BUGÜN / Kevser YALÇIN
Kevser YALÇIN

Kevser YALÇIN

BUGÜN



Bugün!
Evet, bugün, þu an!
Nerdeyiz? Ne yapýyoruz?
Farkýnda mýyýz?
Durup þu aný düþünelim, ne durumdayýz ve ne düþünüyoruz?

Genelde geçmiþte yaþamaya geçmiþte yaptýklarýmýzý düþünmeye, keþkelerle dolu olan beynimiz belki de gelecek ile ilgili kaygýlar sýkýntýlar ve ne olacaðý, acabalarla dolu olduðunu biraz olsun farkýnda mýyýz?

Birçok bilgide ve bilgilerde, haberlerde eskiden yaygýn olmayan fakat son zamanlarda inanýlmaz derecede ortalýðý kasýp kavuran insanlýðý bekleyen tehlikeler, dünyamýzýn tehdit altýnda olmasý, küresel felaketler, bilinçlerimize baský yapan, bizi gerginleþtiren ve bizi bizden biraz da olsa uzaklaþtýran insanlar haline dönüþmemizi saðlayan durumlar oluþturmaktadýr.

Bunun dýþýnda, deðiþen hava, ýsý, ýþýk etkileri, bedenimize büyük ölçüde baský yapmaktadýr.
Bir bütün olarak baktýðýmýzda da, eskiden toplu katliamlara savaþlara, ölen insanlara üzülen insanlýk, bu haberleri bile es geçebilmekte, normal hale gelen haberler olarak yorumlamaktadýrlar.

Normal haberler olarak algýlama, hatta “vah vah” deyip salataya bir çatal daha atabiliyor ya da “yeter bu kadar haber” deyip baþýmýzý çeviriyor, görmezlikten de gelebiliyoruz ve rutin hayata geri dönüp UNUTUYORUZ.

Bizlere neler oluyor?

Her þey deðiþiyor.

Eskiden tedricen, yavaþ yavaþ, alýþtýra alýþtýra deðiþen ýsý ýþýk hava, oksijen, küresel deðiþimler, þimdi inanilmaz bir hýzla deðiþmekte.

Bu zamanýn insanlýðý olarak deðiþimin tam ortasýndayýz, yani köprüden geçiyoruz. Eskilerin tabiri ile eþik atlýyoruz.

Eskiye baktýðýmýzda, daha hoþgörülü, sabýrlý, hissiyatlý olan insanlýk, artýk herþeyini yitirmiþ durumda sanki. Ýþ çýðrýndan çýkmýþ gibi görünse de aslýnda görünenin ardýnda görünmeyeni de görmek gerekir.

Bu olanlarýn ne için olduðu, farkýndalýkla hissedilebilir.

Herkes buna ulaþabilmek için kendi bildiði yolu bulacaktýr. Neyle ulaþacaðýný kendisi mutlaka bulacaktýr.

Eskiye dair ne varsa yýkýlýp yeninin inþa edildigi bu zaman, bu an, yani her aný, nasýl karþýlayacaðýný, nasýl hamule edebileceðini,kabul edebileceðini kendisi keþfedecek.

Bir meditasyonla, þifa çalýþmalarýyla, beyin fýrtýnasýyla, düþünce tahliliyle, kitaplarda, kendi yazdýklarýnda, þiir yazarak, resim yaparak, dostlarýnda, yalnýz kalarak, topluluða karýþarak, yürüyerek, spor yaparak, çalýþarak, uzak kalarak, ya da yakýnlaþarak....

Deðiþen durum þartlarýna uyum saðlayabilselerdi, bugün dünyada bizden baþka, dinozorlar da olabilirdi. Fakat onlar bugün yoklar.

Güçlü olan olabilen, uyum saðlayabilen, kendi içinde dengeyi oluþturabilen, sadece ruhsal deðil fiziksel olarak da dengeyi oluþturabilen varlýklar ancak ayakta yaþamda kalabiliyorlar.

Hem fiziksel hem ruhsal hem de düþünce seviyesinde dengemizi, sevgimizi koruyabilmeliyiz.

Yaratýlanlarýn en þereflisi insan olma özelliði, diðer tüm canlýlarý hiçe say anlamýnda deðildir. Her türlü yetkiye sahipsin, dünyanýn nimetlerini dilediðin gibi kullan, demek hiç deðildir. Egona göre hareket et, kendin dýþýnda tüm olan bitene gözlerini yum anlamýnda kullanýlmamýþtýr.

Fakat insanlýk, öyle dertlidir ki! Bitmez tükenmez arzularla dolu egosunu doyurmak ile meþguldür. Hep bana gelsin, bana aksýn. Para bana gelsin, ben mutlu olayým, ben huzur bulayým. Bu bencillik nereye kadar sürecek? Nereye kadar uyumaya devam edeceðiz? Ýlla ki, “çimlere basmayýn” “çöp dökmeyin” “ilan asmayýn” “sigara içilmez” uyarýlarý gibi “bencilliðe son” “kendinden baþka canlýlarý da düþün” gibi sloganlar mý asmalýyýz her tarafa. Ýlla ki bir uyaran mý olmalý sürekli?

Duyarlý olmalýyýz. Dünyaya, yaþamlara ve kendimiz dýþýndaki her canlýya.

Kaygan zeminde yürürken, nasýl dikkatli ve rikkatliysek, düþmemek için her türlü fiziksel ve düþünsel hareket edebiliyor ve yeni fikirler üretebiliyorsak, iþte o zaman bu zaman.

Bu zaman... þimdi... hemen þimdi. Ertelemeden, üþenmeden, vazgeçmeden.

Sevgiyle kalalým.
Belki þimdi tek baþýna...
Belki birçoklarla.
Ama zamaný gelince bütünüyle.
Bir olarak, BÜTÜN DÜÞÜNME zamaný!..


Kevser YALÇIN




17 Mart 2010 Çarþamba / 2067 okunma



"Kevser YALÇIN" bütün yazýlarý için týklayýn...