engelleniyor (herkesin babasý da A.DOÐAN deðil ki). Onlar da kendilerini müziðe vurup ''çocukta yaparým, kariyerde'' diyerek þarkýlar söylüyorlar. Þarký dedim de...
BANA KÝMSE SORMAZ , diyerek baþlardý,
Çünkü adým kadýn, dinletemem sözümü, derdi.
Bana herkes sahip, benim hiç hakkým yoktur,
Ben akýldan yoksun, ama vazifem çoktur.
Adem'in yediði elma hep benden mi sorulur?
Çünkü adým kadýn, kadýným hükmüm yoktur.
diyerek biterdi sanki.
Eðer, hala Anadolu'nun bir yerinde, bir kadýn bu þarkýyý söylüyorsa, 8 Mart'larda yapacak iþimiz çookkk...
Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA
"Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA" bütün yazýlarý için týklayýn...
