Ayvalýk’ýn Arka Sokaklarýnda Kaybolmanýn Tarifsiz Mutluluðu… / Iþýk Teoman
Iþýk Teoman

Iþýk Teoman

Ayvalýk’ýn Arka Sokaklarýnda Kaybolmanýn Tarifsiz Mutluluðu…



Ayvalýk, tabiat parklarý, adalarý, papalinasý, denizi ve kumsallarýyla bilinir; ama bir de arka sokaklarýnda kaybolsanýz tadýný doyamazsýnýz. Kente ilk kez gelecek olanlara; þöyle bir rota önerebilirim.

Cumhuriyet Meydaný’nda önce durun, bir nefes alýn. Keyifli bir demli çayýn tadýný çýkarýn. Avdan dönen balýkçý teknelerinin geliþini izleyin; balýklarýn aðlardan temizleniþini, kasalara dolduruluþunu, onlarca kedinin “payýmýza ne düþecek” telaþýyla bekleyiþini dikkatle seyredin.

Çünkü balýkçýlar onlarý mutlaka doyurur, hem de ne doyurmak mideleri þiþene kadar keyfini çýkarýr sevimli dostlar. Her teknenin nöbetçi kedisi vardýr, hangi tekneden daha çok mama gelir çok da iyi bilirler, Ayvalýk’ýn kedileri de þaka gibi gelecek ama çok akýllýlar.



Balýkçýlarýn geliþ saatlerini, ne zaman nereye yanaþacaklarýný öylesine gözlemlemiþler ki, biri diðerinin bekleme alanýna müdahale bile etmez. Halk arasýnda þöyle bir deyiþ vardýr, boþuna dememiþler; “Ayvalýk’ýn kedisi, ölüsü, delisi” diye…

Hemen her sokakta, her evin ve her mekanýn önünde mutlaka bir kedi vardýr. Ya pencerede bekleþir ya da kapý eþiðinin önünde kendisine uzatýlacak bir lokmayý gözler bu sokak canlarý. Sarman, tekir, melez yavrular dolaþýr durur ayaklarýnýza Ayvalýk sokaklarýnda. Hiçbiri aç kalmaz, sahipsiz sandýðýnýz kedilerin mutlaka iki kapýsý vardýr; birinden ses çýkmazsa ikincisinde mutlaka bilir karnýnýn doyurulacaðýný.



Þimdi Cumhuriyet Meydaný’ndan Macaron’a doðru uzanalým. Polis Karakolu’nun önünden yürürken, gerçek Ayvalýk Tostu’nun lezzetini deneyeceðiniz tostçulardan birini tercih edebilirsiniz, adýný yazarsam bir diðerine haksýzlýk etmiþ olurum.

Karakol sokaðýnda, tostçularýn yaný sýra, meyhaneler, aktarlar ve balýkçýlar sýralanýr ardý ardýna. Yolun bitimine geldiðinizde sizi Macaron Sokaðý karþýlar, bu sokak boydan boya uzanýr, devam ettiðinizde Ýzmir yoluna kadar çýkarsýnýz. Yan sokaklara girdiðinizde ise Atatürk’ün Ayvalýk’a geldiðinde Cumhuriyet Meydaný’na kadar halkla birlikte yürüdüðü 13 Nisan Caddesi’ne ulaþýrsýnýz.

Bu cadde, saðlý sollu tek veya iki katlý sarýmsak taþlý tescilli yapýlardan oluþan muhteþem görseller sunan sokaklara açýlýr. Ara sokaklarda, kafeteryalar, meyhaneler, kebapçýlar, mis gibi gevrek yapan fýrýnlar, çocukluðumuzu hatýrlatan bakkallar, butik oteller sýralanýr.



Bu tescilli yapýlarýn kapýlarýnýn üzerindeki tarihlere baktýðýnýzda zaman tünelinde gidip gelir insan, 1800’lü yýllarda yapýlmýþ ve hala dimdik gelip geçeni selamlayan evlerin içinde yaþamlar vardýr. Bazýlarý ise hüzünlü, kepenkleri kapatýlmýþ, belki gelir diye sahiplerini bekleyen kýrmýzý kiremitli, demir kapýlý evler.

Macaron Sokaðý, Talatpaþa Caddesi’nden baþlar uzanýp gider boylu boyunca. Sokak neleri kimleri barýndýrmaz ki. Hediyelik eþya satýcýlarý, açýldýðý günden bu yana vitrinini deðiþtirmeyen bakkallar, ressam atölyeleri, terziler, berberler, muhallebiciler, kahvehaneler, sakýzlý kurabiye satan tarihi fýrýnlar, aniden karþýnýza çýkan meyhaneler.

Bu sokaðýn camlý kahvehane ile kesiþiminden sola döndüðünüzde ikiye ayrýlan bir yol çýkar karþýnýza. Saða döndüðünüzde dar, kesme taþlý sokaklarda kaybolup gidersiniz. Sola döndüðünüzde ise muhteþem bir anýtsal yapý sizi karþýlar; Hayrettinpaþa Camisi, 1780 yýlýnda Dimitrakellis Oikonomos, bugünkü Hayrettinpaþa Mahallesi’nin merkezini oluþturan; Panagia ton Orfanon (Yetimlerin Kutsal Meryem’i) Kilisesi ile iki okul binasýndan oluþan bir yapý topluluðu inþa ettirir. 1850 yýlýnda bu kilisenin yerine Kato Panagia Kilisesi yapýlýr. Mübadeleden sonra yapý camiye dönüþtürülür; avlusundaki okul binalarý ise Gazi Ortaokulu olarak iþlevlendirilir.



Hayrettinpaþa Camisi’ne adým attýðýnýzda, muhteþem mimarisi karþýsýnda hayranlýðýnýzý gizleyemezsiniz. “Ýyi ki korunmuþ, iyi ki kiliseden camiye dönüþtürülmüþ” diye geçirirsiniz içinizden. Kato Panagia, Ayvalýk’ýn en büyük kilisesi olmasýnýn yaný sýra, yaklaþýk 4.000 metrekarelik alaný çevreleyen yüksek duvarlý avlusuyla kentin en geniþ açýk alana sahip dini yapýlarýndan biridir.

Yapý, plan þemasý ve iç mekân düzenlemesi açýsýndan Taksiyarhis Kilisesi ile büyük benzerlikler gösterir. En belirgin fark, Taksiyarhis Kilisesi narteksinde görülen pahlandýrmalarýn burada bulunmamasýdýr. Narteksin üst katýný batýda sekiz, yan cephelerde ise yediþer sütun taþýr; alt kat, bu sütunlarýn baðlandýðý kemerlerle tamamen dýþa açýktýr.

Yapý malzemesi yöresel sarýmsak taþýdýr. Camiye dönüþtürülme sürecinde kýymetli ikonalar buradan götürülmüþ, sütun baþlýklarýndaki havari tasvirleri ve duvar freskolarý ince bir sýva ile kapatýlmýþtýr. Beden duvarlarýnýn büyük bölümü içten ve dýþtan sýva-badana ile örtülmüþtür.



Hayrettinpaþa Camisi’nde, önceki yazýlarýmda da söz ettiðim gibi; ister ibadetinizi gerçekleþtirin ister bolca fotoðraf çekin. Ardýndan kara tarafýna yönelin, yeniden 13 Nisan Caddesi’ne çýkýn. Sola dönüp Þeytan’ýn Kahvesi’ne ulaþýn. Havalar soðuksa sýcacýk cevizli kaynar içinizi ýsýtýr; yazýn sýcaðýnda bunaldýysanýz buz gibi, el yapýmý koruk suyuyla ferahlarsýnýz.

Yazmasý benden, gezip görmesi sizden…




Ayvalýk’ýn kedisi…

Ayvalýk’ta kediler, avdan dönen balýkçý teknelerinin limana aðýr aðýr yanaþmasýný izler. Aðlardan balýklarýn ayýklanýþýný, kasalara yerleþtiriliþini, “payýmýza ne düþecek” diye sabýrsýzlýkla bekler. Ayvalýk’ta balýkçýlar kedileri asla aç býrakmaz. Öyle ki, sevimli kedicikler mideleri dolana kadar bu þölenin tadýný çýkarýr. Her teknenin adeta bir “nöbetçi kedisi” vardýr; hangi tekneden daha çok nasip geleceðini de çok iyi bilirler. Þaka gibi ama gerçektir: Ayvalýk’ýn kedileri son derece zekidir. Balýkçýlarýn hangi saatte geleceðini, teknelerin nereye yanaþacaðýný öylesine iyi gözlemiþlerdir ki, hiçbir kedi bir diðerinin bekleme alanýna müdahale etmez. Boþuna söylenmemiþtir halk arasýnda dolaþan o meþhur söz: “Ayvalýk’ýn kedisi, ölüsü, delisi…” Bu kentte neredeyse her sokakta, her evin ya da her dükkânýn önünde mutlaka bir kediye rastlarsýnýz. Kimi pencere önünde nöbet tutar, kimi kapý eþiðinde uzanacak bir lokmayý sabýrla bekler. Sarmanlar, tekirler, melez yavrular ayaklarýnýza dolanýr Ayvalýk sokaklarýnda. Hiçbiri aç kalmaz; sahipsiz sandýklarýnýzýn bile mutlaka iki kapýsý vardýr. Birinden ses çýkmazsa, diðerinde karnýnýn doyacaðýný bilir.



(Kedi Fotoðraflarý Göksel Kantarcý)


Iþýk Teoman

isikteoman@gmail.com



19 Ocak 2026 Pazartesi / 252 okunma



"Iþýk Teoman" bütün yazýlarý için týklayýn...