Tarýk Dursun K.
Ey Peri, Hatýrla Ey Peri!
Evet... hatýrlýyorum!
Tarýk Dursun. K.
Sizin zamanýnýzda eski Konak Ýskelesi’nin taþtan kýyý duvarýnda kýzgýn güneþe karþý uzun patiska donlu çocuklar oturur, laf olsun diye denize attýðýnýz gümüþ yirmi beþ kuruþlarý tek bir dalýþla, denizin cam gibi aydýnlýðýnda þýp diye bulup çýkarýrlardý.
Hatýrlýyor musunuz?
Denizi uzaklara sürmüþlerdi..
Hatýrlýyor musunuz?
Artýk (neden) hiçbir þeye kýzmýyorsunuz? Neden yalnýzca gülümsüyor, dudak uçlarýnýzla sýcak adaçaylarýna bir çilkimcik karýþtýrýlmýþ hoþ kokulu tarçýnlarýnýzý içiyorsunuz? Neden gülümsüyorsunuz, neden tarçýnlar içiyorsunuz ve gözlerine mil çekilmiþ bir Michel Storogof gibi Yeni Çarþý'nýn çirkin betonlarýný anýlarýnýzýn keskin lazeri ile aþýp yine denizi görüyorsunuz; üstelik denizi de, eski, Sarý Kýþla'yý da, hepinizin askere gittiði Kemeraltý Askerlik Þubesi’ni de.
Hatýrlýyor musunuz?
Ne varsa (bildik bilmedik, tanýdýk tanýmadýk) her þey deðiþmiþti deðil mi? Evler, caddeler, sokaklar, meydanlar demeye kalmadan yok olmuþlardý deðil mi?
Ah evet, siz onlarý hep hatýrladýnýz, ne dün, ne bugün onlarý anmazlýk etmediniz.
Hatýrlýyor musunuz?
Ne olmuþtu sonra, peki? Doðu'da bir yerlerde (yerini kimselerin haritalarda bile bulamayacaðý ýssýz bir yerlerde) "sözün geliþi" demiþti yakýn arkadaþý; "söz geliþi" bir daðýn yamacý altýndayken belki karavana yiyordu, belki yemeðin üstüne bir cigara yakmýþtý, belki bir mektup okuyordu; bilinmiyor o kadarý, derken bir kurþun gelip göðüs cebinde biriktirdiði eski mektuplar destesini de yýrtýp delerek geçmiþ ve oracýkta canýný alývermiþti. (Bir havuzlu kahvedeydiniz, ortadaki fýskiyesinden gelen þýrýltýsý dinik fakat yine de alttan alta baðýrgan bir su akýyordu. Arkadaþý anlatmýþ, siz dinlemiþtiniz.)
Hatýrlýyor musunuz?
O küçük kentte kýþlarý hep kar yaðardý.
Hatýrlýyor musunuz?
Hiç hesapta yokken ve apansýzýn bastýrýp baþlayan kar sürekli yaðardý.. Evlerin damlarý eðimliydi, kar tutmazdý. Tutsa bile kar küreyici çocuklar her cumartesileri cep harçlýðýna damlarda birikmiþ kalmýþ karlarý bir çýrpýda sizin için temizlerlerdi.
Hatýrlýyor musunuz?
Çocukluðunuzda nisan ayýnýn baþlarýna kadar her gün ve her gün saçaklardaki buz süngülerini havalara zýplayarak bir bir kýrardýnýz; sen ve öbür çocuklar. Belediyenin temizlik arabalarý kar altýnda kalmýþ caddelere buz dökerlerdi, hatýrlýyor musunuz?
Ara sokaklar çiðnene çiðnene ayak altýnda karartýlýp eskitilmiþ karlarla asfaltlanmýþ gibi olur ve mahallenin bütün çocuklarý Eski Bayýr'dan parkýn olduðu küçük meydanlýða kadarlýk iniþte çýðlýklar ata ata kýzak kayarlardý.
Hatýrlýyor musunuz?
Kýzlar durmadan düþerler ve çýðlýklar atarlardý.
Evet... Hatýrlýyorum!
Tarýk Dursun K.
"Tarýk Dursun K." bütün yazýlarý için týklayýn...
Evet... hatýrlýyorum!
Tarýk Dursun. K.
Sizin zamanýnýzda eski Konak Ýskelesi’nin taþtan kýyý duvarýnda kýzgýn güneþe karþý uzun patiska donlu çocuklar oturur, laf olsun diye denize attýðýnýz gümüþ yirmi beþ kuruþlarý tek bir dalýþla, denizin cam gibi aydýnlýðýnda þýp diye bulup çýkarýrlardý.
Hatýrlýyor musunuz?
Denizi uzaklara sürmüþlerdi..
Hatýrlýyor musunuz?
Artýk (neden) hiçbir þeye kýzmýyorsunuz? Neden yalnýzca gülümsüyor, dudak uçlarýnýzla sýcak adaçaylarýna bir çilkimcik karýþtýrýlmýþ hoþ kokulu tarçýnlarýnýzý içiyorsunuz? Neden gülümsüyorsunuz, neden tarçýnlar içiyorsunuz ve gözlerine mil çekilmiþ bir Michel Storogof gibi Yeni Çarþý'nýn çirkin betonlarýný anýlarýnýzýn keskin lazeri ile aþýp yine denizi görüyorsunuz; üstelik denizi de, eski, Sarý Kýþla'yý da, hepinizin askere gittiði Kemeraltý Askerlik Þubesi’ni de.
Hatýrlýyor musunuz?
Ne varsa (bildik bilmedik, tanýdýk tanýmadýk) her þey deðiþmiþti deðil mi? Evler, caddeler, sokaklar, meydanlar demeye kalmadan yok olmuþlardý deðil mi?
Ah evet, siz onlarý hep hatýrladýnýz, ne dün, ne bugün onlarý anmazlýk etmediniz.
Hatýrlýyor musunuz?
Ne olmuþtu sonra, peki? Doðu'da bir yerlerde (yerini kimselerin haritalarda bile bulamayacaðý ýssýz bir yerlerde) "sözün geliþi" demiþti yakýn arkadaþý; "söz geliþi" bir daðýn yamacý altýndayken belki karavana yiyordu, belki yemeðin üstüne bir cigara yakmýþtý, belki bir mektup okuyordu; bilinmiyor o kadarý, derken bir kurþun gelip göðüs cebinde biriktirdiði eski mektuplar destesini de yýrtýp delerek geçmiþ ve oracýkta canýný alývermiþti. (Bir havuzlu kahvedeydiniz, ortadaki fýskiyesinden gelen þýrýltýsý dinik fakat yine de alttan alta baðýrgan bir su akýyordu. Arkadaþý anlatmýþ, siz dinlemiþtiniz.)
Hatýrlýyor musunuz?
O küçük kentte kýþlarý hep kar yaðardý.
Hatýrlýyor musunuz?
Hiç hesapta yokken ve apansýzýn bastýrýp baþlayan kar sürekli yaðardý.. Evlerin damlarý eðimliydi, kar tutmazdý. Tutsa bile kar küreyici çocuklar her cumartesileri cep harçlýðýna damlarda birikmiþ kalmýþ karlarý bir çýrpýda sizin için temizlerlerdi.
Hatýrlýyor musunuz?
Çocukluðunuzda nisan ayýnýn baþlarýna kadar her gün ve her gün saçaklardaki buz süngülerini havalara zýplayarak bir bir kýrardýnýz; sen ve öbür çocuklar. Belediyenin temizlik arabalarý kar altýnda kalmýþ caddelere buz dökerlerdi, hatýrlýyor musunuz?
Ara sokaklar çiðnene çiðnene ayak altýnda karartýlýp eskitilmiþ karlarla asfaltlanmýþ gibi olur ve mahallenin bütün çocuklarý Eski Bayýr'dan parkýn olduðu küçük meydanlýða kadarlýk iniþte çýðlýklar ata ata kýzak kayarlardý.
Hatýrlýyor musunuz?
Kýzlar durmadan düþerler ve çýðlýklar atarlardý.
Evet... Hatýrlýyorum!
Tarýk Dursun K.
"Tarýk Dursun K." bütün yazýlarý için týklayýn...
