Þehir Kaçkýnlarý Geliyooor Kaçýýýýn... / Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
Nurdan ÇAKIR TEZGÝN

Nurdan ÇAKIR TEZGÝN

Þehir Kaçkýnlarý Geliyooor Kaçýýýýn...



Engelleyebilmek mümkün deðil, kimi nasýl engelleyeceksin?
Ýnsanlarýn, eþit hak ve özgürlüklerine aykýrýdýr seyahat etme özgürlüklerini engellemek.
Baþka bir çözüm bulmalý, ama ne?

Mevsim kýþ.
Allahtan, artýk mevsimler her dem bahar! Ýlkbahar sonbaharla yarýþýyor, kýþ deseniz zaten hiç gelmedi, birileri soðuklarýmýzý kýþaladý ama kim? Suçlunun bizler olmadýðý aþikar!

Mevsim kýþ fakat, insanlar ipten kazýktan kurtulmuþ boðalar gibi saldýrýyorlar haftasonu tatillerine. Saldýrdýklarý tatil mi, serkeþlik mi, yaþam mý, yoksa ölümüne yarýþlar mý! Haftasonu geldiðinde, sakin ve huzurlu kýyý kasabalarý adeta korsanlar tarafýndan iþgal ediliyor!

Foçalýlar sokaða çýkamayacak hale geliyorlar haftasonlarý. Büyük þehirlerden kaçanlarýn öyle bir giriþleri var ki Foça'ya, sanýrsýnýz zamanla yarýþa girmiþler, sanýrsýnýz ki arkalarýndan kýrk haramiler kovalýyor! Herkesde bir telaþ, bir kovalamaca... Sakinliðe ve sükunete alýþmýþ olan kasabalý, gündelik hayatýn dengesi içinde yaþayýp giderken birdenbire tavuklar gibi saða sola kaçýþmaya baþlýyor, kaçmasa ezilecek mazallah!

Fevzi Abi þöyle diyordu; "Vallahi bu Foça'da insan eceliyle ölmez ölemez, çünkü tam yaþanacak yer, lakin bir motosikletin aniden karþýsýna çýkmasýyla hücceten kalpten gider insan bilesiniz"

"Þehir kaçkýnlarý geliyoor kaçýn" diye espriler yapar olduk kendi aramýzda. Yapmayýn, geldiðiniz þehrin aceleci ruhunu buralara taþýmayýn. Madem ki haftasonu tatili için geliyorsunuz, ne olur birkaç dakika gecikseniz, hýz yapmasanýz, kasabalýnýn sakin hayatýný örselemeseniz!

Huzur almaya geldiðiniz cennetin huzurunu bozmasanýz, trafik cengaverliðinizi geldiðiniz yerde býraksanýz...

Bizler de büyük þehirlerden gelip yerleþtik buralara. Kalabalýk ve gürültüden, hava kirliliðinden mutsuz insan yüzlerinden kaçarak geldik Foça'ya. Bizler de büyük kent kaçkýnlarýyýz, kaçkýn olmamýz býçkýn olmamýzý gerektirmedi tabi, geldiðimiz cennetin mavi sularýyla mavileþip, yeþiliyle yosunlaþtýk.

Hayranlýk duyduðumuz bu yerin aurasýna sokulurken bedenlerimiz, ruhumuzla da bütünleþiverdik usulca. Sevdik ve bir o kadar da saygýlý olmaya çalýþtýk. Foça'nýn genel ruhuna uyum saðlayarak yapmaya çalýþtýk bunu.

Ýnsanlar kýyý kasabalarýna, soluklanacaklarý doðaya niçin gelirler?

Niçin haftasonlarýnda, iþ çýkýþlarýnda tasý taraðý toplayýp koþa koþtura uzaklaþýrlar yaþadýklarý þehirlerden? Eðer ki kafa dinleyip huzurlu bir dinlence ve eðlence içinse neden bu küçük kasabalarý seçerler? Geldikleri büyük þehirlerden koþa koþa kaçýþlarýndaki anlam nedir? Nelerden kaçýp, nelere geliyorlardýr? Ne bulmayý amaçlýyorlardýr? Bütün bunlarý çok iyi düþünüp tahlil etmek gerekir.

Varmak istediðimiz yeri, geride býraktýðýmýz yere benzeteceksek tebdil-i mekanlarýn bir anlamý var mý ?
Yada varmak istediðimiz "Ýthaka'lar" zaten sahip olduklarýmýz ise, onca zahmete ne gerek var?

Ýthaka

Ýthaka'ya doðru yola çýktýðýn zaman,
dile ki uzun sürsün yolculuðun,
serüven dolu, bilgi dolu olsun.
Ne lestrigonlardan kork,
ne kikloplardan, ne de öfkeli Poseidon'dan.
***
Hiç aklýndan çýkarma Ýthaka'yý.
Oraya varmak senin baþlýca yazgýn.
Ama yolculuðu tez bitirmeye kalkma sakýn.
Varsýn yýllarca sürsün, daha iyi;
sonunda kocamýþ biri olarak demir at adana,
yol boyunca kazandýðýn bunca þeylerle zengin,
Ýthaka'nýn sana zenginlik vermesini ummadan.
Sana bu güzel yolculuðu verdi Ýthaka.
O olmasa, yola hiç çýkmayacaktýn.
Ama sana verecek bir þeyi yok bundan baþka.
***
Onu yoksul buluyorsan, aldanmýþ sanma kendini.
Geçtiðin bunca deneyden sonra öyle bilgeleþtin ki,
Artýk elbet biliyorsundur ne anlama geldiðini
Ýthaka'larýn.

Konstantinos Kavafis
(Çeviren: Cevat Çapan)

Ýnsanlar hep uzaklara gitmek isterler, kendilerinden uzaklara ve hep kendileriyle beraber olmak için! Ýnsanlarýn hiç acelesi yoktur sahil kasabalarýnda. Ýnsanlar rahat yürürler Foça'da, eðer taþýtýmýzýn içindeysek karþýdan karþýya geçmekte olan kiþiyi bekleriz biz. Acelemiz yoktur, rahatça geçebilmesi ve telaþlanýp düþmemesi için yaþlýlara gülümseriz. Çocuklara da gülümseriz. Hatta hayvanlara da... Ýnsana müstesnadýr saygýmýz.

Her motorlu taþýt kullanan kiþinin, canavar cengaver kesilmesine üzülürüz biz. "Güç bende" gösterileri bizi yaralar, onlar adýna kaygýlanýrýz. Bekleyeceksiniz caddede sokaktaki yayanýn geçiþini, bisikletlileri, bebek arabalarýný, sakat arabalarýný bekleyeceksiniz. Bekleyeceksiniz elele tutuþmuþ dalgýn yürüyen sevgilileri...

Bizler, sizleri Cuma akþamý zombileri veya Pazar karabasanlarý olarak tanýmlamak istemiyoruz. Güzel Foça'mýza gelin sükunetimizi, deniz insanlarýna mahsus huzurumuzu paylaþalým sizlerle; Sýkýntý ve acitasyonunuzu arkada býrakýrak gelin. Belki bu þekilde kendinize de farklý bir þans vermiþ olursunuz!

Yýl 2004'ün Mart'ý, Ýran'da Zerdüþt dininin doðduðu çöl þehri Yezd'in toz, kum ve toprakla örtülü sokaklarýndayým...
Ahura Mazda'nýn hiç sönmeyen kutsal ateþini seyredip toprak binalarýn kasveti içinde dalgýn yürürken, uzun çok dar ve toprak bir çýkmaz sokaðýn baþýna ulaþtým. Sokaðýn köþesinde bulunan levhada aynen þunlar yazýyordu;
"Yabancý, yararlý olacaðýna inandýðýn bir amacýn yoksa bu sokaða girme. Yürürken savurduðun tozlar evlerimizin içine giriyor!"

Hayat; Yollarda gidilen hýzla deðil, ruhun derinliklerine iþleyen vicdani yoðunlukla deðer kazanýr.


Nurdan ÇAKIR TEZGÝN




13 Þubat 2007 Salý / 4184 okunma



"Nurdan ÇAKIR TEZGÝN" bütün yazýlarý için týklayýn...