Tülin DURSUN
EDEBÝYATTA KADIN YAZARLARIN BASTIRILMIÞLIÐI ÜZERÝNE
Edebiyatçýlar Derneði'nin 5 - 12 Aralýk tarihleri arasýnda Suriye'nin Rakka Kenti'nde katýldýðým Abdülselam El Uceyli Roman Festivali'nde yaptýðým "EDEBÝYATTA KADIN YAZARLARIN BASTIRILMIÞLIÐI ÜZERÝNE GÝRÝÞ" konuþmamdan...
Kültürümüzde diþi dünyaya gözlerini açtýðý andan itibaren "yasaklar"ýn ortasýna düþer. Daha bebek iken baþkalarýnýn yanýnda saklanmasý - örtülmesi gereken yerleri vardýr. Ýlk ayýplarý öðreten diþinin kendi öz annesi, büyüteni olan kadýndýr. Ýlk yasaklar annenin korkuyla koyduðu minik, biraz da sevimli kurallardýr.
Bir kýz çocuðu geliþimini tamamlayana kadar kendisiyle uðraþýr. Geliþim tamamlandýktan sonra da "erkekleri" uðraþýr kadýnýn içi ve dýþýyla...
Kadýn, erkekler kadar çabuk hayata atýlamaz. Erkek ilk deneyimlerini bile bir büyüðünün himayesinde yaþayan erkek ne kadar ilgi ve takdir görürse, kadýn içinde bulunduðu sosyal toplumun kurallarýna göre dýþlanýr. Varsa ayýplarý örtülür veya iþe "töre" karýþtýrýlýr. Annenin koyduðu ayýplar-günâhlar ve kýnamalarýn ardýndan babanýn katý kurallarla getirdiði yasaklar örseler kadýný.
Kadýn gelecekteki kocasý-erkeði için hazýrlanýr adeta. Kocasýna iyi davranmak, isteklerine karþýlýksýz ve itaatkâr boyun eðmesi, çocuklarýna güzel anne olabilecek "kadýn" olarak yetiþtirilir.
Kadýn kendini hep yeni bir oyun içinde bulacaktýr. Yeni geldiði bu evde de durum eskisinden farklý deðildir. Kadýnýn fikren bastýrýlmýþlýðý onun üretkenliðini asla elinden alamaz.
Gün gelir anne olur kadýn. Annesinin öðretileri onu "týpký"laþtýrmaktan öteye geçmez. Onun yeni bir oyuncaðý, yeni bir oyalanacaðý vardýr. Yemek piþirir, çocuklarýna bakar, evini toplar, temiz çamaþýrlar sunar erkeðine. Gönülsüz de olsa yataðýný paylaþýr erkekle. Kendine zamaný yoktur. Kadýn yalnýzdýr!
Oysa o kadýnýn da duygularý - düþünceleri vardýr paylaþacak ve aktaracak. Paylaþamaz!
Paylaþamaz; dudaklarýndan veya kaleminden çýkacak herhangi bir sözcük ona ters bir silah, bir bumerang gibi geri dönebilir. Kadýn katlanmak, duygu ve düþüncelerini ertelemek, yok etmek zorunda kalýr. Çocuklarý belki de kocasýnýn sosyal durumu önceliklidir. Ona sunulan her türlü ekonomik baðýþlardan, sunulardan yoksun býrakýlabilir. Kocasýnýn ismi zedelenebilir, daha fazlasý çocuklarý elinden alýnabilir. Kadýnýn hayatý tehdit içindedir. Yüreði korkaklaþýr. Savunmasýzdýr.
Zaman gelir karþýlýksýz ve habersiz aþklar da yaþayabilir kadýn. Ýçindeki ayýbýn sahibi olmak taþýnýlmaz bir yüktür aslýnda. Erkek hegomanyasý bunu haber alýr almaz baþlar tehditlerine. Kadýn bastýrýlmýþlýk ve istediði - düþlediði özgürlük arasýnda bocalarken; içindeki patlamaya hazýr bombanýn pimini çektiðinin farkýnda deðildir.
VE HÝÇBÝR ERKEÐÝN ANLAMADIÐI ÞEY; BÝR KADIN EÞ DE OLABÝLÝR, ANNE DE OLABÝLÝR; ÂÞIK DA OLABÝLÝR...
Kadýn cesur yürekliyse, biraz da katý kurallar karþýsýnda esnekse kimseye aldýrmadan gider yarýnlara. Bu genelde sýradýþýlýktýr.
Kadýný kadýndan daha güzel anlatan bir yazar daha yoktur. Evet yoktur! Yoktur ama kadýný anlatacak "o kadýn" da hiç olmayacaktýr.
Þiir, roman yazan, resim yapan erkekler diþi bedenleri kendilerine baþ malzeme seçerler. Ressamlar tuvalleri boyarlar hiç yaratýlmamýþ renklerle. Etimizden, tenimizden söz ederler edepsizce. Alýnmayýz biz; güleriz bu hoþluklara. Aslýnda kadýndan söz ederken kendi içlerindeki güvensizlikler, yaþanmamýþlýklar, hasretlikler çýkar ortaya. Kendileri de farkýnda deðildir bunlarýn. Ýliþkilerindeki baþarýsýzlýklar romanlarýna, tablolarýna, þiirlerine "kahraman" olarak aktarýlýr...
Kadýn "özgür" olmadýðý için öylesine ayýplardan, öylesine derin sevgiden söz edemez. Ettiðinde okuyan karar verir; "o kadýn"ýn çatlamýþtýr ar damarý...
Erkek hiç bilmez oysa. Kadýnýn isteði öylesine yoðun istekler deðildir. Onun güvendiði erkeðinin tutacaðý eli, yaslanacaðý omuzudur. Kadýn yaratýldýðýndan beri kendine bir "efendi" deðil; bir arkadaþ, gerçek bir sevgili aramýþtýr. Ve "yasak elma"yý çaldýðýndan beri kadýn sahipsizdir...
Türkiye'de erkek bastýrýlmýþlýðýna karþý koyabilen kadýn þair-yazar sayýsý giderek artmaktadýr. Bu bir baþkaldýrý deðil; tam tersi kadýnýn hak ettiði, olmasý gerektiði yerde olmak için çabalamasýdýr. Okur birkaç uçtaki kadýn yazardan baþkasýný tanýmamaktadýr. Uçta yazmak ise ülkemizde yazar tarafýndan istenmese de "feminist" olarak algýlandý. Kadýn yazarýn sýnýflandýrmaya hiç ihtiyacý olmadýðýný anlatmaya hiç gerek yok kanýsýndayým.
Bir Duygu Asena için her zaman kadýnlarýn savunucusu dendi. Þiddet gören, bastýrýlan her kadýný korumak, haklarýný onlara anlatmak feminist yaklaþýmdan önce "insan" davranýþ modelinin en güzel örneklerinden biridir. Duygu Asena bir zamanlar "Kadýnýn Adý Yok" dediðinde Türkiye ayaða kalkmýþtý. Evlenmeden önce babasýnýn, evlendikten sonra da kocasýnýn soyadýný alan kadýnýn bugün halâ bir adý yoktur!...
Bu yýlýn hemen baþýnda bir tiyatro oyunu sansürlenmiþtir. Fazla müstehcen bulunduðu için. Oysa müstehcenlik günlük yaþamýmýzdaki erkeðin küfürlü, saldýrgan, þiddete yönelik davranýþlarýnýn, duygu ve düþüncelerinin yanýnda hiçbir þey deðildir. Acaba gerçekçiliði mi oyunu sansüre götürdü?
Sevgili Ayþe Kilimci elliye yakýn kadýn yazardan "kadýnlara özel" öyküleri toplayarak kýsa bir zaman önce "KADINDAN SAKINCALI ANTOLOJÝ"yi çýkararak kadýnlarýn artýk bir þeylere "dur" demenin zamanýnýn geldiðini anlatmaya çalýþmaktadýr.
Bunun yanýnda sevgili yazarlarýmýzdan Meltem Arýkan'ýn kadýna yönelik þiddete - baskýya karþý yazdýðý eserlerle genç yazarlarýn bu yönde bizlerden daha þanslý olduðunu ispatlamasý gelecek kadýn yazarlar adýna çok güzel bir geliþmedir.
Þimdiye kadar (kýsaca) sözünü ettiðim kadýnýn davranýþ nedenlerinin baþýnda gelen ürkeklik onun egemeni olduðu kiþilerce bastýrýlmýþlýðý, salt bizlerde deðil; batýda da kendini göstermektedir. Bu da kadýnýn edebiyat yönünden kýsýrlaþtýrýlmasýdýr.
Sözlerimi toparlarsam; erkekler kronik muhalifliði býraktýklarýnda, her bireye "önce insan" olarak yaklaþtýklarýnda "asýlacak kadýn"lar azalacaktýr. Ýçinde kadýnýn her daim var olduðu edebiyat dünyasý daha da zenginleþecektir.
En özgür düþüncedeki kadýn yazarlarýn bile korkarak hatta fikirlerine ýsmarlama yazýlarla yazdýðý gerçeðini düþünürsek; erkeklere söylenecek tek bir þey var.
ARTIK KADINLARI PARSELLEMEYÝ BIRAKIN!
Çünkü;
Kadýn sizin bir yarýnýz, býrakýn özgürce yazsýnlar; sizi tamamlasýnlar...
Kim bilir belki size, sizi anlatýrlar...
Tülin DURSUN
"Tülin DURSUN" bütün yazýlarý için týklayýn...
Edebiyatçýlar Derneði'nin 5 - 12 Aralýk tarihleri arasýnda Suriye'nin Rakka Kenti'nde katýldýðým Abdülselam El Uceyli Roman Festivali'nde yaptýðým "EDEBÝYATTA KADIN YAZARLARIN BASTIRILMIÞLIÐI ÜZERÝNE GÝRÝÞ" konuþmamdan...
Kültürümüzde diþi dünyaya gözlerini açtýðý andan itibaren "yasaklar"ýn ortasýna düþer. Daha bebek iken baþkalarýnýn yanýnda saklanmasý - örtülmesi gereken yerleri vardýr. Ýlk ayýplarý öðreten diþinin kendi öz annesi, büyüteni olan kadýndýr. Ýlk yasaklar annenin korkuyla koyduðu minik, biraz da sevimli kurallardýr.
Bir kýz çocuðu geliþimini tamamlayana kadar kendisiyle uðraþýr. Geliþim tamamlandýktan sonra da "erkekleri" uðraþýr kadýnýn içi ve dýþýyla...
Kadýn, erkekler kadar çabuk hayata atýlamaz. Erkek ilk deneyimlerini bile bir büyüðünün himayesinde yaþayan erkek ne kadar ilgi ve takdir görürse, kadýn içinde bulunduðu sosyal toplumun kurallarýna göre dýþlanýr. Varsa ayýplarý örtülür veya iþe "töre" karýþtýrýlýr. Annenin koyduðu ayýplar-günâhlar ve kýnamalarýn ardýndan babanýn katý kurallarla getirdiði yasaklar örseler kadýný.
Kadýn gelecekteki kocasý-erkeði için hazýrlanýr adeta. Kocasýna iyi davranmak, isteklerine karþýlýksýz ve itaatkâr boyun eðmesi, çocuklarýna güzel anne olabilecek "kadýn" olarak yetiþtirilir.
Kadýn kendini hep yeni bir oyun içinde bulacaktýr. Yeni geldiði bu evde de durum eskisinden farklý deðildir. Kadýnýn fikren bastýrýlmýþlýðý onun üretkenliðini asla elinden alamaz.
Gün gelir anne olur kadýn. Annesinin öðretileri onu "týpký"laþtýrmaktan öteye geçmez. Onun yeni bir oyuncaðý, yeni bir oyalanacaðý vardýr. Yemek piþirir, çocuklarýna bakar, evini toplar, temiz çamaþýrlar sunar erkeðine. Gönülsüz de olsa yataðýný paylaþýr erkekle. Kendine zamaný yoktur. Kadýn yalnýzdýr!
Oysa o kadýnýn da duygularý - düþünceleri vardýr paylaþacak ve aktaracak. Paylaþamaz!
Paylaþamaz; dudaklarýndan veya kaleminden çýkacak herhangi bir sözcük ona ters bir silah, bir bumerang gibi geri dönebilir. Kadýn katlanmak, duygu ve düþüncelerini ertelemek, yok etmek zorunda kalýr. Çocuklarý belki de kocasýnýn sosyal durumu önceliklidir. Ona sunulan her türlü ekonomik baðýþlardan, sunulardan yoksun býrakýlabilir. Kocasýnýn ismi zedelenebilir, daha fazlasý çocuklarý elinden alýnabilir. Kadýnýn hayatý tehdit içindedir. Yüreði korkaklaþýr. Savunmasýzdýr.
Zaman gelir karþýlýksýz ve habersiz aþklar da yaþayabilir kadýn. Ýçindeki ayýbýn sahibi olmak taþýnýlmaz bir yüktür aslýnda. Erkek hegomanyasý bunu haber alýr almaz baþlar tehditlerine. Kadýn bastýrýlmýþlýk ve istediði - düþlediði özgürlük arasýnda bocalarken; içindeki patlamaya hazýr bombanýn pimini çektiðinin farkýnda deðildir.
VE HÝÇBÝR ERKEÐÝN ANLAMADIÐI ÞEY; BÝR KADIN EÞ DE OLABÝLÝR, ANNE DE OLABÝLÝR; ÂÞIK DA OLABÝLÝR...
Kadýn cesur yürekliyse, biraz da katý kurallar karþýsýnda esnekse kimseye aldýrmadan gider yarýnlara. Bu genelde sýradýþýlýktýr.
Kadýný kadýndan daha güzel anlatan bir yazar daha yoktur. Evet yoktur! Yoktur ama kadýný anlatacak "o kadýn" da hiç olmayacaktýr.
Þiir, roman yazan, resim yapan erkekler diþi bedenleri kendilerine baþ malzeme seçerler. Ressamlar tuvalleri boyarlar hiç yaratýlmamýþ renklerle. Etimizden, tenimizden söz ederler edepsizce. Alýnmayýz biz; güleriz bu hoþluklara. Aslýnda kadýndan söz ederken kendi içlerindeki güvensizlikler, yaþanmamýþlýklar, hasretlikler çýkar ortaya. Kendileri de farkýnda deðildir bunlarýn. Ýliþkilerindeki baþarýsýzlýklar romanlarýna, tablolarýna, þiirlerine "kahraman" olarak aktarýlýr...
Kadýn "özgür" olmadýðý için öylesine ayýplardan, öylesine derin sevgiden söz edemez. Ettiðinde okuyan karar verir; "o kadýn"ýn çatlamýþtýr ar damarý...
Erkek hiç bilmez oysa. Kadýnýn isteði öylesine yoðun istekler deðildir. Onun güvendiði erkeðinin tutacaðý eli, yaslanacaðý omuzudur. Kadýn yaratýldýðýndan beri kendine bir "efendi" deðil; bir arkadaþ, gerçek bir sevgili aramýþtýr. Ve "yasak elma"yý çaldýðýndan beri kadýn sahipsizdir...
Türkiye'de erkek bastýrýlmýþlýðýna karþý koyabilen kadýn þair-yazar sayýsý giderek artmaktadýr. Bu bir baþkaldýrý deðil; tam tersi kadýnýn hak ettiði, olmasý gerektiði yerde olmak için çabalamasýdýr. Okur birkaç uçtaki kadýn yazardan baþkasýný tanýmamaktadýr. Uçta yazmak ise ülkemizde yazar tarafýndan istenmese de "feminist" olarak algýlandý. Kadýn yazarýn sýnýflandýrmaya hiç ihtiyacý olmadýðýný anlatmaya hiç gerek yok kanýsýndayým.
Bir Duygu Asena için her zaman kadýnlarýn savunucusu dendi. Þiddet gören, bastýrýlan her kadýný korumak, haklarýný onlara anlatmak feminist yaklaþýmdan önce "insan" davranýþ modelinin en güzel örneklerinden biridir. Duygu Asena bir zamanlar "Kadýnýn Adý Yok" dediðinde Türkiye ayaða kalkmýþtý. Evlenmeden önce babasýnýn, evlendikten sonra da kocasýnýn soyadýný alan kadýnýn bugün halâ bir adý yoktur!...
Bu yýlýn hemen baþýnda bir tiyatro oyunu sansürlenmiþtir. Fazla müstehcen bulunduðu için. Oysa müstehcenlik günlük yaþamýmýzdaki erkeðin küfürlü, saldýrgan, þiddete yönelik davranýþlarýnýn, duygu ve düþüncelerinin yanýnda hiçbir þey deðildir. Acaba gerçekçiliði mi oyunu sansüre götürdü?
Sevgili Ayþe Kilimci elliye yakýn kadýn yazardan "kadýnlara özel" öyküleri toplayarak kýsa bir zaman önce "KADINDAN SAKINCALI ANTOLOJÝ"yi çýkararak kadýnlarýn artýk bir þeylere "dur" demenin zamanýnýn geldiðini anlatmaya çalýþmaktadýr.
Bunun yanýnda sevgili yazarlarýmýzdan Meltem Arýkan'ýn kadýna yönelik þiddete - baskýya karþý yazdýðý eserlerle genç yazarlarýn bu yönde bizlerden daha þanslý olduðunu ispatlamasý gelecek kadýn yazarlar adýna çok güzel bir geliþmedir.
Þimdiye kadar (kýsaca) sözünü ettiðim kadýnýn davranýþ nedenlerinin baþýnda gelen ürkeklik onun egemeni olduðu kiþilerce bastýrýlmýþlýðý, salt bizlerde deðil; batýda da kendini göstermektedir. Bu da kadýnýn edebiyat yönünden kýsýrlaþtýrýlmasýdýr.
Sözlerimi toparlarsam; erkekler kronik muhalifliði býraktýklarýnda, her bireye "önce insan" olarak yaklaþtýklarýnda "asýlacak kadýn"lar azalacaktýr. Ýçinde kadýnýn her daim var olduðu edebiyat dünyasý daha da zenginleþecektir.
En özgür düþüncedeki kadýn yazarlarýn bile korkarak hatta fikirlerine ýsmarlama yazýlarla yazdýðý gerçeðini düþünürsek; erkeklere söylenecek tek bir þey var.
ARTIK KADINLARI PARSELLEMEYÝ BIRAKIN!
Çünkü;
Kadýn sizin bir yarýnýz, býrakýn özgürce yazsýnlar; sizi tamamlasýnlar...
Kim bilir belki size, sizi anlatýrlar...
Tülin DURSUN
"Tülin DURSUN" bütün yazýlarý için týklayýn...
