Tuncay ARSLAN
YEMÝNLÝ DÜÞMANLIKLAR
Gün, geride býrakmakta olduðumuz yýl ile hesaplaþma ve kiþisel bilançolarý çýkarma zamaný. Bunu doðru biçimde yaparsak, yeni zamanlara –belki – bizi daha iyi hazýrlar diye umabiliriz.
Ben, eski yýlý geride býrakýrken kendimi hayli yorgun hissediyorum. Fiziksel bir yorgunluk deðil benimkisi psikolojik bir yorgunluk olmalý. Gidiþ geliþler ile, dalgalanmalarýyla, umut ve hüsranlarýyla dolu dalgalanmalardý bunlar. Dünyada ve Türkiye’de olup bitenler de geldi her þeyin üstüne.
Ýnsan iniþ çýkýþlarý fazla olan bir alemde baþka insanlarýn kötüye düþmesinde nasýl mutlu olabildiðini; insan ruhunun kirliliðini, kalleþliðini daha açýk görüyor.
Gün geliyor; kirlilik, kalleþlik sizi çok yoruyor ve bir noktada –hak etmediðiniz halde- “Acaba hata bende mi?” diye sormaya baþlýyorsunuz. Bu kadar fazla anlaþýlmama, bu kadar yeminli düþmanlýðýn anlamlandýrýlmasý bazen güç olabiliyor.
Aradan geçen zaman içerisinde iletiþimlerimin çoðunu askýya aldým. Çünkü zamanýmýz telefonu açtýðýnýzda “Merhaba” dediðiniz insandan ikinci dakikada arkadan býçak yiyebileceðiniz bir zaman. Hele Foça’da manüplasyon, dezenformasyon almýþ baþýný gidiyor. O güzelim zeytinyaðlarý pehlivanlýkta ve yemeklerde kullanmak yerine insan iliþkilerinde menfaat için öylesine, açýktan açýða, sereserpe, insanýn gözüne soka soka kullanýlýyor ki ortalýk výcýk výcýk.
Þereflikoçhisar Yatýlý Ýlköðretim Bölge Okulu’ndan ayrýlýrken bir müstahdem arkadaþým bana aynen þunlarý söylemiþti: “Altý yýl bu kaygan zeminde görev yaptýn. Tökezledin ama bir kez düþmedin. Senin ayaklarýnýn altýnda koca koca çiviler oluþtu. Artýk yere saðlam basarsýn, sýrtýn yere gelmez.”
Þimdi düþünüyorum da orda saflar belliydi. Savaþ daha dürüstçeydi. Yani orada düþmanýn vardý. Þimdi at izi it izine karýþmýþ, keçiler Abdurrahman Çelebi olmuþ. Herkes omuz atýyor. Olmadý çelme takýyor.
Ben böyle bir savaþ bilmediðim ve Foça’da hiç düþmaným olmadýðý için umudumu kaybetmek üzereyim açýkçasý.
Tuncay ARSLAN
"Tuncay ARSLAN" bütün yazýlarý için týklayýn...
Gün, geride býrakmakta olduðumuz yýl ile hesaplaþma ve kiþisel bilançolarý çýkarma zamaný. Bunu doðru biçimde yaparsak, yeni zamanlara –belki – bizi daha iyi hazýrlar diye umabiliriz.
Ben, eski yýlý geride býrakýrken kendimi hayli yorgun hissediyorum. Fiziksel bir yorgunluk deðil benimkisi psikolojik bir yorgunluk olmalý. Gidiþ geliþler ile, dalgalanmalarýyla, umut ve hüsranlarýyla dolu dalgalanmalardý bunlar. Dünyada ve Türkiye’de olup bitenler de geldi her þeyin üstüne.
Ýnsan iniþ çýkýþlarý fazla olan bir alemde baþka insanlarýn kötüye düþmesinde nasýl mutlu olabildiðini; insan ruhunun kirliliðini, kalleþliðini daha açýk görüyor.
Gün geliyor; kirlilik, kalleþlik sizi çok yoruyor ve bir noktada –hak etmediðiniz halde- “Acaba hata bende mi?” diye sormaya baþlýyorsunuz. Bu kadar fazla anlaþýlmama, bu kadar yeminli düþmanlýðýn anlamlandýrýlmasý bazen güç olabiliyor.
Aradan geçen zaman içerisinde iletiþimlerimin çoðunu askýya aldým. Çünkü zamanýmýz telefonu açtýðýnýzda “Merhaba” dediðiniz insandan ikinci dakikada arkadan býçak yiyebileceðiniz bir zaman. Hele Foça’da manüplasyon, dezenformasyon almýþ baþýný gidiyor. O güzelim zeytinyaðlarý pehlivanlýkta ve yemeklerde kullanmak yerine insan iliþkilerinde menfaat için öylesine, açýktan açýða, sereserpe, insanýn gözüne soka soka kullanýlýyor ki ortalýk výcýk výcýk.
Þereflikoçhisar Yatýlý Ýlköðretim Bölge Okulu’ndan ayrýlýrken bir müstahdem arkadaþým bana aynen þunlarý söylemiþti: “Altý yýl bu kaygan zeminde görev yaptýn. Tökezledin ama bir kez düþmedin. Senin ayaklarýnýn altýnda koca koca çiviler oluþtu. Artýk yere saðlam basarsýn, sýrtýn yere gelmez.”
Þimdi düþünüyorum da orda saflar belliydi. Savaþ daha dürüstçeydi. Yani orada düþmanýn vardý. Þimdi at izi it izine karýþmýþ, keçiler Abdurrahman Çelebi olmuþ. Herkes omuz atýyor. Olmadý çelme takýyor.
Ben böyle bir savaþ bilmediðim ve Foça’da hiç düþmaným olmadýðý için umudumu kaybetmek üzereyim açýkçasý.
Tuncay ARSLAN
"Tuncay ARSLAN" bütün yazýlarý için týklayýn...
