Tuncay ARSLAN
SANATÇI JAKOBENDÝR
Baþkalarý ile sanatçýlar arasýnda oluþan duygular oldukça karmaþýktýr. Baþkalarý sanatçýya hem hayranlýk duyar, hem de sanatçýyý küçümserler; hem severler onlarý, hem de kýzarlar sanatçýya; hem beðenirler, hem kýskanýrlar; hem çok akýllý bulurlar, hem sanatçýlarýn çok saf olduklarýna inanýrlar.
Sanatçýlarýn yaratýcýlýklarýndan çok toplumun kurallarýyla çatýþan baðýmsýz kiþilikleriyle, davranýþlarýyla ilgilenirler. Vahþiliðe yaklaþan özgürlüklerini kýsýtlamaya, onlarýn her türlü sýnýrlamaya baþkaldýran öfkelerini evcilleþtirmeye uðraþýrlar. Onlarýn eserleri kadar davranýþlarý da tehlikelidir çünkü. Yaratýcýlýðýn bize benzemiyor, hayatýn bize benzesin derler farkýna varmadan. “Yaptýklarý bizim yaptýklarýmýzdan farklý olan birinin hayatý nasýl bizim hayatýmýz gibi olabilir?” sorusunu da sormazlar. Ve onlara hayali misyon yüklerler. ”Siz topluma örnek olmalýsýnýz.”, ”Ahlaklý olmalýsýnýz, dürüst olmalý, iyi kalpli olmalý, efendi, saygýlý, alçakgönüllü olmalýsýnýz.” Bunlarýn hiçbiri olmaz elbette. Çünkü sanatçýlar düzenin deðil, kaosun çocuklarýdýr.
Hem hayatý herkesten daha iyi görüp, hem de hayata herkesten daha yabancý olarak, dolaþýrlar. Birilerine iyilik olsun diye deðil; doðuþtan böyle olduðu için hastalýklarý, eksiklikleri, acýlarý tedavi edebilmek için yaratýlýrlar. Neredeyse tüm ýþýklarýný yarattýklarýna yansýtmýþlardýr. Hayatlarýna yalnýzca karanlýklar kalmýþtýr.
Sanatçýlarý kendi ölçülerinizle sevemezsiniz. Onlara dokunabilmek için size benzer yanlarýný ararsýnýz ama bulamazsýnýz. Kibirli, küstah, saldýrgan, bencildirler genelde. Ama Dostoyevski’yi kumarbaz diye, Balzac’ý dolandýrýcý diye, Ezra Pound’u hain diye, Baudelaire’i kokainman, Edgar Allan Poe’yu alkolik, Michelangelo’yu bencil, Knut Hamsun’u faþist diye sanat dünyasýndan dýþlarsanýz onlarýn deðil sizin hayatýnýz eksilir. Onlarýn kiþilikleri saygýdeðer deðildir belki ama insanlýk onlarýn eserleriyle saygýdeðerdir. Sizin bilmediðiniz ve bilemeyeceðiniz bir acýyý çektiklerinden öfkeli ve isyankarlar; yaþamýn duvarlarýna sýðmayan kanatlarýyla ne bu hayatý býrakýp gidiyorlar, ne de bu hayatýn içinde yaþayabiliyorlar.
Sanatçýlarýn gerçek yüzlerini sevmezdiniz. Onlar da biliyor bunu. Size yeni yüzler yapýyorlar iþte (MASKECÝLER). Onlarý sevin diye müzikler, resimler, heykeller, kitaplar, sinemalar, anýtlar, tiyatrolar yapýyorlar. Bir çocuk gibi getirip gösteriyorlar. Biraz alkýþ biraz sevgi istiyorlar.
Mozart’ýn deyimiyle; ”Ben bayaðýyým ama yaptýklarým öyle deðildir.”
O kiþileri öldürmek mi istiyorsun. O zaman dilimizi, sözcüklerimizi, cümlelerimizi kaybedersin.
Dünküler saygýdeðer deðillerdi, bugünküler, aramýzda dolaþanlar, belki beraber çalýþtýklarýmýz saygýdeðer deðiller. Ama onlarýn yaþamadýðý, var olmadýðý, gizli odalarýnda acý çekmediði bir hayat da saygýdeðer olamýyor. Onlar karanlýklarýn çocuklarý ve onlarý yok ettiðinizde ne yazýk ki hayat da kararýyor.
Yýllar önce yeni tanýþtýðým bir þahýs bir etkinlikten sonra oturduðumuzda bana “Jakobensin sen.” demiþti. Müdürüm de “sen sanatçý adamsýn.” der bana yazdýklarýmýn ve yaptýklarýmýn pek farkýnda olmadan. Evet ben de Ahmet Altan’ýn yazdýklarýna ekliyorum. ”Sanatçý jakobendir.”
Tuncay ARSLAN
"Tuncay ARSLAN" bütün yazýlarý için týklayýn...
Baþkalarý ile sanatçýlar arasýnda oluþan duygular oldukça karmaþýktýr. Baþkalarý sanatçýya hem hayranlýk duyar, hem de sanatçýyý küçümserler; hem severler onlarý, hem de kýzarlar sanatçýya; hem beðenirler, hem kýskanýrlar; hem çok akýllý bulurlar, hem sanatçýlarýn çok saf olduklarýna inanýrlar.
Sanatçýlarýn yaratýcýlýklarýndan çok toplumun kurallarýyla çatýþan baðýmsýz kiþilikleriyle, davranýþlarýyla ilgilenirler. Vahþiliðe yaklaþan özgürlüklerini kýsýtlamaya, onlarýn her türlü sýnýrlamaya baþkaldýran öfkelerini evcilleþtirmeye uðraþýrlar. Onlarýn eserleri kadar davranýþlarý da tehlikelidir çünkü. Yaratýcýlýðýn bize benzemiyor, hayatýn bize benzesin derler farkýna varmadan. “Yaptýklarý bizim yaptýklarýmýzdan farklý olan birinin hayatý nasýl bizim hayatýmýz gibi olabilir?” sorusunu da sormazlar. Ve onlara hayali misyon yüklerler. ”Siz topluma örnek olmalýsýnýz.”, ”Ahlaklý olmalýsýnýz, dürüst olmalý, iyi kalpli olmalý, efendi, saygýlý, alçakgönüllü olmalýsýnýz.” Bunlarýn hiçbiri olmaz elbette. Çünkü sanatçýlar düzenin deðil, kaosun çocuklarýdýr.
Hem hayatý herkesten daha iyi görüp, hem de hayata herkesten daha yabancý olarak, dolaþýrlar. Birilerine iyilik olsun diye deðil; doðuþtan böyle olduðu için hastalýklarý, eksiklikleri, acýlarý tedavi edebilmek için yaratýlýrlar. Neredeyse tüm ýþýklarýný yarattýklarýna yansýtmýþlardýr. Hayatlarýna yalnýzca karanlýklar kalmýþtýr.
Sanatçýlarý kendi ölçülerinizle sevemezsiniz. Onlara dokunabilmek için size benzer yanlarýný ararsýnýz ama bulamazsýnýz. Kibirli, küstah, saldýrgan, bencildirler genelde. Ama Dostoyevski’yi kumarbaz diye, Balzac’ý dolandýrýcý diye, Ezra Pound’u hain diye, Baudelaire’i kokainman, Edgar Allan Poe’yu alkolik, Michelangelo’yu bencil, Knut Hamsun’u faþist diye sanat dünyasýndan dýþlarsanýz onlarýn deðil sizin hayatýnýz eksilir. Onlarýn kiþilikleri saygýdeðer deðildir belki ama insanlýk onlarýn eserleriyle saygýdeðerdir. Sizin bilmediðiniz ve bilemeyeceðiniz bir acýyý çektiklerinden öfkeli ve isyankarlar; yaþamýn duvarlarýna sýðmayan kanatlarýyla ne bu hayatý býrakýp gidiyorlar, ne de bu hayatýn içinde yaþayabiliyorlar.
Sanatçýlarýn gerçek yüzlerini sevmezdiniz. Onlar da biliyor bunu. Size yeni yüzler yapýyorlar iþte (MASKECÝLER). Onlarý sevin diye müzikler, resimler, heykeller, kitaplar, sinemalar, anýtlar, tiyatrolar yapýyorlar. Bir çocuk gibi getirip gösteriyorlar. Biraz alkýþ biraz sevgi istiyorlar.
Mozart’ýn deyimiyle; ”Ben bayaðýyým ama yaptýklarým öyle deðildir.”
O kiþileri öldürmek mi istiyorsun. O zaman dilimizi, sözcüklerimizi, cümlelerimizi kaybedersin.
Dünküler saygýdeðer deðillerdi, bugünküler, aramýzda dolaþanlar, belki beraber çalýþtýklarýmýz saygýdeðer deðiller. Ama onlarýn yaþamadýðý, var olmadýðý, gizli odalarýnda acý çekmediði bir hayat da saygýdeðer olamýyor. Onlar karanlýklarýn çocuklarý ve onlarý yok ettiðinizde ne yazýk ki hayat da kararýyor.
Yýllar önce yeni tanýþtýðým bir þahýs bir etkinlikten sonra oturduðumuzda bana “Jakobensin sen.” demiþti. Müdürüm de “sen sanatçý adamsýn.” der bana yazdýklarýmýn ve yaptýklarýmýn pek farkýnda olmadan. Evet ben de Ahmet Altan’ýn yazdýklarýna ekliyorum. ”Sanatçý jakobendir.”
Tuncay ARSLAN
"Tuncay ARSLAN" bütün yazýlarý için týklayýn...
