Türklerle Yunanlýlar / Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
Nurdan ÇAKIR TEZGÝN

Nurdan ÇAKIR TEZGÝN

Türklerle Yunanlýlar



Onlarýn niçin düþman olduklarýný düþünürüm fakat bulamam!
Türkler ve Yunanlýlar, vaktiyle analarýndan çalýnýp koparýlmýþ ve yýllar sonra birbirlerini bulmuþ iki kardeþ gibidirler. Ayrý ailelerde büyüyüp yetiþtirildiði için farklý eðitim ve kültürel yapýya ve baþka dinsel inançlara sahip iki karýndaþ!

Öyle deðil mi? Denizin içine dökülmüþ zeytinyað gibi, ne kadar ayrýþtýrýlmaya çalýþýlýrsa o kadar karýþan ve suyun yüzüne çýktýðýnda yað kalitesi homojenleþip, hangi kýyýnýn zeytin aðacýndan olduðu belli olmayan yað gibi, kardeþ olduklarýnýn farkýndalýðý içinde düþmancýlýk oyunu oynayan iki muzip ve marazi kardeþ!.

Tarihsel bulgular, bilinçaltý dürtülerle tekrarlanan gelenek ve görenekler, kuþaktan kuþaða fýsýldanan adý baþka özü ayný olan binbir çeþit davranýþ biçimi, beslenme ve yaþam þekli bu iki ulusu sürekli buluþturmuþtur, onlar bunun farkýnda olsalar da olmasalar da.
Her buluþmada taraflar hayretler içinde kalýp þaþkýn bakýþýrlar "aaa bu sizde de mi var? Yada, "bu bizim adetimizdir hayret! Tatlý tuzlu aþýmýz, dibek göbekli taþýmýz, lakerdamýz, boranimiz, pilakimiz... Hiç kimsenin deðil hiçbiri. Hepimizin hepsi!
Karnýyarýk, ekþili köfte, baklavamýzla, suyun iki yakasýna kurulmuþ sofralarýmýzla dünyanýn en eski medeniyetleriyiz.

Önce insanýz !
Orta Asya diye tutturup, illa da getirtmiþler Türkleri uzaklardan ve illa da akýncý istilacýlar diye kuþanmýþlar üstlerine at-avrat-silah üçlemesini...

Orta Asya'dan göçüp, dünyanýn her yerine kök salan sayýsýz insan topluluklarý mevcut oysa. Birçoðu göçtükleri yerlerde baþka yerlerden gelenlerle kaynaþýp, baþka baþka jenerasyonlar oluþturdular ki bu kaçýnýlmazdý.

Köklerden ziyade köklerin ekildiði sulak topraklarýn meyvasý oldular sonra. Yerelmalarý patatesleþti, yerfýstýklarý fasulyeleþti, dolmalýk biberler de çarlistonlaþtý belki! Evrimleþmenin, deðiþim ve dönüþümün önüne geçilemez. Bu, varoluþ gerçeðinin yasasýna aykýrýdýr.

Yunanlý-Rum mu kaldý Yeni Zelanda'ya gidince asýrlar öncesi? Türk mü kaldý Güney Amerika'ya göçünce? Her ulus, varýp yerleþtiði topraklarýn suyuyla, gübresiyle, hamuruyla, çamuruyla bütünleþti, baþka bir þey oldu bambaþka bir þey...

Türkler ve Yunanlýlarýn niçin düþman olduklarýný düþünürüm lakin bulamam!

Yine ona keza; Ermenilerle Azerilerin, Ýngilizlerle Ýrlandalýlarýn, Þiilerle Sünnilerin, Sihlerle Hindularýn...

Oysa onlar da baþka bir þeyler oldular. Asýrlardýr içiçe yaþamýþlar ayný topraklarda, kim kiminle nasýl bir komþuluk yapmýþ? Bilmeyen, görmeyenler nasýl bilebilir? Tarihçi mi bilecek??? Þaþarým tarihçinin aklýna! Her yaþanýlan þeyler bilinseydi bugün kim kime, büyükbaba ve büyüknine veya soyumuz-kökümüz derdi tartýþýlýr. O yüzden zorla kopartýlan (ülke devletleri kararýyla) insani iliþkilerimizi tekrar gözden geçirmenin zamaný gelmedi mi?

Mübadele diye, son derece ilkel bir usul varmýþ geçen yüzyýlýn baþlarýnda. (70-80 yýl demek geçmiyor gönlümden, yüzyýl daha kabul edilir gibi!) Doðup büyüdüðü topraklarý, insana haram eden zorla koparýlýþýn adý mübadele. O mübadele ki insanlýk dýþý bir uygulama olarak, dünya üzerinde günümüze dek hala uygulandýðý gerçeðini görmezden geliyoruz!

Dünyanýn tek bir devlete (tek bir ulusa) doðru gittiðinden söz ediliyor.
Bunun kaçýnýlmaz olduðunu zaman bize gösterecek. Uluslarýn ulus bilinçliliði adý altýnda topraklarýný koruma içgüdüsüyle silah ve asker yapýlandýrmasýna harcýyacaklarý para, bir süre sonra ÝNSAN faktörünün daha saðlýklý ve uzun yaþayabilmesi için ayrýlacak. Bütün o korunma - savunma - saldýrý pozisyonlarý, yerini bilimsel yeterlilikler ve yeni beyin aktivasyonlarýna býrakacak.
Gereksiz enerjinin israfý ortadan kalkacak, tamamen insana yönelik hizmetlerin önü açýlacak. Yunan, Türk, Alman, Ýngiliz, Arap, Fransýz kalmayacak. Aslolan insan olacak. Toprak, sýnýr, ümmet, millet kavgalarý bitecek, olasý su kavgalarý baþlayacak bu defa da. Bilimadamlarý, 60-70 yýl sonrasýnýn dünyasýný hiç de iç açýcý görmüyorlar. Eðer ki, bugün toparlanýp gereksiz ayrýlýkçý politikalarý býrakmaz isek, dünya üzerinde savaþlarý, hava kirliliðini, nehir ve akarsularýmýza akýttýðýmýz sanayi atýklarý ve aþýrý çöp üretimini kontrol edemezsek, yakýn gelecekte hayati soluðumuzu dolduramaz olacak akciðerlerimiz.

Ýnsan denilen canlý, aklý ve zekasýyla biricik gerçeðin hayatta kalmak olduðunu farkedecek günün birinde. Bu gerçek dünyanýn kurulduðu günden, ilkel devirlerden bu yana biteviye tekrarlanmakta. Tekrarlanmakta fakat, teknoloji hiç bu kadar korkutucu boyutta olmamýþtý. Bilinen tarihten yola çýkarsak gerçek bu, peki ya Atlantis ve Mu uygarlýklarý bugünün çok ötesinde bir geçmiþe sahip oldularsa ve kendi yokoluþlarýnýn ardýnda aþýrý teknolojileþme yatýyorsa! Bilmiyoruz. Adý geçen bu uygarlýklarýn efsane mi, masal mý, kurgu mu olduðunu bilmiyoruz.

Bilinmeyen þey ne doðrudur, ne de yanlýþ.

Karamsar tablolar çizmek kime ne kazandýrýr, korkuyu büyütmekten baþka? Ýyimserliktir geleceði aydýnlýk yaþanýlýr kýlan. Yeni zamanlarýn hayatta kalma içgüdüsü, diðer zamanlarýn ilkelliðinden uzak olacak bu defa. Ýnsan soyunun saðlýklý genlerinin, türü devam ettirmesi öne çýkacak. Türlerin kiþileþtirilmiþ soylarýnýn devamýndansa saðlam ve dayanýklý genlerin aktarýmýna önem verilecek.

Yöneten ve yönetilenler kutuplaþmasýna dikkat edilirse (önlenirse) dünya gerçekten yaþanýlabilir bir yer olacak. Yok eðer; zengin ve güçlü insan soylarý, bu güçlerini kendileri gibi olanlarla birleþtirip güçsüz çürük bedenleri ve yoksullarý dýþlamaya yönelik bir politika izlerlerse ayrým yine devam edecek. Bu defa ulus farklýlýðý olarak deðil, yoksul geni (zayýf insan) olarak ayrýmlar söz konusu olacak.

Bilimkugularýn çok faydasýný gördüðümüz ön izlemeli taslak dünyalarda yaþýyor gibiyiz bazý bazý...
Jeotermik ýsýnma öngörüleri ve bilgisayar teknolojisinin istikbaldeki olasý tehlikeleri üzerine kurgulanan sinema filmlerinin, insan zekasý ve yönlendirilmesi açýsýndan önemi tartýþýlmaz. Ýyi ki bu tür filmler çekilip, insan aklý gezintiye çýkarýlabiliyor! Ýyi ki...

Olasý gelecek teorileri sayesinde, günümüz dünyasýnýn tabu sayýlabilecek yaþam biçimlerine geniþ perspektiften bakabilme imkaný buluyoruz. Dinsel tabularýn yönlendirdiði korku dolu insanlar yetiþtirmeye devam ediyoruz. Eðitim adý altýnda Türk, Yunan, Slovak, Rus, Arap, Ýngiliz, Fransýz okullarýnda verilmeye çalýþýlan alt kültürü masaya yatýrmaya kalksak, insaný yetiþtirme tarzýmýz ile dünyacak sýnýfta kalýrýz. Bereket ki, internet teknolojisi diye gerçek gücünün henüz ayýrdýnda olamadýðýmýz ortak bir dil var artýk. (Yararýyla & zararýyla)

Bilgi, tek elden firarýný gerçekleþtirdi. Doðru yada yanlýþ bilginin kaynaklarý çoðaldý ve bunun farkýna varan genç insan nüfusu kendi doðrusunu ve gerçeðini oluþturmak üzere dünya kütüphanelerinin saðlamasýna müracaat etmeye baþladý. Bilgi çokuluslu oldu. Çokluk, kirliliði de beraberinde getirdi, bilgi çöplüðünü...
Bu ne demektir? Bizlerin yetiþtiði Meydan Larousse'larýn, tek yönlü adreslerin baþka kapýlarýnýn da olduðunu bilmeden, ayný þýkký iþaretlediðimiz dönemlerin kapandýðýnýn müjdesi demektir!

Þimdi gençler, binalarýn bütün giriþ ve çýkýþlarýný kullanmak istiyorlar, çünkü; birçok çýkýþlarý olduðunun ayýrdýna vardýlar. Biz bilmiyorduk! Bilme aþamasýna geldiðimizde, düþünecek baþka kaygýlarýmýz gündeme gelmiþti. Yorulmuþtuk...
Yunanlý komþularýmýn vaktiyle düþman olduklarý gerçeði de yorucu geliyor artýk bana!

Bahçelerimizde bulduðumuz kalýntýlar hangimizin atalarýna ait bilemiyorsak karýþýksa tarih buluntularýmýz, gerek var mý kurcalamaya daha fazlasýný? Bizler ayný topraklarýn, ayný denizin, havanýn, suyun çocuklarýyýz. Ayný dünyada soluklanýyoruz.

Onlar komþum benim, sevmek istiyorum. Henüz zamaným varken!


Nurdan ÇAKIR TEZGÝN




2 Þubat 2007 Cuma / 4071 okunma



"Nurdan ÇAKIR TEZGÝN" bütün yazýlarý için týklayýn...