Iþýk Teoman
Dil Kuyumcusu Feyza Hepçilingirler
Ayvalýklý yazar, edebiyatçý, dilbilimci ve eðitimci Feyza Hepçilingirler ile memleketi Ayvalýk’ta düzenlenen “Ustamýza Saygý” etkinliðinde bir araya geldik. Rauf Denktaþ Kültür Merkezi’ndeki gecede dostlarý, öðrencileri, yakýnlarý ve onu sevenler Feyza hocayý yalnýz býrakmadý. Duygulu anlarýn yaþandýðý gecede, yalnýzca bir yazarýn hayatý ve eserleri deðil, Türkçeye adanmýþ uzun bir yaþam da konuþuldu.
Feyza hocamýzýn Ayvalýk’la çok özel bir baðý var. 26 Ocak 1948’de, soðuk bir kýþ günü Ayvalýk’ta doðdu. Çocukluðunun önemli bir bölümünü bu tarihi kentin sokaklarýnda geçirdi ve 15 yaþýna kadar Ayvalýk’ta yaþadý.
Ýnsan ister istemez düþünüyor; acaba Ayvalýk’ýn Arnavut kaldýrýmlý taþ sokaklarý, denizi, insanlarý ve o yýllarýn hayatý onun edebiyat dünyasýnda izler býraktý mý?
Kitaplarýný okuduðunuzda bu sorunun cevabýný içinizde hissediyorsunuz.
Ama Feyza Hepçilingirler’i yalnýzca “Ayvalýklý bir yazar” olarak tanýmlamak elbette mümkün deðil. O, yýllardýr Türk edebiyatýna emek veren, öyküleri, romanlarý ve denemeleriyle edebiyatýmýza katký sunan; daha da önemlisi Türkçenin doðru ve güzel kullanýlmasý için mücadele eden bir aydýn.
Bunu yýllardýr yazdýklarýyla yapýyor. Türkçenin yanlýþ ve kötü kullanýmýna dikkat çektiði “Türkçe Off” kitabýndan, Cumhuriyet gazetesinde uzun yýllar sürdürdüðü “Türkçe Günlükleri”ne kadar dil konusundaki duyarlýlýðýný hep korudu.
Gecenin sonunda yaptýðý konuþmada da dil konusundaki hassasiyetini bir kez daha gösterdi. Son dönemde sýkça karþýlaþtýðýmýz bazý kullanýmlara dikkat çekti, Türkçenin doðru kullanýlmasýnýn önemini bir kez daha hatýrlattý.
Ben gecede yapýlan konuþmalarý dinlerken özellikle baþka bir noktayý düþündüm.
Bir insanýn kendi alanýnda baþarýlý olmasý elbette çok kýymetli. Ama bildiðini, birikimini ve deneyimini baþkalarýna aktarmasý, toplumla paylaþmasý çok daha kýymetli deðil mi?
Feyza Hepçilingirler hocamýzýn yýllardýr yaptýðý tam da bu.
Yazýyor, anlatýyor, öðretiyor, eleþtiriyor. Türkçenin peþine düþüyor. Dilin yalnýzca bir iletiþim aracý olmadýðýný, ayný zamanda bir toplumun hafýzasý ve kültürü olduðunu hatýrlatýyor.
Üstelik bunu yalnýzca edebiyatçý kimliðiyle deðil, yýllarca öðretmenlik ve akademisyenlik yaparak da sürdürüyor.
Ýlk ve ortaöðrenimini Ayvalýk’ta, lise eðitimini Ýzmir Kýz Lisesi’nde tamamlayan Hepçilingirler, Ýstanbul Yüksek Öðretmen Okulu ve Ýstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatý Bölümü’nden mezun oldu. Öðretmenlik ve akademisyenlik yaptý, farklý eðitim kurumlarýnda görev aldý ve Yýldýz Teknik Üniversitesi’nden emekli oldu.
Edebiyat yolculuðu ise daha çocukluk yýllarýnda baþladý. Feyza Baran adýyla yazdýðý ilk þiiri 1963 yýlýnda yayýmlandý. Sonrasýnda öykü, roman ve denemeleriyle edebiyat dünyasýnda kendine önemli bir yer edindi.
Sait Faik Hikâye Armaðaný, Sedat Simavi Edebiyat Ödülü ve daha birçok ödül, onun uzun edebiyat yolculuðundaki duraklardan yalnýzca bazýlarý.
Ancak bana göre Feyza Hepçilingirler’in en önemli ödülü, yýllardýr Türkçenin peþinden gitmesi ve bu mücadeleyi hiç býrakmamasý.
Ayvalýk Belediyesi’nin öncülüðünde, Ayvalýk Alan Baþkaný Dr. Berrin Akýn Akbüber’in yürütücülüðünde gerçekleþtirilen “Ustamýza Saygý” gecesi bu açýdan da anlamlýydý.
Çünkü bir kentin yetiþtirdiði deðerleri hatýrlamak, onlarý yaþarken onurlandýrmak ve genç kuþaklarla buluþturmak önemli.
O gece Feyza hocayý anlatan konuþmalarý dinlerken bunu bir kez daha düþündüm.
Ayvalýk’ýn yetiþtirdiði böyle deðerli insanlarý unutmamak, onlarýn hikâyelerini gençlere anlatmak gerekiyor. Ayvalýk Belediye Baþkaný Mesut Ergin de yaptýðý konuþmayla geceye damgasýný vurdu; þöyle dedi: “Feyza hocamýzý yalnýzca Ayvalýklý bir yazar olarak deðerlendirmek elbette mümkün deðil. Yýllardýr Türk edebiyatýna verdiði emek, yazdýðý öyküler, romanlar, denemeler ve özellikle Türkçenin doðru ve güzel kullanýlmasý için verdiði mücadele hepimiz için çok deðerli.”
“Gün Doðarken Atatürk ile Türkçe Yolculuðu
Gecenin sonunda sahneye çýkan Feyza Hepçilingirler ise yeni kitabýyla karþýmýzdaydý.
“Ölmek yok, yazmaya devam” diyerek 70’inci son kitabýný, “Gün Doðarken Atatürk ile Türkçe Yolculuðu”nu anlattý.
Bu cümle aslýnda Feyza hocayý anlatmaya da yetiyor.
Ölmek yok, yazmaya devam…
Çünkü bazý insanlar yalnýzca kitap yazmaz.
Bir dilin, bir kentin, bir ülkenin hafýzasýna iz býrakýrlar.
Feyza Hepçilingirler de onlardan biri.
Ve biz Ayvalýklýlar için onun adýna söylenecek en güzel sözlerden biri belki de þu:
Ýyi ki doðdunuz Feyza hocam. Ýyi ki yazdýnýz, iyi ki Türkçenin peþinden gittiniz.
Ayvalýk’ýn yetiþtirdiði bu “dil kuyumcusuna” saygýyla…
Feyza Hepçilingirler
Sadece çalýþma, sadece emek, sadece direnme
“Ben öyle herkese çok iyi davranan biri deðilim. Türkçe hatasý yapanlarýn hatasýný hiç affetmem. Böyle burgu gibi, çok sivri bir dilim var benim. Beni melek gibi göstermeye çalýþtýlar. Asla öyle biri deðilim. Bunun baþka bir yolu yok. Öyle ilahi bir güç falan deðil. Sadece çalýþma, sadece emek, sadece direnme. Çok ödül aldým. Þýmarýklýk gibi olacak ama çok ödül aldým. Ama çok da çalýþtým. Yüzlerce, belki binlerce okula gittim. Her okulda bir öðrenciye dokunmaya çalýþtým. Son yýllarda beni en çok ilgilendiren iki alan var. Biri çocuklara seslenmek. Onlara özgüven aþýlamak, sahip olduklarýnýn farkýnda olmalarýný ve onlara dört elle sarýlmalarýný söylemek için yazýyorum. Atatürk'le ilgili kitap yazmayacaðýmý söylüyordum. Çünkü herkes Atatürk'ü hatýrlatýyordu. Ama son yýllarda Atatürk'ün unutulmaya çalýþýlmasý, eserlerinin yýpratýlmaya çalýþýlmasý beni çok ilgilendirdi. Çünkü çocuklara Atatürk'ü umacý gibi gösteren bir kitle var. O kitleye karþý bir þey yapmak gerekiyor diye düþündüm. Þimdi Atatürk kitaplarý yazýyorum. Son kitabýmýn adý ‘Gün Doðarken Atatürk ile Türkçe Yolculuðu’. Neden ‘Gün Doðarken’? Çünkü Atatürk Türkiye'ye hakikaten bir gün gibi doðdu. Bizi güzel aydýnlýða, güneþe çýkardý. Ben çocuklara seslenmek için yazýyorum.”
Iþýk Teoman
isikteoman@gmail.com
Ayvalýklý yazar, edebiyatçý, dilbilimci ve eðitimci Feyza Hepçilingirler ile memleketi Ayvalýk’ta düzenlenen “Ustamýza Saygý” etkinliðinde bir araya geldik. Rauf Denktaþ Kültür Merkezi’ndeki gecede dostlarý, öðrencileri, yakýnlarý ve onu sevenler Feyza hocayý yalnýz býrakmadý. Duygulu anlarýn yaþandýðý gecede, yalnýzca bir yazarýn hayatý ve eserleri deðil, Türkçeye adanmýþ uzun bir yaþam da konuþuldu.
Feyza hocamýzýn Ayvalýk’la çok özel bir baðý var. 26 Ocak 1948’de, soðuk bir kýþ günü Ayvalýk’ta doðdu. Çocukluðunun önemli bir bölümünü bu tarihi kentin sokaklarýnda geçirdi ve 15 yaþýna kadar Ayvalýk’ta yaþadý.
Ýnsan ister istemez düþünüyor; acaba Ayvalýk’ýn Arnavut kaldýrýmlý taþ sokaklarý, denizi, insanlarý ve o yýllarýn hayatý onun edebiyat dünyasýnda izler býraktý mý?
Kitaplarýný okuduðunuzda bu sorunun cevabýný içinizde hissediyorsunuz.
Ama Feyza Hepçilingirler’i yalnýzca “Ayvalýklý bir yazar” olarak tanýmlamak elbette mümkün deðil. O, yýllardýr Türk edebiyatýna emek veren, öyküleri, romanlarý ve denemeleriyle edebiyatýmýza katký sunan; daha da önemlisi Türkçenin doðru ve güzel kullanýlmasý için mücadele eden bir aydýn.
Bunu yýllardýr yazdýklarýyla yapýyor. Türkçenin yanlýþ ve kötü kullanýmýna dikkat çektiði “Türkçe Off” kitabýndan, Cumhuriyet gazetesinde uzun yýllar sürdürdüðü “Türkçe Günlükleri”ne kadar dil konusundaki duyarlýlýðýný hep korudu.
Gecenin sonunda yaptýðý konuþmada da dil konusundaki hassasiyetini bir kez daha gösterdi. Son dönemde sýkça karþýlaþtýðýmýz bazý kullanýmlara dikkat çekti, Türkçenin doðru kullanýlmasýnýn önemini bir kez daha hatýrlattý.
Ben gecede yapýlan konuþmalarý dinlerken özellikle baþka bir noktayý düþündüm.
Bir insanýn kendi alanýnda baþarýlý olmasý elbette çok kýymetli. Ama bildiðini, birikimini ve deneyimini baþkalarýna aktarmasý, toplumla paylaþmasý çok daha kýymetli deðil mi?
Feyza Hepçilingirler hocamýzýn yýllardýr yaptýðý tam da bu.
Yazýyor, anlatýyor, öðretiyor, eleþtiriyor. Türkçenin peþine düþüyor. Dilin yalnýzca bir iletiþim aracý olmadýðýný, ayný zamanda bir toplumun hafýzasý ve kültürü olduðunu hatýrlatýyor.
Üstelik bunu yalnýzca edebiyatçý kimliðiyle deðil, yýllarca öðretmenlik ve akademisyenlik yaparak da sürdürüyor.
Ýlk ve ortaöðrenimini Ayvalýk’ta, lise eðitimini Ýzmir Kýz Lisesi’nde tamamlayan Hepçilingirler, Ýstanbul Yüksek Öðretmen Okulu ve Ýstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatý Bölümü’nden mezun oldu. Öðretmenlik ve akademisyenlik yaptý, farklý eðitim kurumlarýnda görev aldý ve Yýldýz Teknik Üniversitesi’nden emekli oldu.
Edebiyat yolculuðu ise daha çocukluk yýllarýnda baþladý. Feyza Baran adýyla yazdýðý ilk þiiri 1963 yýlýnda yayýmlandý. Sonrasýnda öykü, roman ve denemeleriyle edebiyat dünyasýnda kendine önemli bir yer edindi.
Sait Faik Hikâye Armaðaný, Sedat Simavi Edebiyat Ödülü ve daha birçok ödül, onun uzun edebiyat yolculuðundaki duraklardan yalnýzca bazýlarý.
Ancak bana göre Feyza Hepçilingirler’in en önemli ödülü, yýllardýr Türkçenin peþinden gitmesi ve bu mücadeleyi hiç býrakmamasý.
Ayvalýk Belediyesi’nin öncülüðünde, Ayvalýk Alan Baþkaný Dr. Berrin Akýn Akbüber’in yürütücülüðünde gerçekleþtirilen “Ustamýza Saygý” gecesi bu açýdan da anlamlýydý.
Çünkü bir kentin yetiþtirdiði deðerleri hatýrlamak, onlarý yaþarken onurlandýrmak ve genç kuþaklarla buluþturmak önemli.
O gece Feyza hocayý anlatan konuþmalarý dinlerken bunu bir kez daha düþündüm.
Ayvalýk’ýn yetiþtirdiði böyle deðerli insanlarý unutmamak, onlarýn hikâyelerini gençlere anlatmak gerekiyor. Ayvalýk Belediye Baþkaný Mesut Ergin de yaptýðý konuþmayla geceye damgasýný vurdu; þöyle dedi: “Feyza hocamýzý yalnýzca Ayvalýklý bir yazar olarak deðerlendirmek elbette mümkün deðil. Yýllardýr Türk edebiyatýna verdiði emek, yazdýðý öyküler, romanlar, denemeler ve özellikle Türkçenin doðru ve güzel kullanýlmasý için verdiði mücadele hepimiz için çok deðerli.”
“Gün Doðarken Atatürk ile Türkçe Yolculuðu
Gecenin sonunda sahneye çýkan Feyza Hepçilingirler ise yeni kitabýyla karþýmýzdaydý.
“Ölmek yok, yazmaya devam” diyerek 70’inci son kitabýný, “Gün Doðarken Atatürk ile Türkçe Yolculuðu”nu anlattý.
Bu cümle aslýnda Feyza hocayý anlatmaya da yetiyor.
Ölmek yok, yazmaya devam…
Çünkü bazý insanlar yalnýzca kitap yazmaz.
Bir dilin, bir kentin, bir ülkenin hafýzasýna iz býrakýrlar.
Feyza Hepçilingirler de onlardan biri.
Ve biz Ayvalýklýlar için onun adýna söylenecek en güzel sözlerden biri belki de þu:
Ýyi ki doðdunuz Feyza hocam. Ýyi ki yazdýnýz, iyi ki Türkçenin peþinden gittiniz.
Ayvalýk’ýn yetiþtirdiði bu “dil kuyumcusuna” saygýyla…
Feyza Hepçilingirler
Sadece çalýþma, sadece emek, sadece direnme
“Ben öyle herkese çok iyi davranan biri deðilim. Türkçe hatasý yapanlarýn hatasýný hiç affetmem. Böyle burgu gibi, çok sivri bir dilim var benim. Beni melek gibi göstermeye çalýþtýlar. Asla öyle biri deðilim. Bunun baþka bir yolu yok. Öyle ilahi bir güç falan deðil. Sadece çalýþma, sadece emek, sadece direnme. Çok ödül aldým. Þýmarýklýk gibi olacak ama çok ödül aldým. Ama çok da çalýþtým. Yüzlerce, belki binlerce okula gittim. Her okulda bir öðrenciye dokunmaya çalýþtým. Son yýllarda beni en çok ilgilendiren iki alan var. Biri çocuklara seslenmek. Onlara özgüven aþýlamak, sahip olduklarýnýn farkýnda olmalarýný ve onlara dört elle sarýlmalarýný söylemek için yazýyorum. Atatürk'le ilgili kitap yazmayacaðýmý söylüyordum. Çünkü herkes Atatürk'ü hatýrlatýyordu. Ama son yýllarda Atatürk'ün unutulmaya çalýþýlmasý, eserlerinin yýpratýlmaya çalýþýlmasý beni çok ilgilendirdi. Çünkü çocuklara Atatürk'ü umacý gibi gösteren bir kitle var. O kitleye karþý bir þey yapmak gerekiyor diye düþündüm. Þimdi Atatürk kitaplarý yazýyorum. Son kitabýmýn adý ‘Gün Doðarken Atatürk ile Türkçe Yolculuðu’. Neden ‘Gün Doðarken’? Çünkü Atatürk Türkiye'ye hakikaten bir gün gibi doðdu. Bizi güzel aydýnlýða, güneþe çýkardý. Ben çocuklara seslenmek için yazýyorum.”
Iþýk Teoman
isikteoman@gmail.com
"Iþýk Teoman" bütün yazýlarý için týklayýn...
