KAPILARIN DÝLÝ OLSA! / Iþýk Teoman
Iþýk Teoman

Iþýk Teoman

KAPILARIN DÝLÝ OLSA!



Çýnar olsan dinlensem gölgesinde
Kitap olsam okusam uykusuz gecelerimde içim
sýkýlmadan
kalem olmak istemem kendi elimde bile
kapý olsam iyilere açsam kötülere kapasam
pencere olsam perdesiz ve iki kanadý açýk bir pencere ve þehri
soksam odama
söz olsam çaðýrsam haklýya doðruya güzele
söz olsam söylesem sevdamý yumuþacýk
Nazým Hikmet
27 Mayýs 1962, Moskova


Bilgisayarýn baþýna oturup, tuþlara dokunduðumda Nazým Hikmet’in bu þiiri aklýma düþtü. Sarýmtýrak taþ yapýlar, rengarenk kapýlar, çatýsý çökmüþ, penceresi sökülmüþ ama hala ayakta kalan yüzlerce yýllýk yapýlar. Her biri içinde anýlar barýndýrýyor. Mübadeleye kadar Rumlara barýnak olmuþ. Ardýndan Balkanlar’dan ve adalardan gelen Türkler yerleþmiþ, gelenekler deðiþmiþ, Mübadele ile gelen, Türkçe konuþamayan Türkler. Ayvalýk bir mozaik, bir renk, bir ahenk olmuþ. Bir süredir görevim gereði Ayvalýk’ta yaþamaya baþladým. Muhteþem bir tarihin üzerine oturmuþ Ayvalýk. Kesme taþlý sokaklarý, Arnavut kaldýrýmlarý, tarihi kiliseleri, ayazmasý, eski yapýlarýyla insaný adeta büyülüyor, beni de büyüledi bu kent. Her gün hiç sektirmeden on bin, hatta on beþ bin adým yürüdüðüm günler bile oluyor, iki ayda tam 270 kilometre yürümüþüm, neredeyse Ýzmir’e gidip tekrar Ayvalýk’a dönmüþüm.

DÖRT BÝN ESKÝ YAPI

Bu yürüyüþler sýrasýnda ne yapýyorum biliyor musunuz? Rumlardan kalan iki bini tescilli tam dört bin binanýn kapý ve pencere fotoðraflarýný çekiyorum, hiç üþenmeden, sýcak, rüzgar dinlemeden, sabýrla, adýmlayarak, sokaklarý atlamadan. Yüzlerce fotoðraf çektim þimdiye kadar. Çekmeye de devam ediyorum, zamanýmýn ve gücümün yettiði yere kadar. Evlerin fotoðraflarýný çekerken, taþlarýn rengi dikkatimi çekti ve araþtýrdým.



200 YILLIK BÝNALAR

Tarihi Ayvalýk evlerinin ana malzemesini sarýmsaklý taþlarý oluþturuyor. Bu taþlar antik çaðlardan beri kullanýlýyor. 18. ve 19. yüzyýl Türk ve Rum toplum yaþantýsýný yansýtan önemli mimarlýk örneklerinden olan tarihi Ayvalýk evlerinin estetik görünümünü bütünleyen sarýmsak taþý, bu evlerin en önemli özelliði olarak biliniyor. Kapýlarýn fotoðraflarýný çekerken üstlerinde yazýlý olan tarihlere de göz atýyorum. 150, 200 yýllýk binalar… 1881 tarihli binanýn önünde duruyorum, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün doðduðu tarihte bu Rum evinde yaþam baþlamýþ. Bakýmlý evler sanki süzüm süzüm süzülüyor gibi geliyor insana.“Hani derler ya taþ gibi.” Gerçekten taþýn özelliklerinden kaynaklanýyor olmalý, binalar dimdik ayakta, bakýmlarý yapýlmýþ olanlardan ise insan gözlerini alamýyor. Tescilli yapýlar genel olarak sahipleri tarafýndan restore edilmiþ, bakýmlarý yapýlmýþ, bahçeleri rengarenk çiçekler ile bezenmiþ.

AYVALIK VE CUNDA EVLERÝNDE ÞEKÝLLENÝYOR

Gülkurusu renginde olan bu taþlar, çok kolay iþlendiði ve dayanýklýlýðý nedeniyle o dönem tercih edilmiþ. Sarýmsak taþýnýn ana kaynaðý ise Sarýmsaklý bölgesi. Binlerce yýl öncesinin lav akýntýlarýnýn oluþturduðu sarýmsak taþý, bugün Ayvalýk ve Cunda’nýn evlerinde þekilleniyor. Dokusu sarýmsak damarlarýna benzediði, içindeki demirin okside olmasýyla giderek kýrmýzýlaþmasý nedeniyle ‘sarýmsak’ adý verilen taþlar Ayvalýk sokaklarýný renklendiriyor. Kýrmýzý kiremitli çatýlar eski yapýlara ayrý bir güzellik katmýþ, bir de rengarenk kapý ve pencereleri, çocuklarýn suluboya resim yaptýklarý defterlerden çýkmýþ gibi duruyor insanýn karþýsýnda.



KOCAMAN KÝLÝTLÝ KAPILAR

Araçlarýn zorlukla yol aldýðý daracýk sokaklarýnda dolaþýrken, hüzünlenmiyor da deðilim! Sahipleri tarafýndan terk edilmiþ, kalýn zincirlerle kocaman kilitler vurulmuþ kapýlar görmek insanýn yüreðini burkuyor. Ýçindeki cývýl cývýl yaþamý düþünüyorum, evin annesi erkenden kalkmýþ, sýcacýk þömine yanýyor, çaylar demlenmiþ, korun üzerinde kýzarmýþ ekmeklerin mis kokusu ahþap pencerenin kenarlarýndan süzülüp sokaklara yayýlýyor. Siyah önlüðünü giymeye hazýrlanan çocuklar, okul çantalarýný son kez kontrol edip kahvaltýya oturuyor. Evin babasý açýk pencerenin önünde sigarasýný tüttürüyor. Böyle bir yaþam hayal ediyorum terk edilen yapýlarýn eski dünyasýnda.

KEDÝLERÝN BAÞKENTÝ

Sokak aralarýnda kapý önlerinde yeþili olmayan, penceresinde sardunyasý bulunmayan ev yok gibi. Kýrmýzý, yeþil, mavi ve sarý kapýlar, aðýrlýklý mavi renkler kullanýlmýþ, üç, dört basamakla girilen kapýlar. Hemen her evin önünde kediler, sanki Ayvalýk kedilerin baþkenti gibi. Sokaðýnda, kapýsýnda birkaç kedi olmayan mahalle yok gibi. Her kapýnýn önünde suluk ve yemlikler, baþýnda toplaþan rengarenk kediler kapýlarýn görselliðini tamamlýyorlar adeta. Bir sokaktan bir sokaða geçerken, çatýsý çökmüþ, kapýsý ayakta zor duruyor, pencereleri sökülmüþ, içinden yabani otlar, adeta kaçýyor gibi fýrlamýþ, sarkmýþ bir yerlere doðru gitmek ister gibi.



HEDEFE ULAÞMAK

Ayvalýk’a yerleþtiðim 15 Haziran tarihinden baþlayarak her akþam iþ çýkýþýnda sokaklara atýyorum kendimi. Yürüyorum, bazen yokuþ, bazen iniþ, bazen çýkmaz sokaklar, bazen de yaþam bitmiþ sokaklar. Akþamsefalarý, sarý, kýrmýzý, beyaz, rengarenk zakkumlar, pembe hatmiler boyunlarýný uzatmýþlar duvar diplerinden gökyüzüne, özgürlüðü doðru. Dar sokaklarý süsleyen taþlarýn aralarýndan süzülen yabani otlar, Arnavut kaldýrýmlarýn önünde mama bekleyen her renkten, her yaþtan kediler, yavrular, anaçlar. Karnýný doyurmuþ, mahallenin gelip geçene göz ucuyla bakan köpekleri. Birbirinin içine geçmiþ bir yaþam. Kimi evler soluk alýyor, kimi evler can çekiþiyor, yardým eli bekliyor, kimi evler de 200 yýldýr ayaktayým diyor. Ýki bini tescilli dört bin eski yapýnýn bulunduðu Ayvalýk’ta tüm kapýlarýn fotoðraflarýn çekmek için zamaným, gücüm yeter mi bilmiyorum ama hedefe ulaþmak için var gücümle fotoðraf çekmeye devam…















































































































































Iþýk Teoman

isikteoman@gmail.com



29 Eylül 2020 Salý / 7469 okunma



"Iþýk Teoman" bütün yazýlarý için týklayýn...