Iþýk Teoman
Neden Anýt Müze olmasýn?
Kiliselerin camiye dönüþtürülmesine Hristiyan camiasýnýn uzun yýllar boyunca karþý çýktýðý bilinen bir gerçek. Ancak bugün camiye dönüþtürülen bu yapýlarýn tamamý dimdik ayakta duruyor; vakýflar tarafýndan koruma altýna alýnarak özenle restore edilmiþ ve ibadete açýk biçimde yaþatýlýyor. Beþ vakit ibadetin yapýldýðý bu mekânlar tertemiz; avlularý düzenli olarak temizleniyor ve yapýlar pýrýl pýrýl korunuyor.
Buna karþýlýk olumsuz örnekler de yok deðil. Agia Triada Kilisesi, uzun yýllar boyunca depo olarak, hatta tütün deposu þeklinde kullanýlmýþ; bu yanlýþ ve ilgisiz kullanýmýn sonucu olarak günümüze çatýsý çökmüþ, bakýmsýz ve periþan bir halde ulaþabilmiþ. 13 Nisan Caddesi üzerinde yer alan bu yapý, bugün restore edileceði günü adeta sabýrsýzlýkla bekliyor.
Osmanlý’nýn hüküm sürdüðü pek çok ülkeyi ziyaret ediyoruz. Ne yazýk ki bu ülkelerdeki camilerin büyük bir bölümü bakýmsýz, kaderine terk edilmiþ ve harap durumda. Kimse alýnmasýn, gücenmesin; biz nasýl kiliseleri camiye dönüþtürerek yaþatýyorsak, onlar da camileri kiliseye dönüþtürsünler. Hiç olmazsa bu yapýlar yýkýlýp yok olmasýn. Sonuçta yapý yaþamaya devam eder ve içinde ibadet sürer. Tabi cami olarak hiç olmazsa “Cami Müze” olarak bile deðerlendirilebilir. Ayvalýk’ta Taksiyarhis Anýt Müzesi en iyi ve baþarýlý örneklerden biri, hem de Ayvalýk’ýn ilk kilisesi olarak biliniyor.
Neden Anýt Müze olmasýn?
Örneðin Midilli’de, Çarþý Caddesi üzerindeki caminin minaresinin yarýsý yok, çatýsý bulunmuyor ve ciddi bir restorasyona ihtiyaç duyuluyor. 500 yýllýk bu cami en azýndan cami olarak kullanýlmasa bile “Anýt Müze” olarak deðerlendirilebilir diye düþünüyorum. Buna karþýlýk Ayvalýk’ta, kiliselerin özgün dokusuna zarar verilmeden camiye dönüþtürülmesi sayesinde, yýllar önce inþa edilmiþ bu anýt yapýlar bugün hâlâ ayakta.
Geçtiðimiz hafta þiddetli rüzgârýn ardýndan Saatli Cami’nin saatinde hasar oluþmuþ, Vakýflar hemen devreye girerek gerekli bakýmý yapmýþ ve saat kýsa sürede yeniden çalýþýr hale getirilmiþti. Bu örnek bile ülkemizde anýt yapýlarýn nasýl sahiplenildiðini gösteriyor.
Ýster kilise camiye dönüþsün, ister cami kiliseye
Anlatmak istediðim son derece net: Anýt yapýlarýn korunmasý ve gelecek kuþaklara emanet edilmesi. Ýster kilise camiye dönüþsün, ister cami kiliseye… Önemli olan bu kültürel mirasýn yaþatýlmasý. Ülkemizin pek çok yerinde benzer örnekler vardýr; ancak Ayvalýk’ta bu durum çok daha belirgin. Bu anýt yapýlarý, gelin, görün, gezin, isterseniz ibadetinizi yapýn, bu güzelliklerin ve emanetlerin kýymetini birlikte bilelim.
Bu örneklerden yola çýkarak, 1880 yýlýnda ibadete açýlan Hagios Georgios Kilisesi’ne bakalým. Mübadelenin ardýndan kentte Rum nüfus kalmayýnca kaderine terk edilen yapý, daha sonra Çýnarlý Cami’ye dönüþtürülmüþ. Çok da yerinde bir kararla, Hamdibey Mahallesi’ndeki bu tarihi yapý yeniden hayat bulmuþ; bugün geleni gideni, ziyaret edeni eksik olmamaktadýr. Yapýmýnýn üzerinden 146 yýl geçen Hagios Georgios Kilisesi’nin, Çýnarlý Cami’ye uzanan yolculuðu baþlý baþýna bir miras hikâyesidir.
(1880 Hagios Georgios Kilisesi) Çýnarlý Camisi’nin Mimari Özellikleri
1870’lerden sonra bazilikal plan tipolojisi terk edilmiþ; yeni kiliselerde neoklasik cephe anlayýþýyla birlikte haç plan tipolojisi kullanýlmaya baþlanmýþtýr. Hagios Ioannes (1870) ve Hagios Georgios (1880) kiliseleri, bu plan tipolojisinin Ayvalýk ilçe merkezindeki önemli temsilcileridir.
Hamdibey Mahallesi’nde yer alan haç planlý Hagios Georgios Kilisesi, 600 metrekarelik kapalý alaný ve 2.800 metrekarelik geniþ avlusuyla yerleþimdeki en büyük ve en yüksek kilise yapýsýdýr. Üç nefli, doðu–batý doðrultusunda uzanan kapalý naosu olan yapý, haç planlýdýr. Ýçten yuvarlak, dýþtan üç cepheli apsisi bulunur. Batý cephesinde narteks bölümü yer alýr.
Kiliseye giriþ, batý cephesinde yarým daire biçiminde düzenlenmiþ yedi basamaklý bir merdivenle çýkýlan podyum üzerindeki narteksten saðlanýr. Cephe düzeni, yatay ve dikey kompozisyonlarla hareketli bir görünüm sunar. Batý cephe, üç dikey ve iki yatay bölüme ayrýlmýþtýr.
Ortada silindirik gövdeli, iyon baþlýklý ve yivli sütunlara oturan kemerlerin oluþturduðu beþ açýklýk bulunur. Giriþ katýndaki revaklý düzende, naosa geçiþi saðlayan üç kapý yer alýr. Bu kapýlarýn arasýnda taþ söveli dikdörtgen pencereler görülür. Ayný düzen, üst katta da yinelenmiþtir. Alt ve üst katlar, kalýn yatay silmelerle birbirinden ayrýlýr.
Üst kat cephesinde yuvarlak kemerle kuþatýlmýþ dikey bir alan üzerine üçgen alýnlýk bindirilmiþtir. Kemer alýnlýðýnýn içinde, ikiz sütun plasterleri tarafýndan taþýnan kemerli bir düzen yer alýr. Plaster yüzeyleri yivlidir.
Pencere kemerleri sütuncelere oturur; ortadaki at nalý kemerli, yanlardakiler ise yuvarlak kemerlidir. Plasterler arasýndaki alanlar, zamanýnda renkli vitraylarla süslü olduðu düþünülen örgü þebekelerle doldurulmuþtur. Naosa süzülen ýþýðýn kutsal bir atmosfer yarattýðý tahmin edilmektedir. Cephede ayrýca yuvarlak kemerli niþler içinde dört dilimli pencereler ve gül pencereler yer alýr.
Batý cephenin dýþa taþkýn orta bölümünün yan yüzeylerinde, dekoratif konsollarla desteklenen taþ söveli pencereler bulunur; cephe uçlarý ise volütlü köþe silmeleriyle sýnýrlandýrýlmýþ.
Kaynakça
-Dimitrios Psarros’a göre, Ayvalýklý Mimar Emmanuel Kounas tarafýndan tasarlanan 4 kiliseden biri Hagios Georgios Kilisesi. Bu kilise de Mübadeleden sonra camiye dönüþtürülmüþ ve Çýnarlý Cami adýný almýþ.
-Yasemin Ýnce Güney, “Appropriation and Authenticity: The case of Transforming Churches into Mosques in Ayvalýk”, International Journal of Architecture & Planning, 2016 Volume 4, Issue 2, s.43.
-Berrin Akýn Akbüber, “19.Yüzyýl Ayvalýk Rum Ortodoks Kiliselerinin Cephe Düzenine Yönelik Tipolojik Bir Yaklaþým ve Cephe Karakterlerinin Oluþumuna Etki Eden Faktörlerin Deðerlendirilmesi”, UNESAK 2018 Kongre Bildirileri, s.562.
Iþýk Teoman
isikteoman@gmail.com
Kiliselerin camiye dönüþtürülmesine Hristiyan camiasýnýn uzun yýllar boyunca karþý çýktýðý bilinen bir gerçek. Ancak bugün camiye dönüþtürülen bu yapýlarýn tamamý dimdik ayakta duruyor; vakýflar tarafýndan koruma altýna alýnarak özenle restore edilmiþ ve ibadete açýk biçimde yaþatýlýyor. Beþ vakit ibadetin yapýldýðý bu mekânlar tertemiz; avlularý düzenli olarak temizleniyor ve yapýlar pýrýl pýrýl korunuyor.
Buna karþýlýk olumsuz örnekler de yok deðil. Agia Triada Kilisesi, uzun yýllar boyunca depo olarak, hatta tütün deposu þeklinde kullanýlmýþ; bu yanlýþ ve ilgisiz kullanýmýn sonucu olarak günümüze çatýsý çökmüþ, bakýmsýz ve periþan bir halde ulaþabilmiþ. 13 Nisan Caddesi üzerinde yer alan bu yapý, bugün restore edileceði günü adeta sabýrsýzlýkla bekliyor.
Osmanlý’nýn hüküm sürdüðü pek çok ülkeyi ziyaret ediyoruz. Ne yazýk ki bu ülkelerdeki camilerin büyük bir bölümü bakýmsýz, kaderine terk edilmiþ ve harap durumda. Kimse alýnmasýn, gücenmesin; biz nasýl kiliseleri camiye dönüþtürerek yaþatýyorsak, onlar da camileri kiliseye dönüþtürsünler. Hiç olmazsa bu yapýlar yýkýlýp yok olmasýn. Sonuçta yapý yaþamaya devam eder ve içinde ibadet sürer. Tabi cami olarak hiç olmazsa “Cami Müze” olarak bile deðerlendirilebilir. Ayvalýk’ta Taksiyarhis Anýt Müzesi en iyi ve baþarýlý örneklerden biri, hem de Ayvalýk’ýn ilk kilisesi olarak biliniyor.
Neden Anýt Müze olmasýn?
Örneðin Midilli’de, Çarþý Caddesi üzerindeki caminin minaresinin yarýsý yok, çatýsý bulunmuyor ve ciddi bir restorasyona ihtiyaç duyuluyor. 500 yýllýk bu cami en azýndan cami olarak kullanýlmasa bile “Anýt Müze” olarak deðerlendirilebilir diye düþünüyorum. Buna karþýlýk Ayvalýk’ta, kiliselerin özgün dokusuna zarar verilmeden camiye dönüþtürülmesi sayesinde, yýllar önce inþa edilmiþ bu anýt yapýlar bugün hâlâ ayakta.
Geçtiðimiz hafta þiddetli rüzgârýn ardýndan Saatli Cami’nin saatinde hasar oluþmuþ, Vakýflar hemen devreye girerek gerekli bakýmý yapmýþ ve saat kýsa sürede yeniden çalýþýr hale getirilmiþti. Bu örnek bile ülkemizde anýt yapýlarýn nasýl sahiplenildiðini gösteriyor.
Ýster kilise camiye dönüþsün, ister cami kiliseye
Anlatmak istediðim son derece net: Anýt yapýlarýn korunmasý ve gelecek kuþaklara emanet edilmesi. Ýster kilise camiye dönüþsün, ister cami kiliseye… Önemli olan bu kültürel mirasýn yaþatýlmasý. Ülkemizin pek çok yerinde benzer örnekler vardýr; ancak Ayvalýk’ta bu durum çok daha belirgin. Bu anýt yapýlarý, gelin, görün, gezin, isterseniz ibadetinizi yapýn, bu güzelliklerin ve emanetlerin kýymetini birlikte bilelim.
Bu örneklerden yola çýkarak, 1880 yýlýnda ibadete açýlan Hagios Georgios Kilisesi’ne bakalým. Mübadelenin ardýndan kentte Rum nüfus kalmayýnca kaderine terk edilen yapý, daha sonra Çýnarlý Cami’ye dönüþtürülmüþ. Çok da yerinde bir kararla, Hamdibey Mahallesi’ndeki bu tarihi yapý yeniden hayat bulmuþ; bugün geleni gideni, ziyaret edeni eksik olmamaktadýr. Yapýmýnýn üzerinden 146 yýl geçen Hagios Georgios Kilisesi’nin, Çýnarlý Cami’ye uzanan yolculuðu baþlý baþýna bir miras hikâyesidir.
(1880 Hagios Georgios Kilisesi) Çýnarlý Camisi’nin Mimari Özellikleri
1870’lerden sonra bazilikal plan tipolojisi terk edilmiþ; yeni kiliselerde neoklasik cephe anlayýþýyla birlikte haç plan tipolojisi kullanýlmaya baþlanmýþtýr. Hagios Ioannes (1870) ve Hagios Georgios (1880) kiliseleri, bu plan tipolojisinin Ayvalýk ilçe merkezindeki önemli temsilcileridir.
Hamdibey Mahallesi’nde yer alan haç planlý Hagios Georgios Kilisesi, 600 metrekarelik kapalý alaný ve 2.800 metrekarelik geniþ avlusuyla yerleþimdeki en büyük ve en yüksek kilise yapýsýdýr. Üç nefli, doðu–batý doðrultusunda uzanan kapalý naosu olan yapý, haç planlýdýr. Ýçten yuvarlak, dýþtan üç cepheli apsisi bulunur. Batý cephesinde narteks bölümü yer alýr.
Kiliseye giriþ, batý cephesinde yarým daire biçiminde düzenlenmiþ yedi basamaklý bir merdivenle çýkýlan podyum üzerindeki narteksten saðlanýr. Cephe düzeni, yatay ve dikey kompozisyonlarla hareketli bir görünüm sunar. Batý cephe, üç dikey ve iki yatay bölüme ayrýlmýþtýr.
Ortada silindirik gövdeli, iyon baþlýklý ve yivli sütunlara oturan kemerlerin oluþturduðu beþ açýklýk bulunur. Giriþ katýndaki revaklý düzende, naosa geçiþi saðlayan üç kapý yer alýr. Bu kapýlarýn arasýnda taþ söveli dikdörtgen pencereler görülür. Ayný düzen, üst katta da yinelenmiþtir. Alt ve üst katlar, kalýn yatay silmelerle birbirinden ayrýlýr.
Üst kat cephesinde yuvarlak kemerle kuþatýlmýþ dikey bir alan üzerine üçgen alýnlýk bindirilmiþtir. Kemer alýnlýðýnýn içinde, ikiz sütun plasterleri tarafýndan taþýnan kemerli bir düzen yer alýr. Plaster yüzeyleri yivlidir.
Pencere kemerleri sütuncelere oturur; ortadaki at nalý kemerli, yanlardakiler ise yuvarlak kemerlidir. Plasterler arasýndaki alanlar, zamanýnda renkli vitraylarla süslü olduðu düþünülen örgü þebekelerle doldurulmuþtur. Naosa süzülen ýþýðýn kutsal bir atmosfer yarattýðý tahmin edilmektedir. Cephede ayrýca yuvarlak kemerli niþler içinde dört dilimli pencereler ve gül pencereler yer alýr.
Batý cephenin dýþa taþkýn orta bölümünün yan yüzeylerinde, dekoratif konsollarla desteklenen taþ söveli pencereler bulunur; cephe uçlarý ise volütlü köþe silmeleriyle sýnýrlandýrýlmýþ.
Kaynakça
-Dimitrios Psarros’a göre, Ayvalýklý Mimar Emmanuel Kounas tarafýndan tasarlanan 4 kiliseden biri Hagios Georgios Kilisesi. Bu kilise de Mübadeleden sonra camiye dönüþtürülmüþ ve Çýnarlý Cami adýný almýþ.
-Yasemin Ýnce Güney, “Appropriation and Authenticity: The case of Transforming Churches into Mosques in Ayvalýk”, International Journal of Architecture & Planning, 2016 Volume 4, Issue 2, s.43.
-Berrin Akýn Akbüber, “19.Yüzyýl Ayvalýk Rum Ortodoks Kiliselerinin Cephe Düzenine Yönelik Tipolojik Bir Yaklaþým ve Cephe Karakterlerinin Oluþumuna Etki Eden Faktörlerin Deðerlendirilmesi”, UNESAK 2018 Kongre Bildirileri, s.562.
Iþýk Teoman
isikteoman@gmail.com
"Iþýk Teoman" bütün yazýlarý için týklayýn...
