Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA
SÝZ ARTIK GÝDERKEN
80'li yýllarýn sonlarýydý, Ýstanbul'da çalýþýyordum, bir hastanede çalýþan arkadaþýmý görmeye gitmiþtim, öðle arasýný bekliyordum. Yemek arasý olduðu halde iþi bir türlü bitmiyordu. Diyaliz bölümünde hemþireydi, arada odasýna geliyor, birkaç dakika durup hemen hastalarýn olduðu bölüme koþuyordu. Laf arasýnda, yaptýðý iþi çok merak ettiðimi söyleyince; ''gel, koridordan izle, sonra anlatayým.'' dedi. Bildiðiniz bir hastane koridoru. Saðlý sollu kanepelerde oturan hastalar farklýydý ama. Nedenini hemen algýlayamadýðým bir sessizlik ve hüzün vardý sanki. Bazýlarý çocuk ve genç insanlardý. Ortak yanlarý; hemen hepsinin benzi sapsarýydý, hatta yeþilimsi, þimdi bile hatýrladýðýmda içimi ezen mutsuzluðun rengiydi sanki. Sýrasý gelen birisinin yardýmýyla, ameliyattan yeni çýkmýþçasýna halsiz, zorlukla yürüyerek odaya alýnýyordu.. Camdan izledim, umutla acýnýn en gerçekçi filmiydi sanki. Bir makinanýn yanýna uzanýyorlar, kollarýna bir þey baðlanýyor, artýk ne kadarsa süre bitinceye dek.
''Ne fena, ne þanssýz insanlar var.'' deyince, arkadaþým:
- Yanýlýyorsun, bunlar þanslý, hem de çok. Demez mi, þaka yapýyor sandým, ama ortam hiçbir þakayý kaldýramayacak kadar katran karasýydý. Anlattý.
Bu hastalar diyalize girebilme þansýný (!) yakalamýþ gurupmuþ. Bu aþamaya gelmek için; yüzlerce hastanýn içinden ''koþullarý yerine getirenlermiþ''. Yani; zamanýnda hastaneye baþvurmuþ, hepimizi canýmýzdan bezdiren tüm muayene koþullarýný yerine getirmiþ, bileklerinden damarlarýyla ilgili operasyonu geçirmiþ, diyalize baðlanmayý hak kazanmýþ (!), tüm beslenme ve diyet koþullarýna harfiyen uyarak haftalýk, onbeþlik, aylýk, hatta bazen daha da sýk aralýklarla bu koridorlarda kahreden bekleyiþlerini sürdürüyorlardý. Hiç unutmuyorum; ''patates var ya, hani þu bildiðin patates, onu bile gramla yiyip gelirler'' demiþti. Yok muydu bu iþin bir olur yaný? Hep böyle mi yaþanýyordu bu hastalýk?
-Var ama bizde çok zor, demiþti.
Ýlk kez o gün duymuþtum ''ORGAN NAKLÝNÝ''. Günlerce etkisinde kaldým o koridorun. Sarý benizli, ölgün bakýþlý, halsiz ve mutsuz çocuk yüzleri hiç gözümün önünden gitmiyordu. Patates yemek, kana kana su içmek içimi acýtýyordu, ne yapsam aklýmdan çýkmýyordu.
Araþtýrdým,o zamanlar bu konuda bilgiye ulaþmak hem daha zordu, hem de önyargýlarýmýz, bilgisizlik set çekiyordu arayýþýma. Anladýkça, öðrendikçe rahatladým ve kararýmý verdim, baðýþladým organlarýmý.
Bu konudaki tedirginliðimiz öncelikle bilgi eksikliðinden. Sonra cesaret edememe, sanýrým bir de ihmalcilik. Birinden baþlamak lazým. ''Beyin ölümü'' gerçekleþmiþ kiþilerin organlarý alýnabiliyor. Yani artýk týbben yaþamayanlarýn. Buna da dört kiþiden oluþan bir hekimler kurulu karar veriyor. Siz baðýþ yapsanýz bile ailenizin iznine baþvuruluyor. Ben en çok bu konuda sýkýntý çektim, ikna etmek zor, ama kiþinin bedeni hakkýnda karar özgürlüðü olmalý. Nasýlsa çürüyerek yok olup gideceksek, her þeyimizle sonuna kadar insana verebilmeliyiz. Dinen hiçbir sakýncasý olduðunu düþünmüyorum. Bu denli insani ve sevgi temelli duruma Tanrý onay vermez mi?
Çevremde pek çok kiþinin farklý kaygýlarý olduðunu gördüm. ''Organlarýmý satarlar.. gibi. Ailenizden son kez olur alýnýyor, ayrýca güvensizlik üzerinden bir yere varamayýz ki. Öyle düþünürsek; yememeli, içmemeli, arabaya-otobüse-uçaða.... binmemeliyiz.
Her türlü önyargýdan uzaklaþýp, biraz cesaret karar vermeyi çabuklaþtýrýyor. Bir de ihmalcilik, çoðunuzun okurken ''ya evet, hep ihmal ediyorum, biliyorum bunlarý'' deyiþinizi duyuyorum ben. Bir saðlýk kuruluþuna uðrayýp, iki tanýk huzurunda, belgenizi doldurmanýz yeterli. Bu yazýmý sonuna dek sabýrla okuduðunuza göre sevgi dolu bir yürek taþýyorsunuz, Bir gün siz artýk giderken, kim bilir küçücük bir çocuða bir yaþam armaðan edebilirsiniz. Böylece SEVGÝ bitmez, yaþamý daim kýlar. Sevgiyle.....
Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA
"Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA" bütün yazýlarý için týklayýn...
80'li yýllarýn sonlarýydý, Ýstanbul'da çalýþýyordum, bir hastanede çalýþan arkadaþýmý görmeye gitmiþtim, öðle arasýný bekliyordum. Yemek arasý olduðu halde iþi bir türlü bitmiyordu. Diyaliz bölümünde hemþireydi, arada odasýna geliyor, birkaç dakika durup hemen hastalarýn olduðu bölüme koþuyordu. Laf arasýnda, yaptýðý iþi çok merak ettiðimi söyleyince; ''gel, koridordan izle, sonra anlatayým.'' dedi. Bildiðiniz bir hastane koridoru. Saðlý sollu kanepelerde oturan hastalar farklýydý ama. Nedenini hemen algýlayamadýðým bir sessizlik ve hüzün vardý sanki. Bazýlarý çocuk ve genç insanlardý. Ortak yanlarý; hemen hepsinin benzi sapsarýydý, hatta yeþilimsi, þimdi bile hatýrladýðýmda içimi ezen mutsuzluðun rengiydi sanki. Sýrasý gelen birisinin yardýmýyla, ameliyattan yeni çýkmýþçasýna halsiz, zorlukla yürüyerek odaya alýnýyordu.. Camdan izledim, umutla acýnýn en gerçekçi filmiydi sanki. Bir makinanýn yanýna uzanýyorlar, kollarýna bir þey baðlanýyor, artýk ne kadarsa süre bitinceye dek.
''Ne fena, ne þanssýz insanlar var.'' deyince, arkadaþým:
- Yanýlýyorsun, bunlar þanslý, hem de çok. Demez mi, þaka yapýyor sandým, ama ortam hiçbir þakayý kaldýramayacak kadar katran karasýydý. Anlattý.
Bu hastalar diyalize girebilme þansýný (!) yakalamýþ gurupmuþ. Bu aþamaya gelmek için; yüzlerce hastanýn içinden ''koþullarý yerine getirenlermiþ''. Yani; zamanýnda hastaneye baþvurmuþ, hepimizi canýmýzdan bezdiren tüm muayene koþullarýný yerine getirmiþ, bileklerinden damarlarýyla ilgili operasyonu geçirmiþ, diyalize baðlanmayý hak kazanmýþ (!), tüm beslenme ve diyet koþullarýna harfiyen uyarak haftalýk, onbeþlik, aylýk, hatta bazen daha da sýk aralýklarla bu koridorlarda kahreden bekleyiþlerini sürdürüyorlardý. Hiç unutmuyorum; ''patates var ya, hani þu bildiðin patates, onu bile gramla yiyip gelirler'' demiþti. Yok muydu bu iþin bir olur yaný? Hep böyle mi yaþanýyordu bu hastalýk?
-Var ama bizde çok zor, demiþti.
Ýlk kez o gün duymuþtum ''ORGAN NAKLÝNÝ''. Günlerce etkisinde kaldým o koridorun. Sarý benizli, ölgün bakýþlý, halsiz ve mutsuz çocuk yüzleri hiç gözümün önünden gitmiyordu. Patates yemek, kana kana su içmek içimi acýtýyordu, ne yapsam aklýmdan çýkmýyordu.
Araþtýrdým,o zamanlar bu konuda bilgiye ulaþmak hem daha zordu, hem de önyargýlarýmýz, bilgisizlik set çekiyordu arayýþýma. Anladýkça, öðrendikçe rahatladým ve kararýmý verdim, baðýþladým organlarýmý.
Bu konudaki tedirginliðimiz öncelikle bilgi eksikliðinden. Sonra cesaret edememe, sanýrým bir de ihmalcilik. Birinden baþlamak lazým. ''Beyin ölümü'' gerçekleþmiþ kiþilerin organlarý alýnabiliyor. Yani artýk týbben yaþamayanlarýn. Buna da dört kiþiden oluþan bir hekimler kurulu karar veriyor. Siz baðýþ yapsanýz bile ailenizin iznine baþvuruluyor. Ben en çok bu konuda sýkýntý çektim, ikna etmek zor, ama kiþinin bedeni hakkýnda karar özgürlüðü olmalý. Nasýlsa çürüyerek yok olup gideceksek, her þeyimizle sonuna kadar insana verebilmeliyiz. Dinen hiçbir sakýncasý olduðunu düþünmüyorum. Bu denli insani ve sevgi temelli duruma Tanrý onay vermez mi?
Çevremde pek çok kiþinin farklý kaygýlarý olduðunu gördüm. ''Organlarýmý satarlar.. gibi. Ailenizden son kez olur alýnýyor, ayrýca güvensizlik üzerinden bir yere varamayýz ki. Öyle düþünürsek; yememeli, içmemeli, arabaya-otobüse-uçaða.... binmemeliyiz.
Her türlü önyargýdan uzaklaþýp, biraz cesaret karar vermeyi çabuklaþtýrýyor. Bir de ihmalcilik, çoðunuzun okurken ''ya evet, hep ihmal ediyorum, biliyorum bunlarý'' deyiþinizi duyuyorum ben. Bir saðlýk kuruluþuna uðrayýp, iki tanýk huzurunda, belgenizi doldurmanýz yeterli. Bu yazýmý sonuna dek sabýrla okuduðunuza göre sevgi dolu bir yürek taþýyorsunuz, Bir gün siz artýk giderken, kim bilir küçücük bir çocuða bir yaþam armaðan edebilirsiniz. Böylece SEVGÝ bitmez, yaþamý daim kýlar. Sevgiyle.....
Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA
"Hülya ÖZDOÐAN ÇAPA" bütün yazýlarý için týklayýn...
