Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
Draje Okumalar
Okumalarýn þekli þemali üzerine düþünürken; draje, kapsül ve tabletvari okumalarýn zaman kýsalýðýnýn farkýna varýyor insan. Neler oluyor bize? Okuyamaz mý olduk yoksa okunacak þeylere yetiþemediðimizden mikro okumalardan medet ummaya mý baþladýk! Daha da vahimi sýnýrsýz okuma çeþnisi karþýsýnda kafalarýmýz karýþtý da, bakmakla yetinip okumayý mý red eder olduk?
Dýþarýda bir gürültü ki hara güre, ooo bakýyorsunuz yaþam kaçýyor ipini kopartmýþ bir uçurtma gibi... Hiçbir þeye yetiþebilmek mümkün deðil, her ucuna iliþtiðin dokunur dokunmaz eskiyor sanki! "Erken vardýðýmýz tek nokta dünya gezegeni galiba" diye sýzlanýr olduk. Her þeye geç kalýyoruz sadece dünyaya erkeniz!
Çok yenisi olduðumuz bu internet teknolojisinin sayesinde epey þey deðiþti hayatýmýzda, en baþta okuma þeklimiz ve keyfiyetimiz. Farkýna vardýk mý varamadýk mý orasý tartýþýlýr fakat, okumanýn anlamý konusunda da fikir birliðimiz kalmadý. Nerede o ayak uzattýran, gözlük kaydýran, iç geçirten rehavet okumalarýnýn tadý, diyenlerdenseniz yaþ baþ konusunda el etek çekilmiþ demektir zaman perdesinden. Klavyeyle mücadelesini býrakýp, mouse (fare) ile okuma seanslarýna meyletmiþlere sözüm yok, onlar en azýndan okumak için uyanýktýrlar pc karþýsýndaki iskemlelerinde...
Okula gitmenin; okumak, "okumuþ olmak" diye bellendiði zamanlarýn torunlarýyýz biz. Kitap okumanýn, ders kitabý dýþýnda pek de muteber sayýlmadýðý zamanlardý, her þey her okuma ders okumasý olmalýydý o vakitler... Okumanýn kutsallaþtýrýldýðý, ülkemizi muasýr medeniyet seviyelerine çýkaracak nesillerin cumhuriyet torunlarýydýk bizler. Çoðumuz okuyup 'adam olacak çocuk' tanýmýyla aferinlenen çocuklar güruhuyduk.
Öyleydik böyleydik, sonuçta okumanýn, kendimizce keyifli yanýný bulmuþ tatlý keyifbazlardýk! Teksas Tommiks'lerini ders kitabýnýn arasýna koyup anne babalarýný kandýrmayanýmýz var mýydý içimizde? O devrin þanýndandý saklý okumalar! Uzun yaz tatillerinde öðlen uykusu diye musibet bir ev mahkumiyeti vardý, uyumamak için elimizden geleni yapar, tatil ödevi adýyla bilmem kaç soru cevap çözme iþini daima uyku saatine denk getirirdik ki; ne yaptýðýmýz fark edilmesin büyüklerce. Tatil ödevi defter kitaplarýmýzýn arasýnda mutlaka bir zararlý (!) neþriyat bulunurdu. Ya çizgi romanlar yada hafif cinsellik çaðrýþtýran resimli kitapçýklar, fotoromanlar vs... Günümüzün saklý okumalarý da bilgisayarda yasak sitelere girerek gerçekleþmekte ya, özde deðiþen pek bir þey yok galiba.
Okurduk ama biz! Okuduklarýmýzýn menþei çetrefil de olsa okurduk o uzun yaz tatillerinde... Bana öyle uzun gelirdi ki yaz mevsimi, okul açýldýðýnda elim, kolum, ayaklarým uzamýþ olurdu sanki ve hiçbir giysime sýðmazdým o upuzun yazlar sonunda!
"Þimdiki cd, mp3-4 çalarlar, mikroçip mucizeleri, elektronik okuyucular, top yekun bilgisayardan okumanýn da yazmanýn da cýlkýný mý çýkardýlar ne?" diyor yaþlý ve yeniliklere direnen dayatmacý büyükler... Kötü mü bu teknolojik argümanlar? Deðil elbette, okumanýn ve okutmanýn bin bir yüzü var. Bilgisayar ekranýnda kiþiyi salt okuma eylemi ile saatlerce ilgi odaðýnda tutan sayýsýz web siteleri oluþtu. Her konunun çeþitli yanlarýyla ele alýndýðý yüz binlerce site arasýnda okuma bombardýmanýna tutulmamak mümkün deðil, çoðu zaman hiç tasarlamamýþ sürpriz okumalarýn tam orta göbeðinde bulabiliyor kiþi kendini.
Okumanýn, teknoloji çeþitliliðiyle kýyasýya güncelleþtiði günümüzde, kaðýt kaynaklý okumalarýn yeri gitgide azalmakta. Kitap satýþlarýnýn nüfusa oranla hatýrý sayýlýr bir düþüþü söz konusudur. Dergiler ise, pek az ilgilisi dýþýnda satýlamamakta, oysa dergileri ayakta tutan reklam paylarýdýr, týpký günlük gazetelerin çýkýþ ve satýþ serüveninin sürüm paylarýnda olduðu gibi... Okumadýðýmýz gazetelerin renkli sayfalarýna bakmak için bile sayfa çevirmek iyice zor gelir oldu. Çünkü, artýk gazeteler kilo ile satýlmakta!!!
Ayýp diye bir þey var.
Bir "Pazar gazeteleri" saçmalýðýdýr sürüp gitmekte, kucak dolusu boyalý gazetelere ve reklam gazetesi haline dönüþmüþ görüntü kirliliklerine kahvaltý masalarýmýzda yer açamaz olduk artýk. Bilmem hangi firmanýn halý katalogunu, kanepe, beyaz eþya çeþitlerini sabahýn köründe mecburi incelemek zorundasýn, kaçarý yok. Reklamcýlar iþi iyice azýttýlar, reklamlarýný habermiþ gibi, gazeteymiþ gibi zorunlu dayatmaya baþladýlar okuyucuya. Çarþaf büyüklüðünde ve kitap ebadýnda kaðýt kirliliklerinin en zarar gördüðü canlýlar öncelikle aðaçlar ve dolaylý olarak insan tabi...
Yazýlý basýnýn hammaddesi kaðýttýr sonuçta, yani aðaçtýr, yeþildir, doðadýr...
Pazar gazeteleriyle ortalama 10-14 adet ek ve reklam kitapçýðý verilmekte. Tam 735 gram gelmekte bir adet günlük gazetenin aðýrlýðý... Yazýk deðil mi onca aðaca ve doða katline?
Okunmayan, sadece bakýlan gazete ve dergiler için daha fazla aðacýn kesilip yok olmasýna elbet dur denecektir. O zamanlar çok uzak deðildir...
Geçiþ dönemindeyiz. (Her ne kadar, her dönem kendi geçiþim dönemini hiç tamamlayamýyorsa da!) Reklam sektörünün ayakta tuttuðu basýlý yayýn kirliliði, kaðýt hammaddeli pastadan elini ayaðýný çekecektir nasýlsa. Televizyonlarýn binlerce kanalýndan sonra gümbür gümbür gelmekte olan internet medyasý, (internet reklamlarý) kýsa bir süre sonra tüm dünyayý kasýp kavuracaktýr. Kasýrganýn þiddeti, reklam sektörüne seçme þansý bile tanýmayacaktýr. Dokununca yayýlýp kabýný geniþleten yumuþak jöleli bir pastaya benzeyen internet reklamlarý, kontrol edilmesi oldukça güç yayýlmacýlýðýyla reklam sektörünün iþtahýný kabartmaya þimdiden baþladý.
Basýlý yayýnýn kaðýt kirliliðinden, sanal-bellek kirliliðine geçiþ kaçýnýlmaz. Aðaçlar belki biraz nefes alacaklar lakin bu defa da, bilgisayarlarýn sera etki-tepkisiyle atmosfere verdiði zararlarý konuþuyor olacaðýz.
Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
"Nurdan ÇAKIR TEZGÝN" bütün yazýlarý için týklayýn...
Okumalarýn þekli þemali üzerine düþünürken; draje, kapsül ve tabletvari okumalarýn zaman kýsalýðýnýn farkýna varýyor insan. Neler oluyor bize? Okuyamaz mý olduk yoksa okunacak þeylere yetiþemediðimizden mikro okumalardan medet ummaya mý baþladýk! Daha da vahimi sýnýrsýz okuma çeþnisi karþýsýnda kafalarýmýz karýþtý da, bakmakla yetinip okumayý mý red eder olduk?
Dýþarýda bir gürültü ki hara güre, ooo bakýyorsunuz yaþam kaçýyor ipini kopartmýþ bir uçurtma gibi... Hiçbir þeye yetiþebilmek mümkün deðil, her ucuna iliþtiðin dokunur dokunmaz eskiyor sanki! "Erken vardýðýmýz tek nokta dünya gezegeni galiba" diye sýzlanýr olduk. Her þeye geç kalýyoruz sadece dünyaya erkeniz!
Çok yenisi olduðumuz bu internet teknolojisinin sayesinde epey þey deðiþti hayatýmýzda, en baþta okuma þeklimiz ve keyfiyetimiz. Farkýna vardýk mý varamadýk mý orasý tartýþýlýr fakat, okumanýn anlamý konusunda da fikir birliðimiz kalmadý. Nerede o ayak uzattýran, gözlük kaydýran, iç geçirten rehavet okumalarýnýn tadý, diyenlerdenseniz yaþ baþ konusunda el etek çekilmiþ demektir zaman perdesinden. Klavyeyle mücadelesini býrakýp, mouse (fare) ile okuma seanslarýna meyletmiþlere sözüm yok, onlar en azýndan okumak için uyanýktýrlar pc karþýsýndaki iskemlelerinde...
Okula gitmenin; okumak, "okumuþ olmak" diye bellendiði zamanlarýn torunlarýyýz biz. Kitap okumanýn, ders kitabý dýþýnda pek de muteber sayýlmadýðý zamanlardý, her þey her okuma ders okumasý olmalýydý o vakitler... Okumanýn kutsallaþtýrýldýðý, ülkemizi muasýr medeniyet seviyelerine çýkaracak nesillerin cumhuriyet torunlarýydýk bizler. Çoðumuz okuyup 'adam olacak çocuk' tanýmýyla aferinlenen çocuklar güruhuyduk.
Öyleydik böyleydik, sonuçta okumanýn, kendimizce keyifli yanýný bulmuþ tatlý keyifbazlardýk! Teksas Tommiks'lerini ders kitabýnýn arasýna koyup anne babalarýný kandýrmayanýmýz var mýydý içimizde? O devrin þanýndandý saklý okumalar! Uzun yaz tatillerinde öðlen uykusu diye musibet bir ev mahkumiyeti vardý, uyumamak için elimizden geleni yapar, tatil ödevi adýyla bilmem kaç soru cevap çözme iþini daima uyku saatine denk getirirdik ki; ne yaptýðýmýz fark edilmesin büyüklerce. Tatil ödevi defter kitaplarýmýzýn arasýnda mutlaka bir zararlý (!) neþriyat bulunurdu. Ya çizgi romanlar yada hafif cinsellik çaðrýþtýran resimli kitapçýklar, fotoromanlar vs... Günümüzün saklý okumalarý da bilgisayarda yasak sitelere girerek gerçekleþmekte ya, özde deðiþen pek bir þey yok galiba.
Okurduk ama biz! Okuduklarýmýzýn menþei çetrefil de olsa okurduk o uzun yaz tatillerinde... Bana öyle uzun gelirdi ki yaz mevsimi, okul açýldýðýnda elim, kolum, ayaklarým uzamýþ olurdu sanki ve hiçbir giysime sýðmazdým o upuzun yazlar sonunda!
"Þimdiki cd, mp3-4 çalarlar, mikroçip mucizeleri, elektronik okuyucular, top yekun bilgisayardan okumanýn da yazmanýn da cýlkýný mý çýkardýlar ne?" diyor yaþlý ve yeniliklere direnen dayatmacý büyükler... Kötü mü bu teknolojik argümanlar? Deðil elbette, okumanýn ve okutmanýn bin bir yüzü var. Bilgisayar ekranýnda kiþiyi salt okuma eylemi ile saatlerce ilgi odaðýnda tutan sayýsýz web siteleri oluþtu. Her konunun çeþitli yanlarýyla ele alýndýðý yüz binlerce site arasýnda okuma bombardýmanýna tutulmamak mümkün deðil, çoðu zaman hiç tasarlamamýþ sürpriz okumalarýn tam orta göbeðinde bulabiliyor kiþi kendini.
Okumanýn, teknoloji çeþitliliðiyle kýyasýya güncelleþtiði günümüzde, kaðýt kaynaklý okumalarýn yeri gitgide azalmakta. Kitap satýþlarýnýn nüfusa oranla hatýrý sayýlýr bir düþüþü söz konusudur. Dergiler ise, pek az ilgilisi dýþýnda satýlamamakta, oysa dergileri ayakta tutan reklam paylarýdýr, týpký günlük gazetelerin çýkýþ ve satýþ serüveninin sürüm paylarýnda olduðu gibi... Okumadýðýmýz gazetelerin renkli sayfalarýna bakmak için bile sayfa çevirmek iyice zor gelir oldu. Çünkü, artýk gazeteler kilo ile satýlmakta!!!
Ayýp diye bir þey var.
Bir "Pazar gazeteleri" saçmalýðýdýr sürüp gitmekte, kucak dolusu boyalý gazetelere ve reklam gazetesi haline dönüþmüþ görüntü kirliliklerine kahvaltý masalarýmýzda yer açamaz olduk artýk. Bilmem hangi firmanýn halý katalogunu, kanepe, beyaz eþya çeþitlerini sabahýn köründe mecburi incelemek zorundasýn, kaçarý yok. Reklamcýlar iþi iyice azýttýlar, reklamlarýný habermiþ gibi, gazeteymiþ gibi zorunlu dayatmaya baþladýlar okuyucuya. Çarþaf büyüklüðünde ve kitap ebadýnda kaðýt kirliliklerinin en zarar gördüðü canlýlar öncelikle aðaçlar ve dolaylý olarak insan tabi...
Yazýlý basýnýn hammaddesi kaðýttýr sonuçta, yani aðaçtýr, yeþildir, doðadýr...
Pazar gazeteleriyle ortalama 10-14 adet ek ve reklam kitapçýðý verilmekte. Tam 735 gram gelmekte bir adet günlük gazetenin aðýrlýðý... Yazýk deðil mi onca aðaca ve doða katline?
Okunmayan, sadece bakýlan gazete ve dergiler için daha fazla aðacýn kesilip yok olmasýna elbet dur denecektir. O zamanlar çok uzak deðildir...
Geçiþ dönemindeyiz. (Her ne kadar, her dönem kendi geçiþim dönemini hiç tamamlayamýyorsa da!) Reklam sektörünün ayakta tuttuðu basýlý yayýn kirliliði, kaðýt hammaddeli pastadan elini ayaðýný çekecektir nasýlsa. Televizyonlarýn binlerce kanalýndan sonra gümbür gümbür gelmekte olan internet medyasý, (internet reklamlarý) kýsa bir süre sonra tüm dünyayý kasýp kavuracaktýr. Kasýrganýn þiddeti, reklam sektörüne seçme þansý bile tanýmayacaktýr. Dokununca yayýlýp kabýný geniþleten yumuþak jöleli bir pastaya benzeyen internet reklamlarý, kontrol edilmesi oldukça güç yayýlmacýlýðýyla reklam sektörünün iþtahýný kabartmaya þimdiden baþladý.
Basýlý yayýnýn kaðýt kirliliðinden, sanal-bellek kirliliðine geçiþ kaçýnýlmaz. Aðaçlar belki biraz nefes alacaklar lakin bu defa da, bilgisayarlarýn sera etki-tepkisiyle atmosfere verdiði zararlarý konuþuyor olacaðýz.
Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
"Nurdan ÇAKIR TEZGÝN" bütün yazýlarý için týklayýn...
