Tülin DURSUN
BOÞ YATAK, DOLU .....
Erken uyandým yine. Akþam iþ dönüþü marketten aldýðým sütü buzdolabýndan çýkardým. Damla sakýzýný havanda döverken kendimle konuþtuðumu fark ettim. Deliriyorum mu ne?
"Delirium tremens"
Bitmenin hangi durumu?
Düþünce kaçaklarýna yakalandým. Fikirler uçuþuyor. Hangisini yakalayýp da birinde karar kýlacaðým?
Yok!
Öyle düþündüðünüz gibi deðil. Demans durumu yok ama fikir saçmalarýna hedef olmaktan kurtulamýyorum.
Oldu iþte. Kývamýnda bir sakýzlý muhallebi. Son yýllarda diabet hastasý da oldu. Sakarinle piþirdim. Üzerine artýk fýstýk koymuyorum. Ýstemiyor. Yutkunma zorluðu da baþladý. Annesini bekleyen yuva çocuklarý gibi gözlüyor yolumu. Her üç günde bir on iki kase muhallebi, çocuk mamasý hazýrlýyorum. Kadýnbudu köfteyi çok seviyor.
Yaklaþýk dokuz yýldýr huzurevinde kalýyor. Tüm yalvarmalarým boþuna. Burada mutlu olduðunu söylüyor. Onun huzurevinde kalma isteði bende huzur býrakmýyor. O huzurevinde huzuru ararken, benim huzursuzluðumdan habersiz...
Buraya gelmeden önce tüm mal varlýðýný T.S.K'ya baðýþlamak istiyor. Heyete çýkmalýymýþ. Yaþý ilerlediðinden heyetten "olmaz" raporu çýkýyor. Sinirleniyor. O zamanlar Ecevit Hükümeti var.
"Benim malýma karýþýyorsunuz ama ayný yaþta olduðum adamlar hükümet yönetiyor. Bu ne iþtir?" Heyettekiler gülüþüyor.
Öz kýzý deðilim. O benim teyzem. Ýki oðlu vardý, biri öldü. Diðeri huzurevinde annesini bastonla öldürmeye çalýþtý. Cenazesinde "hayýrsýz oðul" yoktu.
Her gidiþimde;
"Nerede?" diye soruyor. Ölene kadar kimi sorduðunu hiç anlayamadýk.
"Okulda" diyorum.
"Küçük kýz?" Torunum Leyla'yý soruyor. Kýzým Ayþe ile benzerliðinden karýþtýrdýðýný anlýyorum.
"Ne güzel" diyorum kendi kendime. Zamaný durdurmuþ. Onca yýl yýl yaþanan acý-tatlý-doðum-ölüm olaylarýný silmiþ belleðinden.
"Kýz kýz nerede?"
"Evlenecek" diyorum þaka yollu. Seviniyor. Arada bir Tuðba uðruyor yanýna. Son anlarýnda yine Tuðba yanýnda.
--------------
Ölüm!
Güzel ölüm!
Sýcak ölüm!
Hep kendine aldýn benden. Dallarýmý budadýðýný mý düþünürsün sen? Gövdeme vurduðun balta darbeleri ruhumda kan kuyularý açtý. Ýçi irin dolu...
Son banyo zamaný. Kýzkardeþim Yaprak'la giriyoruz yanýna. Teneþir buz gibi belli. Kullanýlmamýþ beyaz sabun kalýbý yýkayýcýnýn elinde süngerle köpürüyor. Önce baþýndan ve sað tarafýndan baþlanýyor. Ustalaþmýþ, biraz da duyarsýzlaþmýþlar. Bir çýrpýda sola çeviriyorlar. Ýncinmesinden, canýnýn yanmasýndan korkuyorum.
"Helâlleþin!" diyor biri elime bir tas su vererek.
Gözleri açýk teyzemin. Bütün anneler gibi bir beklediði var belli. Boðazýma oturuyor geçmiþim. Pamuk gibi bembeyaz saçlarý. Çenesi yukarýya doðru. Bildiðim tüm dualar bir çýrpýda dökülüyor dudaklarýmdan.
"Orada buluþmak üzere". Vedalaþýyorum. Yaprak aðlýyor. Ýlk kez ölümü bu kadar yakýndan görüyor gibi...
Yadsýmayý çocuklar daha çok yaþar. Torunum Ömer annesine soruyor;
"Koca Nine ne zaman dönecek?"
"Ama oðlum Koca Nine öldü ya? Ölüler gelmez ki!"
"Hayýr iþte! Ölmedi. Biz ona çok dua ettik dedemle. O iyileþip geri dönecek."
Yanýt yok!
Dokuz gün sonra ölüm kaðýdýný teslim etmek, kalan eþyalarýný toparlamak için huzurevi merdivenlerinden odasýna giriyorum.
Boþ yatak!
Bitti.
Gitti.
Geride bana kendi doðru bildikleriyle öðrettikleri, anlattýklarý, yaþattýklarý, yaþadýklarýmýz kaldý.
Boþ yatak!
Dolu mezar...
Ýsyaným yok Yüce'ye. Sorgulamam olamaz!
Köprüm yýkýldý.
Yatak boþ,
Mezar dolu...
Haydi bir kez daha okþa saçlarýmdan, öpmeye çalýþ beni. Seni seviyorum Saniye Sultan...
tülin dursun 21/07/2010 kemerburgaz
Tülin DURSUN
"Tülin DURSUN" bütün yazýlarý için týklayýn...
Erken uyandým yine. Akþam iþ dönüþü marketten aldýðým sütü buzdolabýndan çýkardým. Damla sakýzýný havanda döverken kendimle konuþtuðumu fark ettim. Deliriyorum mu ne?
"Delirium tremens"
Bitmenin hangi durumu?
Düþünce kaçaklarýna yakalandým. Fikirler uçuþuyor. Hangisini yakalayýp da birinde karar kýlacaðým?
Yok!
Öyle düþündüðünüz gibi deðil. Demans durumu yok ama fikir saçmalarýna hedef olmaktan kurtulamýyorum.
Oldu iþte. Kývamýnda bir sakýzlý muhallebi. Son yýllarda diabet hastasý da oldu. Sakarinle piþirdim. Üzerine artýk fýstýk koymuyorum. Ýstemiyor. Yutkunma zorluðu da baþladý. Annesini bekleyen yuva çocuklarý gibi gözlüyor yolumu. Her üç günde bir on iki kase muhallebi, çocuk mamasý hazýrlýyorum. Kadýnbudu köfteyi çok seviyor.
Yaklaþýk dokuz yýldýr huzurevinde kalýyor. Tüm yalvarmalarým boþuna. Burada mutlu olduðunu söylüyor. Onun huzurevinde kalma isteði bende huzur býrakmýyor. O huzurevinde huzuru ararken, benim huzursuzluðumdan habersiz...
Buraya gelmeden önce tüm mal varlýðýný T.S.K'ya baðýþlamak istiyor. Heyete çýkmalýymýþ. Yaþý ilerlediðinden heyetten "olmaz" raporu çýkýyor. Sinirleniyor. O zamanlar Ecevit Hükümeti var.
"Benim malýma karýþýyorsunuz ama ayný yaþta olduðum adamlar hükümet yönetiyor. Bu ne iþtir?" Heyettekiler gülüþüyor.
Öz kýzý deðilim. O benim teyzem. Ýki oðlu vardý, biri öldü. Diðeri huzurevinde annesini bastonla öldürmeye çalýþtý. Cenazesinde "hayýrsýz oðul" yoktu.
Her gidiþimde;
"Nerede?" diye soruyor. Ölene kadar kimi sorduðunu hiç anlayamadýk.
"Okulda" diyorum.
"Küçük kýz?" Torunum Leyla'yý soruyor. Kýzým Ayþe ile benzerliðinden karýþtýrdýðýný anlýyorum.
"Ne güzel" diyorum kendi kendime. Zamaný durdurmuþ. Onca yýl yýl yaþanan acý-tatlý-doðum-ölüm olaylarýný silmiþ belleðinden.
"Kýz kýz nerede?"
"Evlenecek" diyorum þaka yollu. Seviniyor. Arada bir Tuðba uðruyor yanýna. Son anlarýnda yine Tuðba yanýnda.
Ölüm!
Güzel ölüm!
Sýcak ölüm!
Hep kendine aldýn benden. Dallarýmý budadýðýný mý düþünürsün sen? Gövdeme vurduðun balta darbeleri ruhumda kan kuyularý açtý. Ýçi irin dolu...
Son banyo zamaný. Kýzkardeþim Yaprak'la giriyoruz yanýna. Teneþir buz gibi belli. Kullanýlmamýþ beyaz sabun kalýbý yýkayýcýnýn elinde süngerle köpürüyor. Önce baþýndan ve sað tarafýndan baþlanýyor. Ustalaþmýþ, biraz da duyarsýzlaþmýþlar. Bir çýrpýda sola çeviriyorlar. Ýncinmesinden, canýnýn yanmasýndan korkuyorum.
"Helâlleþin!" diyor biri elime bir tas su vererek.
Gözleri açýk teyzemin. Bütün anneler gibi bir beklediði var belli. Boðazýma oturuyor geçmiþim. Pamuk gibi bembeyaz saçlarý. Çenesi yukarýya doðru. Bildiðim tüm dualar bir çýrpýda dökülüyor dudaklarýmdan.
"Orada buluþmak üzere". Vedalaþýyorum. Yaprak aðlýyor. Ýlk kez ölümü bu kadar yakýndan görüyor gibi...
Yadsýmayý çocuklar daha çok yaþar. Torunum Ömer annesine soruyor;
"Koca Nine ne zaman dönecek?"
"Ama oðlum Koca Nine öldü ya? Ölüler gelmez ki!"
"Hayýr iþte! Ölmedi. Biz ona çok dua ettik dedemle. O iyileþip geri dönecek."
Yanýt yok!
Dokuz gün sonra ölüm kaðýdýný teslim etmek, kalan eþyalarýný toparlamak için huzurevi merdivenlerinden odasýna giriyorum.
Boþ yatak!
Bitti.
Gitti.
Geride bana kendi doðru bildikleriyle öðrettikleri, anlattýklarý, yaþattýklarý, yaþadýklarýmýz kaldý.
Boþ yatak!
Dolu mezar...
Ýsyaným yok Yüce'ye. Sorgulamam olamaz!
Köprüm yýkýldý.
Yatak boþ,
Mezar dolu...
Haydi bir kez daha okþa saçlarýmdan, öpmeye çalýþ beni. Seni seviyorum Saniye Sultan...
tülin dursun 21/07/2010 kemerburgaz
Tülin DURSUN
"Tülin DURSUN" bütün yazýlarý için týklayýn...
