Esin ÇAKIR
ESKÝFOÇA HER DEM GÜZEL
Geçenlerde aniden Foça'ya gidelim krizimiz tutunca yola koyulduk. Amaç hem bizimkileri ziyaret, hem de deniz kenarý balýk keyfinin doruk noktalarýndan biri olan ESKÝFOÇA küçük limanda balýk yeme hasretimizi gidermekti.
Epeydir gelip giderim ancak Yenifoça'yý görmek kýsmet olmamýþtý. Bizimkiler hadi gidelim deyince, yaðmurlu ve puslu bir mart havasýnda kötü bir arka yoldan Yenifoça'ya gittik. Ama ben, daha sevimsiz bloklarý uzaktan görünce eskisini mumla arayacaðýmý anladým, zaten de terk edilmiþ, çirkin bir kýyý kasabasýný andýran bu yerde içime tarifsiz sýkýntýlar bastý.
Hemen dümeni caným Eskifoça'ma kýrdýrttým. Ve de öðle yemeðinde Menendi Cafe’nin masasýna konuþlandýk. Tabi havadaki sýkýntý ve renksizlik denize de yansýmýþtý. Ama buranýn sakinlikten insana ÞÝÝR yazdýracak ruh hali yine muhteþemdi. Parke taþlarýn üzerinde kardeþ kardeþ gezinen kediler ve köpekler, gezintiye çýkmýþ emekli delikanlýlar, tek tük balýktan dönen balýkçýlar... Ahhh! Hepsi güzel de bir de þu bangýr bangýr baðýran seçim arabalarý olmasa!
Ve gece her zamanki Foça-raký-balýk üçlemesi. Sadece bu kez yakýn planda hiç burada yaþamadýðýmýz saðanak yaðmur baþrol oynuyor. Hem de ne oynamak... Lokantanýn brandalarýndan süzülen, denizi adeta Avrupa baþkentlerinin akýntýlý nehirlerine
çeviren, kedileri masa altý sandalyelere hapseden, meþhur piyangocularý ortalýktan silen, þahane bir YAÐMUR.
Breh! Breh! Yaðmurda da ayrý bir güzelliði varmýþta biz yeni görmüþüz. YAÞASIN ESKÝFOÇA VE ONU HER DAÝM GÖNÜLDEN SEVENLER...
Esin ÇAKIR
"Esin ÇAKIR" bütün yazýlarý için týklayýn...
Geçenlerde aniden Foça'ya gidelim krizimiz tutunca yola koyulduk. Amaç hem bizimkileri ziyaret, hem de deniz kenarý balýk keyfinin doruk noktalarýndan biri olan ESKÝFOÇA küçük limanda balýk yeme hasretimizi gidermekti.
Epeydir gelip giderim ancak Yenifoça'yý görmek kýsmet olmamýþtý. Bizimkiler hadi gidelim deyince, yaðmurlu ve puslu bir mart havasýnda kötü bir arka yoldan Yenifoça'ya gittik. Ama ben, daha sevimsiz bloklarý uzaktan görünce eskisini mumla arayacaðýmý anladým, zaten de terk edilmiþ, çirkin bir kýyý kasabasýný andýran bu yerde içime tarifsiz sýkýntýlar bastý.
Hemen dümeni caným Eskifoça'ma kýrdýrttým. Ve de öðle yemeðinde Menendi Cafe’nin masasýna konuþlandýk. Tabi havadaki sýkýntý ve renksizlik denize de yansýmýþtý. Ama buranýn sakinlikten insana ÞÝÝR yazdýracak ruh hali yine muhteþemdi. Parke taþlarýn üzerinde kardeþ kardeþ gezinen kediler ve köpekler, gezintiye çýkmýþ emekli delikanlýlar, tek tük balýktan dönen balýkçýlar... Ahhh! Hepsi güzel de bir de þu bangýr bangýr baðýran seçim arabalarý olmasa!
Ve gece her zamanki Foça-raký-balýk üçlemesi. Sadece bu kez yakýn planda hiç burada yaþamadýðýmýz saðanak yaðmur baþrol oynuyor. Hem de ne oynamak... Lokantanýn brandalarýndan süzülen, denizi adeta Avrupa baþkentlerinin akýntýlý nehirlerine
çeviren, kedileri masa altý sandalyelere hapseden, meþhur piyangocularý ortalýktan silen, þahane bir YAÐMUR.
Breh! Breh! Yaðmurda da ayrý bir güzelliði varmýþta biz yeni görmüþüz. YAÞASIN ESKÝFOÇA VE ONU HER DAÝM GÖNÜLDEN SEVENLER...
Esin ÇAKIR
"Esin ÇAKIR" bütün yazýlarý için týklayýn...
