Film Makinistti mi, o da ne? / Erol ÇINAR
Erol ÇINAR

Erol ÇINAR

Film Makinistti mi, o da ne?



Son yýllarda bir film hakkýnda konuþulurken ilgi odaðý genellikle yapým sürecine kaymakta. Oyuncularýn sansasyonel özel yaþamlarý, yönetmenin film dýþýndaki beyanlarý tartýþmalarýn odaðýna oturur oldu. Filmin erotik sahneleri gazete sayfalarýnda yer alýrken, televizyonlarýn dedikodu programlarý da baþrol oyuncularýyla bol bol röportajlar yapmaktadýrlar. Ticari kaygý ve reklam yapma arzusu her þeyin önüne geçmiþtir. Böyle olunca da bir sinema filmi, oyuncular ve yönetmen arasýnda kurgulanmaktadýr gibi bir imaj doðmaktadýr. Oysa bir filme emeði geçen insanlar yalnýzca gördüklerimiz deðildir, sahnenin arkasýnda görünmeyen ama canla baþla çaba harcayan birçok insanda vardýr. Onlarýnda hakký film biter bitmez ayaða kalkan seyirciye raðmen beyazperdeye yansýyan jenerikte verilmeye çalýþýlýr. Yalnýzca bir meslek vardýr ki o jenerikte bile kendine yer bulamaz. O da gösterim sürecinde filmin bize ulaþmasýnda sürekli göz ardý edilen sinemanýn gizli kahramanlarý; sinema makinistleridir.

Yýllar önce Hüseyin ustayý tanýdýðýmda yetmiþine çoktan gelmiþti. On beþli yaþlarda sýk sýk okuldan kaçarak okulun hemen karþýsýndaki Sun sinemasýnýn önünde bulur kendisini. Kaçtýðýnda gittiði bir baþka sinema Yeni Sinema’dýr. Çok etkilenmiþtir sinemadan. Ne yapar ederimde sinema salonunda yer alýrým diye düþünürken, “Ben buraya gazoz satmak için girebilir miyim” diye sorar. 5 kuruþ kendine, 20 kuruþ büfeye kalmak kaydýyla sinema içinde çalýþmasýna onay verilir. Gel git derken orada bir makinist ile tanýþýr. Onun sayesinde makine dairesine girmeye baþlar. Bazen eline bez alýr, makineleri temizler, bazen de elinde süpürge yerleri süpürür. Makineleri gördükten sonra okulu býrakýr. Film makinisti olmaya karar verir. Aslýnda aðabeyi de ayný mesleði yapmaktadýr. Zaten aile ve akraba etkisi olmasa kim film makinisti olmak ister ki?. Aðabeyine mesleði ile ilgili arzusunu söylediðinde ciddi tepki alýr. Ona mesleðin maddi ve manevi tatminsizliklerinden bahsedilse de ikna olmaz. Sonunda aðabeyi ile beraber sinemaya gidip, gelir. Ona yardým eder. Sonra da aðabeyinin yanýndan ayrýlýr. Önce Emek sinemasý, ardýndan Atlas sinemasýnda iþe baþlar. Askere gider ama mesleði olan altýn bilezik artýk kolundadýr. Askerde de film makinisti olarak çalýþýr. Askerlik dönüþü ver elini Cebeci sinemasý. Mesleðinde yaþadýðý iki anýsýný öyle böbürlene böbürlene vurgulamýþtý ki görmeye deðer bir sahneydi bu. “Anadolu’ya gittik meslek icabý. Meclise bile götürdüler beni” diye. Fahri Korutürk’e film oynattým derken övünçten gözleri parlamýþtý. En çok heyecanlandýðý diðer anýsý ise, askerdeyken Yýlmaz Güney’in filmlerini çeken kameraman arkadaþýnýn aracýlýðýyla Yýlmaz Güney ile tanýþmasýydý. Her iki anýyý anlatýrken bir baþka gülümsemekteydi. En büyük sýkýntýsý bu meslekten para kazanamamýþ olmasýydý. Bazý geceler film geç saatlerde bittiðinde eve gidecek otobüs bulamýyordu. Taksiye binmek ise aldýðý ücrete göre çok lükstü. Zam isteyince de kapý gösteriliyordu. Bir keresinde kýzgýnlýk anýnda para nedeniyle mesleðini býrakmýþ ama sinema sevgisi aðýr basmýþ. Geri dönmüþtü. Sevdiðin filmler hangileri diye sormuþtum bir keresinde. “Perdeye bakmaktan filmi seyredemezdik ki” dedi. Yinede, Yýlanlarýn Öcü, Kuyu, Ezo Gelin, Boþ Beþik, Alageyik, Avare filmlerini unutamadýklarý arasýnda saydý. Hasan ustanýn bütün hedefi insanlara güzel film seyrettirmek, güzel bir projeksiyon sunmaktý. Yerli ve yabancý iyi filmlere kalabalýk geldikçe yaptýðý iþin gururu yetiyordu.

Zor meslektir sinema makinistliði. Film seansýndan bir, bir buçuk saat önce gelinir. Makine dairesinde makinelerin temizliði yapýlýr. Makine çalýþtýrýlýr. Makinistler o zaman çalýþýrken de o filmleri hazýrlarken de bir defaya mahsus prova yaparlardý. Film baþladýktan sonra da perdede düzgün oynayýp oynamadýðý takip edilirdi. Sinema makinelerinde voltaj düþüklüðü olduðundan makinelerden randýman alýnamazdý. Bir günde neredeyse sekiz, sekiz buçuk saat makine dairesinde kalýnýrdý. Zaman hep burada geçerdi. Gece geç saatlere kadar makine dairesinden çýkýlmazdý. Çünkü o dönemde yanar filmler vardýr. Benzin gibi parlardý bunlar. Þimdi böyle filmler yok. O günlerde gerçekten makinistlik çok önemliydi, çok deðer verilirdi. Þimdi ise makineler son teknoloji ve tam otomatik. Zaten makinistlikte artýk çok önemli deðil.

Yýllar önce defterime kaydettiðim bu notlarý yalnýzca medyatik gösteriler ile pazarlanmaya çalýþýlan bir filmin gazetelerde çýkan çarþaf çarþaf boþ ve anlamsýz haberleri sonucunda hatýrladým. Kaybolmakta olan ve örgütlenmesini tamamlayamayan bir mesleðinin ipuçlarý ayný zamanda sinemanýn ve film sektörünün geldiði yerin belirlenmesi için önemlidir. Ayný zamanda da film emekçilerinin yýllardýr deðiþmeyen yazgýsýnýn vurgulanmasý açýsýndan.


Erol ÇINAR

erol.cinar@doruk.net.tr



18 Ekim 2009 Pazar / 2178 okunma



"Erol ÇINAR" bütün yazýlarý için týklayýn...