Zeynep Ayþe EDÝRNE
MUSTAFA AMCA
''Biz adadan geldik, bize gavur derlerdi burada'' diyordu Mustafa amca, Midilli’yi kastederek.
Foça'nýn sembol yerlerinden biri olan Neco'da otururken, söze böyle baþladý yaþlý adam.
Çayýndan bir yudum aldýktan sonra, ceplerinde sigara tabakasýný ararken, Bedesten'e bakýp (þu anda Tansaþ'ýn olduðu bina) ''eskiden burasý Foça'nýn kalbinin attýðý yerdi. Çok büyük kapýlarý vardý, develer yükü tuz burada depolanýrdý. Tuz deyip de geçme evlat, önemli geçim kaynaðýmýzdý. Ben kazmacýydým. Bir de kürekçiler vardý, hamallarýn dýþýnda. Yelkenli gemiler gelinceye kadar depolanan tuzlar, kaya gibi olur biriktiði yerde. Biz kazmacýlar kazmayla daðýtýrdýk tuzlarý''.
Kaç kuruþ yevmiye aldýðýný kendi bile hatýrlamýyor ama ''yeterdi, idare ederdik'' diyordu. Ve devam ediyordu anlatmaya. Kürekçilerin küfelere yüklediði tuzlarý, hamallar gemilere yüklerlermiþ. Þu anda teknelerin baðlý olduðu Bedesten önünde üç iskele varmýþ, gemiler oraya yanaþýrlarmýþ.
Bedesten altýndaki restaurantlarý, önlerine bir düzen içinde yerleþtirilmiþ masa ve sandalyeleri, akýp geçen insan selini görmeden, buðulu gözlerle dalýp, o günleri tekrar yaþarcasýna anlatýrken ben de yaþýyordum sanki onunla beraber.
Jandarma Komando Okulu’nun olduðu yerin çok eski bir garnizon olduðunu, yine Mustafa amca anlattý.
''Çocuktuk, Mustafa Kemal gelecek dediler'' diye baþladý söze. Sigarasýný tazeledikten sonra çayýndan bir yudum aldý. O buðulu gözler çocuksu, heyecanlý bir hale büründü. Kolay mýydý? Koca Mustafa Kemal geliyordu. En temiz, En yeni giysileriyle karþýlamýþlar koca Paþa'yý... Alkýþlarla ve yaþa çýðlýklarýyla. Birlikleri denetleyen Paþa, ayný coþkuyla uðurlanmýþ.
Mustafa amca þimdi Ýzmir'de bir huzurevinde. Kim bilir ne kadar sýkýlýyordur? Rahatý yerinde olsa da Foça'sýz yapamýyor. Arada bir görüyorum yine Neco'da.
Ve Reha Midilli; Foça'yý çaðdaþlaþtýran büyük insan. O da adalý, Mustafa amcanýn çaðdaþý. Belki ayný tarihlerde geldiler Foça'ya. Bu cennet beldeye kazandýrdýklarý saymakla bitmez. Okullarý, saðlýk tesisleri, sosyal tesisler, karþýlýksýz verdiði burslar. Ve Sayýn Midilli hala durmuyor. Yüksek okulla birlikte yaptýracaðý Yaþlýlar Evi’ni duyunca daha bir heyecanlandým. Çan dede mevkiinde yapýlacakmýþ. Kartal yuvasý gibi, manzarasý doyumsuz. Yaþlýlarýn günlerini huzurla geçirebilecekleri bir sonbahar yeri. Çan dedenin öyküsünü, daha sonra baþka bir Mustafa amcadan aktarýrýz. Ama Mustafa amcalar çok azaldý. Yok oluyorlar. Onlarý yitirmeden biraz daha uzatalým sonbaharlarýný.
Yoldan geçen yaþlý bir Foçalý görürseniz girin koluna, bir çay için beraberce... Bakýn size neler anlatacak, nerelere götürecek? Mustafa amcalara sahip çýkalým, pamuklara sarýp koruyalým onlarý. Arkasý yok çünkü...
Zeynep Ayþe EDÝRNE
"Zeynep Ayþe EDÝRNE" bütün yazýlarý için týklayýn...
''Biz adadan geldik, bize gavur derlerdi burada'' diyordu Mustafa amca, Midilli’yi kastederek.
Foça'nýn sembol yerlerinden biri olan Neco'da otururken, söze böyle baþladý yaþlý adam.
Çayýndan bir yudum aldýktan sonra, ceplerinde sigara tabakasýný ararken, Bedesten'e bakýp (þu anda Tansaþ'ýn olduðu bina) ''eskiden burasý Foça'nýn kalbinin attýðý yerdi. Çok büyük kapýlarý vardý, develer yükü tuz burada depolanýrdý. Tuz deyip de geçme evlat, önemli geçim kaynaðýmýzdý. Ben kazmacýydým. Bir de kürekçiler vardý, hamallarýn dýþýnda. Yelkenli gemiler gelinceye kadar depolanan tuzlar, kaya gibi olur biriktiði yerde. Biz kazmacýlar kazmayla daðýtýrdýk tuzlarý''.
Kaç kuruþ yevmiye aldýðýný kendi bile hatýrlamýyor ama ''yeterdi, idare ederdik'' diyordu. Ve devam ediyordu anlatmaya. Kürekçilerin küfelere yüklediði tuzlarý, hamallar gemilere yüklerlermiþ. Þu anda teknelerin baðlý olduðu Bedesten önünde üç iskele varmýþ, gemiler oraya yanaþýrlarmýþ.
Bedesten altýndaki restaurantlarý, önlerine bir düzen içinde yerleþtirilmiþ masa ve sandalyeleri, akýp geçen insan selini görmeden, buðulu gözlerle dalýp, o günleri tekrar yaþarcasýna anlatýrken ben de yaþýyordum sanki onunla beraber.
Jandarma Komando Okulu’nun olduðu yerin çok eski bir garnizon olduðunu, yine Mustafa amca anlattý.
''Çocuktuk, Mustafa Kemal gelecek dediler'' diye baþladý söze. Sigarasýný tazeledikten sonra çayýndan bir yudum aldý. O buðulu gözler çocuksu, heyecanlý bir hale büründü. Kolay mýydý? Koca Mustafa Kemal geliyordu. En temiz, En yeni giysileriyle karþýlamýþlar koca Paþa'yý... Alkýþlarla ve yaþa çýðlýklarýyla. Birlikleri denetleyen Paþa, ayný coþkuyla uðurlanmýþ.
Mustafa amca þimdi Ýzmir'de bir huzurevinde. Kim bilir ne kadar sýkýlýyordur? Rahatý yerinde olsa da Foça'sýz yapamýyor. Arada bir görüyorum yine Neco'da.
Ve Reha Midilli; Foça'yý çaðdaþlaþtýran büyük insan. O da adalý, Mustafa amcanýn çaðdaþý. Belki ayný tarihlerde geldiler Foça'ya. Bu cennet beldeye kazandýrdýklarý saymakla bitmez. Okullarý, saðlýk tesisleri, sosyal tesisler, karþýlýksýz verdiði burslar. Ve Sayýn Midilli hala durmuyor. Yüksek okulla birlikte yaptýracaðý Yaþlýlar Evi’ni duyunca daha bir heyecanlandým. Çan dede mevkiinde yapýlacakmýþ. Kartal yuvasý gibi, manzarasý doyumsuz. Yaþlýlarýn günlerini huzurla geçirebilecekleri bir sonbahar yeri. Çan dedenin öyküsünü, daha sonra baþka bir Mustafa amcadan aktarýrýz. Ama Mustafa amcalar çok azaldý. Yok oluyorlar. Onlarý yitirmeden biraz daha uzatalým sonbaharlarýný.
Yoldan geçen yaþlý bir Foçalý görürseniz girin koluna, bir çay için beraberce... Bakýn size neler anlatacak, nerelere götürecek? Mustafa amcalara sahip çýkalým, pamuklara sarýp koruyalým onlarý. Arkasý yok çünkü...
Zeynep Ayþe EDÝRNE
"Zeynep Ayþe EDÝRNE" bütün yazýlarý için týklayýn...
