DENÝZALTICI / Seyfi GÜL
Seyfi GÜL

Seyfi GÜL

DENÝZALTICI



Bir süre önce yazý köþelerimize birer isim vermemiz gündeme geldi. Yaþamýmýn bir kesitine damgasýný vuran denizaltýcýlýðýn simgesi sayýlabilecek periskop bu köþeye böylece ad oldu.

Periskop bazý kara araçlarýnda bulunsa bile Denizaltý’larla özdeþleþmiþ bir terim. Belli derinliklere kadar kullanýlabilen, suyun altýndaki denizaltýnýn su üstündeki dünyayý gören gözü, iþiten kulaðý, üzerindeki donanýma göre dünya üzerinde nerde bulunduðunu bilmesini saðlayan cihazlarý besleyen hareketli parçasý. Parçasý derken iki adet olduðunu belirtmek gerek.

Denizaltý; binlerce tonluk bir kütlenin sularýn altýnda bilinçle dolaþmasýdýr. Arþimed’in suyun kaldýrma gücünü bulup, “Eureka Eureka” nidalarýyla üryan bir halde cümle aleme ilan etmesiyle baþlayýp, Jules VERNE’in Denizaltýnda 20.000 Fersah’ýna uzanan süreçte; suyun kaldýrma gücünü yine suyla oynayarak, istenilen derinliklerde gezinecek þekilde ayarlayan sistemler bütünlüðünün adýdýr.

Denizaltýcý; bu sistemler bütünlüðünü en verimli, en etkin þekilde kullanmayý amaç ve meslek edinir. Bunun içinde dünyanýn oksijenini, gün ýþýðýný, gün ýsýsýný sularýn üzerindeki aleme býrakýr. Gerektiðinde “Vatan saðolsun” diyerek baþka bir aleme göçmeyi içine sindirmiþtir peþinen.

Büyükçe bir konserve kutusunda yaþamla dalga geçmektir denizaltýcýlýk.

Denizlerin altýnda insan solunum sistemlerinin kabul edebileceði en alt oksijen deðerleriyle en uzun süre dolaþmaktýr. Ýnsan için alýnmýþ gibi görünse de büyük çoðunluðu su altýnda bataryalarý imla etmek için makinalarýn soðutma suyu olarak kullanýlan hepi topu birkaç ton suyu günde üç vakit yemek saatlerinde 5 er dakika ile kullanmak için koþuþmak, suya yetiþebilmek için uykusunu, dinlenmesini terk etmektir. Denizler altýnda günlerce yüzünü bile doðru dürüst yýkayamadan dolaþýp, liman dönüþüne yakýn deniz suyundan üretilen tatsýz tuzsuz birazda yaðlýmsý suyla duþ almaktan mutlu olmayý bilmektir. Kader birliðini iyi zamanlarda-kötü zamanlarda sürdürmektir. Eþleri uzaklarda olduðunda hanýmlarýn kendi aralarýnda yardýmlaþma birliktelikleri oluþturduklarý, paylaþýmcýlýðýn en güzel örneklerini verdikleri dünyadýr.

Denizaltýcýlýk evinden uzak uykusuz gecelerde “Allah ne verdiyse” kayýntý yapmaktýr. Bazen böbrek yataðýyla, bazen kaþar-ekmek pizzayla, hiçbir þeycikler yoksa yað gezdirilmiþ kara zeytin üzerine pul biber döþeyip ekmeðe banarak karýn doyurmak. Su altýnda uzun süre kalýndýðýnda günler haftalar önce limanda hazýrlanmýþ taþ gibi kuru köfteyle, ha bugün ha yarýn küf basmasý muhtemel haþlanmýþ patatesle öðün geçirmektir. Limana dönüþü yakýn olmayan yerlerde Ekmek biterse kollarý sývayýp hamur hazýrlamak, salon masasýnýn üzerinde ekmek yapmak, ya da kendi açtýðý kalýn kalýn yufkalardan mantý piþirmektir.

-Ferhangi Þeyler’de Ferhan ÞENSOY anlatýr. “Doktora gittim. Günde iki paket içtiðimi söyledim. Sigarayý býrak, býrakamýyorsan azalt dedi. Ne kadar içebileceðimi sordum. Þimdikinin yarýsý yani bir paket dedi. –Elinde özel yaptýrdýðý normal paketin birkaç misli sigara bulunan paketi gösterir- Doktor ne dediyse yapýyorum. Artýk günde bir paket içiyorum diye oyunu baðlar.-

Denizaltýcý bu esprili durumu uzun yýllardýr birebir yaþar. Dalýþlarda sigara içilmesi yasaktýr. Ancak saat baþý ya da daha geniþ aralýklarda bir adet içilmesine izin verilir. Bu iþte de tiryakiler sivri fikirlerle ortaya çýkar tabii. Yapýlan anonsta “saat baþý bir adet sigara içilebilir” denileceðini bilir. Birkaç sigarayý birbirine bantla ekleyerek bir adet haline getirir hem kendi özlemi olan çok sigarayý içmeye çalýþýr hem de bir adet emrine uyduðunu söyler. Taa ki bir sonraki anonsta bir adet yerine “normal boyutlarda bir adet sigara içilebilir” deninceye kadar.

Son yasal deðiþiklik sonrasý muhtemelen tamamen yasaklanmýþ olabilir sigara içmek ve bu anonslar yapýlmýyor olabilir artýk.

Hepi topu 8-10 metrekare alanda sanki pamuk prensesin yedi cücelerine hazýrlanmýþ küçümen masalarda 50-60 kiþinin makine misali týkýr týkýr deðiþerek yemek yemesi, çayýný kahvesini içmesi, gazete, kitap okumasý, dinlenme saatlerinde bricini, tavlasýný, kaðýt oyunlarýný oynamasý, uzun dalýþlý seyirlerde turnuvalarla þampiyonlar belirlemesidir.

Yaþarken tabutta uyumak nasýldýr, en iyi denizaltýcý bilir. Bu tabuta uyduruk bir lamba takýp yüzükoyun ders çalýþarak üniversite bitirenler, yurtdýþý, dil sýnavýna hazýrlananlar, yüksek lisans yapanlar vardýr.. Geçiþ koridorunda kolay ulaþýlýr yerde olan yataklarda gemi içinde kazaya uðramýþlara cerrahi müdahale edildiði, ameliyatlar yapýldýðý normal vakalardandýr.

Denizaltýcý kendi esprisini kendi üretir.

Mahkemeye tanýk olarak gidecek genç arkadaþýna “kaç yýllýk denizaltýcýsýn” diye sorar. “Neden” sordun diyen acemiye “hakimler beþ yýldan fazla denizaltýcýlýk yapanlarýn þahitliðini kabul etmiyor” diyerek þoka sokar.

Baþka bir olayda da güya sýkýntýlý bir arkadaþ psikiyatriste gider. Muayene sýrasýnda doktora dertlerini anlatýr ve “galiba deliriyorum” der. Doktor bir takým testler yapar. Birtakým ilaçlar yazar. Arkadaþ yine sorar, doktor bey durum nedir bu testler ne içindir diye. Doktor; “valla denizaltýcýlar olarak hepiniz yüzde 30 kýrýksýnýz ben fazlasý var mý diye bakýyorum” cevabýný verir.

Bir baþkasýnda; Her yýl yaptýrmak zorunda olduðu periyodik muayenelerin safhalarýndan biri olarak psikiyatrist, karþýsýndaki denizaltýcýya “ þikayetin var mý” diye sorar. O da “Ýþini yap iþini” diye cevap verir. Psikiyatr “ne demek istiyorsun” diye sinirlenir. “Ne demek isteyeceðim, madem doktorsun bir þeyim var mý yok mu sen bul” der.

Bu hikayeler uzar gider. Hikayelerin birde anlatýcýlarý vardýr ki saatlerin nasýl geçtiði anlaþýlmaz. Boðaz geçiþlerinin (Poyraz Ýstif Çýma) Ergün’ü, anlattýklarý dinlemeye doyulmadýðý gibi kendi yaptýklarý da ayrý hikayeler olarak anlatýlan Ersin’i, Doktor Cevdet’i, namý birden fazla kiþi ile özdeþleþmiþ KÝRLÝ’leri, Laz kaptanlarý, Rus’larý, Ayý’larý, Yalak’larý, Cigerim’leri, Sefil’leri vardýr bu zor dünyanýn.

Bunlardan bizim neslimizin tanýk olduklarýnýn hikayeleri bile birkaç kitap olacak kadar çoktur.

Öyle yüreðine iþler ki bu iþ, yýllarca nefret ettiðini sanýr da ayrýlýnca ilk fýrsatta koþa koþa görmeye gelir karafatmasýný. Dumlupýnar’ý, Atýlay’ý ve onlarla yitenleri unutmaz, her þeye raðmen de vazgeçmez denizaltýcýlýðýndan. Meslek sonrasý yaþamýný ticari gemilerde çalýþarak sürdüren eski denizaltýcý, okyanusta bir yerlerden, internette ki sosyal paylaþým sitelerinden biri aracýlýðýyla cümle aleme vasiyetini açýklýyor. “Denizaltýcýlýðýmýz ruhumun derinliklerinde dalýþta dolaþýyor. Brövemiz kalbimizde takýlý. Eþime vasiyetim mezar taþýma Denizaltý brövesi kazýnmasýdýr.”

Erken yaþta kaybettiði arkadaþýný cenaze tören kýtasýna kumanda ederek uðurlamak zorunda kaldýðýnda bulunduðu ortamda metanetini kaybedip gözyaþlarýyla “Güle güle kahraman Denizaltýcý” diye haykýrýr kimi, acýsýyla sevgisini harmanlayarak.

Denizaltýcý eve dönüþünde eþinin kapý giriþinde üzerindekileri çýkar eve öyle gir diyeceðini ezberlemiþtir. O gemide iken farkýna varýlmayan ama baþka ortamlarda bas bas baðýran kokuyu evin dýþýnda býrakýr.

Tertipli düzenli olmak her þeyin yerini gözü kapalý bilmek zorundadýr. Gün ýþýðý gibi bir nimet hiçbir zaman olmadýðý için, elektrikler kesildiðinde –emergency tabir edilen sisteminde çalýþmayacaðý varsayýlarak- karanlýða aldýrmadan iþine devam etmek zorundadýr. En küçük gecikme ve hatanýn kendisiyle beraber gemide bulunan herkesin hayatýna mal olacaðýný bilir.

Hem fiziksel hem psikolojik olarak saðlam olmanýn bu kadar gerekli olduðu az sayýda mesleklerden biridir. Tahterevallinin ayakta durulaný gibidir bazen. Bir baþ aþaðý bir yokuþ yukarý zeminin deðiþtiði olur. Bazen binlerce tonluk geminin yan yattýðýný tabanýn duvar olduðunu, duvar olarak düþünebileceðiniz yan taraflara ise tabanmýþ gibi bastýðýnýzý görürsünüz.

Tehlikeli durumlar olur. Bütün hayatýnýzýn birkaç saniyede gözünüzün önünden film þeridi gibi aktýðýný hissedersiniz. Sevdiklerinizin, çocuklarýnýzýn adý ile dualar düþer dilinizden. Sonra her þey normale döner. Hiçbir þey yaþanmamýþ gibi suya sabuna dokunan, hayat kaldýðý yerden devam eder.

Denizin deniz olduðu zamanlar vardýr. Bir de domuz olduðu. Deniz domuz olduðunda konserve kutusunda balýksýnýz artýk. Biri eline almýþ sallamaktadýr keyfince. Canýnýzý sýkýncaya, hatta çýkarýncaya kadar. Arada bir, bir tepeden düþtüðünüzü yada lunaparklarda çok yükseklerden aniden aþaðýlara inen raylý oyuncaklardan birinde olduðunuzu hissedersiniz. Kaçacak yeriniz sýðýnacak deliðiniz gene denizlerin altýdýr. Þartlar uygunsa dalarsýnýz, denizin domuz halinden suyun altýna kaçarsýnýz.

Denizaltýcý memleketi ve memleket insanlarýný görerek, yaþayarak daha bir aþkla sever. Gölcük, Gemlik, Armutlu, Kumla, Mersin, Antalya, Fethiye, Marmaris, Ýzmir, Çanakkale, Ýstanbul, Ereðli, Zonguldak, Bartýn, Amasra, Ýnebolu, Samsun, Trabzon, Rize daha uzaklarýnda yada daha yakýnlarýnda, aralarda küçücük limancýklarda akla hayale gelmeyecek her kesimden insanla oturup konuþur, bir þeyleri paylaþýr.

Zordur Denizaltýcý’nýn yaþamý. Zorluklarý dayanýþmayla baþarýya çevirerek mutlu olmaksa özelliði.

Yaþadýðý bir rahatsýzlýk sonucu görevden erken ayrýlmak zorunda kalan Ömer KALAYCIOÐLU‘nun www.denizaltici.com’u ile Semih Pazarlýklý’nýn www.denizalticilarbirligi.com adlý sitelerini ziyaret edebilir, su altýnda sonar cihazlarýnýn tarama seslerinden, torpido atýþlarýna ait filmlere, Pablo Neruda’ gibi gerçek þairlerle, gerçek denizaltýcýlarýn yazdýklarý denize dair þiirlere ulaþabilirsiniz.

Denizaltýlarýn nasýl bir hayata mekan olduklarýný gözlerinizle görmek isterseniz birkaç yýldýr ülkemizde de müze haline dönüþtürülen ve gezip görülmesi için çeþitli kentlerimize yerleþtirilen faal görevden ayrýlmýþ ve tadilat yapýlarak halka açýlmýþ gemileri gezebilirsiniz. Ýstanbul Rahmi KOÇ müzesinde ULUÇALÝREÝS, Ýzmit’te HIZIRREÝS, Ýzmir Ýnciraltý’nda PÝRÝREÝS, yolu Amerika’ya düþenler için de MURATREÝS kendi yaþamýþlýklarý yanýnda içinde yaþamýþlarýn anýlarýný paylaþmak için ziyaretinizi bekliyor.

Ah bir de dalýþta bir Denizaltý’da bulunma olanaðý bulsanýz …


Seyfi GÜL




2 Aðustos 2009 Pazar / 5154 okunma



"Seyfi GÜL" bütün yazýlarý için týklayýn...