Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
Yandý Zeytinliklerimiz
Bu sene zeytinlikleri yanan, yakýlan bütün Egelilere ithafýmdýr.
Ekmeðimizi kendi yaðýmýza banmaya alýþmýþýz, para verip satýn almak öyle zor ki bizim için!
Sonbahar ortalandýðýnda burnumuz morarýr, ellerimiz donar duyarsýzlaþýrdý soðuktan, sabah erken baþlardýk zeytin toplamaya. Bizim zeytinliðimiz daðýn denize bakan yüzünde olduðu için günün ilk ýþýklarýný hissetmemiz biraz zaman alýrdý, o yüzden çok üþürdük sabahýn erkeninde. Üþürdük ama yine de gülüþ cümbüþ, sele sepet çýkardýk her sabah yola.
Ekimin sonu Aralýk baþý baþka iþimiz olmazdý artýk. Her gün giderdik zeytinliklerimize, yemeklerimizi akþamdan yapardýk. Sulu sýcak yemeði akþamdan akþama yerdik, yanýmýza kuru þeyler hazýrlardýk götürmek için. Çoðu zaman zeytin, peynir, balýk tuzlama, börek, mücver gibi kuru yiyeceklerden oluþurdu zeytinlik sofralarýmýz, ha bir de kara çaydanlýðýmýzý götürürdük yanýmýzda. Çay þeker bardak faslýyla, çalý çýrpý toplayarak yaktýðýmýz odun ateþinde demlenen çayýn tadýný hiçbir þeye deðiþmezdik. Kuruyan zeytin yongalarý öyle güzel yanarlardý ki, üþüyen ellerimizi ýsýtmak ve bir bardacýk çay içmek için toplanýrdýk ateþinin etrafýna...
Zeytin toplama ve iþleme faslýmýz bir iki ay sürerdi, ilk topladýklarýmýz yeþil çekiçke ve turþu salamuralýklardýr, ardýndan bir kat diri tuz bir kat zeytin olmak üzere sepet yada çuvallara bastýðýmýz siyah sele zeytinlerimiz gelirdi. Kendi ailemize yetecek kadar yaptýðýmýz sofralýk zeytinlerimizden sonra yaðlýk toplamaya gelirdi sýra. Bizim zeytinler toplanýp yaðhaneye gitse de, konu komþu zeytinliklerine yardýma giderdik...
Þimdi ne bizde var bir avuç zeytin, ne de komþularýmýzda...
Acýmadý alevler zeytin bebelere, acýmadý. Henüz yeni çekirdeðe durmuþtu yeþil bebeciklerimiz. Kýyamazdým dalýndan tekini bile ziyan etmeye, kýyamazken bir taneciðinin yere düþmesine, dalýnýn incinmesine... Nasýl kýydýlar size nasýl? Zeytin dolu ormanlarýmýz, daðlarýmýz yok artýk. Yandý. Yaktýlar zeytinliklerimizi, açýz biz.
Açýz bu sene ve bundan sonra...
Ýþte geldi zeytin hasat zamaný, geldi ama; elimiz böðrümüzde gözümüz kapkara daðlarda, boynumuz bükük öksüzüz. Zeytinim, aðacým, gölgem, hayat damarým, ekmeðimin katýðý, soframýn bereketi, evlatlarýmýn geleceði yok artýk.
Ekmeðimizi kendi yaðýmýza banmaya alýþmýþýz, hiç parayla zeytinyaðý almadýk ki!
Yok bir þiþecik zeytinyaðýmýz, yok bir avuç zeytinimiz. Koskoca zeytin daðlarýmýz yok yerinde. Yandý zeytinliklerimiz, yandý umutlarýmýz, yanýðýz biz.
Açýz bu sene. Zeytine, zeytinyaðýna açýz dostlarým.
Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
"Nurdan ÇAKIR TEZGÝN" bütün yazýlarý için týklayýn...
Bu sene zeytinlikleri yanan, yakýlan bütün Egelilere ithafýmdýr.
Ekmeðimizi kendi yaðýmýza banmaya alýþmýþýz, para verip satýn almak öyle zor ki bizim için!
Sonbahar ortalandýðýnda burnumuz morarýr, ellerimiz donar duyarsýzlaþýrdý soðuktan, sabah erken baþlardýk zeytin toplamaya. Bizim zeytinliðimiz daðýn denize bakan yüzünde olduðu için günün ilk ýþýklarýný hissetmemiz biraz zaman alýrdý, o yüzden çok üþürdük sabahýn erkeninde. Üþürdük ama yine de gülüþ cümbüþ, sele sepet çýkardýk her sabah yola.
Ekimin sonu Aralýk baþý baþka iþimiz olmazdý artýk. Her gün giderdik zeytinliklerimize, yemeklerimizi akþamdan yapardýk. Sulu sýcak yemeði akþamdan akþama yerdik, yanýmýza kuru þeyler hazýrlardýk götürmek için. Çoðu zaman zeytin, peynir, balýk tuzlama, börek, mücver gibi kuru yiyeceklerden oluþurdu zeytinlik sofralarýmýz, ha bir de kara çaydanlýðýmýzý götürürdük yanýmýzda. Çay þeker bardak faslýyla, çalý çýrpý toplayarak yaktýðýmýz odun ateþinde demlenen çayýn tadýný hiçbir þeye deðiþmezdik. Kuruyan zeytin yongalarý öyle güzel yanarlardý ki, üþüyen ellerimizi ýsýtmak ve bir bardacýk çay içmek için toplanýrdýk ateþinin etrafýna...
Zeytin toplama ve iþleme faslýmýz bir iki ay sürerdi, ilk topladýklarýmýz yeþil çekiçke ve turþu salamuralýklardýr, ardýndan bir kat diri tuz bir kat zeytin olmak üzere sepet yada çuvallara bastýðýmýz siyah sele zeytinlerimiz gelirdi. Kendi ailemize yetecek kadar yaptýðýmýz sofralýk zeytinlerimizden sonra yaðlýk toplamaya gelirdi sýra. Bizim zeytinler toplanýp yaðhaneye gitse de, konu komþu zeytinliklerine yardýma giderdik...
Þimdi ne bizde var bir avuç zeytin, ne de komþularýmýzda...
Acýmadý alevler zeytin bebelere, acýmadý. Henüz yeni çekirdeðe durmuþtu yeþil bebeciklerimiz. Kýyamazdým dalýndan tekini bile ziyan etmeye, kýyamazken bir taneciðinin yere düþmesine, dalýnýn incinmesine... Nasýl kýydýlar size nasýl? Zeytin dolu ormanlarýmýz, daðlarýmýz yok artýk. Yandý. Yaktýlar zeytinliklerimizi, açýz biz.
Açýz bu sene ve bundan sonra...
Ýþte geldi zeytin hasat zamaný, geldi ama; elimiz böðrümüzde gözümüz kapkara daðlarda, boynumuz bükük öksüzüz. Zeytinim, aðacým, gölgem, hayat damarým, ekmeðimin katýðý, soframýn bereketi, evlatlarýmýn geleceði yok artýk.
Ekmeðimizi kendi yaðýmýza banmaya alýþmýþýz, hiç parayla zeytinyaðý almadýk ki!
Yok bir þiþecik zeytinyaðýmýz, yok bir avuç zeytinimiz. Koskoca zeytin daðlarýmýz yok yerinde. Yandý zeytinliklerimiz, yandý umutlarýmýz, yanýðýz biz.
Açýz bu sene. Zeytine, zeytinyaðýna açýz dostlarým.
Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
"Nurdan ÇAKIR TEZGÝN" bütün yazýlarý için týklayýn...
