Ersince
Ah Zuhal Abla
Menderes nehrine çok yakýn, daðýn yamacýndan ovaya doðru yayýlmýþ eski bir þehirde yaþamýþtým bir dönem. Her biri tarihi deðeri olan otuz sekiz camisi bulunmaktaydý. Hanlar, hamamlar, kapalý çarþýlar, türbeler, tekkeler, yatýrlar vardý. Hayvan pazarý, domuzlu bahçe, Yahudi mezarlýðý ve müzesiyle þehrin pek çok yerinin özel bir önemi vardý. Geçmiþinde Rumlar, Yahudiler ve Ýtalyanlar yaþamýþ. Ancak hatýrladýðým kadarýyla ne bir kilise ne de bir havra vardý. Muhtemelen camiye dönüþtürülmüþtür. Bizim yaþadýðýmýz dönemde bu halklardan hiç kimse yoktu.
Þehrin giriþinde bir orta park vardý. Parkýn etrafýnda dört ana, dört de ara cadde vardý ve bu caddeler þehrin en ucuna kadar giderdi. Ana caddeler mükemmel döþenmiþ Arnavut kaldýrýmlýydý, yazýn sýcakta kýþýn yaðmurda simsiyah pýrýl pýrýl parlardý. Ýþte bu ara caddelerden birinin sonundaydý bizim mekan. Burasý genelev yoluydu ve bizden sonra Çingene mahallesi vardý.
Caddenin birinci bölümünde hali vakti bizden daha iyi olanlar yaþardý. Caddenin sonunda þehre kýrsaldan göç eden dar gelirli aileler otururlardý. O yýllarda kimsenin özel arabasý olmayýp, caddeden sadece geneleve giden rengarenk þevroleler gelip geçerdi. Evler iki-üç katlý bahçe içindeydi.
Bu ailelerin her biri bir roman konusuydu benim gözümde. Ancak ben burada bunlardan bir aileyi anlatacaðým. Postacý Yaman iki metreye yakýn boyda, beyaz tenli kaytan býyýklý, þövalye yüzüklü, siyah pantolon gömlek giyen, siyah gözlüklü, bizim caddeye çok fazla, tam anlamýyla artist gibi adamdý. Yaman pat pat pat diyen motoruyla caddede iyi hava yapardý. Büyük kýzý arkadaþýmýz olduðundan evlerine girip çýkardýk. Yaman Kore gazisiydi ve bu kýz da týpký Korelilere benzerdi. Ýki de bir de babam beni Kore’den getirmiþ derdi de bir anlam veremezdik. Annesiyle hiç anlaþamaz bunalýmdan da pek çýkmazdý. Anlattýðý ne kadar doðruydu hiçbir zaman öðrenemedik. Kendinden sonraki üç kýz kardeþine hiç benzemezdi.
Annesi köylerden birinden, yoksul bir aileden gelmiþ ama þehre iyi uyum saðlamýþ bir memur karýsýydý. Evlerindeki eþyalar oldukça moderndi de bizimkine hiç benzemezdi. Duvarda güneþ gibi metalden ýþýk saçan bir saat vardý. Saatin altýnda duvara çakýlmýþ, kocaman yuvarlak küpeli, iri dudaklý, kýrmýzý üzerine beyaz puanlý bandanalý iki zenci kadýn biblosu birbirine bakar dururdu.
Zuhal haným ev içinde her ne kadar makyajsýz ayakkabýsýz dolaþmasa da, evde yer yerinden oynardý. O yýllar her evde paþakýlýcý ve kauçuk olmazsa olmazdý da tozdan kauçuk yapraklarý gri-beyaz görünürdü. Kadýn aþýrý konuþur, can kulaðýyla dinlerdik de hiçbir þey hatýrlamazdýk söylediklerinden. Yaman'la karýsýný sokakta bir kere bile birlikte görmezdik. Zuhal haným bize geldiðinde kadýn erkek aldýrmaz evde olup biten her ne varsa “af buyurun” diye diye anlatýr, o gittikten sonra geriye sadece “af buyurun” kýsmý kalýrdý. Ýþte bu aileye iliþlin nice detaylar vardý ama onu da sizin hayal gücünüze býrakayým...
Ne güzel komþularýmýz vardý caddede... Onlar da bizde ne bulurlardý kim bilir...
Anlattýklarýmda yalan yanlýþ hatta gerçek bile var emin olun...
Oniki Haziran 2020 Ersin
Ersince
"Ersince" bütün yazýlarý için týklayýn...
Menderes nehrine çok yakýn, daðýn yamacýndan ovaya doðru yayýlmýþ eski bir þehirde yaþamýþtým bir dönem. Her biri tarihi deðeri olan otuz sekiz camisi bulunmaktaydý. Hanlar, hamamlar, kapalý çarþýlar, türbeler, tekkeler, yatýrlar vardý. Hayvan pazarý, domuzlu bahçe, Yahudi mezarlýðý ve müzesiyle þehrin pek çok yerinin özel bir önemi vardý. Geçmiþinde Rumlar, Yahudiler ve Ýtalyanlar yaþamýþ. Ancak hatýrladýðým kadarýyla ne bir kilise ne de bir havra vardý. Muhtemelen camiye dönüþtürülmüþtür. Bizim yaþadýðýmýz dönemde bu halklardan hiç kimse yoktu.
Þehrin giriþinde bir orta park vardý. Parkýn etrafýnda dört ana, dört de ara cadde vardý ve bu caddeler þehrin en ucuna kadar giderdi. Ana caddeler mükemmel döþenmiþ Arnavut kaldýrýmlýydý, yazýn sýcakta kýþýn yaðmurda simsiyah pýrýl pýrýl parlardý. Ýþte bu ara caddelerden birinin sonundaydý bizim mekan. Burasý genelev yoluydu ve bizden sonra Çingene mahallesi vardý.
Caddenin birinci bölümünde hali vakti bizden daha iyi olanlar yaþardý. Caddenin sonunda þehre kýrsaldan göç eden dar gelirli aileler otururlardý. O yýllarda kimsenin özel arabasý olmayýp, caddeden sadece geneleve giden rengarenk þevroleler gelip geçerdi. Evler iki-üç katlý bahçe içindeydi.
Bu ailelerin her biri bir roman konusuydu benim gözümde. Ancak ben burada bunlardan bir aileyi anlatacaðým. Postacý Yaman iki metreye yakýn boyda, beyaz tenli kaytan býyýklý, þövalye yüzüklü, siyah pantolon gömlek giyen, siyah gözlüklü, bizim caddeye çok fazla, tam anlamýyla artist gibi adamdý. Yaman pat pat pat diyen motoruyla caddede iyi hava yapardý. Büyük kýzý arkadaþýmýz olduðundan evlerine girip çýkardýk. Yaman Kore gazisiydi ve bu kýz da týpký Korelilere benzerdi. Ýki de bir de babam beni Kore’den getirmiþ derdi de bir anlam veremezdik. Annesiyle hiç anlaþamaz bunalýmdan da pek çýkmazdý. Anlattýðý ne kadar doðruydu hiçbir zaman öðrenemedik. Kendinden sonraki üç kýz kardeþine hiç benzemezdi.
Annesi köylerden birinden, yoksul bir aileden gelmiþ ama þehre iyi uyum saðlamýþ bir memur karýsýydý. Evlerindeki eþyalar oldukça moderndi de bizimkine hiç benzemezdi. Duvarda güneþ gibi metalden ýþýk saçan bir saat vardý. Saatin altýnda duvara çakýlmýþ, kocaman yuvarlak küpeli, iri dudaklý, kýrmýzý üzerine beyaz puanlý bandanalý iki zenci kadýn biblosu birbirine bakar dururdu.
Zuhal haným ev içinde her ne kadar makyajsýz ayakkabýsýz dolaþmasa da, evde yer yerinden oynardý. O yýllar her evde paþakýlýcý ve kauçuk olmazsa olmazdý da tozdan kauçuk yapraklarý gri-beyaz görünürdü. Kadýn aþýrý konuþur, can kulaðýyla dinlerdik de hiçbir þey hatýrlamazdýk söylediklerinden. Yaman'la karýsýný sokakta bir kere bile birlikte görmezdik. Zuhal haným bize geldiðinde kadýn erkek aldýrmaz evde olup biten her ne varsa “af buyurun” diye diye anlatýr, o gittikten sonra geriye sadece “af buyurun” kýsmý kalýrdý. Ýþte bu aileye iliþlin nice detaylar vardý ama onu da sizin hayal gücünüze býrakayým...
Ne güzel komþularýmýz vardý caddede... Onlar da bizde ne bulurlardý kim bilir...
Anlattýklarýmda yalan yanlýþ hatta gerçek bile var emin olun...
Oniki Haziran 2020 Ersin
Ersince
"Ersince" bütün yazýlarý için týklayýn...
