SARI GÜRÜLTÜ / Lale DÝLLÝGÝL
Lale DÝLLÝGÝL

Lale DÝLLÝGÝL

SARI GÜRÜLTÜ



Bir dostun, özellikle bunaldýðý günlerin
ardýndan gelen uykularda gördüðünü
söylediði bir düþ öyküsü:

“Bir tepeden havalanýyorum ve bitmek
bilmez bir uçuþa baþlýyorum. Uçuþum
-yani düþüm- boyunca altýmda göz alabildiðine
ayçiçeði tarlalarý akýp gidiyor.”



Akýp gidiyor altýndan uçsuz bucaksýz ayçiçeði tarlalarý... Dalga sesleriyle... Nicedir, ancak gece yarýsý uçuþlarýyla inanabiliyorsun her þeyin yolunda gittiðine...
Kolay deðil, elli yýl bu, elli yýllýk deneyim...


Sýrtýna vuran güneþin dürtüþüyle uyan. Her zamanki gibi gerin ve evini dinle. Yine o belli-belirsiz çýtýrtýlar... Deðil hamam, bir duþ taþý bile yokken hamam böcekleri! Baþka kim olacaktý? Can sýkýcý ama boþ ver. Kalk, ocaðý yak da boðazýndan günün ilk sýcak sývýsý geçsin. Canlan.

Kayarcasýna aþarken ayçiçeði tarlalarýný, taze-serin hava vurur yüzüne... Bir de dalga sesleri...

Sabah sabah, yalnýz çýtýrtý olsa iyi, bir de üst kattaki canavarlarýn patýrtýlarý! Akþama kadar bir saniye durmaz bunlar artýk. Madem baþ edemeyecekler, ne doðururlar ardý ardýna da susturmak için gün boyu onlardan fazla ciyaklarlar diye söylen kendi kendine, ferahlarsýn... Konuþ.

Milyonlarca, belki milyarlarca esmer yüz, sarý saçlarla çevrili, seni izlerken aþaðýdan, dalga sesleri bile sapsarýdýr.

Pencere camlarýný delip içine kadar giren þarkýlý-türkülü tüp gaz arabalarýna inat, sustur þu mutfaktaki tüpün fýsýrtýsýný. Ne suyun kaynamasý, ne çayýn demlenmesi bir iþe yarar -neyse ki þeker bitmiþ. Giyin hemen de çýkýver þu evden, bakkala! Hareket et.

Ayçiçekleri ancak sen saðken, saðlamken varolabilir, elbet dalga sesleri de...

Sabah alýþveriþindeki kadýn kýsmý öyle olur; hem birbirleriyle, hem de ayný anda bakkal Mehmet Efendi’yle avaz avaz konuþurlar iþte, aldýrma. Al þekerini sýyrýl aralarýndan. Öðleden sonra içine düþeceðin keþmekeþin yanýnda ne ki? Durul.

Dalgalarýn sesine uyunca kanat çýrpýþlarý, nasýl da geride kalýr, çýtýr çýtýr yazlýk sinema keyifleri...

Güzeldir sabah çayý, ardýndan kahve keyfi de, bir de þu apartmanýn su tesisatý elden geçse... Suyun akýþ süresinden hangi dairede sifonun çekildiðini ‘þýp’ diye bilmek deðil marifet, aklýný okuduðuna verebilmek... Yoðunlaþ.

Güneþi izler ayçiçekleri; en yakýcý öðle güneþinin altýndadýr en dik, baþý en yukarýda duruþlarý.

Yemek üstüne þöyle kýsa bir þekerlemenin tadýný herkes bilir de, sokakta, pencerenin tam önünde top oynayan yeni yetme delikanlýlarýn haykýrýþlarý olmasa... Delikanlýlýðýný mahalle aralarýnda geçirenler o oyunlarýn tadýný bilir, sen kulaðýný da kafaný da takmamaya çalýþ. Toparlan.

Dalga sesinden baþkasýnýn duyulmadýðý ayçiçeði tarlalarýnda seninle döner günü onlar, sessiz.

Öyleydi, böyleydi derken bak, akþamýn ucu göründü iþte. Hazýrlan da çýk yine þu evden. Akþamüstü iþ çýkýþý karmaþasý karmaþa da, ola ki o kalabalýkta biri yanlýþlýkla eline deðer ya da omzuna çarpar. Olsun, akþam hazýrlýðýna can katar bu tür dokunuþlar bile. Umutlan.

Her biri yüzlerce alacalý gelecek yüklü milyonlarca ayçiçeði, yan yana, kol kola, dalga dalga hevesle hora teper gün boyu.

Su, metal evyeye dökülürken takýrdasa da, buzdolabýn yaþlýlýktan kýyameti koparsa da, sandalyeler tahta zeminde gacýrdasa da oralý olma. Babadan kalma lâmbalý radyon var ya... Al bir-iki yudum kadehinden, kuþ olup uç sevgilinin diyarýna.

Yorgun baþlar, bükülen boyunlar üzerinde saða-sola devrilerek bekler dalga sesleriyle gelecek aydýnlýðý.

Ne demiþler? Zaman bu. Su gibi akar, kulaðýndan tuttuðu gibi kapar getirir geceyi. Bak, bitiverdi bir gün daha... Býrak öylece masayý, ayaklarýnýn ucuna basa basa git, gir yataðýna. Çýt bile çýkarma. Her þey yolunda. Elli yýldýr böyle deðil mi zaten?

Akýp gidiyor altýndan uçsuz bucaksýz ayçiçeði tarlalarý... Dalga sesleriyle... Nicedir, ancak gece yarýsý uçuþlarýyla inanabiliyorsun her þeyin yolunda gittiðine.


Lale DÝLLÝGÝL




17 Ekim 2007 Çarþamba / 2441 okunma



"Lale DÝLLÝGÝL" bütün yazýlarý için týklayýn...