Foçalý Balýkçý Koþan Atlet Heykelinin Ýzinde… / Sebahattin Karaca
Sebahattin Karaca

Sebahattin Karaca

Foçalý Balýkçý Koþan Atlet Heykelinin Ýzinde…



Kimler buldu? Ne zaman buldu? Nasýl buldu? Sonrasýnda neler yaþadý? Kýsaca bu araþtýrmada ortaya çýkacak her ne varsa yazýlmalý ve Foça’nýn tarih sayfalarýnda hak ettiði yeri almalýydý. Foçalý Gazeteci Hasan Eser de birkaç defa “Abi þu Koþan Atlet Heykelini bir araþtýrsan iyi olur” diye kulaðýma fýsýldamýþtý.

Sebep birden fazla olunca Foçalý balýkçýlarýn derya denizin dibinde bulduklarý Koþan Atlet Heykeli üzerinde çalýþmaya baþladým. Daha iþin baþýnda kendimi ilginç ve gerçek bir hikayenin içinde buldum.

Çalýþma sandýðýmdan daha uzun sürdü. Tamamlandýktan sonra gördüm ki hikayenin her yerinde ve her adýmýnda hep bir kiþinin var olduðu ortaya çýkýyordu. O bakýmdan yaþanmýþ bu hikâyeye, Hüseyin Kaptan’dan (Hüseyin Daðlý) baþlamak doðru olacaktý. Ben de öyle yaptým.



Mübadil Oðlu Hüseyin Daðlý

Hüseyin Daðlý, ailenin 6 çocuðundan biri olarak 1929 yýlýnda Foça’da doðdu. Baba Ahmet Fazlý ve anne Þefika, Limni Adasý’ndan gelmiþlerdi. Foça Ýsmetpaþa Mahallesi’nde Rumlardan kalan taþ evlerden birine yerleþtirilmiþlerdi. Marangozluk yapan babasý Ahmet, evlatlarýna marangozluk mesleðini öðretemeden erken yaþlarda ölünce, bankada çalýþan Niyazi bey ile ev kadýný olan kýz kardeþleri Ayþe haným hariç, Mustafa, Halim, Kaya, Hüseyin Daðlý kardeþler o yýllarda kendileri için Foça’da tek geçim kaynaðý olan balýkçýlýk iþine girdiler. Ýkinci Dünya Savaþý’ndan sonra uzun yýllar Giritli Hasan Reis’in iki trolünden biri olan Zehra’da çalýþtýlar. Diðerinin ismi Büyük Uðurlu’ydu. Hüseyin Daðlý balýkçýlýða baþladýðýnda yaþý henüz 15’indeydi.

Hasan Reis ise, okkalý, oturaklý, akýllý, bilge ve çalýþkan bir kaptandý. Yanýnda çalýþtýrdýðý tayfanýn her birini evladý gibi yetiþtirirdi. Üç kardeþten biri olan Hüseyin Daðlý’ya da el vermiþti. Tayfasýna, balýkçýlýðýn yaný sýra, Ege ve Akdeniz’de olup biten tarihi olaylarý, yaþanmýþlýklarý, savaþlarý, korsanlýðý ve denizin derinliklerinin akýl almaz gizemini hazinelere ev sahipliði yaptýðýný anlatmaktan, öðretmekten haz duyardý. Hele hele aðalara takýlan tarihi nesnelere rastlamanýn her zaman mümkün olduðunu söyler ve ilaveten, “Bunlar bir balýkçýyý mutlu eden sýra dýþý olaylardýr. Buluntularý devlet mercilerine, ilgili makamlarýna teslim etmek ise vatani görevdir” derdi. Bu türden önem arz eden nesnelere eski çaðlarda sahillerde kurulmuþ Antik kentlerin açýk denizlerinde çok rastlandýðýný, hatta Yenifoça’nýn hemen kuzeyinde bulunan Kyme Antik kenti açýklarýnda, içinde altýndan yapýlmýþ Nemrut Kralý’nýn heykeli ve yine altýndan yapýlmýþ iki atlý faytonun bulunduðu bir geminin battýðýný ve bunu da eski balýkçýlardan duyduðunu anlatýrmýþ.

Yazlarý Foça ve civarýnda, kýþlarý Antalya, Ýskenderun’da olmak üzere yýl boyu balýkçýlýk yaparlardý. Özellikle Foça’dan Antalya’ya giderken ya da dönerken, þimdiki Kuþadasý’nýn, Bodrum’un adýnýn sanýnýn duyulmadýðý küçücük köyler olduklarýna tanýklýk etmiþlerdi. Bugün Kuþadasý’nýn en büyüklerinden olan El Birlik Turizm o yýllarda benzin satan bir istasyondan ibaretti. Gidip gelirken buradan hep mazot alýrlarmýþ. Bodrum o yýllarda öylesine bir mahrumiyet bölgesi ki, Kuþadasý’ndan bazý ahbaplarýna sipariþ üzerine ihtiyaç malzemeleri götürürlerdi. Bodrum’da bizzat Cevat Þakir Kabaaðaç’ý kaç kere gördüðünü hatýrlamýyordu. Bodrum Kalesi’ni tek baþýna Cevat Þakir’in (Halikarnas Balýkçýsý) yazýlarý ile talandan kurtardýðýný bilenlerdendi. Bodrum’da evler yapýlýrken ihtiyaç duyduklarý taþlarý kalenin duvarlarýný söküp götürenlere karþý baþlattýðý mücadele ile kalenin varlýðýný tek baþýna koruduðunu defalarca Hasan Kaptan’dan duymuþtu. Günler aylarý, aylar yýllarý kovaladý ve Hasan Kaptan Zehra adlý trolü Reha Midilli ve Ali Yaman’a satýnca üç kardeþ Zehra’da çalýþmayý býraktýlar 1964 yýlýnda, bu defa Mustafa’nýn da iþtirak etmesiyle birlikte dört kardeþ ortak olup “Kuþat isimli trolü satýn aldýlar. Kuþat, Yunanistan’da yapýlmýþ ve Türk Kara Sularý’nda kaçak balýk avlarken yakalanmýþ, ihale ile satýlmýþtý. Kardeþlerden Mustafa 1972’de ortaklýktan ayrýldý. 18 yýlý aþkýn çalýþtýrdýklarý Kuþat ile kýþ aylarýnda balýkçýlýk yaptýlar. Yaz aylarýn da ise tur hizmeti verdiler. Hatta kimi zaman, Sazlýca Koyuna, Mordoðan ve Karaburun’a günübirlik, kimi zaman Dikili, Bademli’ye Kalem ve Georgio adalarýna 2-3 günlük turlar yaparlardý. Bu konuda daha da derinlere inildiðinde, sonraki yýllarda Bodrum ve Marmaris ’de baþlayan ve zamanla da geliþen mavi turlarýn çýkýþ noktasýnýn Foça olduðu görülür. Her zaman söyler ve yazarým. Türkiye’de turizm yokken, Foça’da vardý. Þimdi ise bu çalýþmada da gördüm ki, mavi turlar emsallerinden yaklaþýk 10 sene önce Foça’da baþlamýþ. Her þey yolunda giderken, öküz öldü ortaklýk bozuldu ve “Kuþat” satýlýnca Daðlý kardeþlerin her biri kendi yoluna gitti.



Bir Baþka Deniz Kurdu “Kara Necati (Beytorun)”

Hüseyin Daðlý’nýn kaderi kendisi gibi Foçalý olan ve sahibi olduðu “Yavaþ Kaptan Trolü” ile balýkçýlýk yapan Necati Kara’dan gelen çalýþma teklifini kabul etmesiyle beraber yavaþ yavaþ deðiþecekti. Aðýrlýklý olarak ustasý Hasan Reis’in söylemleri ve öðrettikleri doðrultusunda Necati Kara’nýn da kabul etmesiyle Antik Kent Kyme açýklarýnda balýk avlýyorlardý. Bir gün Taþ Daðý’ndan, Tavþan Adasý’na doðru attýklarý aðlara takýlan balýklarý alýrken, yuvarlak biçimde kömürleþmiþ metal külçesi gibi bir cismin takýldýðýný fark etti. Her neyse o, hiç bozuntuya vermeden, oldukça aðýr da olmasýna raðmen tek baþýna kucakladý ve þimdiki Bedesten’in yerinde bulunan ören durumdaki Tuz Depolarý’nýn içine koydu. Birkaç gün sonra eline aldýðý aðýr çekiçle külçeye vurmaya baþladý. Deniz dibinde kabuk tutmuþ, kömürleþmiþ külçe bir müddet sonra parçalandýðýnda, orta kýsmýnda daðýlmamýþ, top halinde kalýn bir zincir kitlesine ulaþtý. Zincirin üstünü orada bulduðu eski bir çul ile örttü. Kenara çekilip ne olabileceðini düþünmeye baþladýðýnda Hasan Kaptan’ýn sözlerini anýmsadý ve içinden “Bu, batan bir geminin zinciri olmalý. Aksi taktirde denize düþen ya da atýlan zincir böyle top gibi külçe olarak durmazdý” diye düþündü. O andan itibaren bu düþünce kafasýný kemirmeye baþladý. Bu zincirin, altýndan yapýlmýþ Nemrut kralýnýn ve iki atlý bir faytonun heykelini taþýrken batan geminin zinciri olduðu olasýlýðýna inanmak istiyordu. Hüseyin Kaptan için o andan itibaren zaman geçmiyor, günler, aylar bitmiyordu. Kimse ile paylaþmadýðý sýrrýný içine gömdü. Ne zaman balýða çýksa rota hep Kuzey olsun istiyordu. Külçeyi bulduklarý kerterizi de kafasýna iyice yazmýþtý. O ana kadar hiçbir þeyin farkýnda bile olmayan Necati Kara da her defasýnda itiraz etmiyor “peki” diyordu. 1970’li yýllarýn ortalarýna doðru kerterizin üzerinden yol alýrken aðlarý denize saldýlar. Bir müddet sonra trol aniden durur gibi oldu, motorun sesi deðiþti. Bir iki dakika zorlandýktan sonra tekne rahatlamýþ ve yeniden yol almaya baþlamýþtý. Hüseyin Kaptan’ýn yüzünde sýcak bir tebessüm tatlý bir sevinç belirdi ama Necati Kaptan’a çaktýrmamak için yüzünü kaçýrmaya çalýþtý. “Hadi” dedi Necati Kaptan, “Çabuk aðlarý toplayalým, aþaðýda bir garip þeyler oldu.” Çok geçmedi aðý tekneye çektiklerinde balýklarýn arasýnda heykelden kopup gelen tek bir bronz kol vardý. Kolun, vücuttan biraz önce koptuðundan emindiler. Zira, her tarafý fosilleþmiþ kömürleþmiþ ve deniz kabuðu ile kaplýyken, kopan kýsým ayna gibi parlýyordu. Buna raðmen Hüseyin Kaptan kolun bir avuç kadar bölümünü kazýdý, temizledi. Bronz olduðuna kanaat getirince “Necati altýn deðil, bronz” dedi.

Yavaþ Kaptan Trolü Foça’ya doðru yol alýrken Hüseyin Kaptan sevinçten yerinde duramýyor duygularýný belli etmemek için dudaklarýný ýsýrýyordu. Aslýnda haklýydý. Uzun zamandýr hayalini kurduðu, peþinde olduðu hedefe iyice yaklaþmýþý. Tekne limana yanaþýnca ilk iþleri kolu yetkililere teslim etmek oldu. Kýsa bir süre sonra her biri üç bin lira ikramiye aldýlar.

Takriben on yýl sonra, bu sefer yine Necati Beytorun’a ait “Yekta Kaptan” teknesiyle yabancý bir firma olan M. S. Technology Ltd. Þirketi yetkilileri Kaptaný birlikte çalýþmaya ikna ettiler. Böylece kolun bulunduðu bölgede, bir hafta kadar özel radarlarla deniz dibi taramasý yaptýlar. Bol miktarda fotoðraf çektiler. Her nerede ne gördülerse ya da resimledilerse tamamýný koordinatlara iþlediler. Necati Kara’ya da emeðinin karþýlýðýný ödedikten sonra bölgeden ayrýldýlar.



Hedefe Bir Adým Kala

Bu arada Hüseyin Kaptan ise, Bahri Kaptanýn (Dinner) sahibi olduðu “Üç Kardeþler” isimli trolde iþe baþladý. Bir müddet birlikte çalýþtýlar. Bu sýrada kendisini hedefe biraz daha yaklaþtýran ve büyük bir macera yaþatan Koþan Atlet Heykeli’ni gün yüzüne çýkardýlar.

Bu bakýmdan Bahri kaptaný bulmak o gün yaþananlarý kendi aðzýndan dinlemek, resmin bütününü görmek için yapbozun en önemli parçasýnýn yerine oturmasý demekti.

Bahri Kaptaný bulmam zor olmadý. Bahri Kaptana akrabalýk baðý olan, benim de çok iyi tanýdýðým Ahmet Civelek’i (Beta Ahmet’i) aradým. Durumu anlattým. Kaptanla konuþmak istiyorum dedim. Sað olsun, hemen ayný günün akþamý ikimizi bir araya getirdi. Kaptan, evine buyur etti. Ýsteðe icabet ettim. Ýçten ve samimi davranýþlarýyla karþýladýlar. Kaptan, eþi Hatice haným, Ahmet Civelek ve eþi Nazmiye haným da oradaydýlar. Bilinen hal, hatýr, sormak ve izzeti ikramdan sonra, önceden hazýrladýðým çantamdaki Koþan Atlet Heykeli’nin resmini çýkardým ve gösterdim. “Bunu tanýyor musun Kaptaným” dedim.

Öyle tatlý bir gülüþ attý ki, sanýrsýn kaç yýldýr bu soruyu beklermiþ gibiydi. Yüzünde bir hoþ tebessüm belirdi. “Tanýmaz olur muyum, tek kollu heykel, bak þu parmaðýyla aðýma takýldý. (Resimdeki parmaðý gösteriyor) dedi ve devam etti. Çýkarttýðýmýz da bir kolu vardý. Aða takýlan parmak sayesinde yukarý çekebildik. Çok aðýrdý. Diðer kolu koptu aþaðýda kaldý. Diðer kol deniz dibi çamuruna saplanmýþ ve sýrt üstü yatýyor olmalýydý. Kim bilir diðer kol aþaðýda nereye takýlýydý. Ya da üzerinde baþka bir aðýrlýk vardý ve yahut bir yere baðlýydý. Bu ve benzer sebeplerden dolayý gövde ile birlikte gelmedi. Aksi olsaydý, diðer kolun da kolayca ana gövde ile birlikte gelmesi gerekirdi.

Peki Kaptaným, o gün kimlerle ve ne zaman denize çýktýn. Nerelere doðru seyir ettin. Neler yaþadýn? Nasýl buldun? Bulunca ne yaptýn? O günü anlatýr mýsýn?

Kaptan; o gün bana ait olan “Büyük Üç Kardeþler” adlý trolde oðlum Tuðrul vardý. Tuðrul, 15-16 yaþlarýndaydý.

Sadece o gün için yardýmcý olsun diye, Balýkçý Hasan Günay’ý da almýþtým. Hasan Kaptan, Yenifoça’ya yerleþtirilmiþ Arnavut mübadili çiftin sekiz çocuðundan birisiydi. Evlendikten sonra Foça’ya yerleþen Hasan, tarým, tütün, sebze iþleriyle uðraþarak geçimini saðlýyordu. Sonraki yýllarda Foça’da açýlmýþ Fransýz Tatil Köyü’nde emekli oluncaya kadar çalýþmýþtý. Bu arada balýkçýlýk iþine de giren Hasan Kaptan çalýþkan bir arkadaþýmýzdý.

O güzel günde bir de Hüseyin Daðlý vardý. Hüseyin Daðlý ile zaten birlikte çalýþýyorduk. Ömrü denizlerde geçti. Hüseyin, iþinde iyi olan tecrübeli bir kaptandý.



Büyük Günün Ýlk Saatleri Taþ Daðýndan, Tavþan Adasýna..

1979 yýlýnýn Eylül ayý baþlarýydý. Küçük Deniz’den saat 9:00 sýralarýnda çýktýk. Hüseyin’e sordum, “hangi tarafa gidelim?” diye.

Hiç tereddüt etmeden “Nemrut’a doðru” dedi. Bunun üzerine Aliaða istikametine vira yaptýk. Taþ Daðý’ndan, Tavþan Adasý’na doðru aðlarýmýzý attýk. Biz önde aðlar arkadan gidiyorduk. Bir müddet sonra trol sanki bir yere saplanmýþ gibi yavaþladý ve bu durum motoru zorlamaya baþladý. Hatta trol durur gibi oldu. Þaþkýnlýkla arkaya doðru koþtum. Hüseyin hariç diðer oðlum ve Hasan da telaþlýydý. Hüseyin ise son derece rahat tavýrlar sergiliyor, durumdan memnun olmuþçasýna gülüyordu. Bu duruma sinirlendim. Dedim “Hayýr ola Hüseyin, trol batýyor sen gülüyorsun” Hüseyin; “Hadi kaptan yürü iþine sonra anlatýrým” diyor ve neþesini bozmuyordu. Bir müddet sonra trolün motoru rahatladý, yeniden yol almaya baþladý ama hýzý düþmüþtü.

“Eyvah aðlara bir þey takýldý, inþallah aksi bir þey yoktur” diye içimden dua ettim. Trolu en kýsa zamanda daha önceden sýð olduðunu bildiðim bir limana sürdüm. Sýð yerde, að aþaðýdaki kumla temas edince, motorun sesi normale döndü. Hemen denize atladým. Aðlarý kontrol ettim. Balýk çoktu. Ama aða bir cisim takýlmýþtý. O an biraz korku, biraz telaþ sardý beni. Aðý acele yukarý çektik. Heykele benzeyen cismi aðdan çýkardýðýmýzda gördük ki, kolun biri yok ve yeni kopmuþ. Heykelin her tarafý deniz kabuðu (Dragana), cüruf ile kaplýyken, kopan yer parlýyordu. Balýklarý bir tarafa heykeli bir tarafa ayrýþtýrdýk. Kýyý koruma bu halde görse bizi yanmýþtýk. Nerden buldun, niye haber vermedin, gibi suçlamalara maruz kalabilir, Allah göstermesin teknemiz de baðlanýr, biz de hapsi boylardýk. En kýsa zamanda Foça’ya dönmeliyiz ve ilgililere teslim etmek zorundayýz dedik. Ne olur ne olmaz düþüncesiyle heykeli 100 kulaç bir ipe, ipin diðer ucuna da bir duba baðladým. Ola ya, yolda Kýyý Koruma karþýmýza çýkarsa, atacaktým heykeli denize.

Bu arada heykele bakan Hüseyin hiç þaþýrmamýþ gibi duruyordu. Aðzýný býçak açmýyor hiçbir þey söylemiyor, “ben biliyordum zaten” edasýyla bir oraya bir buraya dolanýyordu. Davranýþlarýna hiçbir anlam vermiyordum. Her sorumun cevabý “anlatýrým sonra” oluyordu. Hiçbir zaman da bildiðini de anlatmadý. Vakit kaybetmeden Foça’ya gidelim diye hemen yola koyulduk. Neyse ki kimselere denk gelmedik. Saat 11.00 sýralarýna Küçük Deniz’deki bankanýn önüne trolü yanaþtýrdýk. En kýsa sürede Kaymakama ve Jandarma Komutanýna haber verdik. Halk ne de çabuk duymuþtu. Daha yetkililer gelmeden halk, yerde yatan heykelin baþýnda toplandý. Fotoðrafçý olan ve ayný zamanda muhabirlik yapan Bayram Öztopraktan da haber için iþ baþýndaydý. Ayrýca herkes heykelin baþýna yanaþmýþ resim çektiriyordu. Kaymakamlýða baþvurduk. Ýzmir’e müzeye haber verildi. Bir müddet sonra Belediye Baþkaný Reha Midilli geldi, inceledi, bilgi aldý, tebrik etti ve gitti. O gün ”Koþan Heykel” Foça Mal Müdürlüðü’ne teslim edildi. Ertesi gün müzeden gelen, içinde þimdi Prof. Dr. Ersin Doðer’in de olduðu arkeologlar tutanakla teslim aldýlar.



Ege Üniversitesi ve Müze Yetkilileri

Bu olaydan sonra baþta Ege Üniversitesi ve Arkeoloji Müze yetkilileri peþimi uzun süre býrakmadý. “Nerede buldun? Kerterizi bize göster. Þayet 3 milin içinde yasak alanda bulduysan bile mahsuru yok, yeter ki söyle dediler. O hususta da sana Piri Reis gemisini tahsis eder, önü ve arkasý açýk silindir þeklinde özel bir að yaparýz. Böylece yasak bölgedeki balýklar aðýn önünden girer arkasýndan çýkar. Bu iþ için hem finansman, hem ekip, hem de her türlü imkâný saðlarýz” deyip durdular. Ama ben her defasýnda “nerede aðýma denk geldiðini, nerede takýldýðýný bilmediðimi “söyledim.

Takriben bir yýl sonra bizim için Ýzmir’de Ziraat Bankasý Konak þubesine Bir Milyon Lira yatýrdýklarýný haber verdiler. Ýzmir’e gittik parayý hesaptan çektik. Aramýzda bölüþtük. Hemen hemen herkese o gün için bir daire parasý düþtü. Oradan gelen para ile zaten yapmakta olduðum evimi kolayca bitirdim. Parayý alýp bölüþtükten sonra Hüseyin Kaptana; “senin heykelle ilgili olarak sonra anlatýrým dediðin neydi” diye son kez bir kere daha sordum. Her zaman ki gibi “sonra anlatýrým” diye kesti attý. Hiçbir zamanda anlatmadý.

Bahri Kaptan doðru söylüyordu. Hatta daha sonraki yýllarda özellikle 1988 – 89 yýllarýnda iþletmekte olduðum otelimde kalan Norveçli turistleri haftada en az iki sefer Siren Kayalarýna götürdüðümüz ve tüm gün beraber çalýþtýðýmýz dönemde, çok sýký dost olmamýza raðmen konuyla ilgili olarak aðzýndan hiçbir þey duymadýðýmý bugün gibi hatýrlýyorum.

Heykeli teslim alan Prof. Dr. Ersin Doðer o günü þöyle anlatýr. 1979 yýlýydý. Fakülteye telefon geldi. Foçalý balýkçýlarýn aðýna iri bir cisim takýlmýþ. Hemen atladým gittim. Baktýk inceledik teslim aldýk. Ýlk bakýþta heykel olduðu anlaþýlýyordu. Tek parça oluþu iyiydi. Bir bütün gibi yerde yatýyordu. Güzel olan da bu yanýydý. Yaptýðýmýz deðerlendirmelerde Koþan Atlet Heykeli’ni, ÝÖ 50’li yýllara tarihledik. Müzenin önemli eserlerinden biri olarak o tarihten beri Ýzmir Arkeolojik Müzesi’nde sergilenmektedir.

Ben de bu kýymetli eserleri akýl yolunu izleyerek bulan ve çalýp çýrpmadan yurt dýþýna satmadan müzelere teslim eden Foçalý balýkçýlarý saygý ile anýyor ve yad ediyorum.











Kaynaklar:
Arkeolog Prof. Dr. Ersin Doðer ile Yapýlan Telefon Görüþmesi
Bahri Kaptan (Dinner) ile yapýlan Sözlü Söyleþi
Fazlý Daðlý (Hüseyin Kaptan Oðlu) ile yapýlan Sözlü Söyleþi ve WhatsApp Kayýtlarý
Yekta Bey Torun (Necati Kaptan Oðlu) ile Yapýlan Sözlü Söyleþi
Rakip Günay ( Kaptan Hasan Günay Oðlu) ile yapýlan söyleþi



Sebahattin Karaca

sebahattinkaraca35@hotmail.com
www.sebahattinkaraca.com



7 Ekim 2020 Çarþamba / 6445 okunma



"Sebahattin Karaca" bütün yazýlarý için týklayýn...